İslamilminfazileti
Görüntülenen Konuyu

3000

3000

hadis_no konu konu_detay hadis kaynak


2001 zekat MEYVE VE SEBZELERİN ZEKATI "Hz. Cabir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Nehir ve yağmur sularının suladığı şeylerden (zekat olarak) öşür (onda bir) alınır. Hayvanla sulananlardan öşrün yarısı (yirmide bir) zekat alınır." Müslim, Zekat 7, (981); Ebu Davud, Zekat 11, (1597); Nesai, Zekat 25, (5, 42).

2002 zekat MEYVE VE SEBZELERİN ZEKATI "Hz. Muaz (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) bana, sema(dan inen suyun) suladığı mahsülden tam öşür, aletle çıkarılan suyun suladığı mahsülden yarım öşür almamı emretti." Nesai, Zekat 25, (5, 42).

2003 zekat MEYVE VE SEBZELERİN ZEKATI "Attab İbnu Üseyd (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) bize, hurmaya tahmin biçtiğimiz gibi, üzüme de tahmin biçmemizi ve zekatını kuru üzüm olarak almamızı emretti, tıpkı hurmanın zekatını kuru hurma olarak aldığımız gibi."

"Hars" hazr, tahmin ve takdir demektir. Tirmizi, şöyle açıklamıştır: "Hars, bu işi anlayanın ağaca bakıp: "Bu üzümden şu kadar mahsül, bu hurmadan şu kadar hurma çıkar" demesidir. Bunun zekatı adamlara borç yazılır. Yahud takdirci bu mahsulün öşrüne bakar ve bunu sahiplerine borç olarak tesbit eder, sonra mal sahibi ile meyveyi başbaşa bırakır, onlar diledikleri tasarrufu yaparlar. Meyva olgunlaştı mı onlardan öşrünü alır." Tirmizi, Zekat 17, (644); Ebu Davud, Zekat 13, (1603); Nesai, Zekat 100, (5,109); İbnu Mace, Zekat 18, (1819).

2004 zekat MEYVE VE SEBZELERİN ZEKATI "Süleyman İbnu Yesar anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam), Abdullah İbnu Revaha'yı Hayber'e yahudilerle kendi arasında mahsülün takdiri için gönderiyordu. Yahudiler, hanımlarının zinetlerinden ona bazı takılar verip: "Bu sanadır (al, karşılığında) bize yükümüzü hafiflet, taksimde lehimize olarak biraz göz yumuver!" dediler. Abdullah (radıyallahu anh) onlara şu cevabı verdi:

"Ey yahudiler toplumu! Sizler, bana Allah Teala'nın en menfür mahlüklarısınız. Bu, beni size karşı zülme sevketmeyecektir. Bana teklif ettiğiniz rüşvete gelince, o haramdır ve biz bu haramı yemeyiz." Yahudiler:

"Arz ve semavatı ayakta tutan işte bu (dürüstlük)tür!" dediler." Muvatta, Müsakat 2, (2, 703, 704); Ebu Davud, Büyü 36, (3413, 3414).

2005 zekat MADEN VE DEFİNELERİN ZEKÂTI "Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Hayvan(ın sebep olduğu mağduriyet) hederdir, kuyu(nun sebep olduğu mağduriyet) hederdir. Maden (in sebep olduğu mağduriyet) hederdir. Defineye humus (beşte bir nisbetinde zekat) vardır." Buhari, Zekat 66, Şirb 3, Diyet 28, 39; Müslim, Hudüd 45, (1710); Muvatta, Zekat 9; Tirmizi, Zekat 16, (642); Ahkam 37, (1377); Ebu Davud, İmaret 40, (3085); Nesai, Zekat 28, (5, 45); İbnu Mace, Diyat 27, (2673-2676).

2006 zekat MADEN VE DEFİNELERİN ZEKÂTI "Malik (rahimehullah) der ki: "Bizim nazarımızda ihtilafsız makbul olan ve ehl-i ilimden işitmiş olduğumuz görüş (şu)dur: Derler ki: "Rikaz, cahiliye devri insanlarının gömdüklerinden, bir mal sarfını gerektirmeden, nafaka harcamadan, fazla yorgunluk olmadan, yük altına girmeden ele geçirilen şeydir. Mal taleb edilen, çok fazla çalışmayı gerektiren, bazan rastlanıp bazan rastlanmayan şey rikaz değildir." Muvatta, Zekat 9.

2007 zekat MADEN VE DEFİNELERİN ZEKÂTI "Zuba'a Bintu'z-Zübeyr İbnu Abdi'l-Muttalib -ki bu kadın el-Mikdad İbnu Amr (radıyallahu anhüma)'ın nikahı altında idi- anlatıyor: "Mikdad, hacetini kaza etmek üzere Bakiu'I-Habhabe'ye gitti. Orada bir fare, bir delikten bir dinar çıkarıyordu. Sonra birer birer dinarlar çıkarmaya devam etti. Tam on yedi dinar çıkardı. Sonra da kırmızı bir bez çıkardı. Bu, dinarların içine konmuş olduğu bez olmalıydı. Bezin içinden bir dinar daha çıktı. Tamamı onsekiz dinardı. Mikdad bunları Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a götürüp durumu haber verdi ve: "Bunun sadakasını alın!" dedi. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) ona sordu:

"Sen deliğe eğildin mi?"

"Hayır."

"Öyleyse Allah bunu sana mübarek kılsın!" dedi." Ebu Davud, İmaret 40, (3087); İbnu Mace, Lukata 3, (2508).

2008 zekat MADEN VE DEFİNELERİN ZEKÂTI "İbnu Abbas (radıyallahu anhüma) şöyle demiştir: "Anber, rikaz değildir. Bunu deniz atmıştır." Buhari, Zekat 36. Bab başlığında senetsiz gelmiştir.

2009 zekat AT VE KÖLELERİN ZEKÂTI "Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Müslüman üzerine, atı ve kölesi için zekat mükellefiyeti yoktur." Buhari, Zekat 45, 46; Müslim, Zekat 10, (982); Muvatta, Zekat 37, (1, 277); Tirmizi, Zekat 8, (628); Ebu Davud, Zekat 10, (1594, 1595); Nesai Zekat 16, (5, 35).

2010 zekat AT VE KÖLELERİN ZEKÂTI "Sahiheyn'de gelen diğer bir rivayette şöyle buyurulmuştur: "(Kadın veya erkek köle için) sadece sadaka-i fıtr'dan başka bir zekat ödenmez."

2011 zekat BALIN ZEKÂTI "İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Balda on tuluk için bir tuluk zekat vardır." Tirmizi, Zekat 9, (629).

2012 zekat YETİM MALININ ZEKÂTI "Amr İbnu Şuayb an ebihi an ceddihi (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Kim, maI sahibi bir yetime veli olursa, bu malla ticaret yapsın, malın zekatını yiyip bitirmesine terketmesin." Tirmizi, Zekat 15, (641).

2013 zekat ZEKATI VERMEDE ACELE ETMEK "Hz. Ali (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Hz. Abbas (radıyallahu anhüm ), Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a hayırda acele etmek maksadıyla daha senesi dolmadan, erken vakitte zekatın verilmesi husüsunda sormuştu. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) bu hususta ona müsaade etti." Ebu Davud, Zekat 21, (1624); Tirmizi, Zekat 38, (678, 679).

2014 zekat ZEKATI VERMEDE ACELE ETMEK "Zübeyr'in azadlısı Muhammed İbnu Ukbe'den yapılan rivayete göre, Kasım İbnu Muhammed'e, mukatebe akdi yaptığı köle (sin)den aldığı para sebebiyle kendisine zekat düşüp düşmeyeceğini sormuştu. Kasım, kendisine şu cevabı verdi: "Hz. Ebu Bekir (radıyallahu anh) üzerinden bir yıl geçmeyen maldan zekat almazdı." Kasım ilaveten der ki: "Hz. Ebu Bekir (radıyallahu anh), halk kendisine bağışlarda bulunurken onlardan her birine: "Sana zekatı vacib kılacak miktarda malın var mı?" diye sorardı. Adam: "Evet!" derse, onun getirdiği bağıştan, malına düşecek miktarda zekat alırdı. Adam: "Hayır!" diyecek olursa, bağışını adama teslim eder ve hiçbir şey almazdı." Muvatta, Zekat 4, (245).

2015 zekat ZEKÂTLA İLGİLİ MÜTEFERRİK HÜKÜMLER "Hz. Muaz (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) Yemen'e gönderirken kendisine demiştir ki: "Zekat oIarak hububattan hububat aI, davardan koyun aI, deveden erkek veya dişi bir deve (bair) aI, sığırdan da bir sığır aI." Ebu Davud, Zekat 11, (1599); İbnu Mace, Zekat 15, (1814).

2016 zekat ZEKÂTLA İLGİLİ MÜTEFERRİK HÜKÜMLER "Semüre İbnu Cündüb (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) satmak üzere hazırladığımız şeyden zekat vermemizi emrederdi." Ebu Davud, Zekat 2, (1562).

2017 zekat ZEKÂTLA İLGİLİ MÜTEFERRİK HÜKÜMLER "Said İbnu Ebyaz, babası Ebyaz İbnu Hammal (radıyallahu anh)'dan naklettiğine göre, "O (Ebyaz) kavminin, murahhası olarak Hz. Peyamber (aleyhissalatu vesselam)'a geldiği vakit, Resûlullah'la konuşup Sebe halkından zekat almamasını söylemiştir. Hz. Peygamber, ona:

"Ey Sebe'nin kardeşi, demiştir, zekat şart."

"Ey Allah'ın Resülü, bizim ektiğimiz şey sadece pamuk. Sebe halkı dağıldı, onlardan halkı dağıldı, onlardan Me'rib'de az bir halk kaldı" dedi.

Bunun üzerine Resulullah (aleyhissalatu vesselam), Me'rib'de kalan Sebeliler için her yıl, Meafiri kumaşın değerine denk, yetmiş takım kumaş elbise vermeleri şartıyla sulh antlaşması yaptı. Onlar bu zekatı, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) vefat edinceye kadar ödemeye devam ettiler. Sonra Hz. Ebu Bekir (radıyallahu anh) de hayatı boyunca bu antlaşmayı te'yid etti. Hz. Ebu Bekir vefat edince bu antlaşma sona erdi, onlardan zekatın muktezasına göre vergi alındı." Ebu Davud, İmaret 27, (3028).

2018 zekat ZEKÂTLA İLGİLİ MÜTEFERRİK HÜKÜMLER "Tavüs (rahimehumullah) anlatıyor: "Hz. Muaz (radıyallahu anh), Yemen ahalisine dedi ki: "Bana arpa ve mısır yerine size daha kolay gelen Medine'de Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın Ashabı için de daha muvafık olan arz getirin, giyecek getirin." Buhari, Zekat 33. Buhari, bu rivayeti senetsiz olarak, bab başlığında kaydeder.

2019 zekat FITIR SADAKASI "İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) sadaka-i fıtrı müslümanlardan büyük-küçük, kadın-erkek, her bir hür ve köle üzerine bir sa' hurma veya bir sa' arpa olarak farz kıldı." Buhari, Zekat 70, 71, 73, 74, 76, 78; Müslim, Zekat 13, (984); Muvatta, Zekat 51, 53, 55, (1, 283); Tirmizi, Zekat, 35, (676); Ebu Davud, Zekat 19, (1611, 1612, 1613, 1614, 1615); Nesai, Zekat 30, 31, 32, 33, 34, 41, (5, 47); İbnu Mace Zekat 21, (1926).

2020 zekat FITIR SADAKASI "Bir başka rivayette de şöyle gelmiştir: "Halk (Hz. Muaviye'nin bir hitabesi üzerine) yarım sa' buğdayı bir sa' hurmaya denk kıldılar. İbnu Ömer Hazretleri (radıyallahu anhüma) fıtır sadakasını hurmadan verirdi. (Bir sene) Medine halkı hurmaya muhtaç oldu. İbnu Ömer (o yıl) sadaka-i fıtrını arpadan verdi." Buhari, Zekat 77.

2021 zekat FITIR SADAKASI "Ebu Said (radıyallahu anh) anlatıyor: "Biz sadaka-i fıtrı bir sa' yiyecek veya bir sa' arpa veya bir sa' hurma veya bir sa' ekıt (denen yoğurt kurusu) veya bir sa' kuru üzümden çıkarırdık." Buhari, Zekat 72, 73, 75, 76; Müslim, Zekat 18, (985); Muvatta, Zekat 53, (1, 284); Tirmizi, Zekat 35, (673); Ebu Davud, Zekat 19, (1616, 1617, 1618); Nesai, Zekat 37, 38, 39, 42, 43, (5, 51); İbnu Mace, Zekat 21, (1829).

2022 zekat FITIR SADAKASI "Amr İbnu Şuayb, an ebihi an ceddihi (radıyallahu anh) tarikinden anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) Mekke caddelerinde dellal çıkararak şöyle ilan ettirdi:

"Duyduk duymadık demeyin! Sadaka-i fıtr her müslümana, erkek-kadın, hür-köle, küçük-büyük olsun vacibtir. Bu, ya iki müdd buğday veya onun dışında bir sa' yiyecektir." Tirmizi, Zekat 35, (674).

2023 zekat FITIR SADAKASI "Nafi (rahimehullah) anlatıyor: "İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) ramazan zekatını müdd-i Nebi (aleyhisselam) ile verirdi. Kefaret-i yemini de müdd-i Nebi ile öderdi." Buhari, Keffaratu'l-Eyman 5.

2024 zekat FITIR SADAKASI "Kays İbnu Sa'd İbnu Ubade anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam), zekat emri gelmezden önce, bize sadaka-i fıtr'ı emretmişti. Zekat farz kılınınca, fıtır sadakasını ne emretti ne de nehyetti. Biz onu yerine getirmeye devam ettik..." Nesai, Zekat 35, (5, 49); İbnu Mace, Zekat 21, (1828).

2025 zekat ZEKÂT TAHSİLDARININ HAK VE VAZİFELERİ "Ebu Humeyd es-Saidi (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) zekat toplama işinde bir adam istihdam etti. -Bir rivayette "Beni Süleym'in zekatını toplama işinde" denmiştir- Adam vazifeden dönünce:

"Bu size aittir, şu da bana hediye edilenler!" dedi. Bunun üzerine Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) (öfkeyle) minbere çıkıp, Allah'a hamd ve senada bulunduktan sonra şunları söyledi:

"Emma ba'd, Ben sizden birini, Allah'ın bana tevdi ettiği bir işte istihdam ederim. Sonra o gelir:

"Bu size aittir, şu da bana hediye edilenler!" der. Bu adama, babasının veya anasının evinde otursaydı da, eğer doğru sözlüyse hediyesi ayağına gelseydi ya! Vallahi sizden kim haksız bir şey alırsa mutlaka onu boynunda taşır olduğu halde Kıyamet günü Allah'la karşılacaktır. Eğer bu haksız aldığı şey deve ise böğürecek, sığırsa möleyecek, koyunsa meleyecek!"

Sonra Resûlullah ellerini kaldırdı, o kadar ki koltuk altındaki beyazlık gözüktü:

"Allah'ım tebliğ ettim mi?" dedi ve bu sözünü üç kere tekrar etti." Buhari, Hiyel 15, Cum'a 29, Zekat 67, Hibe 17, Eyman 3, Ahkam 24, 41; Müslim, İmaret 26, (1832); Ebu Davud, İmaret 11, (2946).

2026 zekat ZEKÂT TAHSİLDARININ HAK VE VAZİFELERİ "Beşir İbnu'l-Hasasiye (radıyallahu anh) anlatıyor: "Ey Allah'ın Resülü! dedik, zekat toplayanlar, bize haksızlık edip borcumuzdan fazlasını alıyorlar, biz malımızdan haksızlıkları kadarını gizleyelim mi?"

"Hayır!" cevabını verdi." Ebu Davud, Zekat 5, (1586,1587).

2027 zekat ZEKÂT TAHSİLDARININ HAK VE VAZİFELERİ "Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Zekatta haddi aşan, vermeyen gibidir." Ebu Davud, Zekat 4, (1585); Tirmizi, Zekat 19, (646); İbnu Mace, Zekat 14, (1908).

2028 zekat ZEKÂT TAHSİLDARININ HAK VE VAZİFELERİ "C'abir İbnu Atik (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Size bir grup sevimsiz atlılar gelecek. Geldikleri zaman, onları iyi karşılayın. Onlarla talep ettikleri şeylerin arasından çekilin. Adalet ederlerse bu kendi lehlerinedir. Zulmederlerse bu da onların aleyhlerindedir. Siz onları razı edin. Zekatınızın kemali onların rızasına bağlıdır. (Öyle ise onları razı edin ki) sizlere dua etsinler." Ebu Davud, Zekat 5, (1588).

2029 zekat ZEKÂT TAHSİLDARININ HAK VE VAZİFELERİ "Rafi' İbnu Hadic (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Zekatı hakkaniyetle toplayan tahsildar, evine dönünceye kadar, AIIah Teala yolunda cihad yapan asker gibidir." Ebu Davud, İmaret 7, (2936); Tirmizi, Zekat 18, (645); İbnu Mace, Zekat 14, (1809).

2030 zekat ZEKÂT TAHSİLDARININ HAK VE VAZİFELERİ "Abdullah İbnu Ebi Evfa (radıyallahu anh) anlatıyor: "Babam ashabu'ş-şecereden idi. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) kendisine bir kavm zekatlarını getirince şöyle dua buyururlardı:

"Allah'ım Ebu Evfa'ya rahmet buyur" diye dua etti." Buhari, Zekat 64, Meğazi 35, Daavat 19, 33; Müslim Zekat 176, (1078); Ebu Davud, Zekat 6,(1590); Nesai Zekat 13, (5,31).

2031 zekat ZEKÂT KİMLERE HARAM? "Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Hasan İbnu Ali (radıyallahu anhüma) zekat hurmasından bir tanesini alıp, hemen ağzına attı. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam): "Hişt, hişt at onu! Bilmiyor musun, biz zekat yemiyoruz!" -veya: "Bize zekat helal değildir!-" diye müdahale etti." Buhari, Zekat 60, 57, Cihad 188; Müslim, Zekat 161, (1069).

2032 zekat ZEKÂT KİMLERE HARAM? "Yine Sahiheyn'de gelen bir diğer rivayette şöyle denmiştir: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Ben bazan evime dönüyor, yatağımda veya odamda yere düşmüş bir hurma buluyorum. Onu yemek üzere kaldırdığım vakit, "bu, sadaka hurması olmasın?" diye aklıma geliyor, korkup (tekrar yere) atıyorum." Buhari, Lukata 6; Müslim, Zekat 162,163, (1070); Ebu Davud, Zekat 29, (1651,1652).

2033 zekat ZEKÂT KİMLERE HARAM? "Yine Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) efendimiz, kendisine bir yiyecek getirilince, mahiyeti hakkında sorardı. Eğer "hediye olduğu" söylenirse ondan yerdi, "sadaka olduğu" söylenirse yemeyip Ashabına, "Siz yiyin!" derdi." Buhari, Hibe 5; Müslim, Zekat 175, (1077); Tirmizi, Zekat 25, (656); Nesai, Zekat 98, (5, 107).

2034 zekat ZEKÂT KİMLERE HARAM? "(Peygamberimizin azadlısı) Ebu Rafi' (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam), Beni Mahzüm'dan bir adamı zekat toplamak üzere gönderdi. Adam bana: "Benimle sen de gel, zekattan sana da bir pay düşsün" dedi. Kendisine "Hele Resûlullah'a bir sorayım" cevabını verdim ve sordum. Efendimiz: "Bir kavmin azadlısı o kavimden sayılır, bize sadaka helal değildir" buyurdu."

İbnu'l-Esir der ki: "Bütün mezheplerce meşhur olan görüşe göre, Beni Haşim ve Beni Muttalib'in azadlılarına zekat haram değildir. Bu meselede Şafi mezhebinde iki görüş mevcuttur: Birine göre, Beni Haşim ve Beni Muttalib'e zekatı haram kılan sebebin sona ermesi ve zekata bedel pay aldıkları humus hissesinin ortadan kalkmış olmasından dolayı zekat haram olmaz.

Diğerine göre, bu hadis sebebiyle haramdır.

Ortadaki bu ihtilafın -yani sadaka Beni Haşim ve Muttalib azadlılarına haram değil diyen görüşle haram olduğunu söyleyen bu hadisin te'lifine gelince: Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) bu sözü, Ebu Rafi'e, tenzihen ve kendilerine benzemeye ve sünnetine uymaya teşviken söylemiş olmalıdır (gerçek manada haram etmek ve kesin bir hükümle yasaklamak maksadıyla değil.)" Tirmizi, Zekat 25, (657); Ebu Davud, Zekat 29, (1650); Nesai, Zekat 97, (5,107). Hadisin metni Ebu Davud ve Tirmizi'nin metnidir.

2035 zekat ZEKÂT KİMLERE HARAM? "Abdullah İbnu Amr İbni'l-As (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Sadaka, ne zengine ne de sakatlığı olmayan güçlüye helal değildir." Tirmizi, Zekat 23, (652); Ebu Davud, Zekat 23, (1634); Nesai, Zekat 90, (5, 99); İbnu Mace, Zekat 26, (1839).

2036 zekat ZEKÂT KİMLERE HARAM? "Ata İbnu Yesar merhum anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Sadaka şu beş kişi dışında zengine helal değildir:

1- AIIah yolunda gazveye çıhan,

2- Sadakayı toplamak için çalışan

3- Borçlanan,

4- Sadaka malını kendi parasıyla satın alan,

5- Komşusu fakir olan kimse. Şöyle ki: Bu fakire sadaka verilir, o da bundan zengin komşusuna hediyede bulunur." Muvatta, Zekat 29, (1, 268); Ebu Davud, Zekat 22, (1635, 1636); İbnu Mace, Zekat 27, (1841).

2037 zekat ZEKÂT KİMLERE HELÂLDİR? "Ziyad İbnu'l-Haris es-Sudai (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a gelip biat ettim. O sırada bir adam gelerek: "Bana sadakadan ver!" dedi. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) adama: "Allah, sadakalar hususunda, ne herhangi bir peygambere ne de bir başkasına hüküm verme yetkisi tanımadı, hükmü bizzat kendisi verdi. Ve, sadakaları sekiz hisseye ayırdı. Eğer sen bunlardan birine girersen senin hakkını derhal sana veririm" buyurdu." Ebu Davud, Zekat 23, (1630).

2038 zekat ZEKÂT KİMLERE HELÂLDİR? "İsmi Nüseybe olan Ümmü Atiyye (radıyallahu anha) anlatıyor: "Bana bir koyun tasadduk edilmişti. Hz. Aişe (radıyallahu anha)'ye bir miktar et gönderdim. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) o sırada Hz. Aişe'ye:

"Yiyecek birşeyler var mı?" diye sormuş, Hz. Aişe (radıyallahu anha) de:

"Hayır! Ancak, Nüseybe'nin şu (kendisine tasadduk edilen) koyundan gönderdiği bir miktar et var" cevabını vermiş. Resûlullah:

"Getir onu, o koyun yerini bulmuş (bize hediye olarak gelen zekat olmaktan çıkmış)tır" demiş." Buhari, Zekat 31, 62, Hibe 5; Müslim, Zekat 174, (1076).

2039 zekat ZEKÂT KİMLERE HELÂLDİR? "Yine Sahiheyn'de ve ayrıca Ebu Davud ve Nesai'de Hz. Enes (radıyallahu anh)'den rivayet edilen bir hadiste denmiştir ki:

"Berire (radıyallahu anha)'ye tasadduk edilen bir etten Resûlullah'a ikram edilmişti. (Etin menşeini öğrenen Resûlullah: "Bu ona sadakadır, bize ise hediyedir" buyurdu." Buhari, Zekat 62, Hibe 5; Müslim, Zekat 170, (1074); Ebu Davud, Zekat 30, (1655).

2040 zekat ZEKÂT KİMLERE HELÂLDİR? "Beşir İbnu Yesar (rahimehullah)'dan nakledildiğine göre, Sehl İbnu Ebe Hasme denen Ensar'dan bir zat ona şunu haber vermiştir:

"Resûlullah (aleyhissalatu vesselam), kendisine (Sehl'e) zekat develerinden yüz tanesini diyet olarak ödemiştir. Yani, Hayber'de öldürülen Ensari'nin diyeti olarak." Ebu Davud, Diyat 8, 9, (4521, 4523); Buhari, Diyat 22.

2041 zekat ZEKÂT KİMLERE HELÂLDİR? "Rezin'in kaydettiği bir rivayette, Ebu Las el-Huzai demiştir ki: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam), (bizi hacca giderken) sadaka develerine bindirdi." Buhari, Zekat 49, Ahmed İbnu Hanbel 4, 221. (Bu rivayeti Rezin ilave etmiştir. Buhari muallak olarak kaydeder. Ahmed İbnu Hanbel de Müsned'de.

2042 zühd-fakr ZÜHD VE FAKRIN MEDHİ VE BUNLARA TEŞVİK "Sehl İbnu Sa'd (radiyallahu anh) anlatıyor: "Bir adam, Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a uğradı. Efendimiz, yanında bulunan bir zata: "şu gelen kimse hakkında reyin nedir?" diye sordu. Adam: "O, halkın eşrafındandır, bu vallahi bir kıza talib olsa hemen evlendirilmeye; birisi lehine şefaatte bulunsa, şefaatının yerine getirilmesine layıktır" dedi. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) sükut buyurdular. Derken az sonra bir adam daha uğradı. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) yanındakine: "Pekiyi bunun hakkında reyin nedir?" dedi. Adam: "Ey Allah'ın Resulü! Bu, müslümanların fakir takımındandır. Vallahi, bu bir kıza talib olsa evlendirilmemeye, şefaatte bulunsa itibar edilmemeye, bir şey söylese dinlenilmemeye layıktır?" cevabını verdi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Bu, onun gibilerin bir arz dolusundan daha hayırlıdır?" buyurdu." Buhari, Rikak 16, Nikah 15, İbnu Mace, Zühd 5, (4120).

2043 zühd-fakr ZÜHD VE FAKRIN MEDHİ VE BUNLARA TEŞVİK "Ebu Zerr (radiyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) efendimiz buyurdular ki: "dünyada zahidlik, helal olanı haram etmek veya malı ziyan etmekle olmaz. Gerçek zahidlik, AIIah'ın elinde olana, kendi elinde olandan daha çok güvenmen ve bir musibete düştüğün zaman getireceği sevabı sebebiyle, onun devamına rağbet göstermendir." Rezin şunu ilave etti: "zira Allah Teala Hazretleri şöyle buyurmuştur: "Bu, kaybettiğinize üzülmemeniz ve Allah 'ın size verdiği nimetlerle şımarmamanız içindir" (Hadid 23)." Tirmizi, Zühd 29, (2341); İbnu Mace, Zühd 1, (4100).

2044 zühd-fakr ZÜHD VE FAKRIN MEDHİ VE BUNLARA TEŞVİK "Hz. Aişe (radiyallahu anha) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "(Ey Aişe! Cennette) benimle olman seni mesrur edecekse sana dünyadan bir yolcunun azığı kadarı kifayet etmelidir. Sakın zenginlerle sohbet arkadaşlığı etme. Bir elbiseye yama vurmadan eskimiş addetme." Rezin şunu ilave etmiştir: "Urve dedi ki: "Hz. Aişe (radiyallahu anha), bir elbiseyi eskitip yamamadıkça ve içini dışına ters çevirip (bir zamanlar da öyle giyerek iyice eskitmedikçe) yenilemezdi. Bir gün kendisine, Muaviye tarafından gönderilmiş olan seksenbin (dirhem) geldi. Bu paradan, akşama tek dirhem kalmadı (hepsini tasadduk etti). Cariyesi ona: "Bana ondan bir dirhemlik olsun et alsaydın ya!" dedi. Hz. Aişe: "(Para varken) hatırlatmış olsaydın, isteğini yapardım" dedi." Tirmizi, Libas 38, (1781).

2045 zühd-fakr ZÜHD VE FAKRIN MEDHİ VE BUNLARA TEŞVİK "Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalatu vessselam) şöyle dua ederdi: "Allah'ım, Al-i Muhammed'in rızkını belini doğrultacak kadar ver -Bir diğer rivayette- "yetecek kadar ver" buyurmuştur." Buhari, Rikak 17; Müslim, Zekat 126, (1055); Tirmizi, Zühd 38, (2362).

2046 zühd-fakr ZÜHD VE FAKRIN MEDHİ VE BUNLARA TEŞVİK "Hz. Enes (radiyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) şöyle dua etmişti: "AIIah'ım, beni miskin olarak, yaşat, miskin olarak ruhumu kabzet, kıyamet günü de miskinler zümresiyle birlikte haşret." Hz. Aişe (radiyallahu anha) atılarak sordu: "Niçin ey Allah'ın Resulu?" "Çünkü, dedi, onlar cennete, zenginlerden kırk bahar önce girecekler. Ey Aişe! fakirleri sev ve onları (rivayet meclisine) yaklaştır, ta ki kıyamet günü AIIah da sana yaklaşsın." Diğer bir hadiste: "beşyüz yıl" tabiri vardır. İki hadis şöyle cem'edilir: "Kırktan maksad hırs sahibi fakirin, hırs sahibi zenginden öne geçeceği müddettir. Beşyüzden maksad, zahid fakirin hırslı zenginden önce gireceği müddettir. Böylece hırs sahibi fakir, zahid fakirin yirmibeş derece üstünlüğüne nazaran iki derecelik bir üstünlüğe sahiptir. Bu kırkın beşyüze nisbetidir. Bu ve benzeri takdirler Resulullah'ın lisanında mücazefe veya tesadufi olarak cereyan etmez. Bilakis idrak ettiği bir sır veya ilminin ihata ettiği bir nisbet sebebiyle söylenmiştir. Zira o hevadan konuşmaz." Tirmizi, Zühd (2353).

2047 zühd-fakr ZÜHD VE FAKRIN MEDHİ VE BUNLARA TEŞVİK "Hz. Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Fukaralar, cennete zenginlerden beşyüz yıl önce girerler. Bu (Allah'ın indinde) yarım gündür." Tirmizi, Zühd 37, 2354).

2048 zühd-fakr ZÜHD VE FAKRIN MEDHİ VE BUNLARA TEŞVİK "Ebu Abdirrahman el-Hubuli anlatıyor: "Bir adam Abdullah İbnu Amr (radiyallahu anh)'a sorarak dedi ki: "Biz muhacirlerin fakirlerinden değil miyiz?" Abdullah da ona sordu: "Kendisine sığındığın bir zevcen var mı?" Adam: "Evet" dedi. Abdullah: "Senin oturduğun bir meskenin var mı?" Adam: "Evet!" deyince Abdullah: "Sen zenginlerdensin!" dedi. Adam: "Benim bir de hizmetçim var!" diye ilave edince, Abdullah: "Öyleyse sen krallardansın!" dedi." Müslim, Zühd 37, (2979).

2049 zühd-fakr ZÜHD VE FAKRIN MEDHİ VE BUNLARA TEŞVİK "Ebu Said (radiyallahu anh) anlatıyor: "Muhacirlerin fakirlerinden bir grupla birlikte oturmuştum. Bunlardan bir kısmı, bir kısmı (nın karaltısından istifade) ile çıplaklıktan korunuyordu. Bir kadın da bize (Kur'an) okuyordu. Derken Resulullah (aleyhissalatu vesselam) çıkageldi ve üzerimizde dikildi. Resulullah'ın yanımızda dikilmesi üzerine kadın okumayı bıraktı. Resulullah da selam verdi ve: "Ne yapıyorsunuz?" diye sordu. "Ey Allah'ın ResuIu! dedik, o karımızdır, bize (Kur'an) okuyor. Biz de AIIah Teala'nın kitabını dinliyoruz." Bunun üzerine Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "ümmetim arasında, kendileriyle birlikte sabretmem emredilen kimseleri yaratan Allah'ıma hamdolsun!" dedi. Sonra, kendisini bizimle eşitlemek üzere Resulullah, ortamıza oturdu. Ve eliyle işaret ederek: "şöyle (halka yapın)" dedi. Cemaat hemen etrafında halka oldu, yüzleri ona döndü. Ebu Said der ki: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'ın onlar arasında benden başka birini daha tanıyor görmedim. (Herkes yeni baştan vaziyetini alınca) Resulullah şu müjdeyi verdi: "Ey yoksul muhacirler, size müjdeler olsun! Size kıyamet günündeki tam nuru müjde ediyorum. Sizler cennete, insanların zenginlerinden yarım gün önce gireceksiniz. Bu yarım gün, (dünya günleriyle) beşyüz yiI eder." Ebu Davud, İlim 13, (3666); Tirmizi, Zühd 37, (2352).

2050 zühd-fakr ZÜHD VE FAKRIN MEDHİ VE BUNLARA TEŞVİK "Usame İbnu Zeyd (radiyallahu anhuma) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "(Miraç sırasında) cennetin kapısında durup içeri baktım. Oraya girenlerin büyük çoğunIuğunun miskinler olduğunu gördüm. Dünyadaki imkan sahiplerinin cehennemlikleri ateşe gitmeye emrolunmuşlardı, geri kalanlar da mahpus idiler. Cehennemin kapısında da durdum. Oraya girenlerin büyük çoğunluğu da kadınlardı." Buhari, Rikak 51, Müslim, Zühd 93, (2736).

2051 zühd-fakr ZÜHD VE FAKRIN MEDHİ VE BUNLARA TEŞVİK "Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Bana zayıflarınızı arayın. Zira sizler, zayıflarınız sebebiyle yardıma ve rızka mazhar kılınıyorsunuz." Ebu Davud, Cihad 77, (2594); Tirmizi, Cihad 24, (1702); Nesai, Cihad 43, (6, 45-46).

2052 zühd-fakr ZÜHD VE FAKRIN MEDHİ VE BUNLARA TEŞVİK "Yine Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) efendimiz buyurdular ki: "Allah hiçbir peygamber göndermedi ki, koyun çobanlığı yapmamış olsun." "Sen de mi, Ey Allah'ın Resulu?" diye sordular. "Evet, dedi ben de bir miktar kırat mukabili Mekke ehline koyun güttüm." Buhari, İcare 2; Muvatta,18 (2, 971); İbnu Mace, Ticaret 5, (2149).

2053 zühd-fakr ZÜHD VE FAKRIN MEDHİ VE BUNLARA TEŞVİK "Abdullah İbnu Muğaffel (radiyallahu anh) anlatıyor: "Bir adam gelerek "Ey Allah'ın Resulu! Ben seni seviyorum" dedi. Resulullah: "Ne söylediğine dikkat et!" diye cevap verdi. Adam: "Vallahi ben seni seviyorum!" deyip, bunu üç kere tekrar etti. Resulullah (aleyhissalatu vesselam), bunun üzerine adama: "Eğer beni seviyorsan, fakirlik için bir zırh hazırla. Çünkü beni sevene fakirlik, hedefine koşan selden daha süratli gelir." Tirmizi, Zühd 36, (2351).

2054 zühd-fakr ZÜHD VE FAKRIN MEDHİ VE BUNLARA TEŞVİK "Hz. Ali (radiyallahu anh) anlatıyor: "Biz Resulullah (aleyhissalatu vesselam) ile birlikte otururken uzaktan Mus'ab İbnu Umeyr (radiyallahu anh) göründü, bize doğru geliyordu. Üzerinde deri parçası ile yamanmış bir bürdesi vardı. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) onu görünce, (Mekke'de iken giyim kuşam yönünden yaşadığı) bolluğu düşünerek ağladı. Sonra şunu söyledi: "(Gün gelip, sizden biri, sabah bir elbise, akşam bir başka elbise giyse ve önüne yemek tabakalarının biri getirilip diğeri kaldırılsa ve evlerinizi de (halılar ve kilimler ile) Kabe gibi örtseniz o zamanda nasıl olursunuz?" "O gün, dediler, biz bu günümüzden çok daha iyi oluruz. Çünkü hayat külfetimiz karşılanmış olacak, biz de ibadete daha çok vakit ayıracağız." "Hayır! buyurdu, bilakis siz bugün o günden daha iyisinizdir." Tirmizi, Kıyamet 36, (2478).

2055 zühd-fakr ZÜHD VE FAKRIN MEDHİ VE BUNLARA TEŞVİK "Ebu Umame İbnu Salebe el-Ensari (radiyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'ın yanında dünyayı zikretmişlerdi. Buyurdular ki: - "Duymuyor musunuz, işitmiyor musunuz? Mütevazi giyinmek imandandır, mütevazi giyinmek imandandır!" Ebu Davud, Tereccül 1, (4161); İbnu Mace, Zühd 22, (4118)

2056 zühd-fakr ZÜHD VE FAKRIN MEDHİ VE BUNLARA TEŞVİK "Hz.Cabir (radiyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'ın yanında bir adamın çok ibadet ettiğinden, bir diğerinin de vera sahibi olduğundan bahsedilmişti. Efendimiz: "Vera'ya denk olacak onunla tartılabilecek bir şey yoktur!" buyurdu." Tirmizi, Kıyamet 61,(2521)

2057 Fakr HZ.PEYGAMBER (S.A.S.) VE ASHABININ YAŞAYIŞLARINDA FAKR "Atiyye es-Sa'di (radiyallahu anha) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Kişi mahzurlu olan şeyden korkarak mahzursuz olanı terketmedikçe gerçek takvaya ulaşamaz." Tirmizi, Kıyamet 20, (2453).

2058 Fakr HZ.PEYGAMBER (S.A.S.) VE ASHABININ YAŞAYIŞLARINDA FAKR "Hz. Aişe (radiyallahu anha) anlatıyor: "Bazı aylar olurdu, hiç ateş yakmazdık, yiyip içtiğimiz sadece hurma ve su olurdu. Ancak, bize bir parçacık et getirilirse o hariç." Diğer bir rivayette: "Resulullah ölünceye kadar Muhammed (s.a.s.) ailesi buğday ekmeğini üst üste üç gün doyuncaya kadar yememiştir" denmiştir. Bir diğer rivayette: "Muhammed (aleyhisselam) bir günde iki sefer yedi ise, biri mutlaka hurma idi" denmiştir." Buhari, Et'ime 23, Rikak 17; Müslim, Zühd 20-27, (2970-2973); Tirmizi, Zühd 38, (2357, 2358), 35, (2473).

2059 Fakr HZ.PEYGAMBER (S.A.S.) VE ASHABININ YAŞAYIŞLARINDA FAKR "İbnu Abbas (radiyallahu anhuma) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) ve ailesi üst üste pek çok geceleri aç geçirirler ve akşam yemeği bulamazlardı. Ekmekleri çoğunlukla arpa ekmeği idi." Tirmizi, Zühd 38, (2361).

2060 Fakr HZ.PEYGAMBER (S.A.S.) VE ASHABININ YAŞAYIŞLARINDA FAKR "Numan İbnu Beşir (radiyallahu anhuma) anlatıyor: "Hz. Ömer (radiyallahu anh) insanların nail oldukları dünyalıktan söz etti ve dedi ki: "Gerçekten ben Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'ın bütün gün açlıktan kıvrandığı halde, karnını doyurmaya adi hurma bile bulamadığını gördüm." Müslim, Zühd 36, (2978).

2061 Fakr HZ.PEYGAMBER (S.A.S.) VE ASHABININ YAŞAYIŞLARINDA FAKR "Hz. Enes (radiyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Şurası muhakkak ki, Allah hakkında benim korkutulduğum kadar kimse korkutulmamıştır. Allah yolunda bana çektirilen eziyet kadar kimseye eziyet çektirilmemiştir. Zaman olmuştur, otuz gün ve otuz gecelik bir ay boyu, Bilal (r.a.) ile benim yiyeceğim, Bilal (r.a.) 'in koltuğunun altına şıkışacak miktarı geçmemiştir." Tirmizi, hadisin sahih olduğunu belirtir ve ilave eder: "Bu durum Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'ın (amcası Ebu Talib olduğu zaman, Taif'te yeni bir hami bulmak ümidiyle, müşriklerden) kaçarak Hz.Bilal (r.a.) 'le Mekke'den çıktığı zamanla ilgilidir." Tirmizi, Kıyamet 35, (2474).

2062 Fakr HZ.PEYGAMBER (S.A.S.) VE ASHABININ YAŞAYIŞLARINDA FAKR "Yine Hz. Enes (radiyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a arpa ekmeği ile kokusu değişmiş erimiş yağ getirmiştim. (Bir seferinde) şöyle söylediğini işittim: "Muhammed (s.a.s.) ailesinde, dokuz kadın bulunduğu bir zamanda, ne bir sa' hurma, ne de bir sa' hububat gecelememiştir." Buhari, Rehn 1, Büyü 14; Tirmizi, Büyü 7, (1215); Nesai, Büyü 50, (7, 288).

2063 Fakr HZ.PEYGAMBER (S.A.S.) VE ASHABININ YAŞAYIŞLARINDA FAKR "Hz. Ali (radiyallahu anh) anlatıyor: "Evimden soğuk bir günde çıktım. Çok açtım, (yiyecek) bir şey arıyordum. Bir yahudiye rastladım, bahçesinde çıkrıkla sulama yapıyordu. Duvardaki bir açıklıktan adama baktım. "Ne istiyorsun ey bedevi, kovasını bir hurmaya bana su çeker misin?" dedi. Ben de: "Evet! ama kapıyı aç da gireyim!" dedim. Adam kapıyı açtı, ben girdim, bir kova verdi. Su çekmeye başladım. Her kovada bir hurma verdi. İki avucum hurma ile dolunca kovayı bıraktım ve bu bana yeter deyip hurmaları yedim, sudan içip sonra mescide geldim." Tirmizi, Kıyamet 35, (2475).

2064 Fakr HZ.PEYGAMBER (S.A.S.) VE ASHABININ YAŞAYIŞLARINDA FAKR "Hz. Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bir gün (veya gece mutad olmayan bir saatte) mescide geldi. Orada Hz. Ebu Bekir (r.a.) ve Hz. Ömer (r.a.) 'e rastladı. Onlara (bu saatte) niye geldiklerini sordu. "Bizi evden çıkaran açlıktır!" dediler. Resulullah da: "Beni de evde çıkaran açlıktan başka bir şey değil!" buyurdu. Hep beraber Ebu'I-Heysem İbnu'I Teyyihan'a gittiler. O, bunlar için arpadan ekmek yapılmasını emretti. Ekmek yapıldı. Sonra kalkıp bir koyun kesti. Yanlarında bir hurma ağacında asılı olan tatlı suyu indirdi. Derken yemek geldi, yediler ve o sudan içtiler. Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "şu günün nimetinden (kıyamet günü) hesap sorulacak! Açlık sizi evinizden çıkardı. Bu nimetlere nail olduktan sonra dönüyorsunuz!" buyurdu." Müslim, Esribe 140, (2038); Muvatta, Sifatu'n Nebi 28, (2, 932); Tirmizi, Zühd 39, (2370).

2065 Fakr HZ.PEYGAMBER (S.A.S.) VE ASHABININ YAŞAYIŞLARINDA FAKR "Utbe İbnu Gazvan (radiyallahu anh) anlatıyor: "Gerçekten ben kendimi, Resulullah (aleyhissalatu vesselam) ile birlikte olan yedi kişiden yedincisi olarak göçmüşümdür. Huble yaprağından başka yiyeceğimiz yoktu. Öyle ki avurtlarımız yara oldu." Müslim, Zühd 15, (2967).

2066 Fakr HZ.PEYGAMBER (S.A.S.) VE ASHABININ YAŞAYIŞLARINDA FAKR "Ebu Talha (radiyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a açlıktan şikayet ettik ve karınlarımızı açıp gösterdik. Herkeste bir taş vardı. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) da karnını açtı, O 'nda iki taş vardı." Tirmizi, Zühd 39, (2372).

2067 Fakr HZ.PEYGAMBER (S.A.S.) VE ASHABININ YAŞAYIŞLARINDA FAKR "Fudale İbnu Ubeyd (radiyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) halka namaz kıldırırken, bazı kimseler açlık sebebiyle kıyam sırasında yere yıkılırlardı. Bunlar Ashab-ı Suffe idi. (Medine'de misafireten bulunan) bedeviler, bunlara delirmiş derlerdi. Efendimiz namazdan çıkınca yanlarına uğrar ve: "Eğer (bu çektiğiniz sıkıntı sebebiyIe) Allah indinde elde ettiğiniz mükafaatı bilseydiniz, fakirlik ve ihtiyaç yönüyle daha da artmayı dilerdiniz" derdi." Tirmizi, Zühd 39, (2369).

2068 zinet TAKILAR HAKKINDA "Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) (İran Kisrasına göndermek için) bir mektub yazmıştı. Kendisine: "Onlar mühürlü olmayan mektubu okumazlar" denildi. Bunun üzerine gümüş bir mühür yaptırdı. Üzerine Muhammed Resûlullah cümlesini kazdırdı. Cemaate de:

"Ben bir mühür yaptırdım. Üzerine Muhammed Resûlullah kazdırdım, kimse bunu yüzüğüne kazdırmasın" buyurdu."

Bir rivayette şöyle gelmiştir: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) sağ (eli) ne gümüş bir yüzük taktı. Kaşı Habeşi idi. Karşı avucunun içine geliyordu." Buhari, Libas 46, 50, 51, 54, 55; Müslim, Mesacid 222, (640); Ebu Davud, Hatim 1-2, (4214-4217, 4221); Tirmizi, İsti'zan 25, (2719), Libas 14-17, (1739-1748); Nesai; İbnu Mace, Libas 39, (3639), 41, (3645).

2069 zinet TAKILAR HAKKINDA "İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) kendisine altından bir yüzük yaptırdı. Bunun üzerine halk da altın yüzükler yaptırdı. Bilahare aleyhissalatu vesselam minbere çıkıp oturdu, yüzüğü çıkardı ve:

"Vallahi bunu ebediyen takmıyacağım!" dedi. Halk da yüzüklerini çıkarıp attılar."

Bir rivayette şu ziyadeyi yaptı: "Yüzüğü sağ eline takmıştı. "Bir diğerinde de şu ziyade vardır: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) gümüşten bir mühür edindi, eline takmıştı. Sonra Hz. Ebu Bekir'in eline intikal etti, sonra Hz. Ömer'e, sonra da Hz. Osmana (radıyallahu anhüm)'a intikal etti. Eriş kuyusuna düşünceye kadar onun elinde kaldı. Üzerindeki yazı Muhammed Resûlullah idi." Buhari, Libas 45, 46, 50, 53, Eyman 6, İ'tisam 4; Müslim, Libas 53, 55, (2091); Muvatta, Sıfatu'n-Nebi 37, (2, 936); Ebu Davud, Hatem 1-2, (4218, 4219, 4220); Tirmizi, Libas 16, (1741); Nesai, Zinet 43, 53, (8,165,178); İbnu Mace, Libas 40, (3642-3644).

2070 zinet TAKILAR HAKKINDA "Büreyde (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın yanına, parmağında demir yüzük bulunan bir adam uğramıştı. (Yüzüğü görünce): "Niye bazılarınızın üzerinde ateş ehlinin süsünü görüyorum!" buyurdu. Adam derhal onu çıkarıp attı. Sonra parmağında sarı renkli (pirinç) yüzük taşıyor olduğu halde geldi. Bu sefer.

"Niye sende putların kokusunu hissediyorum?" dedi Bilahare adam altın yüzük takmış olarak geldi`? Bu sefer de:

"Sende niye cennet ehlinin süsünü görüyorum?" dedi. Bunun üzerine adam:

"Öyleyse yüzüğüm neden olsun?" diye sordu.

"Gümüşten dedi, ancak ağırlığı bir miskale ulaşmasın." Tirmizi, Libas 43, (1786); Ebu Davud, Hatem 4, (4223); Nesai, Zänet 47, (8,172).

2071 zinet TAKILAR HAKKINDA "İbnu Abbas (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) bir adamın elinde altından bir yüzük gördü. Onu çıkarıp attı ve:

"Biriniz tutup ateşten bir parçayı alıp eline koyuyor!" buyurdu. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) gidince adama: "Yüzüğünü al (başka sürette) ondan faydalan" dediler. O:

"Hayır! Vallahi ebediyen almayacağım, onu Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) attı" dedi." Müslim, Libas 52, (2090).

2072 zinet TAKILAR HAKKINDA "Hz. Aişe (radıyallahu anha) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a Habeş kralı Necaşi'den hediyeler geldi. İçerisinde Habeşi kaşlı bir de altın yüzük vardı. Resûlullah onu bir çöple veya tiksinerek bir parmağıyla aldı. Kızı Zeyneb'in kızı Ümame Bintu Ebi'l-As'ı çağırıp: "Yavrucuğum al şunu, takın!" dedi." Ebu Davud, Hatem 8, (4235).

2073 zinet TAKILAR HAKKINDA "Said İbnu'l-Müseyyeb anlatıyor: "Hz. Ömer, Süheyb (radıyallahu anhüma)'e: "Niye parmağında altın yüzük görüyorum?" dedi. Beriki: "Onu senden daha hayırlı olan da gördü, ama ayıplamadı" deyince, Hz. Ömer:

"O da kimmiş?" dedi. Süheyb: "Resûlullah!" cevabını verdi." Nesai, Zinet 42, (8,164,165).

2074 zinet TAKILAR HAKKINDA "Hz. Ali (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) yüzüğümü şu parmağa koymamı yasakladı -ve eliyle orta ve ondan sonra gelen (şehadet) parmağına işaret etti- buyurdu." Müslim, Libas 64, (2078); Tirmizi, Libas 44, (1787); Nesai, Zinet 53, (8, 177); Ebu Davud, Hatem 4, (4225).

2075 zinet TAKILAR HAKKINDA "Yine Hz. Ali (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah yüzüğünü sağ eline takardı." Ebu Davud, Hatim 5, (4226); Nesai, Zinet 49, (8,175).

2076 zinet TAKILAR HAKKINDA "Cafer İbnu Muhammed, babasından naklen anlatıyor: "Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin (radıyallahu anhüma), yüzüklerini sol ellerine takarlardı." Tirmizi, Libas 16, (1743).

2077 zinet TAKILAR HAKKINDA "İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) yüzüğü sol eline takardı ve kaşını avucunun içine getirirdi. İbnu Ömer de böyle yapardı." Ebu Davud, Hatem 5, (4227, 4228).

2078 zinet TAKILAR HAKKINDA "Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) helaya girdiği zaman yüzüğünü çıkarırdı."

Rezin şu ilavede bulunmuştur: "Yüzük Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın sol elinde idi.")" Tirmizi, Libas 16, (1746); Nesai, Zinet 54, (8, 178).

2079 zinet TAKILAR HAKKINDA "Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Bir kadın Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a gelerek sordu:

"İki altın bilezik hakkında ne dersiniz, (takayım mı?)"

"Ateşten iki bileziktir, (takmayın!)" deyip cevap verdi. Kadın devamla:

"Pekala altın gerdanlığa (ne dersiniz?)" diye sordu. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'dan yine:

"Ateşten bir gerdanlık!" cevabını aldı. O, yine sordu:

"Bir çift altın küpeye ne dersiniz?"

"Ateşten bir çift küpe!"

Kadında bir çift altın bilezik vardı. Onları çıkarıp attı ve:

"(Ey Allah'ın Resülü), kadın kocası için süslenmezse, onun yanında kıymeti düşer" dedi. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam):

"Sizden birine, gümüş küpeler takınmasından, bunları za'feran veya abir ile sarartmasından kimse engel olmaz!" cevabını verdi." Nesai, Zinet 39, (8,159).

2080 zinet TAKILAR HAKKINDA "Sevban (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın yanına Fatıma Bintu Hübeyre, elinde altından iri yüzükler (Feth) olduğu halde gelmişti. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam), kadının ellerine vurmaya başladı. Fatıma da hemen (oradan sıvışıp) Resûlullah'ın kerimeleri Fatımatu'z-Zehra (radıyallahu anha)'nın

yanına girdi. Ona Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın kendisine olan davranışını anlattı. Bunun üzerine Hz. Fatıma (radıyallahu anha) boynundaki altın zinciri çıkarıp: "Bunu bana Hasan'ın babası Hz. Ali (radıyallahu anhüma) hediye etti" dedi. Zincir daha elinde iken Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) yanlarına girdi ve şunu söyledi:

"Ey Fatıma! Halkın: "Resûlullah'ın kızının elinde ateşten bir zincir var!" demesi seni memnun eder mi?" dedi ve böyle diyerek oturmadan geri dönüp gitti. Bunun üzerine Fatıma (radıyallahu anha) zinciri çarşıya gönderip sattırdı, parasıyla bir köle satın aldı ve onu azad etti.

Bu olanlar Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a anlatılınca: "Fatımayı ateşten kurtaran Allah'a hamdolsun!" buyurdular." Nesai, Zinet 39, (8,158).

2081 zinet TAKILAR HAKKINDA "Huzeyfe'nin kız kardeşi (radıyallahu anha) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Ey kadınlar cemaati! Süs eşyanız gümüşten olmalıdır. Sizden hangi kadın altınla süslenir ve onu izhar eder (yabancıya gösterirse), mutlaka onunla azaba maruz kalır." Ebu Davud. Hatem 8. (4237); Nesai. Zinet 39, (8.156.157).

2082 zinet TAKILAR HAKKINDA "Ukbe İbnu Amir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) ehline takı ve ipeği yasakladı ve: "Eğer sizler cennet takılarını ve cennetin ipeğini seviyorsanız, bunları dünyada takınıp giymeyin" buyurdu."

Nesai'nin İbnu Ömer'den yaptığı bir diğer rivayette: "Resulullah, altın takınmayı, mukatta yani az bir parça olmak kaydıyla tecviz etti" denilmiştir.

Mukatta: Az bir şey demektir, kulağın üst kısmına takılan küçük halka, kadın yüzüğü gibi. İsraf, kibir ve zekat vermekten kaçınmak gibi durumları mekruh addetmiştir." Nesai, Zinet 39, (8,156).

2083 zinet TAKILAR HAKKINDA "Bünane Mevlatu Abdirrahman İbnu Hayyan el-Ensari anlatıyor: "Hz. Aişe'nin yanına, üzerinde ziller bulunan bir kız getirildi. Kızın zilleri çıngır çıngır ses çıkarıyordu. Hz. Aişe (radıyallahu anha): "Sakın ha! zillerini koparmadan onu yanıma getirmeyin!" dedi ve ilave etti: "Ben Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın: "Zil bulunan eve melaike girmez" buyurduğunu işittim." Ebu Davud, Hatem 6, (4231).

2084 zinet TAKILAR HAKKINDA "Arfece İbnu Es'ad (radıyallahu anh) anlatıyor: "Cahiliye devrinde cereyan eden Külab savaşında burnum isabet almış, bu sebeple gümüşten bir burun taktırmıştım. Bilahare kokmaya başladı. (Durumu kendisine açınca), Resûlullah (aleyhissalatu vesselam), bana altından bir burun yaptırmamı söyledi." Ebu Davud, Hatem 7, (4232, 4233, 4234); Tirmizi Libas 31, (1770); Nesai, Zinet 41, (8, 163, 164).

2085 zinet TAKILAR HAKKINDA "Hz. Enes (radıyallahu anh) bildiriyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselàm)'ın kılıncının kabzasının üst kısmı (kabia) gümüştendi.

Nesai nin Enes'ten bir rivayetinde, "Resûlullah'ın kılıncının pabuç kısmı gümüştü, kabzasının baş kısmı (kabia) da gümüştü. Bunlar arasında gümüş halkalar vardı" denmiştir." Ebu Davud, Cihad 71, (2583, 2584, 2585); Tirmizi, Cihad 16 (1691); Nesai, Zinet 121, (8, 219).

2086 zinet HİDÂB (SAÇ BOYAMASI) "Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Yahudiler ve hıristiyanlar (saçlarını) boyamazlar. Siz onlara muhalefet edin."

Bu hadis Tirmizi'de "(Saçınızdaki) aklıkların rengini değiştirin, yahudilere benzemeyin!" şeklinde gelmiştir." Buhari, Libas 67, Enbiya 50; Müslim, Libas 80, (2103); Ebu Davud, Tereccül 18, (4203); Nesai, Zinet 14, (8,137); Tirmizi, Libas 20, (1752).

2087 zinet HİDÂB (SAÇ BOYAMASI) "İbnu Abbas (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "(Saçlarına) kına yakmış bir adam gelmiştir. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Bu ne güzel!" buyurup takdir etti. (Az sonra) kına ve ketem ile boyanmış biri geldi.

"Bu evvelkinden de güzel!" buyurdu. Sonra (saçlarını) sarıya boyamış biri daha gelmişti ki:

"Bu öbürlerinden de güzel!" buyurdu." Ebu Davud, Tereccül 19, (4211); İbnu Mace, Libas 34, (3627).

2088 zinet HİDÂB (SAÇ BOYAMASI) "Hz. İbnu Ömer (radıyallahu anh)'den rivayete göre, sakalını sufra denen sarı boya ile boyar ve derdi ki: "Ben, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ı gördüm, sakalını bununla boyamıştı, en çok sevdiği boya da bu idi. Bununla elbisesini boyadığı da olurdu."

Buhari ve Müslim'de, Hz. Enes'ten gelen bir rivayette şöyle denir: "Resûlullah hiç saçını boyamadı. Çünkü ondaki beyazlar çok azdı. Başındaki akları saymak istesem sayabilirdim. Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer (radıyallahu anhüma) (saçlarını) kına ve ketem ile boyarlardı." Ebu Davud, Libas 18, (4064), Tereccül 19, (4210); Nesai, Zinet 17, (8,140). Buhari, Libas 66, Menakıb 23; Müslim, Fedail 100-105, (2341); Ebu Davud, Tereccül 18, (4209); Nesai, Zinet 17, (8,140, 141).

2089 zinet HİDÂB (SAÇ BOYAMASI) "Kerime Bintu Hümam anlatıyor: "Bir kadın, Hz. Aişe'ye kına yakma hususunda sormuştu, şu cevabı aldı:

"Bunda bir beis yok (kına yakılabilir). Ancak ben bundan hoşlanmam. Çünkü sevdiğim (aleyhissalatu vessellam), onun kokusunu sevmezdi." Ebu Davud, Tereccül 4, (4164); Nesai, Zinet 19, (3,142).

2090 zinet HİDÂB (SAÇ BOYAMASI) "Hz. Aişe (radıyallahu anha) anlatıyor: "Bir kadın, perde gerisinden Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a eliyle bir mektup uzattı. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) elini derhal geri çekip:

"Ne bileyim, bu el kadın eli midir, erkek eli midir?" buyurdu. Kadıncağız:

"Kadın elidir!" deyince Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam):

"Sen kadın olsaydın, tırnaklarının rengini değiştirirdin" buyurdu. Bununla kına yakmayı kastetmişti." Ebu Davud, Tereccül 4, (4166); Nesai, Zinet 18, (8,142).

2091 zinet HİDÂB (SAÇ BOYAMASI) "Yine Hz. Aişe (radıyallahu anha) anlatıyor: "Hint Bintu Utbe, Hz. Peygamber'e:

"Ey Allah'ın Resülü, bana biat ver!" diye talepte bulunmuştu. Kendisine:

"Hayır, şu ellerini değiştirmedikçe senden biat almayacağım. EIIerin tıpkı vahşi hayvanların ayağı gibi!" cevabını verdi."

Rivayette adı geçen Hint, Ebu Süfyan'ın zevcesi ve Hz. Muaviye (radıyallahu anhüm)'nin annesidir. Mekke'nin fethi sırasında kocası ile birlikte müslüman olmuştur. Hz. Peygamber eski nikahları ile evliliklerini ikrar etmiş, yeni bir nikahı gereksiz görmüştür. Ancak, görüldüğü üzere, ellerine kına vurmadan biat almamıştır.

Alimler bu hadisten hareketle, erkeklerin kına yakmasını mekruh addetmişlerdir. Kadının elleri, kınasız iken erkeğin ellerine benzemektedir. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) bu benzemedeki keraheti ifade için teşbihe başvurup, vahşi hayvanların ayaklarına teşbih etmiştir." Ebu Davud, Tereccül 4, (4165).

2092 zinet HİDÂB (SAÇ BOYAMASI) "Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a el ve ayaklarına kına yakmış bir muhannes getirdiler.

"Bunu niye getirdiniz, nesi var?" diye sordu. Kendisine:

"Kendisini kadınlara benzetmiştir!" dediler. Bunun üzerine Efendimiz emretti ve Naki' nam mevkiye sürgün edildi.

"Ey Allah'ın Resülü, onu öldürmeyelim mi?" diye soranlar olmuştu ki:

"Hayır! dedi, ben namaz kılanları öldürmekten men edildim." Ebu Davud, Edeb 61, (4928).

2093 zinet HALÛK "Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam), erkeğin za'feran sürmesini yasakladı." Buhari, Libas 33; Müslim, Libas 77, (2101); Ebu Davud, Tereccül 7, (4179); Tirmizi, Edeb 51, (2816); Nesai, Zinet 74, (8,189).

2094 zinet HALÛK "Yine Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a üzerinde sarılık izi bulunan bir adam geldi. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) hoşlanmadığı bir hususu, insanların yüzüne nadiren vurduğu için (sesini çıkarmadı). Adam oradan kalkıp gidince: "Keşke bu adama, üzerindeki şu şeyi yıkamasını söyleseydiniz" dedi." Ebu Davud, Tereccül 8, (4182).

2095 zinet HALÛK "Ya'la İbnu Mürre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) halük sürünmüş bir adam görmüştü. ki:

"Git bunu yıka, sonra gene yıka, sonra bir daha (za'feran sürünmeye) dönme!" dedi." Tirmizi, Edeb 51, (2817); Nesai, Zinet 34, (8,152,153).

2096 zinet HALÛK "Ebu Müsa (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "AIIah, bedeninde halûk'tan bir parça eser bulunan kimsenin namazını kabul etmez." Ebu Davud, Tereccül, 8, (4178).

2097 zinet SAÇ VE BAKIMI: "Ebu Katade (radıyallahu anh) anlatıyor: "Ey Allah'ın Resülü dedim, benim omuzlarıma kadar dökülen (gür) saçlarım var, tarayıp tanzim edeyim mi?"

"Evet dedi, ona ikramda bulun."

Ravi der ki: "Ebu Katade, "Evet, ona ikramda bulun!" sözü sebebiyle, günde iki sefer (bakım yapar ve) saçlarını yağlardı." Muvatta, Şa'ar 6, (2, 949); Nesai, Zinet 60, (9183).

2098 zinet SAÇ VE BAKIMI: "Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam): "Kimin saçı varsa, ona ikram etsin!" buyurdu." Ebu Davud, Tereccül 3, (4163).

2099 zinet SAÇ VE BAKIMI: "Ata İbnu Yesar (rahimehullah) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a saçı sakalı karmakarışık bir adam gelmişti. Efendimiz, ona (eliyle) işaret buyurarak, sanki saçını ıslah etmesini emretmişti. Adam bunu yapıp sonra tekrar geri geldi. Aleyhissalatu vesselam:

"Şu hal, sizden birinizin tıpkı bir şeytan gibi başı(ndaki saçlar) karmakarışık vaziyette gelmesinden daha hayırlı değil mi?" buyurdular." Muvatta, Şa'ar 7, (2, 949).

2100 zinet SAÇ VE BAKIMI: "Abdullah İbnu Mugaffel (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) saç bakımını gün aşırı yapmayı emredip, fazlasını yasakladı." Ebu Davud, Tereccül 1, C4159); Tirmizi, Libas 22, (1756); Nesai, Zinet 7, (8,131,132).

2101 zinet TRAŞ "Nafi' (rahimehullah) İbnu Ömer (radıyallahu anh)'in şu sözünü nakleder: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) kaza'ı (yani çocuğun başının bir kısmını traş etmek) yasakladı" deyince,

"Kaza' nedir?" diye sordular. Şöyle açıkladı:

"Kişi çocuğun başını traş eder, ancak şurada burada bazı yerleri kesmez, olduğu gibi bırakır."

Ravi, bunu söylerken alnına ve başının iki yanına işaret etti." Buhari, Libas 72; Müslim, Libas 113 (2120); Ebu Davud, Tereccül 14, (4193, 4194); Nesai, Zinet 5, (8,130); İbnu Mace, Libas 38, (3637).

2102 zinet TRAŞ "Abdullah İbnu Ca'fer (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam), Hz. Ca'fer (radıyallahu anh)'in ölüm haberi gelince, Cafer ailesini üç gün (matem yapmaya) terketti. Sonra yanlarına gelerek:

"Kardeşimin üzerine artık bugünden sonra ağlamayın!" dedi ve:

"Bana kardeşimin oğullarını toplayın!" emretti.

Biz yanına getirildik, tıpkı civcivler gibiydik.

"Bana bir berber çağırın!" dedi. (Gelince) berbere emretti, o da başlarımızı traş etti." Ebu Davud, Tereccül 13, (4192); Nesai, Zinet 58, (8,182).

2103 zinet TRAŞ "Hz. Ali (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) kadınların başlarını traş etmelerini yasakladı." Nesai, Zinet 4, (8,130); Tirmizi, Hacc 74, (914).

2104 zinet İĞRETİ SAÇ TAKMA "Hz. Esma (radıyallahu anha) anlatıyor: "Bir kadın Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a gelerek: "Kızım çiçek hastalığına yakalandı ve saçları döküldü. Ben onu evlendirdim, iğreti saç takayım mı?" diye sordu. Aleyhissalatu vesselam:

"Allah takana da taktırana da lanet etmiştir?" diye cevap verdi." Buhari, Libas 83, 85; Müslim, Libas 115, (2122); Nesai, Zinet 71, (8,187,188).

2105 zinet İĞRETİ SAÇ TAKMA "Humeyd İbnu Abdirrahman İbnu Avf tarafından rivayet edilen ve Kütüb-i Sitte'nin herbirinde yer alan bir rivayet de şöyle: "Hz. Muaviye (radıyallahu anh) hacc yaptı. O zaman minbere çıkarak halka bir hutbe irad etti. (Hutbe sırasında), koruma polisinin elinde bulunan bir tutam saçı alarak şunları söyledi:

"Ey Medineliler! Alimleriniz nerede? Ben Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ı işittim, bu çeşit şeyleri yasaklamış ve şöyle demişti:

"İsrailoğullarının kadınları ne zamanki bunu taktılar helak oldular." Buhari, Libas 83, Enbiya 50; Müslim, Libas 122, (2127); Muvatta, Şa'ar 2, Ebüı Davud, Tereccül 5, (4167); Tirmizi, Edeb 32, (2782); Nesai, Zinet 21, (8,144-147), 68, 69, (8,186, 187); İbnu Mace, Nikah (1987).

2106 zinet SAÇI ALNA DÖKME VE AYIRMA "İbnu Abbas (radıyallahu anhüma) anlatıyor: Ehl-i Kitap, saçlarını alınlarına döküyorlardı, müşrikler de ayırıyorlardı. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) (vahiyle) emir gelmeyen hususlarda Ehl-i Kitab'a muvafakatı severdi. Saçını alnı üzerinde o da serbest bıraktı. Sonra (ortadan) ayırarak (sağ ve sola) taradı." Buhari, Libas 70; Müslim, Fedail 90, (2336); Ebu Davud, Tereccül 10, (4188); Nesai, Zinet 62, (8,164).

2107 zinet SAÇTAKİ AKLARIN YOLUNMASI "Amr İbnu Şu'ayb an ebihi an ceddihi (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Saçtaki akları yolmayın. Zira bir kimse müslüman iken tek bir kıl bile ağarmış olsa, bu Kıyamet günü onun için mutlaka bir nur olur."

Bir rivayette şöyle denmiştir: "Allah ona bu sebeble sevap yazdı, onun sebebiyle ondan günah affetti." Ebu Davud, Tereccül 17, (4202); Tirmizi, Edeb 56, (2822); Nesai, Zinet 13, (8, 136); İbnu Mace, Edeb 25, (3721); Müslim, Fedail 100, (2341). Hadisin metni Ebu Davud'dan alınmadır.)

2108 zinet BIYIĞIN KESİLMESİ "İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Bıyıkları kazıyın, sakalları serbest bırakın."

Sahiheyn'in bir rivayetinde şöyle denmiştir: "Şu ameller fıtrattandır: Kasık traşı, tırnakların kesilmesi, bıyıkların kesilmesi."

Bir diğer rivayette: "Müşriklere muhalefet edin, sakallarınızı uzatın, bıyıklarınızı kesin" denir." Buhari, Libas 64, 65; Müslim, Taharet 53, (259); Muvatta, Şa'ar 1, (2, 947); Ebu Davud, Tereccül 16, (4199); Tirmizi, Edeb 18, (2764); Nesai, Taharet 15, (1,16).

2109 zinet BIYIĞIN KESİLMESİ "Zeyd İbnu Erkam (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Bıyığından kim almazsa bizden değildir." Tirmizi, Edeb 16, (2762); Nesai, Taharet 13, (1,15).

2110 zinet BIYIĞIN KESİLMESİ "İbnu Abbas (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) bıyığından keser ve şöyle derdi: "Halilu'r-rahman İbrahim (aleyhisselam) de böyle yapardı." Tirmizi, Edeb 16, (2761).

2111 zinet BIYIĞIN KESİLMESİ "Abdullah İbnu Amr İbni'l-As (radıyallahu anhüm ) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) sakalından enine ve boyuna alırdı." Tirmizi, Edeb 17, (2763).

2112 zinet KOKU VE YAĞ "Hz. Enes (radıyrallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Bana, (dünyanızdan) koku ue kadın sevdirildi. Gözümün nuru ise namazda kılındı." Nesai, İşretu'n-Nisa 1, (7, 61).

2113 zinet KOKU VE YAĞ "İbnu'l-Müseyyeb (rahimehullah)'den rivayet edildiğine göre demiştir ki: "Allah Teala Hazretleri münezzehtir, (halde ve sözde) nezih olanı sever; naziftir, nezafeti sever; kerimdir, keremi sever; cömerttir, cömertliği sever. Öyle ise avlularınızı temizleyin ve yahudilere benzemeyin."

Bu hadisi bazı raviler, Amir İbnu Sa'd'ın babası tarikiyle Hz. Peygamber'e ulaştırıp merfü olarak rivayet etmişlerdir." Tirmizi, Edeb 41, (2800).

2114 zinet KOKU VE YAĞ "Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Kime tib ikram edilirse onu reddetmesin. Çünkü, o güzel koku verir ve taşıması da kolaydır." Müslim, Elfaz 20, (22 3); Ebu Davud, Tereccül 6, (4172); Nesai, Zinet 76, (8,189).

2115 zinet KOKU VE YAĞ "Ebu Osman en Nehdi (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Sizden birine reyhan sunulduğu takdirde onu reddetmesin, zira o cennetten çıkmadır." Tirmizi, Edeb 37, (2792).

2116 zinet KOKU VE YAĞ "İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) anlatıyor:"Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Üç şey reddedilmez: Minder, yağ ve koku." Tirmizi, Edeb 37, (2791).

2117 zinet KOKU VE YAĞ "Nafi' merhum anlatıyor: "İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) buhur yaktığı zaman saf öd ve kafürla karışık öd kullanır ve şunu söylerdi: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) da böyle yapardı." Müslim, Elfaz 21, (2254); Nesai, Zinet 38, (8,156).

2118 zinet KOKU VE YAĞ "Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Erkeğin tib'i (sürünıne maddesi) kou neşreder, rengi olmaz. Kadının tib'i ise rengi olur, kokusu olmaz." Tirmizi, Edeb 31, (2788); Nesai, Zinet 32, (8,151).

2119 zinet KOKU VE YAĞ "Hz. Aişe (radıyallahu anha) şunu demiştir: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) misk ve anber gibi, renksiz koku maddeleri sürünürdü ve derdi ki: "Sürünme maddelerinin en iyisi misktir." Tirmizi, Cenaiz 16, (991); Nesai, Zinet 31, (8, 151, 152); Ebu Davud, Cenaiz 37, (3158).

2120 zinet KOKU VE YAĞ "Ebu Müsa (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Her göz zanidir. Şurası muhakkak ki, kadın koku sürünür, sonra da (erkek) cemaate uğrarsa o da zaniyedir." Tirmizi, Edeb 35, (2787); Ebu Davud, Tereccül 7, (4174, 4175); Nesai, Zinet 35, (8,153).

2121 zinet KOKU VE YAĞ "Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Kendisine buhur değen kadın sakın bizimle yatsı namazına katılmasın." Müslim, Salat 143, (444); Ebu Davud, Tereccül 7, (4175); Nesai, Zinet 87, (8, 154).

2122 zinet ZİNETLE İLGİLİ ÇEŞİTLİ MESELELER "Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Fıtrat beştir: Sünnet olmak, etek traşı olmak, bıyığı kesmek, tırnakları kesmek, koltuk altını yolmak." Buhari, Libas 63, 64, İsti'zan 51; Müslim, taharet 39, (257); Muvatta, Sıfatu'n Nebiyy 3, (2, 921); Tirmizi, Edeb 14, (2757), Ebu Davud Tereccül 16, (4198); Nesai, Taharet 10,11, (1,14,15).

2123 zinet ZİNETLE İLGİLİ ÇEŞİTLİ MESELELER "Hz. Aişe (radıyallahu anha) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "On şey fıtrattandır: Bıyığın kesilmesi, sakalın uzatılması, misvak, istinşak (burna su çekmek), mazmaza (ağza su çekmek), tırnakları kesmek, parmak mafsallarını yıkama, koltuk altını yolmak, etek traşı olmak, intikasu'l-ma yani istinca yapmak." Müslim, 56 (261); Ebu Davud, Taharet 29, (53); Tirmizi, Edeb 14, (2758); Nesai, Zinet 1, (8,126,127).

2124 zinet ZİNETLE İLGİLİ ÇEŞİTLİ MESELELER "Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam), bize bıyığın makaslanıp, tırnağın kesilmesini, koltuk altının yolunup, eteğin traş edilmesini kırk gün aşmayacak şekilde vakitledi." Müslim, Taharet 51, (258); Ebu Davud, Tereccül 16, (4200); Tirmizi, Edeb 15, (2759); Nesai, Taharet 13, 14, (1, 15, 16).

2125 zinet ZİNETLE İLGİLİ ÇEŞİTLİ MESELELER "Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "İbrahim (aleyhisselam) Kaddüm nam -bazısı da şeddesiz olarak Kadüm demiştir- mevkide seksen yaşında olduğu halde sünnet oldu." Buhari, İsti'zan, 51, Enbiya 8; Müslim, Fedail 151, (2370).

2126 zinet ZİNETLE İLGİLİ ÇEŞİTLİ MESELELER "Yahya İbnu Said'in anlattığına göre, Said İbnu'l Müseyyeb (rahimehullah)'ten şunu işitmiştir: "Hz. İbrahim (aleyhisselam), misafir ağırlayan ilk kimse idi. Keza o ilk sünnet olan kimseydi, bıyığını kesenlerin ilki, saçında aklık görenlerin ilki de o idi. Ak saçları görünce: "Ya Rabbi bu nedir?" diye sormuş; Rabbi de: "Bu vakardır ey İbrahim!" demiş. O da: "Rabbim! Öyleyse vakarımı artır!" diyerek duada bulunmuştur." Rezin şunu ilave etmiştir. "Bu sırada Hz. İbrahim 120 yaşındaydı. Bundan sonra 80 yıl daha yaşadı." Muvatta, Sıfatu'n-Nebi 4, (2, 922).

2127 zinet ZİNETLE İLGİLİ ÇEŞİTLİ MESELELER "İbnu Cübeyr (rahimehullah) anlatıyor: "Hz. İbnu Abbas (radıyallahu anhüma)'a: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın ruhu kabzedildiği vakit sen ne kadardın?" diye sorulmuştu şu cevabı verdi: "O gün ben sünnetliydim... Ve, erkekleri idrak edinceye kadar sünnet etmezlerdi." Buhari, İsti'zan 51.

2128 zinet ZİNETLE İLGİLİ ÇEŞİTLİ MESELELER "Ümmü Atiyye (radıyallahu anha) anlatıyor: "Bir kadın Medine'de kızları sünnet ederdi. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) (kadını çağırtarak) kendisine: "Derin kesme. Zira derin kesmemen kadın için daha çok haz vesilesidir, koca için de daha makbüldür" diye talimat verdi."

"Kızları sünnet ederken üstten kes, derin kesme, bu şekilde kesilmesi yüze daha çok parlaklık, kocaya daha çok haz verir." Ebu Davud, Edeb 179, (5271). Rezin'in rivayetinde Resûlullah şöyle buyurur:

2129 zinet ZİNETLE İLGİLİ ÇEŞİTLİ MESELELER "Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) şöyle buyurdular:

"İğreti saç takana da, taktırana da, bedene dövme yapana da, yaptırana da AIIah lanet etsin!" Buhari, Libas 86, Tıbb 36; Müslim, Libas 119, (2124); Nesai, Zinet 25, (8,148).

2130 zinet ZİNETLE İLGİLİ ÇEŞİTLİ MESELELER "İbnu Abbas (radıyallahu anhüma) dedi ki: "İğreti saç takan, taktıran; kaşları incelten, kaşlarını incelttiren, dövme yapan ve dövme yaptıran lanetlenmiştir." Ebu Davud, Tereccül 5, (4170).

2131 zinet ZİNETLE İLGİLİ ÇEŞİTLİ MESELELER "Ebü'l-Husayn el-Heysem İbnu Şefi anlatıyor: "Ben ve künyesi Ebu Amir olan Meafirli bir arkadaşım İliya (da denen Kudüs)'da namaz kılmak üzere beraberce yola çıktık. Onlara kıssa anlatan büyükleri, Ezd kabilesine mensup Ebu Reyhane künyesini taşıyan bir Sahabi idi.

Ebü'l-Hüsayn der ki: "Arkadaşım benden önce mescide vardı. Sonra da ben geldim ve yanına oturdum. Bana: "Ebu Reyhane'nin anlattığına yetiştin mi?" dedi. "Hayır!" diye cevap verince: "Ben onun anlattığını dinledim, diyordu ki: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) on şeyi yasakladı:

Dişleri törpüleyip inceltmek, dövme yapmak, (erkeklerin saç ve sakallarındaki akları, kadınların yüzlerindeki tüyleri) yolması, kadının kadınla, erkeğin erkekle aynı örtü altında arada bir mania olmadan yatması, erkeğin Acemler gibi elbisesinin alt kısmına ipek şerit ilave etmesi, yine Acemler gibi omuzlarına alem olarak (dört parmak genişliğinden fazla) ipek koyması, yağmacılık yapması; saltanat sahibi olmayanın (Acemlerin ziyyi (süsü) durumunda olan) kaplan (derisinin) üzerine oturması ve yüzük takması." Ebu Davud, Libas 11, (4049); Nesai, Zinet 20, (8, 143); İbnu Mace, Libas 47, (3655).

2132 zinet ZİNETLE İLGİLİ ÇEŞİTLİ MESELELER "İbnu Mes'üd (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) on şeyi sevmezdi: Sarı yani halük, yaşlılıkla ortaya çıkan akların rengini değiştirme, izarın (kibirle) yerde sürünmesi, altın yüzük takmak, teberrüc (kadınların zinetlerini yersiz olarak göstermesi), zar atmak, Muavvizeteyn'den başka bir şey okuyarak rukye yapmak, akdü't-temaim (muska bağlamak), suyu (meniyi) mahallinden başka yere atmak, çocuğu ifsad etmek. Resûlullah, bunları) haram kılmaksızın mekruh sayardı." Ebu Davud, 3, (4222); Nesai, Zinet 17, (8,141).

2133 zinet ZİNETLE İLGİLİ ÇEŞİTLİ MESELELER "Hz. AIi (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam), bana altın yüzük takmayı, kıssi elbise giymeyi, rükü ve secdede Kur'an okumayı, sarıya boyanmış elbise giymeyi yasakladı."

Tirmizi ve Nesai'nin rivayetlerinde şu ziyade var: "...kızıl meysereyi ve el-ciayı da yasakladı." Cia, Mısır'da arpadan veya buğdaydan yapılan bir şaraptır."

Ebu Davud'un rivayetinde Hz. Ali: "Bunları size de yasakladı demiyorum" der." Müslim, Libas 31, (2078); Muvatta, 28, (1, 80); Ebu Davud, Libas 11, (4044, 4045, 4046, 4050), Hatim 4, (4225); Tirmizi, Salat 195, (264); Nesai, 97, (2,188), Zinet 43, 44, 45, 96, 122, (8,165,169, 203, 219).

2134 zinet ZİNETLE İLGİLİ ÇEŞİTLİ MESELELER "Hz. Bera (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah bize yedi şeyi yasakladı: Altın yüzükler altın ve gümüş kaplar, ipekli eyer yaygıları, ipekli kıssi kumaşlar, istibrak denen kalın ipekli kumaşlar, ibrişim kumaşlar ve ipek kumaşlar." Buhari, İsti'zan 8, Cenaiz 2, Mezalim 5, Nikah 71, Eşribe 28, Marza 4, Libas 28, 36, 45, Edeb 124, Eyman 9; Müslim 3, (2066); Tirmizi, Edeb 45, (2810); Nesai, Zinet 92, (8, 201).

2135 zinet ZİNETLE İLGİLİ ÇEŞİTLİ MESELELER "İmran İbnu Hüsayn (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Erguvanın üzerine oturmam, sarıya boyanmış olan elbiseyi, ipekten kenar çekilmiş elbiseyi giymem." Ravi Hüsayn burada rivayeti keserek gömleğinin cebine işaret etti (ve anlatmaya devam ederek) Resûlullah'ın geri kalan sözlerini tamamladı: "Haberiniz olsun erkeğin tibi (sürünme maddesi) kokuludur, rengi yoktur; kadınların tibi renklidir, kokusu yoktur."

Ravilerden biri demiştir ki: "Bu yasak kadının dışarı çıkma durumuyla ilgilidir. (Evinde) kocanın yanında olduğu takdirde istediği kokuyu sürünür." Ebu Davud, Libas 11, (4048).

2136 zinet ZİNETLE İLGİLİ ÇEŞİTLİ MESELELER "Ebu Eyyrüb (radıyallahu anh) hazretleri anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Kına yakma, koku sürünme, misvak kullanma ve evlenme bütün peygamberlerin tabi olageldikleri sünnetlerdendir." Tirmizi, Nikah 1, (1080).

2137 zinet ZİNETLE İLGİLİ ÇEŞİTLİ MESELELER "Hz. Cabir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) bir adam gördü, saçları darmadağınıktı.

"Bu adam saçlarını düzeltip tertibe sokacak bir şeyi bulamadı mı?" diye memnuniyetsizlik izhar etti. Derken, o sırada bir diğer adam gördü, bunun da üstü başı kirliydi. Bunun hakkında da: "Şu adam elbisesini yıkayacak bir şey bulamıyor mu?" diye söylendi." Ebu Davud, Libas 17, (4062).

2138 zinet ZİNETLE İLGİLİ ÇEŞİTLİ MESELELER "Rafi' İbnu Hadic (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam), bineklerimizin üzerinde bazı torbalar gördü, torbalarda kırmızı yün hatları vardı. "Bu kızıllığın size galebe çaldığını görüyorum" dedi. Resûlullah'ın bu sözü üzerine yerlerimizden fırlayıp kalktık, öyle ki develerimizden bir kısmı (telaşımızdan) ürktü. Keseleri aldık, onlardaki kızıl yünleri söküp attık." Ebu Davud, Libas 20, (4070).

2139 zinet ZİNETLE İLGİLİ ÇEŞİTLİ MESELELER "Abbad İbnu Temim anlatıyor: "Ebu Beşir el-Ensari (radıyallahu anh) kendisine bildirmiştir ki, Ebu Beşir bir seferde Resüllullah (aleyhissalatu vesselam) ile beraberdi. Efendimiz, o sırada tellalına emrederek şu hususu ilan ettirdi: "Hiçbir devenin boynunda kirişten mamul bir gerdanlık veya (herhangi) bir gerdanlık kalmasın, mutlaka kesilsin!"

Malik: "Zannederim bu yasak, nazar değmesine (karşı develerin boynuna asılan şeyler) için verilmiş olmalı demiştir." Buhari, Cihad 139; Müslim, Libas 105, (2115); Muvatta, Sıfatu'n-Nebi 39, (2, 937); Ebu Davud, Cihad 49, (5552).

2140 zinet NAKIŞLAR, SÜRETLER VE ÖRTÜLER HAKKINDA RESSAMLARIN ZEMMİ, RESİM VE ÖRTÜLERİN KERAHETİ "İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Şu resimleri yapanlar var ya, -bir rivayette: "Şu resimlerin sahipleri var ya! Kıyamet günü azab olunacaklar. Onlara: "Şu yaptıklarınızı diriltin" denir." Buhari, Libas 89, Tevhid 56, Müslim, Libas 103, (2018); Nesai, Zinet 114:, (8, 215).

2141 zinet NAKIŞLAR, SÜRETLER VE ÖRTÜLER HAKKINDA RESSAMLARIN ZEMMİ, RESİM VE ÖRTÜLERİN KERAHETİ "Hz. Aişe (radıyallahu anha) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) bir seferden dönmüştü. (O yokken) ben, yüklüğün önüne, üzerinde resimler bulunan bir bez çekmiştim. Resûlullah perdeyi görünce, çekip attı, (öfkeden) yüzü de renklenmişti. "Ey Aişe! buyurdular, bil ki, Kıyamet günü insanların en çok azab görecek olanı Allah'ın yarattıklarını taklid edenlerdir."

Hz. Aişe rivayetine devamla dedi ki: "Biz o bezi kestik bir veya iki minder yaptık." Buhari, Libas 91, 95; Müslim, Libas 87, (2105); Muvatta, İsti'zan 8, (2, 966, 967); Nesai, Zinet 112, 113, (8, 213); İbnu Mace, Libas 45, (3653).

2142 zinet NAKIŞLAR, SÜRETLER VE ÖRTÜLER HAKKINDA RESSAMLARIN ZEMMİ, RESİM VE ÖRTÜLERİN KERAHETİ "İbnu Abbas (radıyallahu anhüma)'ın anlattığına göre: "Kendisine bir adam gelip: "Ben ressamım, şu resimleri yaptım. Bana bu hususta fetva ver!" dedi. İbnu Abbas adama: "Bana yaklaş!" emretti, adam yaklaşınca: "Bana daha da yaklaş!" dedi. Adam yaklaştı. İbnu Abbas elini başının üzerine koydu ve: "Ben Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ı dinledim. Şöyle diyordu: "Bütün tasvirciler ateştedir. Allah ressamın yaptığı her bir resim için bir nefis koyar ve bu ona cehennemde azab verir." İbnu Abbas devamla adama dedi ki: "İlla da resim yapacaksan ağaç yap, canı olmayan şeyin resmini yap." Buhari, Büyü 104; Müslim, Libas 99, (2110); Nesai, Zinet 112, (8, 212, 214).

2143 zinet NAKIŞLAR, SÜRETLER VE ÖRTÜLER HAKKINDA RESSAMLARIN ZEMMİ, RESİM VE ÖRTÜLERİN KERAHETİ "Yine İbnu Abbas (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "kim resim yaparsa, Allah onu Kıyamet günü, yaptığı resim sebebiyle, onlara ruh üfleyinceye kadar azab eder. Hiçbir zaman da ruh üfleyici değildir."

2144 sehavet ve kerem SÛRET VE PERDELERLE İLGİLİ KERÂHET "Ebû Talha el-Ensari (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Melekler, içerisinde köpek ve timsaller bulunan eve girmezler." Buhari, Libas 92, 88, Bedü'l-Halk 6, 14, Megazi 11; Müslim, Libas 102, (2606); Ebu Davud, Libas 48, (4155); Tirmizi, Edeb 44, (2805); Nesai, Zinet 112, (8, 212, 213); İbnu Mace, Libas 44, (3649).

2145 sehavet ve kerem SÛRET VE PERDELERLE İLGİLİ KERÂHET "Sefine (radıyallahu anh) anlatıyor: "Hz. Ali (radıyallahu anh), Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ı hazırladığı bir yemeğe davet etti. Efendimiz gelip, içeri girmek üzere elini kapının kirişleri üzerine koyunca, evin bir köşesine gerilmiş bir kıram görmüştü ki hemen geri döndü. (Resûlullah'a geri dönüşünün) sebebi sorulunca: "Bir peygambere tezyin edilip süslenmiş bir eve girmek uygun olmaz" cevabını verdi." Ebu Davud, Et'ime 8, (3755); İbnu Mace, Et'ime 56, (3360).

2146 sehavet ve kerem SÛRET VE PERDELERLE İLGİLİ KERÂHET "Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Bana Cibril (aleyhisselam) geldi ve: "Dün sana gelmiştim (ama yanına girmedim)." Girmeyişimin sebebi de üzerinde timsaller bulunan perde bezi idi. Orada bir de köpek vardı, kapının üzerinde de insan resimleri bulunuyordu. Timsallerin başlarının koparılmasını emret ki ağaç şekline dönsün. Örtüden ayak altına atılacak iki minder yapılmasını, köpeğin de dışarı çıkarılmasını söyle!" Bu söylenenler yapıldı." Müslim, Libas 102 (2112); Ebu Davud, Libas 48, (4158); Tirmizi, Edeb 44, (2807); Nesai, Zinet 113, (8, 216). Bu rivayet Ebu Davud ve Tirmizi'nin metnine mutabıktır.

2147 sehavet ve kerem SÛRET VE PERDELERLE İLGİLİ KERÂHET "Hz Ali (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular k‹: "İçerisinde resim, cünüb ve köpek bulunan eve (rahmet) melekleri girmez." Ebu Davud, Taharet 90, (227); Libas 48, (4152); Nesai, Taharet 168, (1,141), Sayd 11, (7,185).

2148 sehavet ve kerem SÛRET VE PERDELERLE İLGİLİ KERÂHET "İbnu Abbas (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) (Mekke'nin Fethi günü), Beytullah'ta tasvirler görünce, içeri girmedi. Önce onların imhasını emretti ve imha edildiler. İçeride Hz. İbrahim ve Hz. İsmail (aleyhimesselam)'in ellerinde kumar okları bulunur vaziyetteki suretlerini görmüştü. Şöyle buyurdu: "Allah canlarını alsın. Vallahi onlar asla oklarla kısmet aramadılar." Buhari, Enbiya 8, Hacc 54, Megazi 48.

2149 yolculuk SEHAVET VE KEREM "Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Sehavet sahibi Allah'a yakındır, insanlara yakındır, cennete yakındır, cehennemden uzaktır. Cimri ise AIlahtan uzaktır, insanlardan uzaktır, cennetten uzaktır, cehenneme yakındır. Cahil sehavet sahibini AIIah, cimri ibadet düşkününden daha çok sever." Tirmizi, Birr 40, (1962).

2150 yolculuk SEHAVET VE KEREM "Yine Ebu Hüreyre hazretleri (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) bir hadis-i kudside, Allah Teala hazretlerinin şöyle söylediğini haber verdi: "Sen infak et, ben de sana infak edeyim." Efendimiz devamla dedi ki: "Allah'ın eli (yedullah) doludur. Gece ve gündüz (boyu yapılan) arkası kesilmez infaklar onu azaltmaz. Arz ve semavatın yaratılaşından beri Allah'ın infak ettiklerini düşünün! Bunlar, O'nun elindekinden hiçbir şey eksiltmemiştir. O'nun Arş'ı suyun üzerindeydi. Elinde mizan da var, alçaltır, yükseltir." Buhari, Tevhid 22, 35, Tefsir, Hüd 2, Nafakat 1; Müslim, Zekat 37, (993); Tirmizi, Tefsir, (3048).

2151 yolculuk SEHAVET VE KEREM "Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) yarın için hiçbir şey biriktirmezdi." Tirmizi, Zühd 38, (2363).

2152 yolculuk SEHAVET VE KEREM "Cübeyr İbnu Mut'im (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) Huneyn dönüşü yol alırken bedeviler ısrarla (ganimetin taksimini) taleb ediyorlardı. Öyle ki bir ara, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ı bir semure ağacına doğru sıkıştırdılar ve ridasını kaptılar. Bunun üzerine durup şunu söyledi: "Ridamı verin, şu taşlar sayısınca koyun olsa, ben yine de onu aranızda taksim ederdim. Ve sonra görürdünüz ki, ben ne cimriyim, ne yalancıyım, ne de korkağım." Buhari, Cihad 24, Humus 19.

2153 yolculuk SEHAVET VE KEREM "Ukbe İbnu'l-Haris (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) bize ikindi namazı kıldırmış idi. (Selam verince) acele ile cemaati yarıp evine girdi. Halk onun bu telaşesinde hayrete düşmüştü. Ancak geri dönmesi gecikmedi. Gelince, (halkın merakını yüzlerinden anlayan Hz. Peygamber şu açıklamayı yaptı): "Yanımda kalan birkısım altın vardı (namazda) onu hatırladım. Beni alıkoyacağından korktum ve hemen gidip dağıttım." Buhari, Ezan 155, Amel fi's-Salat 18, Zekat 20, İsti'zan 36; Nesai, 104 (3, 84).

2154 yolculuk SEHAVET VE KEREM "Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Muhacirler Medine'ye geldikleri vakit ellerinde hiçbir şey yoktu. Ensar ise arazi ve akar sahibi kimselerdi. Her yıl mallarını, ürünlerinin yarısını onlara vermek, bunlar da çalışma ve bakım işlerini üzerlerine almak şartıyla anlaştılar. Enes'in annesi kendine ait olan bir hurmalığı Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a verdi. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) Hayberlilerle savaşıp orayı fethettikten sonra muhacirler, bağlarını ensar'a iade ettiler. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) da zikri geçen hurmalığı Enes'in annesine iade etti." Buhari, Hibe 35; Müslim, Cihad 70, (1771).

2155 yolculuk YOLA (SEFERE) ÇIKIŞ GÜNÜ "Kab İbnu Malik (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) hep perşembe günleri yola çıkardı. Perşembe dışında yola çıktığı nadirdi." Ebu Davud, Cihad 84, (2605); Buhari, Cihad 103.

2156 yolculuk YOLA (SEFERE) ÇIKIŞ GÜNÜ "Sahr İbnu Vedaa el-Gamidi (radıyallahu anh) anlatıyor:

"Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) şöyle dua ederdi: "Allah'ım, ümmetime erkenciliği mübarek kıl." Nitekim, Aleyhissalatu Vesselam Efendimiz bir seriyye veya bir ordu göndereceği zaman, onu günün erken saatinde yola çıkarırdı. Sahr tüccardı, o da ticarete günün ilk saatinde çıkardı. Böylece zengin oldu ve malı arttı." Ebu Davud, Cihad 85 (2606); Tirmizi, Büyü 6, (1212).

2157 Arkadaş YOLA (SEFERE) ÇIKIŞ GÜNÜ "İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "İnsanlar yalnızlıktaki (mahzuru) benim kadar bilselerdi, hiçbir atlı tek başına bir gececik olsun yol yapmazdı." Buhari, Cihad 135; Tirmizi, Cihad 4, (1673).

2158 Arkadaş YOLA (SEFERE) ÇIKIŞ GÜNÜ "Said İbnu'l- Müseyyeb (rahimehullah) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Şeytan tek başına olanla, iki kişi beraber olana sıkıntı verir. Eğer üç kişi olurlarsa onlara sıkıntı veremez." Muvatta, İsti'zan 36, (2, 978).

2159 Arkadaş YOLA (SEFERE) ÇIKIŞ GÜNÜ "Amr İbnu Şuayb an ebihi an ceddihi (radıyallahu anh) tarikinden naklediyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Bir atlı bir şeytandır, iki atlı iki şeytandır, üç atlı bir gruptur." Muvatta, İsti'zan 25, (2, 978); Ebu Davud, Cihad 86, (2607); Tirmizi, Cihad 4, (1674).

2160 Arkadaş YOLA (SEFERE) ÇIKIŞ GÜNÜ "Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Bir sefere üç kişi beraber çıkınca birini emir (başkan) yapsınlar." Ebu Davud, Cihad 87, (2609).

2161 yolculuk YÜRÜME VE KONAKLAMA "Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Münbit yerde sefer yaptığınız zaman, deveye arzdaki hissesini verin. Çorak yerde sefer yaptığınız zaman da orada yürümeyi hızlandırın, ilikleri kurumasın. Mola verdiğiniz zaman yoldan sakının çünkü orası geceleyin haşeratın sığınağıdır."

Ebu Davud'da "hissesini verin" dendikten sonra "mutad mola yerlerini (konaklamadan yürüyüp) geçmeyin" ibaresini ilave etmiştir." Müslim, İmaret 178, (1926); Tirmizi, Edeb 75, (2862); Ebu Davud, Cihad 63, (2529).

2162 yolculuk YÜRÜME VE KONAKLAMA "Halid İbnu Ma'dan -merfu olarak (yani Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in sözü olarak)- rivayet ediyor: "Resûlullah buyurdular ki: "Allah refikdir, (yumuşaklık, kolaylık, musamaha sahibi). Bu sebeple rıfkı sever, rıfk sebebiyle razı olur, rıfk (sahibin)'e mahsus bir yardımı vardır ki, şiddet sahipleri bu yardımı göremez. Öyleyse bu, dili olmayan hayvanlara bindiğiniz zaman bunlara konaklama yerlerinde mola verin. Eğer geçtiğiniz arazi çoraksa, oradan hayvanın iliğini kurutmadan çıkın. Gece yürüyüşünü tercih edin. Zira geceleyin arz, gündüzIeyin dürülmeyecek şekilde dürülür. Yol üzerine (geceleyin) konaklamaktan kaçının. Çünkü o, hayvanların yolu, yılanların sığınağıdır." Muvatta, İsti'zan 38, (2, 979).

2163 yolculuk YÜRÜME VE KONAKLAMA "Ebu Katade (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) yolculuk sırasında geceleyin uyumak üzere konaklayınca sağı üzerine yatardı. Sabah vaktine yakın konaklamış ise, (yastık yerine) kolunu diker, başını avucunun içine koyardı." Müslim, Mesacid 313, (683).

2164 yolculuk YÜRÜME VE KONAKLAMA "Ebu Salebe el-Huşeni (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) sefer sırasında konaklayınca yanında bulunan halk vadilere ve dağ geçitlerine dağılırdı. Bunun üzerine Resûlullah (aleyhissalatu vesselam): "Vadilere ve geçit1ere dağılmanız şeytan işidir" diye ikaz etti. Bundan sonra herhangi bir yere inilince birbirlerine yakın şekilde yerleşirlerdi. Öyle ki, "Üzerlerine bir yaygı atılsa hepsini örter" denirdi." Ebu Davud, Cihad 97, (2628).

2165 yolculuk YÜRÜME VE KONAKLAMA "Sehl İbnu Muaz el-Cüheni, babası (Sehl)'den naklen anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) bir gazve sırasında bir yerde konaklamıştı. Askerler konakladıkları yerleri birbirine pek yakın tutarak darlığa sebep oldular ve yolu da kestiler. Bunun üzerine bir dellal çıkararak halka şunu ilan ettirdi: "Konak yerini daraltıp yolu kesenin cihadı yoktur." Ebu Davud, Cihad 97, (2629, 2630).

2166 Arkadaş Arkadaşa Yardım "Ebu Said (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Kimin yanında fazla hayvan varsa, onu hayvanı olmayana versin. Kimin de fazla azığı varsa onu azığı olmayana versin."

Resûlullah, bazı mal çeşitlerini bu suretle saymaya devam etti. Öyle ki, bizden hiç kimsenin (yol sırasında) herhangi bir fazlalıkta hakkı olmadığı düşünvesine vardık." Müslim, Lukata 18, (1728); Ebu Davud, Zekat 32, (1663).

2167 Arkadaş Arkadaşa Yardım "Hz.Cabir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) gazveye çıkmak arzu etti ve: "Ey Muhacir ve Ensar topIuluğu! Kardeşlerinizden öyleleri var ki ne malları var ne de aşiretleri. Herbiriniz, iki veya üç kişiyi yanına alsın" dedi."

(Hz. Cabir devamla der ki): "Bu tamim üzerine ben iki veya üç kişiyi yanıma aldım. (Yol boyu) devemde, diğerlerinin sırası gibi benim de bir (binme) sıram vardı."

2168 Arkadaş Arkadaşa Yardım "Yine Hz. Cabir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) yürüme sırasında geride kalır, (kafileye kavuşturmak için) zayıf hayvanı sürer, üzerindekini terkisine alır ve onlara dua ederdi." Ebu Davud, Cihad 103, (2639).

2169 Kadının Yolculuğu KADININ YOLCULUĞU "Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Allaha ve ahiret gününe inanan bir kadına, bir gece ve gündüz devam edecek bir mesafeye, yanında bir mahremi olmadıkça gitmesi helal değildir." Buhari, Taksiru's-Salat 4; Müslim, Hacc 419, 422, (1339); Muvatta, İsti'zan 37, (2, 979); Ebu Davud, Menasik 2, (1723-1725); Tirmizi, Rada 15, (1170).

2170 Kadının Yolculuğu KADININ YOLCULUĞU "İbnu Abbas (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) şöyle buyurdular: "Bir erkek, yanında mahremi bulunmayan (yabancı) bir kadınla yalnız kalmasın!"

Bunun üzerine bir adam kalkarak: "Ey Allah'ın Resülü, kadınım hacc için yola çıktı, ben ise falan falan gazvelere yazıldım!" dedi. Aleyhissalatu vesselam: "Öyleyse git hanımına yetiş, onunla hacc yap!" diye emretti." Buhari, Cezau's-Sayd 26, Cihad 140, 181, Nikah 111; Müslim, Hacc 424, (1341).

2171 yolculuk YOLCUNUN YANINDA BULUNMASI MEKRUH OLAN ŞEYLER "Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "MeIekIer, içinde köpek ve çan bulunan kafileye arkadaşlık etmezler."

Bir diğer rivayette şöyle denmiştir: "Çan şeytanın mizmarları (çalgıları)dır."

Ebu Davud'un bir diğer rivayetinde: "MeIekIer, içerisinde kaplan derisi bulunan kafileye refakat etmez" buyurmuştur." Müslim, Libas 103, (2113, 2114); Ebu Davud, Cihad (2555, 2556); Tirmizi, Cihad 25, (1703).

2172 yolculuk SEFERDEN DÖNÜŞ "Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Yolculuk azabtan bir parçadır, herbirinizin yiyeceğine, içeceğine, uykusuna mani olur. Öyleyse işini bitiren ailesirıe dönmede acele etsin." Buhari, Umre 19, Cihad 136, Etime 30; Müslim, İmaret 179, (1927); Muvatta, İsti'zan 39, (2, 980).

2173 yolculuk SEFERDEN DÖNÜŞ "Hz. Cabir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Seferden dönünce ailene gece vakti gelme, ta ki kocasını bekleyen kadıncağız usturasını kullansın, dağınık saçlarını tarasın. Sana keys gerekir." Buhari, Nikah 120, Umre 16; Müslim, İmaret 183-184, (715); Ebu Davud, Cihad 175, (2776, 2777, 2778); Tirmizi, Rada 17, (1172) İsti'zan 19, (2713).

2174 yolculuk SEFERDEN DÖNÜŞ "Bir diğer rivayette şöyle gelmiştir: "Resûlullah onları (yolculuktan dönenleri), kadınları ihanet zannı altında tutmuş ve açıklarını aramış olmaları için, evlerinin kapılarını geceleyin çalmaktan nehyetti."

2175 yolculuk SEFERDEN DÖNÜŞ "Bir diğer rivayette şöyle gelmiştir: "(Resûlullah:) "Kocası gurbette olan (yabancı) kadınların yanına girmeyin. Zira şeytan, herbirinizin içinde, vücudunuzda kanın dolaştığı gibi, (kendisini hissettirmeden) dolaşır" buyurdu. Biz atılıp sorduk: "Sende de dolaşır mı?" "Bende de (dolaşır), ancak Allah bana yardım etti de (şeytanım) müslüman oldu." Tirmizi, Rada 17, (1172).

2176 yolculuk SEFERDEN DÖNÜŞ "Bir diğer rivayette şöyle gelmiştir: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam), bir gazveden -veya bir seferden- döndüğü vakit Medine'ye gece ulaşacak olsa girmez, sabahı beklerdi. Sabahtan önce ulaşacak olsa yine girmez, sabah vaktini beklerdi. Derdi ki: "Biraz mühlet tanıyın da kokusunu sürünmemiş olan taransın, kocası gurbette olan usturasını kullansın." Buhari, Nikah 120, Umre 16; Müslim, İmaret 183-184, (715); Ebu Davud, Cihad 175, (2776, 2777, 2778); Tirmizi, Rada 17, (1172) İsti'zan 19, (2713).

2177 yolculuk SEFERDEN DÖNÜŞ "Hz. İbnu Abbas (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) onları kadınların yanına geceleyin gelmeyi yasakladığı zaman, iki kişi (bu yasağı dinlemeyip), geceleyin evlerine geldi. Her ikisi de evinde hanımının yanında bir yabancı erkek buldu." Tirmizi, İsti'zan 19, (2713).

2178 yolculuk DENİZ YOLCULUĞU "Abdullah İbnu Amr İbni'l-As (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Hacc veya umre veya Allah yolunda cihad maksadları dışında gemiye binme. Zira denizin altında ateş, ateşin altında da deniz vardır." Ebu Davud, Cihad 9, (2489).

2179 yolculuk DENİZ YOLCULUĞU "Mutarrıf der ki: "Denizde ticaret yapmada bir beis yok. Kur'an-ı Kerim'de Cenab-ı Hak ancak hakkı zikreder" sonra da şu ayeti okudu; "Allah'ın lütfuyla rızık aramanız için gemilerin onu yararak gittiğini görürsün..." (Fatır 12)." Rezin ilavesidir. Buhari, bunu bab başlığında kaydetmiştir (Büyü, .

2180 yolculuk YOLCUYU KARŞILAMA "Saib İbnu Yezid (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Tebük Gazvesi dönüşünde, biz çocuklarla birlikte, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ı karşılamak üzere Seniyyetü'l Veda'ya gittik." Buhari, Cihad 196, Megazi 82; Tirmizi, 38, (1718); Ebu Davud, Cihad 176, (2779).

2181 yolculuk YOLCUYU KARŞILAMA "Hz. Aişe (radıyallahu anha) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) odamda iken Zeyd İbnu Harise geldi ve kapıyı vurdu. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) üryan vaziyette üzerindeki örtüsünü sürüyerek kalktı. Allah'a yemin olsun, O'nu, daha önce üryan olarak hiç görmemiştim, sonra da görmedim. Zeyd'i kucakladı ve öptü." Tirmizi, İsti'zan 32, (2733).

2182 yolculuk YOLCUYU KARŞILAMA "Şa'bi merhum anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam), Cafer İbnu Ebi Talib'i karşıladı, kucakladı ve gözlerinin arasından öptü." Ebu Davud, Edeb 157, (5220).

2183 namaz KUDUM (SEFERDEN DÖNÜŞ) NAMAZI "İbnu Ömer ve Ka'b İbnu Malik (radiyallahu anhum) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) bir seferden dönünce önce mescide uğrardı. Orada iki rekat namaz kılar, ondan sonra evine dönerdi." Nafi: "İbnu Ömer de Öyle yapardı" demiştir." Ebu Davud, Cihad 178, (2781, 2782).

2184 müsabaka MÜSÂBAKA VE ATICILIKLA İLGİLİ HÜKÜMLER "Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Şu üç şeyde armağan vardır: Deve yarışı veya at yarışı veya ok yarışı." Ebu Davud, Cihad 67, (2574); Tirmizi, Cihad 22, (1700); Nesai, Hayl 14, (6, 226, 227).

2185 müsabaka MÜSÂBAKA VE ATICILIKLA İLGİLİ HÜKÜMLER "İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) atı antremana tabi tutar, (sonra da) onunla yarışa katılırdı." Ebu Davud, Cihad 67, (2577).

2186 müsabaka MÜSÂBAKA VE ATICILIKLA İLGİLİ HÜKÜMLER "Yine İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) atlar arasında yarışma yaptırdı. Hedefte, beş yaşına basanları tafdil etti." Ebu Davud, Cihad 67, (2576).

2187 müsabaka MÜSÂBAKA VE ATICILIKLA İLGİLİ HÜKÜMLER "Yine İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam), antrenmanlı atı el-Hafya'dan Seniyyetu'l-Veda'ya kadar koşturdu. Antrenmanlı olmayanı da Seniyyetü'l-Veda'dan Beni Zürayk Mescidi'ne kadar koşturdu." Buhari, Salat 41, Cihad 56, 57, 58, İ'tisam 16, Müslim. İmaret 95, (1870); Muvatta, Cihad 45, (2, 467, 468); Ebu Davud, Cihad 67, (2575), Tirmizi, Cihad 22, (1699); Nesai, Hayl 13, (6, 226).

2188 müsabaka MÜSÂBAKA VE ATICILIKLA İLGİLİ HÜKÜMLER "Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Kim, iki at arasına, geçeceğinden emin olunmayan bir üçüncü at dahil ederse, bu kumar olmaz. Kim de geçeceğinden emin olunan atı dahil ederse bu kumar olur." Ebu Davud, Cihad 69, (2579).

2189 müsabaka MÜSÂBAKA VE ATICILIKLA İLGİLİ HÜKÜMLER "Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın Adba adında bir devesi vardır. Bu bütün yarışları kazanırdı. Bir gün binek devesi üzerinde bir bedevi geldi ve yarışta Adba'yı geçti. Bu durum Ashab'ın ağrına gitti. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam), üzüntülerini yüzlerinden okuyunca şu açıklamayı yaptı:

"Yeryüzünde, yükselttiği herşeyi arkadan alçaltmak Allah üzerine bir haktır." Buhari, Cihad 59, Rikak 38; Ebu Davud, Edeb 9, (4802); Nesai, Hayl 14, (6, 227).

2190 müsabaka MÜSÂBAKA VE ATICILIKLA İLGİLİ HÜKÜMLER "Fukaym el-Lahmi anlatıyor: "Ukbe İbnu Amir (radıyallahu anh)'e dedim ki: "Sen yaşlanmış bir ihtiyar olduğun halde bu iki hedef arasında gidip geliyorsun, artık bu sana meşakkat veriyor olmalı."

Bana şu cevabı verdi:

"Eğer Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'dan işittiğim bir söz olmasaydı kendimi bu sıkıntıya atmazdım. Efendimizin şöyle söylediğini işittim:

"Kim atıcılık öğrenir ve sonra brakırsa o bizden değildir - ueya: asi olmuştur." Müslim, İmaret 169, (1919),

2191 müsabaka MÜSÂBAKA VE ATICILIKLA İLGİLİ HÜKÜMLER "Ukbe İbnu Amir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki:

"Allah tek bir ok sebebiyle üç kişiyi cennete koyar:

1- Onu yapan; yeter ki bunu hayır maksadıyla yapsın.

2- Atan.

3- Atana ulaştıran." Ebu Davud, Cihad 24, (2513); Tirmizi, Fedailu'l-Cihad 11, (1637); Nesai, Cihad 26, (6, 28), Sayl 8, (6, 222, 223).

2192 müsabaka MÜSÂBAKA VE ATICILIKLA İLGİLİ HÜKÜMLER "Bir rivayette ise şöyle buyurulmuştur: "(Allah tek bir ok sebebiyle üç kişiyi cennete koyar: Yapan, yeterki hayır maksadıyla yapsın, atan) ve oku atana veren (münebbil). Atın, binin. Sizin (ok) atmanızı, ben binmenizde daha çok seviyorum. Her eğlence batıldır. Eğlenceleriniz içinde sadece şu üç şey (mübahtır), övgüye değer: Kişinin atını te'dib etmesi, hanımıyla mulatafede bulunması, yayla ok atıp, atılan okları toplaması. Bunlar Hakk'tandır. Kim öğrendikten sonra atışı, nefretle terkederse bilsin ki, bir nimeti terketmiştir -veya şöyle dedi-: "Bu nimete karşı nankörlük etmiştir." Ebu Davud, Cihad 24, (2513).

2193 müsabaka MÜSÂBAKA VE ATICILIKLA İLGİLİ HÜKÜMLER "Seleme İbnu'l-Ekva' (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) çarşıda ok yarışı yapan Beni Eslem'den bir grupla karşılaşmıştı. Onlara: "Ey İsmailoğulları atın, zira atalarınız atıcı idiler. Atın, ben falan kabileyi tutuyorum" dedi.

Bu söz üzerine bir grup atıştan vazgeçti. Efendimiz:

"Ne oldu, niye atmıyorsunuz?" diye sordu. Şöyle cevap verdiler:

"Nasıl atalım, siz öbür tarafı tutuyorsunuz!" Bunun üzerine:

"Atın! dedi, ben hepinizi, her iki tarafı da tutuyorum." Buhari, Cihad 78, Enbiya 12, Menakıb 4.

2194 müsabaka ATIN VASIFLARI "Ebu Vehb el-Cüşemi (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Size alnı sakar, ayakları sekili kahverengi atı veya alnı sakar ayakları sekili kızıl atı veya alnı sakar, ayakları sekili siyah atı tavsiye ederim."

Ebu Vehb'e: "Kızılın tafdil edilişinin sebebi nedir?" diye soruldu. Şu cevabı verdi:

"Çünkü, Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) bir seriyye göndermişti. Zafer haberini ilk getiren kızıl atın sahibi idi."

Nesai'de şu ziyade vardır: "(Allah yolunda) at besleyin, alınlarından ve arkalarından okşayın. Boyunlarına takı bağlayın fakat kiriş bağlamayın."

"Kiriş bağlamayın" ibaresi şunu ifade eder: Araplar cahiliye devrinde nazar değmnesine karşı atlarına kiriş bağlarlardı. Bu hadisle Resûlullah bu işin, Allah'ın kaderinden hiçbirşeyi geri çeviremeyeceğini onlara bildirmiş oldu. Mamafih bu ibarenin: "Atın üzerinde, cahiliye devrindeki gibi intikam almaya kalkmayın" manasını taşıdığı da söylenmiştir. (Zira evtar, "vitr" kelimesinin de cem'idir. Vitr, intikam demektir." Ebu Davud, Cihad 44, (2544); Nesai, Hayl 3, (6, 218, 219).

2195 müsabaka ATIN VASIFLARI "Hz. Ebu Katade (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Atların en hayırlısı alnında küçük bir sakar, üst dudağında beyaz beneği olan siyahtır. Bunun üç ayağı sekili, ön sağ ayağı sekisiz siyah takip eder. Eğer siyah değilse aIacası, böyle olan kahverengi hayırlıdır." Tirmizi, Cihad 20, (1696, 1697); İbnu Mace, Cihad 14, (2789).

2196 müsabaka ATIN VASIFLARI "Hz. İbnu Abbas (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam): "Atın bereketi kızıllığındadır" buyurdu." Ebu Davud, Cihad 44, (2545); Tirmizi, Cihad 20, (2454).

2197 müsabaka ATIN VASIFLARI "Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) şikal attan hoşlanmazdı. Bu, atın ön sağ ve arka sol ayağında veya ön sol, arka sağ ayağında (çaprazlama) seki bulunmasıdır. Ancak şikal için şöyle diyen de olmuştur: "Atın üç ayağının sekili, birinin sekisiz olmasıdır veya üçünün sekisiz, birinin sekili olmasıdır, şikal sadece arka ayakta olur. Şu da söylenmiştir: "Şikal, beyazlı alaca ihtilafının çaprazlama olmasıdır." Müslim, İmaret 102, (1875); Ebu Davud, Cihad 46, (2547); Tirmizi, Cihad 21, (1698); Nesai, Hayl 4, (6, 219).

2198 müsabaka ATIN VASIFLARI "Urve İbnu'l-Ca'd (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Atın alnına hayır bağlanmıştır: "Bu hayır), sevap ve ganimettir. Bu hal kıyamete kadar bakidir." Buhari, Cihad, 43, 44, Humus 8; Müslim, İmaret 98, (1873); Tirmizi, Cihad 19, (1694); Nesai, Hayl 7, (6, 222).

2199 müsabaka ATIN VASIFLARI "Utbe İbnu Abdillah es-Sülemi (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhisssalatu vesselam) buyurdular ki: "Atın alnındaki tüyleri kesmeyin (boynunun üstündeki) yeleleri de kesmeyin, kuyruğundaki tüyleri de. Çünkü kuyruğu sinekleri vs. kovalar, yeleleri onu ısıtan elbisesidir, alnı ise orada hayır bağlıdır." Ebu Davud, Cihad 43, (2542).

2200 müsabaka ATIN VASIFLARI "Hz. Cerir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ı atın alnındaki tüyleri parmaklarıyla bükerken gördüm. Büküyor ve şöyle diyordu: "Atın alnına Kıyamet gününe kadar hayır bağlanmıştır. Bu hayır sevap ve ganimettir." Müslim, İmaret 97, (1872); Nesai, Hayl 7, (6, 221).

2201 müsabaka ATIN VASIFLARI "Yahya İbnu Said (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın ridası ile atının alnını okşadığı görüldü. Bunun sebebi sorulunca şu cevabı verdi:

"Ben bu gece at mevzuunda azarlandım." Muvatta, Cihad 47, (2, 468).

2202 müsabaka ATIN VASIFLARI "Hz. Ebu Zerr (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Hiçbir Arabi at yoktur ki, her seher vaktinde şu kelimelerle dua etmesine izin verilmesin: "Ya Rabbi, Beni insanoğlundan dilediğine temlik ettin, beni onun malı kıldın. Öyleyse beni, ona onun en sevgili malı, en sevgili ehli kıl" veya "Beni ona, onun en sevgili malından ve ehlinden biri kıl." Nesai, Hayl 9, (6, 223).

2203 müsabaka ATIN VASIFLARI "Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) dişi ata feres derdi." Ebu Davud, Cihad 45, (2546).

2204 müsabaka ATIN VASIFLARI "Sehl İbnu Sa'd (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın bizim bahçemizde bir atı vardır, adı el-Lahif idi." Buhari, Cihad 46.

2205 müsabaka ATIN VASIFLARI "Hz. Ali (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a bir katır hediye edilmişti, ona bindi. Ben kendisine:

"Eşekleri atlara aşırtsak da bunun gibi katırlar elde etsek olmaz mı?" dedim. Şöyle cevap verdi:

"Bunu (şeriatın bu meseledeki hükmünü) bilmeyenler yapar." Ebu Davud, Cihad 59, (2565); Nesai, Hayl 10, (6, 224).

2206 sual SUAL "Hz. Ebu Hüreyre anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Ben sizi terkettikçe siz de beni bırakınız. Zira, sizden öncekileri, suallerinin çokluğu ve peygamberleri üzerindeki ihtilafları helak etmiştir. Öyle ise sizi birşeyden nehiy mi ettim (niçin, neden? diye sormaya kalkmadan) ondan kaçının. Bir şey emrettiğim zaman da onu elinizden geldiğince yapmaya çalışın, (soru sormayın)." Buhari, İ'tisam 2; Müslim, Hacc 412, (1337); Tirmizi, İlm 17, (2681); Nesai, Hacc 1, (5,110).

2207 sual SUAL "Sa'd İbnu Ebi Vakkas (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Müslümanlar içinde, müslümanlara karşı en büyük cürüm işleyen kimse odur ki, haram kılınmamış olan bir şey hakkında soru sorar da bu suali sebebiyle o şey haram kılınıverir." Buhari, İ'tisam 3; Müslim, Fedail 132, (2358); Ebu Davud, Sünnet 7, (4610).

2208 sual SUAL "Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhisssalatu vesselam) buyurdular ki: "İnsanlar sizlere ilimden sormaya devam ederken şunu demeye kadar gelirler: "Anladık, AIIah herşeyin yaratıcısıdır, pekiyi AIIah'ın yaratıcısı kimdir?"

Ebu Hüreyre, bir adamın elini tutarak ilave etti: "Allah ve Resülü doğru söyledi. Bana bunu iki kişi sordu; bu, üçüncüsüdür." Buhari, Bed'ü-l-Halk 11; Müslim, İman 232, (135); Ebu Davud, Sünnet 19, (4721, 4722).

2209 sual SUAL "Ebu Davud'un diğer bir rivayetinde şöyle der: "Bunu söyledikleri zaman siz: "Allah birdir, Allah sameddir (ne bir yaratıcıya ne de bir başka şeye muhtaç değildir), doğurmadı, doğurulmadı da. O'nun bir dengi de yoktur" deyin, sonra solunuza üç kere tükürüp istiaze ile şeytandan Allah'a sığının." Ebu Davud, Sünnet 19, (4722).

2210 sual SUAL "Yine Hz. Ebu Hüreyre anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "İnsanların şerlileri, ulemaya (birşey öğrenmek için değil), onları yanıltmak için zararlı meselelerden soru soranlardır." Rezin'in ilavesidir. Kaynağı bulunamamıştır.

2211 sual SUAL "Ebu Sa'lebe eI-Huşeni (radıyallahu anh)anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Allah bir kısım farzlar koymuştur, siz bunları daraltmayın. Bir kısım da sınırlar (yasaklar) koydu. Bunlara tecavüz etmeyin. Bazı şeyleri de haram kıldı, onlara yaklaşmayın. Bazı şeyleri de (farz, sınır, haram diye tavsifetmeden mutlak) bırakmıştır. Bunları, unutarak bırakmış değildir. Öyle ise onları (farz mı, haram mı.. vs. diye didikleyip) araştırmayın." Rezin ilavesidir. Bunu Darakutni, Sünen'inde Rada bahsinde (4, 184) tahric eder. ed-Dürru'l Mensür'da Suyüti, başka rivayetler de kaydeder (4. 279).

2212 sihir ve kehanet SİHİR VE KEHANET "Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Kim (sihir maksadıyla) bir düğüm vurur sonra da onu üflerse sihir yapmış olur. Kim sihir yaparsa şirke düşer. Kim birşey asarsa, o astığı şeye havale edilir." Nesai, Tahrim 19, (7,112).

2213 sihir ve kehanet SİHİR VE KEHANET "Safiyye Bintu Ebi Ubeyd, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın zevce-i paklerinden naklen anlatıyor: "Resülulah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Kim bir arrafa (kahine) gelir, birşeyler sorar ve söylediklerine de (inanıp) onu tasdik ederse, kırk gün namazı kabul edilmez." Müslim, Selam 125, (2230).

2214 sihir ve kehanet SİHİR VE KEHANET "Hz. Aişe (radıyallahu anha) anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e (yahudiler tarafından) sihir yapıldı. Öyle ki, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) yapmadığı bir şeyi yaptım vehmine düşüyordu. Bir gün benim yanımda iken Allah'a dua etti, sonra tekrar dua etti. Ve dedi ki:

"Ey Aişe, hissettin mi, sorduğum hususta Allah bana fetva verdi?"

"Hangi hususta Ey Allah'ın Resülü?" dedim.

"İki kişi bana gelip, biri başucumda, diğeri de ayak tarafımda oturdu. Biri diğerine:

"Bu zatın rahatsızlığı nedir?" dedi. Öbürü:

"Büyüdür!" dedi. Önceki tekrar sordu:

"Kim büyüledi?" Diğeri:

"Lebid İbnu'l-Asam adındaki Beni Züreykli bir yahudi" diye cevap verdi. Öbürü:

"Büyüyü neye yaptı?" dedi. Arkadaşı:

"Bir tarakla saç döküntüsüne ve bir de erkek hurma tomurcuğunun içine!" cevabını verdi. Diğeri:

"Pekala, şimdi nerede?" diye sordu. Arkadaşı:

"Zervan kuyusunda!" cevabını verdi."

Bunun üzerine Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) Ashabından bir grupla birlikte (radıyallahu anhüm) kuyuya gitti, ona baktı, kuyunun üzerinde bir hurma vardı. Sonra benim yanıma dönüp:

"Ey Aişe! AIIah'a yemin olsun, kuyunun suyu sanki kına ıslatılmış gibi (bulanık) ve (o kuyu iIe sulanan) hurma ağaçlarının başları da sanki şeytanların başIarı gibiydi!" dedi. Ben:

"Ey Allah'ın Resülü! Onu (kuyudan) çıkardın mı?" diye sordum.

"Hayır" dedi ve ilave etti:

"Bana gelince, Allah bana afiyet Iütfetti ve şifa verdi. Ben ondan halka bir şer gelmesine sebep olmaktan korktum!"

Resûlullah onun gömülmesini emretti ve yere gömüldü" Buhari, Tıbb 47, 49, 50, Cizye 14, Edeb 56; Müslim, Selam 43, (2189).

2215 sihir ve kehanet SİHİR VE KEHANET "Zeyd İbnu Erkam (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a sihir yapıldı. Bu yüzden günlerce hasta düştü.

Sonunda Cebrail aleyhisselam gelerek:

"Seni yahudilerden bir adam sihirledi. Yaptığı sihir düğümünü falanca kuyuya attı" dedi. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) Hz. Ali (radıyallahu anh)'yi (bu maksadla oraya) gönderdi. Ali (radıyallahu anh) düğümü oradan çıkarıp çözdü. (Sihir çözülünce) Aleyhissalatu vesselam, bağdan kurtulmuş gibi kendine geldi. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) bunu, o yahudiye zikretmedi ve onun yüzünü de hiç görmedi." Nesai, Tahrim 20, (7,112-113).

2216 içecekler AYAKTA İÇMENİN HÜKMÜ (CEVAZ İFÂDE EDEN HADİSLER) "İbnu Abbas (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a zemzemden sundum, ayakta olduğu halde içti."

Bir rivayette: "Resûlullah Beytullah'ın yanında iken su istedi, ben ona bir kova getirdim" denmiştir.

Bir diğer rivayette şu ziyade gelmiştir: "İkrime o gün (Resûlullah'ın) deve üzerinde olduğu hususunda yemin etti." Buhari, Eşribe 16, Hacc 76; Müslim, Eşribe 120, (2027); Tirmizi, Eşribe 12, (1883); Nesai, Hacc 165, (5, 237).

2217 içecekler AYAKTA İÇMENİN HÜKMÜ (CEVAZ İFÂDE EDEN HADİSLER) "Tirmizi ve Nesai'nin bir rivayetinde şöyle denmiştir: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) zemzemi ayakta içti." Tirmizi, Nesai

2218 içecekler AYAKTA İÇMENİN HÜKMÜ (CEVAZ İFÂDE EDEN HADİSLER) "İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Biz, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) devrinde yürürken yer, ayakta iken içerdik." Tirmizi, Eşribe 11, (1881); İbnu Mace, Et'ime 25, (3301).

2219 içecekler AYAKTA İÇMENİN HÜKMÜ (CEVAZ İFÂDE EDEN HADİSLER) "İmam Malik'e ulaştığına göre Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali (radıyallahu anhüm) ayakta oldukları halde (su) içiyorlardı." Muvatta, Sıfatu'n-Nebi 13, (2, 925).

2220 içecekler "AYAKTA İÇMENİN HÜKMÜ

(AYAKTA YEYİP İÇMEKTEN MEN EDEN HADİSLER)" "Hz. Enes (radıyallahu anh): "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) ayakta içmeyi yasakladı" demişti. Kendisine:

"Ya yemek? (Bu husustaki hüküm nedir)" diye soruldu.

"Bu daha şiddetle yasaktır!" dedi veya şöyle dedi.

"Bu daha şerli, daha kötü!" Müslim, Eşribe 113. (2024); Tirmizi, Eşribe 11, (1880); Ebu Davud, Eşribe 13, (3717).

2221 içecekler "AYAKTA İÇMENİN HÜKMÜ

(AYAKTA YEYİP İÇMEKTEN MEN EDEN HADİSLER)" "Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) şöyle buyurdular:

"Sizden kimse sakın ayakta içmesin. Kim unutarak içerse hemen kussun." Müslim, Eşribe 116, (2026).

2222 içecekler KAPLARIN AĞZINDAN İÇMEK (CEVAZ İFADE EDEN HADİSLER) "Kebşetu'l-Ensari (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) yanıma girmişti. (Duvarda) asılı olan bir kırbanın ağzından ayakta su içti. Ben hemen kırbaya gidip ağzını kestim."

Rezin şu ziyadeyi ilave etmiştir: "(Kestiğim bu kısmı) su içerken kullanmak üzere hususi bir maşraba yaptım." Tirmizi, Eşribe 18, (1893); İbnu Mace, Eşribe 21, (3423).

2223 içecekler KAPLARIN AĞZINDAN İÇMEK (CEVAZ İFADE EDEN HADİSLER) "Ensardan bir zat olan İsa İbnu Abdillah, babasından naklen anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) Uhud günü bir su kabı istedi. (Kap gelince):

"Kabın ağzını dışa kıvır!" dedi, ben de kıvırdım. Sonra kabın ağzından su içti." Ebu Davud, Eşribe 15, (3721).

2224 içecekler KAPLARIN AĞZINDAN İÇMEK (SU KABININ AĞZINDAN İÇMEYİ YASAKLAYAN HADİSLER) "Ebu Said (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) su kaplarının ağzından içmek için ağızlarının dışa kıvrılmalarını yasakladı." Buhari, Eşribe 23, Müslim, Eşribe 111, (2Q23); Ebu Davud, Eşribe 15, (3720); Tirmizi, Eşribe 17, (1891).

2225 içecekler İÇERKEN NEFES ALIP VERMEK "İbnu Abbas (radıyallahu anhüm ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Suyu deve gibi bir solukta içmeyin. İki-üç solukta (dinlene dinlene) için. Su içerken besmele çekin. Bitirince de Allah'a hamdedin." Tirmizi, Eşribe 13, (1886).

2226 içecekler İÇERKEN NEFES ALIP VERMEK "Hz. Enes'ten Nesai dışındaki imamların rivayetine göre: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam), suyu üç solukta içerdi."

Müslim ve Tirmizi'nin rivayetlerinde şu ziyade var: "Resûlullah (üç solukta içer, böyle içmenin) daha doyurucu, (hastalıklara karşı) daha koruyucu ve daha afiyetli olduğunu söylerdi." Buhari, Eşribe 26; Müslim, Eşribe 121, (2028); Tirmizi, Eşribe 13, (1885); Ebu Davud, Eşribe 19, (3727).

2227 içecekler İÇERKEN NEFES ALIP VERMEK "Ebu Katade (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Biriniz su içerken su kabına nefes etmesin." Buhari, Eşribe 25, Vudü 18, 19; Müslim, Taharet 64, (267); Eşribe 121, (267); Tirmizi, Eşribe 16, (1890); Nesai, Taharet 42, (1, 43, 44).

2228 içecekler İÇERKEN NEFES ALIP VERMEK "Ebü'l-Müsenna el-Cüheni anlatıyor: "Ebu Said (radıyallahu anh) Mervan'ın yanına girmiştir. Mervan ona:

"Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın kaplara solumayı yasakladığını işittin mi?" diye sordu. Ebu Said (radıyallahu anh):

"Evet!" dedi ve anlattı: "Adamın birisi: "ben bir nefeste su içince bir türlü suya kanamıyorum (ne tavsiye edersiniz)?" diye sormuştu. Aleyhissalatu vesselam efendimiz:

"Kabı ağzından ayır, nefes al (sonra içmeye devam et)!" buyurdu. Adam:

"Kapta çer-çöp görürsem?" diye sordu. Efendimiz:

"0 takdirde suyu dök!" diye emretti." Muvatta, Sıfatu'n-Nebi 12, (2, 925); Tirmizi, Eşribe 15, (1888); Ebu Davud, Eşribe 16, (3722); İbnu Mace, Eşribe 23, (3427).

2229 içecekler İÇENLERİN ÖNCELİK SIRASI "Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a bir bardak süt getirilmişti. İçerisine su katıldı. Önce kendisi içti. Solunda Hz. Ebu Bekir (radıyallahu anh) vardı, sağında da bir bedevi. Sütten artan kısmı bedeviye verdi ve:

"(Öncelik hakkı) sağındır, sonra da onun sağı(ndan devam etsin)!" buyurdu." Buhari, Hibe 4, Eşribe 14, 18; Müslim, Eşribe 124, (2029); Muvatta, Sıfatu'n-Nebi 17, (2, 926); Tirmizi, Eşribe 19, (1894); Ebu Davud, Eşribe 19, (3726).

2230 içecekler İÇENLERİN ÖNCELİK SIRASI "Sehl İbnu Sa'd (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a bir içecek getirilmişti. Ondan, önce kendisi içti. Sağında bir oğlan, solunda da yaşlılar vardı. Oğlana:

"Bardağı şu yaşlılara vermem için bana izin verir misin?" dedi. Oğlan da:

"Ey Allah'ın Resülü, Allah'a yemin olsun bana sizden gelecek nasibime başkasını asla tercih edemem!" diye cevap verdi. Bunun üzerine Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) bardağn onun eline koydu."

Rezin şunu ilave etti: "Zikri geçen oğlan el-Fadl İbnu Abbas idi." Buhari, Eşribe 19; Müslim, Eşribe 127, (2030).

2231 içecekler İÇENLERİN ÖNCELİK SIRASI "İbnu Ebi Evfa ve Ebu Katade (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Bir cemaate içecek dağıtan, en son içer." Ebu Davud, Eşribe 19, (3725); Tirmizi, Eşribe 20, ( 1859). Hadisi Ebu Davud İbnu Ebi Efa'dan Tirmizi de Ebu Katade 'den rivayet etmiştir.

2232 içecekler KAPLARIN AĞIZLARININ ÖRTÜLMESİ "Hz. Cabir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Kapların ağızlarını örtün, dağarcık (ve tulukların) ağzını bağlayın."

Müslim'in bir rivayetinde şu ziyade var: "Zira yılda bir gece vardır ki onda veba yağar. Şayet ağzı açık kaba veya bağsız dağarcığa rastlarsa bu vebadan ona mutlaka iner."

el-Leys dedi ki: "Bizim yanımızdaki acemler bundan kanun-u evvel ayında sakınırlar." Buhari, Eşribe 22, Bed'ü'l-Halk 11,14, İsti'zan 49, 50; Müslim, Eşribe 96-99, (2012-2014); Ebu Davud, Eşribe 22, (3731-3734).

2233 içecekler KAPLARIN AĞIZLARININ ÖRTÜLMESİ "Yine Buhari ve Müslim'de gelen bir rivayette şöyle denmiştir: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) su istedi. Bir adam:

"Ya Resûlullah sana nebiz (şıra) sunmayalım mı?" diye sordu. Efendimiz.

"Evet, sun!" buyurdu."

Ravi der ki: "Adam hızla çıktı ve içinde nebiz (şıra) olan bir bardakla geri döndü. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam):

"Ağzını kapamadın mı, hatta üzerine gereceğin bir çöple bile olsa?" dedi ve nebizi içti."

Müslim'de Ebu Humeyd'den gelen bir rivayette şöyle buyurulmuştur: "Biz, geceleyin dağarcıkları bağlamakla emrolunduk. Kapıların da geceleyin örtülmesiyle emrolunduk." Hadisin kaynağı önceki hadisin bablarıdır. Rivayet Ebu Davud'da da gelmiştir. Eşribe 22, (3734).

2234 içecekler MÜTEFERRİK HADİSLER "Hz. Aişe (radıyallahu anha) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a es-Sükya kuyularından tatlı su getirilirdi."

Kuteybe der ki: "O (es-Sükya) Medine ile Mekke arasında iki günlük mesafe bulunan bir göze idi." Ebu Davud, Eşribe 22, (3735).

2235 içecekler MÜTEFERRİK HADİSLER "Hz. Cabir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) Ensar'dan bir zatın bahçesine girdi. Bu sırada adam, bahçeye su çevirmekte idi. Resüllulah (aleyhissalatu vesselam):

"Yanınızda şenne (eskimiş tuluk) içerisinde akşamdan kalma suyunuz varsa (ver de içelim), yoksa, akan sudan ağzımızla içeriz" buyurdu. Adam:

"Evet yanımda soğuk su var!" deyip, kulübeye giderek bir bardağa su koydu, sonra da üzerine bir keçiden süt sağdı. Efendimiz ondan içti." Buhari, Eşribe 14, 20; Ebu Davud, Eşribe 18, (3724).

2236 içecekler MÜTEFERRİK HADİSLER "Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Ümmü Süleym'in bir bardağı vardı. (Bu bardakla ilgili olarak) derdi ki: "Ben bu bardakla Resûlullah'a her çeşit meşrubatı sunmuşum: "Su, bal (şerbeti), süt, şıra"." Nesai, Eşribe 58, (8, 335).

2237 içecekler HER SARHOŞ EDİCİ HARAMDIR "Hz. Aişe (radıyallahu anha) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Sarhoşluk veren her içki haramdır." Buhari, Eşribe 4, Vudü 71; Müslim, Eşribe 67-68, (2001); Muvatta, Eşribe 9, (2, 845); Ebu Davud, Eşribe 5, (3682, 3687); Tirmizi, Eşribe 2, 3, (1864,1867); Nesai, Eşribe 23, 8, (298).

2238 içecekler HER SARHOŞ EDİCİ HARAMDIR "Bir diğer rivayette şöyle gelmiştir: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a bal şerbetinden sunulmuştu:

"Sarhoşluk veren her içki haramdır!" diye cevap verdi." Buhari, Eşribe 4, Vudü 71; Müslim, Eşribe 67-68, (2001); Muvatta, Eşribe 9, (2, 845); Ebu Davud, Eşribe 5, (3682, 3687); Tirmizi, Eşribe 2, 3, (1864,1867); Nesai, Eşribe 23, 8, (298).

2239 içecekler HER SARHOŞ EDİCİ HARAMDIR "Ebu Davud'da gelen diğer bir rivayette (Resûlullah'a açıklaması şöyledir): "Her sarhoş edici şey haramdır. Bir farak (hüp) içildiği takdirde sarhoşluk veren bir şeyin tek avucu da haramdır."

Tirmizi de gelen bir diğer rivayette "tek yudumu haramdır" diye gelmiştir." Buhari, Eşribe 4, Vudü 71; Müslim, Eşribe 67-68, (2001); Muvatta, Eşribe 9, (2, 845); Ebu Davud, Eşribe 5, (3682, 3687); Tirmizi, Eşribe 2, 3, (1864,1867); Nesai, Eşribe 23, 8, (298).

2240 içecekler HER SARHOŞ EDİCİ HARAMDIR "Ebu Müsa (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah'a "Ey Allah'ın Resülü, dedim, Yemen'de yapmakta olduğumuz şu iki şarap hakkında bize fetva ver: Bit'; bu baldandır, şiddetleninceye kadar nebiz yapılır. İkincisi mizr'dir, bu mısırdan ve arpadan yapılır, bu da şiddetleninceye kadar nebiz yapılır." Resûlullah (aleyhissalatu vesselam):

"Ben her sarhoşluk veren şeyi yasaklıyorum" buyurdular." Buhari, Megazi 60, Cihad 164, Edeb 80, Ahkam 22, Müslim, Cihad 7, (1733), Eşribe 70; Ebu Davud, Eşribe 5, (3684); Nesai, Eşribe 23, 24, (8, 298, 299).

2241 içecekler HER SARHOŞ EDİCİ HARAMDIR "İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Bir adam Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a içeceklerden sormuştu. Efendimiz:

"Kaynayan sarhoş edicilerin hepsinden az da olsa çok da olsa kaçın" cevabını verdi." Nesai, Eşribe 24, (8, 300), 48, (8, 324).

2242 içecekler HER SARHOŞ EDİCİ HARAMDIR "Abdullah İbnu Amr İbni'l-As (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) hamr'dan, kumardan, davuldan, mısır şarabından yasakladı ve dedi ki: "Her sarhoş edici haramdır." Ebu Davud, Eşribe 5, (3685).

2243 içecekler ALKOLLÜ İÇKİLERİN TAHRİMİ, İÇENLERİN ZEMMİ "İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Her sarhoş edici hamrdır. Ve her sarhoş edici haramdır. Kim dünyada hamr içer ve tevbe etmeden, onun tiryakisi olduğu halde, ölürse, ahirette şarab içemez." Buhari, Eşribe 1; Müslim, Eşribe 73, (2003); Muvatta, Eşribe 11, (2, 846); Ebu Davud, Eşribe 5, (3679); Tirmizi, Eşribe 1, (1862); Nesai, Eşribe 22, 46, (8, 296, 297, 318).

2244 içecekler ALKOLLÜ İÇKİLERİN TAHRİMİ, İÇENLERİN ZEMMİ "Yine İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Ömer (radıyallahu anh), Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın minberinde şu açıklamayı yaptı: "Emma ba'd, Ey insanlar! Hamr'ın haram olduğu hükmü inmiştir. Bilesiniz ki hamr (günümüzde ve çevremizde) beş şeyden yapılmaktadır: Üzümden, hurmadan, baldan, buğdaydan, arpadan. Hamr, aklı örten (her) şeydir." Buhari, Eşribe 2, 5; Teysir, Maide 10; Müslim, Tefsir 32, (3032); Nesai, Eşribe 20, (8, 295); Ebu Davud, Eşribe 1, (3669); Tirmizi, Eşribe 8, (1873).

2245 içecekler ALKOLLÜ İÇKİLERİN TAHRİMİ, İÇENLERİN ZEMMİ "Hz. Cabir (radıyallahu anh) buyurdular ki: "Allah, sarhoş ediciyi içen kimseye tinetu'l-habal içirmeye ahdetmiştir."

"Tinetu'l-Habal nedir?" diye sorulunca:

"Cehennemliklerin (vücudlarından, çıkan) terleridir!" diye cevap verdi." Müslim, Eşribe 72, (2002); Nesai, Eşribe 49, (8, 327).

2246 içecekler ALKOLLÜ İÇKİLERİN TAHRİMİ, İÇENLERİN ZEMMİ "Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) hamrla ilgili olarak on kişiye lanet etti: "(Hammaddesinden şarap yapmak maksadıyla) sıkana ve sıktırana, içene ve sakilik yapana, (imalathaneden veya depodan, toptancıdan perakendeciye veya müstehlike kadar) taşıyana ve taşıtana, satana ve satın alana, bağışlayana, bunun parasını yiyene." Tirmizi, Büyü 59, (1295); İbnu Mace, Eşribe 6, (3381).

2247 içecekler ALKOLLÜ İÇKİLERİN TAHRİMİ, İÇENLERİN ZEMMİ "Ebu Müsa (radıyallahu anh) demiştir ki: "Bana göre, ha hamr içmişim, ha Allah'ı bırakarak şu sütuna tapmışım, ikisi de birdir." Nesai, Eşribe 42, (8, 314).

2248 içecekler HAMRIN TAHRİMİ VE YAPILDIĞI MADDELER "İbnu Abbas (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Hamr aynı ile haram edilmiştir, (bu sebeple) azı da haramdır, çoğu da; keza her içkiden hasıl olan sarhoşluk da (haramdır)." Nesai, Eşribe 48, (8, 320, 321).

2249 içecekler HAMRIN TAHRİMİ VE YAPILDIĞI MADDELER "en-Nüman İbnu Beşir (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Üzümden hamr yapılır, hurmadan hamr yapılır, baldan hamr yapılır, buğdaydan hamr yapılır, arpadan hamr yapılır. Ben sizi bütün sarhoş edicilerden yasaklıyorum." Ebu Davud, Eşribe 4, (3676); Tirmizi, Eşribe 8, (1873).

2250 içecekler HAMRIN TAHRİMİ VE YAPILDIĞI MADDELER "Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Hamr şu iki ağaçtandır: Hurma ve asma." Müslim, Eşribe 13, (1985); Tirmizi, Eşribe 8, (1876); Ebu Davud, Eşribe 4, (3678); Nesai, Eşribe 19, (8, 294).

2251 içecekler HAMRIN TAHRİMİ VE YAPILDIĞI MADDELER "İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) demiştir ki: "Hamr haram edildiği zaman Medine'de mevcut beş çeşit içki arasında üzümden yapılan şarap yoktu." Buhari, Eşribe 2, Teysir, Maide 10.

2252 içecekler HAMRIN TAHRİMİ VE YAPILDIĞI MADDELER "Ebu Said (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Allah Teala Hazretleri, hamrı mevzubahis etmektedir. Muhtemelen onun hakkında bir emir indirecektir. Şu halde, kimin yanında hamr varsa, onu satsın ve ondan istifade etsin."

Aradan çok geçmedi. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) şunu söyledi:

"Allah Teala Hazretleri hamrı haram kılmıştır. Öyle ise, bu ayet kendisine ulaşan herkes, yanında hamr olduğu takdirde, onu ne satın alsın, ne satsın, ne de ondan istifade etsin."

Bu emirden sonra halk, hamr olarak evinde ne varsa Medine sokakIarına götürüp döktüler." Müslim, Musakat 67, (1578).

2253 içecekler HAMRIN TAHRİMİ VE YAPILDIĞI MADDELER "Hasan İbnu Ali (radıyallahu anhüma) babasından naklen anlatıyor: "Bedir savaşı ganimetinden hisseme düşen yaşlı bir devem vardı. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) da humus'dan (o gün) bana yaşlı bir deve daha verdi. Develerim, Ensar'dan bir zatın hücresinde ıhmış dururken (yanlarına) geldim. Bir de ne göreyim, develerimin hörgüçleri kesilmiş, böğürleri oyulmuş, ciğerleri de sökülmüştü. Bu manzarayı görünce kendimi tutamayıp, ağladım.

"Bunu kim yaptı?" diye sordum.

"Hamza yaptı. Şu anda, falanca evde, Ensardan birinin içki meclisindedir. Şarkıcı cariye ona şarkı okumuş, şarkısında şunları söylemişti" dediler:

"Ey Hamza! şişman yaşlı develere dikkat et,

Onlar avluda bağlıdırlar,

Bıçağı onların sinesine vur,

Pirzola veya benzerini çabuk yap!"

Bu şarkı üzerinde Hamza (radıyallahu anh) fırlayıp, kılıcı kapıp develerin hörgüçlerini kesmiş, karınlarını yarmış, ciğerlerini sökmüş."

Hz. Ali (radıyallahu anh) devamla şunları söyledi: "Ben hemen gidip Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın huzuruna çıktım. Yanında Zeyd İbnu Harise vardı. Beni görünce, başımdan geçenleri yüzümden okudu.

"Neyin var?" diye sordu. Ben:

"Ey Allah'ın Resülü! Bugünkü gibi (dehşetli bir manzara) görmedim. Hamza iki deveme saldırıp hörgüçlerini kesmiş, böğürlerini yarmış. Hemencecik şurada, bir içki meclisinde!" dedim. Bunun üzerine Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) ridasını istedi, getirdiler, giyip yayan gitti. Biz de arkasına düştük. Hamza'nın bulunduğu eve kadar geldi.

İzin istedi, buyur ettiler. Girince bir içki meclisiyle karşılaştı. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) fiilinden dolayı Hamza'yı ayıplamaya başladı.

Hamza sarhoştu, gözleri kızarmıştı. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a baktı, sonra nazar edip aşağıdan dizlerine kadar süzdü, tekrar ayağından başlayıp beline kadar süzdü, sonra tekrar bakışlarıyla süzerek yüzüne kadar geldi ve:

"Siz benim babamın kölelerinden başka bir şey misiniz?" dedi. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) onun sarhoş olduğunu anladı. Hemen izinin üstüne geri döndü, çıkıp gitti. Peşinden biz de çıktık.

Bu vak'a hamr'ın haram edilmesinden önce idi." Buhari, Hums 1, Büyü 28, Şirb 13, Meğazi 11, Libas 7; Müslim, Eşribe 2, (1979); Ebu Davud, Harac 20, (2986). Bu kaynakların hiçbirinde şiir tam olarak mevcut değildir, birinci beytin sadece yarısı mevcuttur.

2254 içecekler HARAM VE HELAL OLAN ŞIRALAR "İbnu Abbas (radıyallahu anhüma): "Kim Allah'ın haram kıldığını haram kılmaktan hoşlanırsa nebiz'i haram kılsın" dedi."

Bir rivayette, Kays İbnu vehb ona: "Benim bir küpcüğüm var, içerisine şıra koyuyor, şıra kaynayıp durulunca içiyorum" dedi. (İbnu Abbas) cevaben: "Bu söylediğin şey ne zamandan beri içeceğini teşkil etmekte?" diye sordu. Kays: "Yirmi yıldan beri" deyince, İbnu Abbas: "Öyleyse uzun zamandır, damarların su ihtiyacını pislikten gördü" dedi." Nesai, Eşribe 48, (8, 322-323).

2255 içecekler HARAM VE HELAL OLAN ŞIRALAR "Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) oruç tutuyordu. Orucunu açacağı vakti kolladım. Kabaktan mamul bir kap içerisinde yaptığım nebizi getirdim. Nebiz kaynayıp kabarıyordu. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam):

"Bunu şu duvara çal. Zira artık bu, Allah'a ve ahirete inanmayanların içkisidir" buyurdu." Ebu Davud, Erşibe 12, (3716); Nesai, Eşribe 25, (8, 301).

2256 içecekler HARAM VE HELAL OLAN ŞIRALAR "İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Bir adam, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a içerisinde nebiz bulunan bir kadeh getirdi. Efendimiz bu sırada (Haceru'l-Esved) rüknünün yanında idi. Bardağı ona sundu. Efendimiz, ağzına kadar götürdü. Ancak nebizin (keskinleşip ekşiliğinin) şiddetlendiğini gördü ve bardağı sahibine geri çevirdi. (Cemaatten) bir adam:

"Bu haram mıdır ey Allah'ın Resülü?" diye sordu. Hz. Peygamber:

"Bana adamı çağırın!" dedi. Ondan bardağı tekrar aldı. Sonra su istedi sudan bardağa döküp, tekrar ağzına götürdü (yine keskin bularak alnını buruşturup) kaşların çattı. Tekrar yine su istedi ve nebize döktü. Sonra da:

"Bu kaplar, size keskinleşir ve kaynamaya başlayacak olursa, içindekinin sertliğini su ile kırın!" buyurdu." "Nesai, eşribe 82, (8, 323, 324). İmam Nesai, hadisi tahric ettikten sonra: "Bu hadis meşhur değildir (fukahaca pek bilinmiyor), biz bununla ihticac (edip amel) etmeyiz" demiştir."

2257 içecekler HARAM VE HELAL OLAN ŞIRALAR "Hz. Aişe (radıyallahu anha) anlatıyor: "Biz Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) için sabahleyin tuluk içerisine nebiz kurardık, efendimiz onu akşamleyin içerdi, akşamdan kurardık sabahleyin içerdi."

Hz. Aişe devamla der ki: "Biz su kabını, biri sabah, biri akşam olmak üzere günde iki kere yıkardık." Ebu Davud, Eşribe 10, (3711, 3712); Tirmizi, Eşribe 7, (1872); Nesai, Eşribe 48, (8, 320).

2258 içecekler HARAM VE HELAL OLAN ŞIRALAR "İbnu Abbas (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) için kuru üzümden şıra kurulunca, o gün, ertesi gün ve daha sonraki gün yani üçüncü günün akşamına kadar onu içerdi. Sonra, kalanının hizmetçilere içirilmesini veya dökülmesini emrederdi." Müslim, Eşribe 79, (2004); Ebu Davud, Eşribe 10, (3713); Nesai, Eşribe 56, (8, 333).

2259 içecekler HARAM VE HELAL OLAN ŞIRALAR "Hz. Cabir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) kuru üzümle hurmanın, taze hurma ile hurmanın karıştırılmalarını yasakladı ve dedi ki:

"Kuru üzümle hurmayı, koruk hurma ile olgun hurmayı karıştırarak birlikte nebiz kurmayın." Buhari, Eşribe 11, Müslim, Eşribe 16, (1286); Ebu Davud, Eşribe 8, (3703); Tirmizi, Eşribe 9, (1877); Nesai, Eşribe 8, (8, 290).

2260 içecekler HARAM VE HELAL OLAN ŞIRALAR "Ebu Katade (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Çağala hurma ile olgun hurmadan beraber nebiz yapmayın. Olgun hurma ile kuru üzümden de beraber nebiz yapmayın. Herbirinden ayrı ayrı nebiz yapın." Müslim, Eşribe 25, (1988); Muvatta, Eşribe 7, (2, 844); Ebu Davud, Eşribe 8, (3704); Nesai, Eşribe 6, (8, 289); Buhari, Eşribe 11.

2261 içecekler HARAM VE HELAL OLAN ŞIRALAR "Hz. Enes İbnu Malik (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) çağala hurma ile olmuş hurmanın karıştırılıp (nebiz yapılmasını) sonra da bunun içilmesini yasakladı. Şarap haram edildiği zaman (Arapların) içeceklerinin tamamını nerdeyse bu teşlkil ediyordu." Müslim, Eşribe 8, (1981); Nesai, Eşribe 13, (8, 291, 292).

2262 içecekler HARAM VE HELAL OLAN ŞIRALAR "Cabir İbnu Zeyd ve İkrime (radıyallahu anhüma)'den rivayete göre, her ikisi de olgun hurmadan tek başına (da olsa yapılan nebizi) mekruh addediyorlardı ve bu hükmü İbnu Abbas (radıyallahu anhüma)'tan alıyorlardı.

İbnu Abbas "Nebizin, Abdülkays'a yasaklanan müzza olmasından korkuyorum" derdi. Ben, Katade'ye: "Müzza nedir?" diye sordum da bana "Hantem (sırlı seramik) ve müzeffet (ziftlenmiş) denen kaplarda kurulmuş nebiz" diye cevap verdi." Ebu Davud, Eşribe 9, (3709).

2263 içecekler HARAM VE HELAL OLAN ŞIRALAR "Hz. Aişe (radıyallahu anha) anlatıyor: "Biz, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) için kuru üzümden nebiz kurardık, içerisine de hurma atardık." Ebu Davud, Eşribe 8, (3707).

2264 içecekler HARAM VE HELAL OLAN ŞIRALAR "Bir diğer rivayette şöyle demiştir: "Ben bir avuç kuru üzüm, bir avuç da hurma alıyor, bunları bir kaba koyuyor, parmaklarımla ovup sonra da (elde edilen şırayı) Resûlullah'a içiriyordum." Ebu Davud, Eşribe 8, (3708).

2265 içecekler HARAM VE HELAL OLAN ŞIRALAR "Süveyd İbnu Gafle (radıyallahu anh) anlatıyor: "Hz. Ömer'in Ebu Müsa (radıyallahu anhüma)'ya yazdığı mektubu okudum, diyordu ki: "Emma ba'd! Bilesin bana deve katranı gibi siyah, sert bir şarap taşıyan bir kervan Şam'dan geldi. Ben onlara bunun kaynatılarak ne kadarının buharlaştırılacağını sordum. Bana üçte ikisi uçuncaya kadar kaynatacaklarını söylediler, yani pis olan üçte ikisi gidiyor. Şöyle ki üçte biri pis kokulu kısım, üçte biri bozuk kısım (geriye kalan üçte bir temiz kısım kalıyor). Sen yanındakilere, emret, bu kalan üçte biri içsinler." Nesai, Eşribe 53, (8, 328-330).

2266 içecekler HARAM VE HELAL OLAN ŞIRALAR "Yine Nesai'nin bir rivayetinde şöyle gelmiştir: "Abdullah İbnu Yezid el-Hutami demiştir ki: "Hz. Ömer (radıyallahu anh) bize şunu yazdı: "Emma ba'd: Şarabınızı ondaki şeytanın hissesi gidinceye kadar kaynatın. Zira onda şeytanın iki, sizin de bir hisseniz vardır." Nesai, Eşribe 53, (8, 329).

2267 içecekler HARAM VE HELAL OLAN ŞIRALAR "Hz. İbnu Abbas (radıyallahu anhüma)'ın anlattığına göre, bir adam kendisine şıradan sual etti. İbnu Abbas: "Taze oldukça iç" dedi. Adam: "Ben onu kaynatıyorum, ancak yine de içimde bir şüphe var" deyince, İbnu Abbas: "Yani sen onu kaynatmadan önce içiyor muydun?" diye sordu. Adam: "Hayır!" dedi. İbnu Abbas:

"Ateş, haram olan hiçbirşeyi helal kılmaz!" dedi." Nesai, Eşribe 54, (8, 331).

2268 içecekler HARAM VE HELAL OLAN KAPLAR "İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam), çömlekte, kabak ve ziftli kaplarda yapılan nebizi(n içilmesini) yasakladı." Müslim, Eşribe 48, (1997); Muvatta, Eşribe 5, (2, 843); Ebu Davud, Eşribe 7, (3690, 3691); Tirmizi, Eşribe 4, (1868, 1869); Nesai, Eşribe 28, 33, 36, (8, 303, 306, 308).

2269 içecekler HARAM VE HELAL OLAN KAPLAR "Müslim'in bir rivayetinde şöyle denmiştir: "(Resûlullah) hantemi yasakladı, bu (topraktan mamul her çeşit) küptür. Dübba'yı yasakladı. Bu su kabağıdır. müzeffet'i yasakladı, bu ziftlenmiş kaptır. Nakr'i yasakladı, bu kabuğu soyulup, içi oyulmuş hurma ağacıdır. Efendimiz, şırayı tuluklarda kurmamızı emretti." Müslim, Eşribe 57, (1997).

2270 içecekler HARAM VE HELAL OLAN KAPLAR "Hz. Büreyde (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Ben size kapları yasaklamış, sadece deri kaplardan (nebiz) içmenizi söylemiştim. Artık her kaptan içebilirsiniz, yeter ki, sarhoş edici içmeyin." Müslim, Eşribe 64, 65, 66; Ebu Davud, Eşribe 7, (3698); Tirmizi, Eşribe 6, (1870); Nesai, Eşribe 40, 48.

2271 içecekler BAZI İLAVELER "Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) hamr'dan sirke yapmayı yasakladı." Müslim, Eşribe 11, (1983); Tirmizi, Büyü 59, (1294).

2272 içecekler BAZI İLAVELER "Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Miraca çıkarıldığım gece bana iki kadeh getiriIdi, birinde şarap diğerinde de süt vardı. Ben sütü aldım. Melek: "Seni fıtrata irşad eden Allah'a hamd olsun. Eğer şarabı alsaydın ümmetin azmıştı" dedi." Nesai, Eşribe 41, (8, 312); Buhari, Eşribe 1; Müslim, İman 272, (168).

2273 içecekler BAZI İLAVELER "Hz. Aişe (radıyallahu anha) anlatıyor: "Resûlullah'a içeceklerin en iyisi hangisi?" diye sorulmuştur.

"Soğuk olan tatlı!" diye cevap verdi." Tirmizi, Eşribe 21, (1897).

2274 şirketler ŞİRKETLER "Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Allahu Zülcelal hazretleri buyurdu ki: "Biri diğerine ihanet etmediği müddetçe iki ortağın üçüncüsü ben olurum. Biri arkadaşına ihanet etti mi ben aralarından çekilirim."

Rezin şunu ilave etmiştir: "... Şeytan gelir." Ebu Davud, Büyü 27, (3383).

2275 şirketler ŞİRKETLER "İbnu Mes'ud (radıyallahu anh) anlatıyor: "Ben, Ammar ve Sa'd, üçümüz Bedir'de nasibimize düşecek ganimette ortak olduk. Derken Sa'd, iki esirle geldi, Ammar ve ben ise hiçbirşey getiremedik." Ebu Davud, Büyü 30, (3388); Nesai, Büyü 109, (7, 319).

2276 şirketler ŞİRKETLER "Zühre İbnu Ma'bed, ceddi Abdullah İbnu Hişam'dan naklen anlatıyor: "Abdullah Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ı görmüş idi. Annesi Zeyneb Bintu Humeyd onu (Abdullah'ı) Resûlullah'a götürüp şöyle dedi:

"Ey Allah'ın Resülü; bundan biat al!" Aleyhissalatu vesselam efendimiz:

"0 henüz küçük!" deyip başını okşadı, bereketle dua etti.

Onu (Zühre İbnu Ma'bed'i) ceddi AbduIIah İbnu Hişam çarşıya çıkarır, yiyecek satın alırdı. Bir gün, ona İbnu Ömer'le, İbnu'z-Zübeyr (radıyallahu anhüma) rastladılar:

"(Satın aldıklarına) bizi de ortak kıl, zira Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) sana bereketle dua buyurdu!" dediler. O, (bu teklifi kabul ederek) onları ortak yaptı.

(Abdullah İbnu Hişam o duanın bereketine) bazan bir deve yükü kar ederdi de olduğu gibi eve gönderirdi." Buhari, Şirket 13, Daavat 31, Ahkam 46.

2277 şirketler ŞİRKETLER "Saib İbnu Ebi's-Saib (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselam'a geldim. Beni O'na zikredip hakkımda medh u senada bulun(arak tanıt)maya başladılar. Bunun üzerine Aleyhissalatu vesselam Efendimiz:

"Ben onu sizden iyi tanırım!" buyurdu. Ben (hemen atılıp):

"Annem, babam sana kurban olsun dedim, doğru söyledin, zira sen benim ticaret ortağım idin, sen ne iyi ortaktın, ne itham görmüştüm, ne de münakaşa yapmıştık!" Ebu Davud, Edeb 20, (4836); İbnu Mace, Ticarat 63, (2287).

2278 şiir ŞİİR "Übey İbnu Ka'b (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Şiirde hikmet vardır" Buhari, Edeb 90; Ebu Davud, Edeb 95, (5010); Tirmizi, Edeb 69, (2847); İbnu Mace, Edeb 41, (3755).

2279 şiir ŞİİR "Ebu Davud'da İbnu Abbas (radıyalahu anhüma)'dan yapılan bir rivayet şöyledir: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a bir bedevi geldi. (Dikkat çekici bir üslubla) konuşmaya başladı. Efendimiz (aleyhissalatu vesselam):

"Şurası muhakkak ki beyanda sihir vardır, şurası da muhakkak ki şiirde de hikmetler vardır" buyurdu." Ebu Davud, Edeb 95, (5011); Tirmizi, Edeb 63, (2848).

2280 şiir ŞİİR "Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Sizden birinin içine onu bozacak irin dolması, şiir dolmasından hayırlıdır."

el-Hudri den Müslim'in kaydettiği bir diğer rivayette şöyle denmiştir: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) yürümekte iken karşısına şiir inşad eden bir şair çıktı. Efendimiz: "Şeytanı tutun" veya "Şeytanı yakalayın" diye emretti." Buhari, Edeb, 92; Müslim, Şiir 7, (2257); Ebu Davud, Edeb 95, (5009); Tirmizi, Edeb 71, (2855).

2281 şiir ŞİİR "Hz. Aişe (radıyallahu anha) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) şair Hassan İbnu Sabit (radıyallahu anh) için mescide hususi bir minber koymuştu. Hassan, orada kurulup mufahara yapar veya Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ı hasımlarına karşı müdafaa ederdi. Aleyhissalatu vesselam: "Allah (c.c.) Hassan'ı, Resûlullah'ı müdafaa ettiği veya onun adına mufahara yaptığı müddetçe Rühu'l-Kudüs'le takviye etmektedir" derdi." Buhari, Edeb 91; Ebu Davud, Edeb 95, (5015); Tirmizi, Edeb 70, (2849).

2282 şiir ŞİİR "Amr İbnu'ş-Şerrid, babasından (Şerrid'den naklen radıyallahu anh) anlatıyor: "Bir gün ben Resûlullah'ın bineğinin arkasına binmiştim. Bir ara bana:

"Hafızanda Ümeyye İbnu Ebi's-Salt'ın şiirinden birşeyler var mı?" diye sordu. Ben: "Evet!" deyince:

"Söyle!" dedi. Ben kendisine bir beyt okudum. O yine:

"Devam et!" dedi. Ben bir beyt daha okudum. O yine,

"Söyle!" emretti. Böylece kendisine yüz beyit okudum." Müslim, Şiir 1, (2255).

2283 şiir ŞİİR "Cabir İbnu Semure (radıyallahu anh) anlatıyor: "Ben, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'la yüz defadan fazla birlikte oturdum. Ashabı ona şiirler okuyor, cahiliye devriyle ilgili hadiseleri zikrediyorlardı. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) da sakitane onları dinlerdi. Bazan (anlatılanlara) onlarla birlikte tebessüm buyurduğu olurdu." Tirmizi, Edeb 70, (2854).

2284 şiir ŞİİR "Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) Umretu'l-kaza sırasında Mekke'ye girdiği zaman şairi Abdullah İbnu Ravaha, önünde yürüyor ve şu Şiiri okuyordu:

"Ey kafir çocukları (Resûlullah'a) yol açın!

Bugün ona gelen vahiy adına, size,

Öyle bir vururuz ki, tepenizi yerinden uçurur,

Ve dostu dostuna unutturur."

Bunu gören Hz. Ömer:

"Ey İbnu Ravaha! Sen Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın önünde ve Allah'ın Harem bölgesinde şiir mi okuyorsun?" dedi. Ancak Resûlullah:

"Ey Ömer bırak onu. Onun şiirleri, Mekkeli kafirlere okdan daha çabuk tesir eder!" diyerek müdahale etti."

2285 şiir ŞİİR "Yine Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın (kafilenin yürüyüş temposunu ezgileriyle) canlı tutan bir kölesi vardı, adı Enceşe idi. Bu zat güzel sesli birisiydi. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) ona:

"Ey Enceşe ağır ol! Şişeleri kırma -veya şişeleri sevkederken ağır ol- dedi. Şişe ile zayıf kadınları kastediyordu." Buhari, Edeb 90, 95, 111, 116; Müslim, Fezail 70, (2323).

2286 şiir ŞİİR "Heysem İbnu Ebi Sinan'ın anlattığına göre, bu zat, Ebu Hüreyre (radıyallahu anh)'yı Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ı zikrettiği kıssalarında dinlemiştir. (Bu kıssaların birinde) Ebu Hüreyre, Efendimizin şu sözünü nakletmiştir:

"0 sizin bir kardeşinizdir, uygunsuz bir söz söylemez." (Ravilerden Zühri der ki), "Resûlullah, burada İbnu Ravaha'yı kastetmiştir." (Abdullah İbnu Ravaha, Efendimiz hakkında şu medhiyede bulunmuştur:)

"Tan yeri ağarıp fecr-i sadık yükseldiği sırada Resûlullah, bize Kitabını okuyarak geldi.

0 bize körlükten (dalaletten) sonra hidayeti gösterdi. Kalblerimiz onun söylediklerinin hak olduğuna inanmıştır. Kafirlere yatakları ağırlık verirken, Resülümüz geceyi uyanık geçirir." Buhari, Edeb 91, Teheccüd 21.

2287 şiir ŞİİR "Hz. Bera (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam), Kureyza günü, (şairi) Hassan İbnu Sabit'e:

"Müşrikleri hicvet, zira Cebrail seninle beraberdir!" dedi." Buhari, Edeb 91, Bed'u'l-Halk 6, Megazi 30; Müslim, Fezailu's-Sahabe 153, (2486).

2288 şiir ŞİİR "Hz. Aişe (radıyallahu anha) anlatıyor: "Hassan İbnu Sabit, (Mekkeli) müşrikleri hicvetmek için Hz. Peygamber (aleyhissalatu vessellam)'den izin istedi. Aleyhissalatu vesselam:

"Benim nesebimi nasıl hariç tutacaksın?" dedi. Hassan (radıyallahu anh):

"Senin (nesebini) sade yağdan kıI çeker gibi, onlardan çekip çıkaracağım!" Cevabını verdi."

Müslim'in bir rivayetinde şu ziyade mevcuttur: "(Hassan) dedi ki: "Şerefin en yükseği Al-i Haşim'den Bintu Mahzumoğullarındandır. Senin baban ise köledir." Buhari, Edeb 91, Menakıb 16, Megazi 33; Müslim, Fedailu's-Sahabe 156-157, (2489-2490).

2289 şiir ŞİİR "Hz. Aişe (radıyallahu anha) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın şöyle söylediğini işittim:

"Hassan onları -yani müşrikleri- hicvetti, hem şifa verdi, hem de şifa buldu."

Hassan (radıyallahu anh) buyurdu ki: "Sen Muhammed'i hicvettin, ben de onun adına cevap veriyorum.

Bu işimde Allah katında mükafaat vardır.

Sen Muhammed'i nezih, müttaki,

ResüIuIIah vefakar, ahlaklı olduğu halde hicvettin. Sen O'na derik olmadığın halde O'nu hiciv mi ediyorsun?

İkinizden hangisi kötü ise iyi olana feda olsun.

Muhakkak ki, babam, babası ve ırzım,

Muhammed'in ırzını sizden korumak için muhafızdır.

Kızcağızımı kaybedeyim, şayet siz atlarımızı

Keda'nın etrafını toz duman etmiş göremezsiniz.

O atlar, üzerinize gemlerini çekerek gelirken,

Sırtlarında ince mızraklar vardır.

Atlarımız pek hızlı koşarlarken,

Kadınlar başörtüleriyle tozlarını alırlar.

Şayet bizden yüz çevirirseniz umre yaparız,

Fetih geldi mi; perde kalkar.

Aksi takdirde öyle bir günün kavgasını bekleyin ki,

O günde AIIah dilediğini aziz kılacaktır.

AIIah der ki: "Ben bir kul gönderdim,

O hakkı söyler, kendisinde hiçbir gizlilik yoktur."

AIIah der ki: "Ben bir ordu hazırladım,

Bu ordum emeli cihad olan Ensardır."

Biz (Ensariler)e her gün Kureyş'ten

Ya sövmek, ya kavga, ya da hiciv vardır

Öyle ise, sizden kim ResüIuIIah'ı hicveder,

Veya över veya yardım ederse bizce birdir.

AIIah'ın Resülü Cibril aramızdadır.

Rühu'I-Kudüs'ün bir dengi yoktur." Müslim, Fezailu's-Sahabe 157, (2490).

2290 şiir ŞİİR "Ebu Hüreyre anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Bir şairin söylediği en doğru söz Lebid'in söylediği şu sözdür: "Haberiniz olsun, Allah'tan başka her şey batıldır. Ümeyye İbnu Ebi's-Salt müslüman olayazdı." Buhari, Edeb 90, Menakıbu'l-Ensar 20, Rikak 29; Müslim, Şiir 3, (2256); Tirmizi, Edeb 70, (2853).

2291 şiir ŞİİR "Hz. Aişe (radıyallahu anha)'nin anlattığına göre, kendisinden, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın şiirden birşeyler terennüm edip etmediği sorulmuştur da şu cevabı vermiştir:

"Evet, İbnu Ravaha'nın şiirini terennüm eder ve şu mısraı okurdu: "Kendisine azık vermediğin kimseler sana haber getirecek." Tirmizi, Edeb 70, (2852).

2292 şiir ŞİİR "Cündeb İbnu AbdiIIah (radıyallahu anh) anlatıyor: "Biz Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) ile beraber olduğumuz bir anda kendilerine bir taş isabet etti, kaydı ve parmağı kanadı. Bunun üzerine:

"(Parmağım ne sızlarsın?) Sen ancak kanayan bir parmak değil misin? (Bu kazaya da, boşa değil) Allah yolunda uğradın" buyurdu." Buhara, Edeb 90, Cihad 9; Müslim, Cihad 112, (1796).

2293 namaz NAMAZIN FAZİLETİ "Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in şöyle söylediğini işittim:

"Sizden birinizin kapısının önünden bir nehir aksa ve bu nehirde hergün beş kere yıkansa, acaba üzerinde hiç kir kalır mı, ne dersiniz?"

"Bu hal, dediler, onun kirlerinden hiçbir şey bırakmaz!" Aleyhissalatu vesselam:

"İşte bu, beş vakit namazın misalidir. Allah onlar sayesinde bütün hataları siler" buyurdu." Buhari, Mevakit 6; Müslim, Mesacid 282, (666); Tirmizi, Emsal 5, (2872); Nesai, Salat 7, (1, 231); Muvatta, Sefer 91, (1,174).

2294 namaz NAMAZIN FAZİLETİ "Sa'd İbnu Ebi Vakkas (radıyallahu anh) anlatıyor: "İki erkek kardeş vardı. Bunlardan biri öbür kardeşinden kırk gün kadar önce vefat etti. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)ın yanında bunlardan birincinin faziletleri zikredildi. Bunun üzerine Efendimiz (aleyhissalatu vesselam):

"Diğeri müslüman değil miydi?" diye sordu.

"Evet, müslümandı ve fena da değildi!" dediler. Aleyhissalatu vesselam:

"Öldükten sonra, namazının ona ne kazandırdığını biliyor musunuz? Namazın misali, sizden birinin kapısının önünde akan ve her gün içine beş kere girip yıkandığı suyu bol ve tatlı bir nehir gibidir. Bu (nehrin) onun üzerinde kir bıraktığını göremezsiniz. Öyleyse, siz ona namazının neler ulaştırdığını bilemezsiniz." Muvatta, Kasru's-Salat 91, (1,174).

2295 namaz NAMAZIN FAZİLETİ "Ebu Ümame (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) ile beraber mescidde idik. O esnada bir adam geldi ve:

"Ey Allah'ın Resülü, ben bir hadd işledim, bana cezasını ver!" dedi, Resûlullah adama cevap vermedi. Adam talebini tekrar etti. Aleyhissalatu vesselam yine sükut buyurdu. Derken (namaz vakti girdi ve) namaz kılındı. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) namazdan çıkınca adam yine peşine düştü, ben de adamı takip ettim. Ona ne cevap vereceğini işitmek istiyordum. Efendimiz adama:

"Evinden çıkınca abdest almış, abdestini de güzel yapmış mıydın?" buyurdu. O:

"Evet ey Allah'ın Resülü!" dedi. Efendimiz:

"Sonra da bizimle namaz kıldın mı?" diye sordu. Adam:

"Evet ey Allah'ın Resülü!" deyince, Efendimiz:

"Öyleyse Allah Teala hazretleri haddini -veya günahını demişti- affetti" buyurdu." Buhari, Hudüd 27, Müslim, Tevbe 44, 45, (2764, 2765); Ebu Davud, Hudüd 9, (4381).

2296 namaz NAMAZIN FAZİLETİ "Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Ben Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın yanında idim. Bir adam huzuruna gelerek:

"Ey Allah'ın Resülü, dedi, ben bir hadd (suçu) işledim, cezasını tatbik et!"

Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) adama (birşey) sormadı. Derken namaz vakti girdi. Resûlullah'la birlikte o da namaz kıldı. Aleyhissalatu vesselam namazını tamamlayınca, adam yanına geldi ve:

"Ey Allah'ın Resülü! dedi, ben hadd (çeşidine giren bir suç) işledim. Bana Allah'ın Kitabını tatbik et!"

Efendimiz:

"Sen bizimle birlikte namazını eda etmedin mi?" diye sordu. Adam:

"Evet!" dedi. Efendimiz:

"Öyleyse git. Zira Allah, senin günahını affetti" veya -hadd'ini affetti" dedi." Buhari, Hudud 17; Müslim, Tevbe 44, 45, (2764, 2765), Hudüd 24, (1696).

2297 namaz NAMAZIN FAZİLETİ "Asım İbnu Süfyan es-Sakafi (radıyallahu anh)'nin anlattığına göre, bunlar Selasil gazvesine gitmişler. Fakat fiilen gazveye iştirak edememişlerdi. Bunun üzerine kendilerini Allah yoluna verdiler. Sonra Hz. Muaviye (radıyallahu anh)'nin yanına döndüler. Hz. Muaviye'nin yanında Ebu Eyyüb el-Ensari ve Ukbe İbnu Amir vardı. Asım:

"Ey Ebu Eyyüb! dedi. Bu sene gazveyi kaçırdık. Bize, (bunun telafisi için bir çare) haber verildi. Buna göre, kim dört mescitte namaz kılarsa, günahları affedilirmiş."

Ebu Eyyüb:

"Ey kardeşimin oğlu! dedi. Ben sana bundan daha kolayını haber vereyim. Ben Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın şu sözünü işittim: "kim emredildiği şekilde (mükemmel olarak) abdestini alır, emredildiği şekilde namazını kılarsa, önceden yapmış olduğu (kusurlu) ameli sebebiyle affolunur. " Ey Ukbe! (Resûlullah'ın tebşiri) böyleydi değil mi?"

Ukbe: "Evet!" dedi." Nesai, Taharet 108, (1, 90-91).

2298 namaz NAMAZIN FAZİLETİ "Ukbe İbnu Amir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın şöyle söylediğini işittim: "Rabbin, koyun güden bir çobanın, bir dağın zirvesine çıkıp namaz için ezan okuyup sonra da namaz kılmasından hoşlanır ve AIIah Teala hazretleri şöyle der:

"Benim şu kuluma bakın! Ezan okuyor, namaz kılıyor, yani benden korkuyor. Kasem olsun, kulumu affettim ve onu cennetime dahil ettim." Ebu Davud, Salat 272, (1203); Nesai, Ezan 26, (2, 20).

2299 namaz NAMAZIN FAZİLETİ "İmam Malik (radıyallahu anh)'e ulaştığına göre, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) şöyle buyurmuştur: "İstikamet üzere olun. (Bunun sevabını) siz sayamazsınız. Şunu bilin ki, en hayırlı ameliniz namazdır. (Zahiri ue batini temizliği koruyarak) abdestli olmaya ancak mü'min riayet eder." Muvatta, Taharet 36, (1, 34); İbnu Mace, Taharet 4, (277).

2300 namaz NAMAZIN FAZİLETİ "Hz. Huzeyfe (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ı herhangi bir şey üzecek olursa namaz kılardı." Ebu Davud, Salat 312, (1319); Nesai, Mevakit 46, (1, 289).

2301 namaz NAMAZIN FAZİLETİ "Abdullah İbnu Selman, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın ashabından birisinden naklediyor: "Hayberin fethedildiğii gün bir adam Hz. Peygamber'e gelerek:

"Ey Allah'ın Resülü, bugün ben öyle bir kar ettim ki böyle bir karı şu vadi ahalisinden hiçbiri yapmamıştır" dedi. Efendimiz:

"Bak hele! Neler de kazandın?" diye sordu. Adam:

"Ben alıp satmaya ara vermeden devam ettim. Öyle ki üçyüz okiyye kar ettim dedi. Aleyhissalatu vesselam efendimiz:

"Sana karların en hayırlısını haber vereyim mi?" diye sordu. Adam:

"O nedir, ey Allah'ın Resülü?" dedi. Efendimiz açıkladı:

"(Farz) namazdan sonra, kılacağın iki rekattir." Ebu Davud, Cihad 180, (2785).

2302 namaz NAMAZIN FAZİLETİ "Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Bana kadın ve güzel koku sevdirildi, gözümün nuru namazda kılındı." Nesai, İşretu'n-Nisa 1, (7, 61).

2303 namaz NAMAZIN FAZİLETİ "Rebi'a İbnu Ka'b el-Eslemi anlatıyor: "Ben Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) ile beraber gecelemiştim, kendisine abdest suyunu ve başkaca ihtiyaçlarını getirdim. Bana:

"Dile benden (ne dilersen)!" buyurdu. Ben:

"Senden cennette seninle beraberlik diliyorum!" dedim. Bana:

"Veya bundan başka birşey?" dedi. Ben:

"Hayır, sadece bunu istiyorum!" dedim.

"Öyleyse kendin için çok secde ederek bana yardımcı ol!" buyurdu." Müslim, Salat 226, (489); Ebu Davud, Salat 312, (1320).

2304 namaz NAMAZIN FAZİLETİ "Ma'dan İbnu Ebi Talha el-Ya'meri (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın azadlısı Sevban (radıyallahu anh)'a rastladım. Kendisine:

"Bana bir amel söyle de onu yapayım. Allah da onun sayesinde beni cennetine koysun" dedim. -Veya şöyle demişti: "Dedim ki: "..Allah nezdinde en hayırlı ameli bana bildir."- Sevban sükut etti. Sonra ben tekrar aynı şeyi sordum. O yine sükut etti. Ben üçüncü sefer sordum. Sonunda dedi ki:

"Aynı şeyleri ben de Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)a sormuştum. Bana şu cevabı vermişti:

Çokça secde yapman gerekir. Zira sen secde ettikçe, her secden sebebiyle Allah dereceni artırır, onun sebebiyle günahını döker." Ma'dan der ki: "Sonra Ebu'd-Derda'ya geldim. Aynı şeyi ona da sordum. O da Sevban'ın bana söylediğinin aynısını söyledi." Müslim, Salat 225, 226, (488, 489). Nesai, Tatbik 81; Tirmizi, Salat 169, (388); İbnu Mace, İkamet 201, (1422-1424).

2305 namaz NAMAZIN EDA VE KAZASININ VÜCÛBU HAKKINDA "Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Bir adam, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a: "Allah, kullarına kaç vakit namazı farz kıldı?" diye sordu. Aleyhissalatu vesselam:

"AIIah, kullarIna beş vakit namazı farz kıldı" diye cevap verdi. Adam tekrar sordu:

"Bunlardan önce veya sonra başka bir şey var mı?"

"AIIah kullarına beş vakti -farz kıldı. " Bu cevap üzerine adam, bunlar üzerine hiçbir ilavede bulunmayacağına, onlardan herhangi bir eksiltme de yapmayacağına dair yemin etti. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam):

"Bu adam sözünde durursa mutlaka cennete girecektir!" buyurdu."

Bu rivayeti, Müslim ve Tirmizi, Kitabu'I-İman'da mezkur, uzun bir hadis zımnında tahric ederler." Müslim, İman,10, (12); Tirmizi, Zekat 2, (619); Nesai, Salat 4, (1, 228, 229) Bu metin Nesai'dekidir.

2306 namaz NAMAZIN EDA VE KAZASININ VÜCÛBU HAKKINDA "Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a Mi'rac'a çıktığı gece elli vakit namaz farz kılındı. Sonra bu azaltılarak beşe indirildi. Sonra da şöyle hitap edildi:

"Ey Muhammed! Artık, nezdimde (hüküm kesinleşmiştir), bu söz değiştirilmez. Bu beş vakit, (Rabbinin bir lüftu olarak on misliyle kabul edilerek) senin için elli vakit sayılacaktır." Buhari, Bed'ül-Halk 6, Enbiya 22, 43, Menakıbu'l-Ensar 42; Müslim, İman 259, (162); Tirmizi, Salat 159, (213); Nesai, Salat 1, (1, 217-223).

2307 namaz NAMAZIN EDA VE KAZASININ VÜCÛBU HAKKINDA "İbnu Abbas (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Allah, namazı peygamberinizin diliyle hazerde dört, seferde iki, korku halinde de dört rek'at olarak farz kılmıştır." Müslim, Salat 5, (687); Ebu Davud, Salat 287, (1247); Nesai, Taksir 1, (3,118,119).

2308 namaz NAMAZIN EDA VE KAZASININ VÜCÛBU HAKKINDA "Hz. Aişe (radıyallahu anha) anlatıyor: "Allah namazı (ilk defa farz ettiği zaman iki rek'at olarak farz etmişti. Sonra onu hazer için (dörde) tamamladı. Yolcu namazı ilk farz edildiği şekilde sabit tutuldu." Buhari, Salat 1, Taksiru's-Salat 5, Menakıbu'l-Ensar 47; Müslim, Salatu'-Müsafari.n 2, (685); Muvatta, Kasru's-Salat 8, (1,146; Ebu Davud, Salat 270, (1198); Nesai, Salat 3, (1, 225).

2309 namaz NAMAZIN EDA VE KAZASININ VÜCÛBU HAKKINDA "Hz. Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: "Kurban bayramında kılınan namaz iki rek'attir, Fıtır (Ramazan) bayramında kılınan namaz iki rek'attir, sefer namazı iki rek'attir, cum'a namazı da iki rek'attir. Bunlar Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın lisanı üzere, tamamdır, kısaltma yoktur." Nesai, Cum'a 37, (3,111), Taksir 1, (3,118), İdeyn 11, (3,183).

2310 namaz NAMAZIN EDA VE KAZASININ VÜCÛBU HAKKINDA "Abdullah İbnu Fudale, babası (Fudale'den) naklen anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın bana öğrettikleri arasında: "Beş vakit namaza devam edin!" emri de vardı. Ben: "Bu beş vakit, benim meşguliyetlerimin bulunduğu anlardır. Bana (bunların yerine geçecek) cami (kapsamlı) bir şey emret, öyle ki onu yaptım mı, benden beş vakit namaz borcunun yerine geçsin!" dedim. Bunun üzerine: "Öyleyse Asreyn'e devam et!" buyurdu. Bu kelime bizim dilimizde yoktu. Bu sebeple: "Asreyn nedir?" diye sordum. "Güneş doğmazdan önceki namazla güneş batmazdan önceki namaz" buyurdu." Ebu Davud, Salat 9, (428).

2311 namaz NAMAZIN EDA VE KAZASININ VÜCÛBU HAKKINDA "Sebretü' bnu Ma'bed (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Yedi yaşına geldi mi çocuğa namazı emredin, on yaşına geldi mi kılmadığı takdirde dövün."

Tirmizi'nin rivayetinde "Çocuğa namazı yedi yaşında öğretin, kılmadığı takdirde on yaşında dövün" şeklindedir." Ebu Davud, Salat 26, (494); Tirmizi, Salat 299, (407).

2312 namaz NAMAZIN EDA VE KAZASININ VÜCÛBU HAKKINDA "Amr İbnu'l-As (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Çocuklarınıza, onlar yedi yaşında iken namazı emredin. On yaşında olunca namaz(daki ihmalleri) sebebiyle onları dövün, yataklarını da ayırın." Ebu Davud, Salat 25, (495, 496).

2313 namaz NAMAZIN EDA VE KAZASININ VÜCÛBU HAKKINDA "Onun bir diğer rivayetinde şöyle denir: "Resûlullah'a bundan (namazın çocuğa ne zaman emredileceğinden) sorulmuştu:

"Çocuk sağını solundan ayırmasını bildi mi ona namazı emredin" buyurdu." Ebu Davud, Salat 26, (497).

2314 namaz NAMAZIN EDA VE KAZASININ VÜCÛBU HAKKINDA "İbnu Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) beni Uhud savaşı sırasında teftiş etti. O zaman ondört yaşında idim, savaşa katılmama izin vermedi. Hendek savaşı sırasında da beni gördü, o zaman ben onbeş yaşında idim, bu sefer bana (cihad) izni verdi."

Nafi' der ki: "Ben Ömer İbnu Abdilaziz'e uğradım, o zaman halife idi. Kendisine bu vak'ayı anlattım. Bana:

"Bu (onbeş yaş) çocukla büyüğü ayıran hududdur" buyurdu. Valilerine yazarak, onbeş yaşına basanları mükellef addetmelerini, daha küçükleri aile efradından saymalarını emretti." Buhari, Şehadat 18, Megazi 29, Müslim, İmaret 91, (1868); Tirmizi, Cihad 31, (1711); Ebu Davud, Hudud 17, (4406, 4407); Nesai, Talak 20, (6,155).

2315 namaz NAMAZIN EDA VE KAZASININ VÜCÛBU HAKKINDA "Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Kim bir namaz unutacak olursa hatırlayınca derhal kılsın. Unutulan namazın bundan başka kefareti yoktur." Buhari, Mevakitu's-Salat 37; Müslim, Mesacid 314, (684); Tirmizi, Salat 131, (178); Ebu Davud, Salat 11, (442); Nesai, Mevakit 52, 53, (2, 293, 294).

2316 namaz NAMAZIN EDA VE KAZASININ VÜCÛBU HAKKINDA "Buhari ve Müslim'in bir diğer rivayetinde şöyle denmiştir: "Sizden biriniz namaz sırasında yatmış idiyse veya namaza karşı gaflet etmiş (ve unutmuş) ise, hatırlar hatırlamaz onu kılsın. Zira Allah Teala Hazretleri şöyle buyurmuştur: "Beni anmak için namaz kıl!" (Ta-ha 14)." Buhari, Mevakitu's-Salat 37; Müslim, Mesacid 314, (684); Tirmizi, Salat 131, (178); Ebu Davud, Salat 11, (442); Nesai, Mevakit 52, 53, (2, 293, 294).

2317 namaz NAMAZIN EDA VE KAZASININ VÜCÛBU HAKKINDA "Ebu Katade (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah'la beraber bir gece boyu yürüdük. Cemaatten bazıları:

"Ey Allah'ın Resülü! Bize mola verseniz!" diye talepte bulundular. Efendimiz:

"Namaz vaktine uyuya kalmanızdan korkuyorum" buyurdu. Bunun üzerine Hz. Bilal: "Ben sizi uyandırırım!" dedi. Böylece Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) mola verdi ve herkes yattı. Nöbette kalan Bilal de sırtını devesine dayamıştı ki gözleri kapanıverdi, o da uyuyakaldı.

Güneşin doğmasıyla Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) uyandı ve:

"Ey BiIaI! Sözün ne oldu?" diye seslendi ve Hz. Bilal: "Üzerime böyle bir uyku hiç çökmedi" diyerek cevap verdi. Aleyhissalatu vesselam:

"AIIah Teala Hazretleri, ruhlarınızı dilediği zaman kabzeder, dilediği zaman geri gönderir. Ey BiIaI! Halka namaz için ezan oku" buyurdu. Sonra abdest aldı ve güneş yükselip beyazlaşınca kalktı, kafileye cemaatle namaz kıldırdı." Buhari, Mevakit 35, Tevhid 31; Müslim, Mesacid 309-311; Muvatta, Vaktu's-Salat 25; Ebu Davud, Salat 11, (435-441); Tirmizi, Salat 130, (177), Tefsir, Ta-ha (3162); Nesai, Mevakit 53, 54, 55, (1, 294-298), İmamet 47, (2,106).

2318 namaz NAMAZIN EDA VE KAZASININ VÜCÛBU HAKKINDA "Bu hadis Ebu Davud'un bir rivayetinde şöyle gelmiştir: "Güneşin harareti onları uyandırınca kalktılar, bir müddet yürüdüler, sonra tekrar konaklayıp abdest aldılar. Hz. Bilal (radıyallahu anh) ezan okudu. Sabahın iki rekatlik (sünnet) namazını kıldılar, sonra da sabah namazını (kazaen) kıldılar. Namazdan sonra hayvanlara binip yola koyuldular. Giderken birbirlerine: "Namazımızda ihmalkarlık ettik" diye yakınıyorlardı. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam):

"Uyurken (vaki olan namaz kaçması) ihmal sayılmaz, ihmal uyanıklıktadır. Sizden biri, herhangi bir namazda gaflete düşer kaçırırsa, hatırlayınca onu hemen kılsın. Ertesi sabahın namazı da mütad vaktinde kılınır" buyurdu." Buhari, Mevakit 35, Tevhid 31; Müslim, Mesacid 309-311; Muvatta, Vaktu's-Salat 25; Ebu Davud, Salat 11, (435-441); Tirmizi, Salat 130, (177), Tefsir, Ta-ha (3162); Nesai, Mevakit 53, 54, 55, (1, 294- 298), İmamet 47, (2,106).

2319 namaz NAMAZIN EDA VE KAZASININ VÜCÛBU HAKKINDA "Ebu Davud'un bir diğer rivayetinde şöyle gelmiştir: "Namaz(ın kaçmış olmasın)dan korkarak kalktık, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam):

"Ağır olun, ağır olun, bunda bir taksiriniz yok!" buyurdu. Güneş yükselince de:

"Sizden kim sabahın iki rekat sünnetini (mütad olarak) kılıyor idiyse yine kılsın" dedi. Bu emir üzerine kılan da, kılmayan da kalkıp sünnetini kıldı. Sonra Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) namaz için kamet emretti. Kamet getirildi. Efendimiz kalktı ve bize namaz kıldırdı. Namaz bitince:

"Haberiniz olsun, AIIah'a hamdediyoruz ki, bizi namazımızdan, dünyevi işlerimizden herhangi biri alıkoymuş değildir. Ancak ruhlarımız AIlahu Teala'nın kabza-i tasarrufundadır, dilediği zaman onu salar. Sizden kim sabah namazına, sabahleyin mütad vaktinde kavuşursa, sabah namazıyla birlikte bir mislini de kaza etsin!" dedi." Buhari, Mevakit 35, Tevhid 31; Müslim, Mesacid 309-311; Muvatta, Vaktu's-Salat 25; Ebu Davud, Salat 11, (435-441); Tirmizi, Salat 130, (177), Tefsir, Ta-ha (3162); Nesai, Mevakit 53, 54, 55, (1, 294-298), İmamet 47, (2,106).

2320 namaz NAMAZIN EDA VE KAZASININ VÜCÛBU HAKKINDA "Ebu Davud, Tirmizi ve Nesai'nin bir diğer rivayetinde şöyle gelmiştir: "Şunu bilin ki, uykuda ihmal sözkonusu değildir. İhmal lyani taksir), diğer bir namazın vakti girinceye kadar namazını kılmayan için mevzubahistir." Buhari, Mevakit 35, Tevhid 31; Müslim, Mesacid 309-311; Muvatta, Vaktu's-Salat 25; Ebu Davud, Salat 11, (435-441); Tirmizi, Salat 130, (177), Tefsir, Ta-ha (3162); Nesai, Mevakit 53, 54, 55, (1, 294-298), İmamet 47, (2,106).

2321 namaz NAMAZIN EDA VE KAZASININ VÜCÛBU HAKKINDA "Müslim'in Ebu Hüreyre'den kaydettiği bir diğer rivayette şöyle gelmiştir: "...Güneş doğuncaya kadar uyanmadı. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam):

"Herkes bineğinin başından tutsun (ve burayı terketsin). Zira burası bize şeytanın musallat olduğu bir yerdir!" dedi. Biz de emri yerine getirdik." Buhari, Mevakit 35, Tevhid 31; Müslim, Mesacid 309-311; Muvatta, Vaktu's-Salat 25; Ebu Davud, Salat 11, (435-441); Tirmizi, Salat 130, (177), Tefsir, Ta-ha (3162); Nesai, Mevakit 53, 54, 55, (1, 294- 298), İmamet 47, (2,106).

2322 namaz NAMAZIN EDA VE KAZASININ VÜCÛBU HAKKINDA "Ebu Davud'un Ebu Hüreyre'den kaydettiği bir rivayette şöyle denmiştir: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam):

"Size gaflet gelen bu yeri değiştirin!" buyurdu." Buhari, Mevakit 35, Tevhid 31; Müslim, Mesacid 309-311; Muvatta, Vaktu's-Salat 25; Ebu Davud, Salat 11, (435 - 441); Tirmizi, Salat 130, (177), Tefsir, Ta-ha (3162); Nesai, Mevakit 53, 54, 55, (1, 294-298), İmamet 47, (2,106).

2323 namaz NAMAZIN EDA VE KAZASININ VÜCÛBU HAKKINDA "İbnu Abbas (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) gecenin evvelinde yürüdü, sonuna doğru uyku molası verdi. Ancak güneş doğuncaya -veya bir kısmı ufuktan çıkıncaya- kadar uyanamadı. (Uyanınca) namazı hemen kılmadı. Güneş yükselince namazı kıldı. İşte bu orta namazdır (Salatu'l-Vusta)." Nesai, Mevakit 55, (1, 299).

2324 namaz NAMAZIN EDA VE KAZASININ VÜCÛBU HAKKINDA "İmam Malik, Zeyd İbnu Eslem'den naklen anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdu ki: "Muhakkak ki, Allah, ruhlarımızı kabzetmektedir. Dilerse onu, bize bundan başka bir vakitte iade eder."

Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) böyle söyledikten sonra Hz. Ebu Bekri's-Sıddik (radıyallahu anh)'a yönelerek:

"Şeytan (bu gece) namaz kılmakta iken Bilal'e geldi ve onu yatırdı. Uyuması için bir çocuk nasıl sallanarak avutulursa öylece onu da sallayarak uyuttu" dedi. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) sonra Bilal'i çağırdı. Gelince Bilal, Resûlullah'a onun Hz. Ebu Bekr'e anlattığının tıpkısını haber verdi. Hz. Ebu Bekr bu işittikleri karşısında: "Şehadet ederim ki, sen Allah'ın Resülüsün!" demekten kendini alamadı." Muvatta, vukütu's-Salat 26, ( 1.14-15).

2325 namaz NAMAZIN EDA VE KAZASININ VÜCÛBU HAKKINDA "Hz. Cabir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Hz. Ömer, Hendek savaşı sırasında bir keresinde güneş battıktan sonra geldi ve Kureyş kafirlerine küfretmeye başladı ve bu meyanda: "Ey Allah'ın Resülü dedi, güneş batmak üzereyken ikindi namazını (güç bela) kılabildim." Resûlullah (aleyhissalatu vesselam):

"Vallahi ikindiyi ben kılamadım!" dedi. Beraberce kalkıp Butha'ya gittik. Orada Efendimiz abdest aldı, biz de abdest aldık. Güneş battıktan sonra ikindiyi kıldı, sonra da akşamı kıldı." Buhari, Mevakit 36, 38, Ezan 26, Salatu'l-Havf 4, Megazi 29; Müslim, Mesacid 209, (631); Tirmizi, Salat 132, (180); Nesai, Sehv 105, (3, 84, 85).

2326 namaz NAMAZIN EDA VE KAZASININ VÜCÛBU HAKKINDA "İbnu Mes'üd (radıyallahu anh) anlatıyor: "Müşrikler Hendek günü Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ı fazlaca meşgul ederek dört vakit namazı kazaya bıraktırdılar, geceden Allah'ın dilediği bir müddet geçinceye kadar onları kılamadı. Sonra Bilal (radıyallahu anh)'e emretti, o da ezan okudu. Sonra kamet getirdi. Resûlullah öğleyi (kazaen) kıldı. (Bilal tekrar) ikamet getirdi, Resûlullah ikindiyi kıldı. Sonra (Bilal tekrar) ikamet getirdi. Resûlullah akşamı kıldı. Sonra (Bilal yatsı için) kamet getirdi ve Resûlullah yatsıyı kıldı." Tirmizi, Salat 132, (179); Nesai, Mevakit 55, (1, 297, 298).

2327 namaz NAMAZIN EDA VE KAZASININ VÜCÛBU HAKKINDA "Nafi' anlatıyor: "Abdullah İbnu Ömer (radıyallahu anhüma)'e baygınlık gelmiş ve aklı gitmişti. (Bu esnada kılamadığı) namazı kaza etmedi."

İmam Malik der ki: "Doğruyu Allah bilir ya, bana göre bu şundan ileri gelir: "Vakit çıkmıştır. Ama vakit içinde ayılan, o vaktin namazını kılar.." Muvatta, Vukût 24, (1,13).

2328 namaz NAMAZIN EDA VE KAZASININ VÜCÛBU HAKKINDA "Yine Nafi' anlatıyor: "İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) dedi ki: "Kim bir namazı unutur ve bunu imamın arkasında namaz kılarken hatırlarsa, imam selamı verince unutmuş olduğu namazı hemen kılsın, sonra da öbür namazı (kıldığını yeniden) kılsın." Muvatta, Kasru's-Salat 77, (1,168).

2329 namaz NAMAZIN EDA VE KAZASININ VÜCÛBU HAKKINDA "Hz. Cabir (radıyallahu anh)'in anlattığına göre, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'in şöyle söylediğini işitmiştir "Kişiyle şirk arasında namazın terki vardır."

Tirmizinin metni şöyledir: "Küfürle iman arasında namazın terki vardır." Müslim, İman 134, (82); Ebu Davud, Sünnet 15, (4678); Tirmizi, İman 9, (2622). Metin Müslim'in metnidir.

2330 namaz NAMAZIN EDA VE KAZASININ VÜCÛBU HAKKINDA "Tirmizi ve Ebu Davud'un bir diğer rivayetinde: "Kulla küfür arasında namazın terki vardır." Tirmizi, İman 9, (2622); Ebu Davud, Sünnet 15, (4678); İbnu Mace, Salat 77, (1078).

2331 namaz NAMAZIN EDA VE KAZASININ VÜCÛBU HAKKINDA "Hz. Büreyde (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Benimle onlar (münafıklar) arasındaki ahid (antlaşma) namazdır. Kim onu terkederse küfre düşer." Tirmizi, İman 9, (2623); Nesai, Salat 8, (1, 231, 232); İbnu Mace, Salat 77, (1079).

2332 namaz NAMAZIN EDA VE KAZASININ VÜCÛBU HAKKINDA "Abdullah İbnu Şakik merhum anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın Ashab'ı ameller içerisinde sadece namazın terkinde küfür görürledi." Tirmizi, İman 9, (2624).

2333 namaz NAMAZIN EDA VE KAZASININ VÜCÛBU HAKKINDA "İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "İkindi namazını kaçıran bir insanın (uğradığı zarar yönünden durumu), malını ve ehlini kaybeden kimsenin durumu gibidir." Buhari, Mevakit 14; Müslim, Mesacid 200, (626); Muvatta, Vukütu's-Salat 21, (1,11,12); Ebu Davud, Salat 5, (414, 415); Tirmizi, Salat 128, (175); Nesai, Salat 17, (1, 238).

2334 namaz NAMAZIN EDA VE KAZASININ VÜCÛBU HAKKINDA "Ebü'l-Melih (rahimehümullah) anlatıyor: "Biz bulutlu bir günde Büreyde (radıyallahu anh) ile bir gazvede beraberdik. Dedi ki: "İkindi namazını erken kılın, zira Resûlullah (aleyhissalatu vesselam): "Kim ikindi namazını terkederse ameli boşa gider" buyurdu." Buhari, Mevakit 15, 34; Nesai, Salat 15, (1, 236).

2335 namaz NAMAZ VAKİTLERİ "Hz. Ebu Mûsa (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a bir zat gelerek namaz vakitlerini sordu. Efendimiz ona hiçbir cevap vermedi."

(Sabah vaktinde) şafak sökünce, henüz kimse kimseyi tanıyamayacak kadar ortalık karanlık iken Bilal'e emretti, sabah ezanını okudu.

Sonra, güneş tam tepe noktasından batıya dönme (zeval) anında yine Bilal'e emretti, öğle ezanını okudu. Bu vakit için, -öbürlerinden daha iyi bilen- birisi: "Bu, gün ortası (nısfu'n-Nehar)" demişti. Sonra, güneş henüz yüksekte olduğu zaman emretti, Bilal akşam narnazı için ezan okudu. Sonra ufuktaki aydınlık (şafak) kaybolunca yatsı için emretti, Bila! yatsı ezanını okudu. Sonra ertesi gün, sabah namazını tehir etti. O kadar geciktirdi ki, kişinin, "sabah vakti çıktı veya çıkmak üzere" demesi anında namazı tamamladı. Sonra öğleyi tehir etti, öyle ki, öğle namazını dün ikindiyi kıldığımız ana yakın bir vakitte kıldı. Sonra ikindiyi tehir etti. Bir kimsenin, "Güneş (ikindi) kızıllığına büründü" diyebileceği bir vakitte namazdan çıktı. Sonra akşamı, nerdeyse ufuktan aydınlığın (şafak) kaybolduğu ana kadar tehir etti."

2336 namaz NAMAZ VAKİTLERİ "Bir rivayette de şöyle gelmiştir: Akşamı, ikinci günde, ufuktaki aydınlığın kaybolmasından önce kıldı. Sonra yatsıyı, gecenin ilk üçte birine kadar tehir etti. Sonra sabah oldu ve soru sahibini çağırdı: "İşte namazın vakti bu iki hudud arasındadır" buyurdu." Müslim, Mesacid 178, (614); Ebu Davud, Salat 2, (395); Nesai, Muvakit 15, (1, 260, 261). Metin Müslim'e aittir.

2337 namaz NAMAZ VAKİTLERİ "Ebu Davud'un bir rivayetinde şöyle denmiştir: "Sabah namazını kişi arkadaşının yüzünü tanıyamayacak -veya kişi yanındakini tanımayacak- kadar (ortalığın karanlık olduğu) bir anda kıldı. Sonra ikindiyi öylesine tehir etti ki, namazdan çıktığı zaman güneş sararmıştı..."

Rivayetin sonunda Ebu Davud der ki: Bu hadisi rivayet edenlerden bazısı şöyle dedi: "sonra yatsıyı gece yarısına kadar tehir ederek kıldı." Ebu Davud, Salat 2, (396).

2338 namaz NAMAZ VAKİTLERİ "Hz. Büreyde (radıyallahu anh) anlatıyor: "Bir adam Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a namazların vaktinden sormuştu. Ona:

"Şu (önümüzdeki) iki günde namazları bizimle kıl!"buyurdu. (O gün) güneş tam tepe noktasından (batıyor) kayınca ezan için Bilal'e emretti. O da öğle ezanını okudu. Sonra öğle için kamet okumasını emretti. Sonra güneş yüksekte, beyaz parlak iken emretti ve ikindi için kamet okudu. Sonra güneş batınca emretti, akşam için kamet okudu. Sonra ufuktaki aydınlık kaybolunca emretti, yatsı için kamet okudu. Sonra şafak sökünce

emretti sabah için kamet okudu. İkinci gün olunca, Bilal'e ortalığın serinlemesini beklemeyi emretti. O da öğleyi, ortalık iyice serinleyinceye kadar geciktirdi. İkindiyi, güneş yüksekten, dünkü vakitten biraz sonra kıldı. Akşamı ufuktaki beyazlık kaybolmazdan az önce kıldı. Yatsıyı gecenin üçte biri geçtikten sonra kıldı. Sabahı ortalık iyice ağarınca kıldı. Sonra:

"Namaz vakitlerinden soran kimse nerede?" diye sordu. Soru sahibi:

"Benim ey Allah'ın Resülü!" dedi.

"Namazlarınızın vakti dedi, gördüğünüz (iki vakit) arasındadır." Müslim, Mesacid 176, 177, (613); Tirmizi, Salat 115, (152); Nesai, Mevakit 12, (1, 258).

2339 namaz NAMAZ VAKİTLERİ "İbnu Abbas (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Cibril (aleyhisselam) bana, Beytullah'ın yanında, iki kere imamlık yaptı. Bunlardan birincide öğleyi, gölge ayakkabı bağı kadarken kıldı. Sonra, ikindiyi her şey gölgesi kadarken kıldı. Sonra akşamı güneş battığı ve oruçlunun orucunu açtığı zaman kıldı. Sonra yatsıyı, ufuktaki aydınlık (şafak) kaybolunca kıldı. Sonra sabahı şafak sökünce ve oruçluya yemek haram olunca kıldı. İkinci sefer öğleyi, dünkü ikindinin vaktinde herşeyin gölgesi kendisi kadar olunca kıldı. Sonra ikindiyi, herşeyin gölgesi kendisinin iki misli olunca kıldı. Sonra akşamı, önceki vaktinde kıldı. Sonra yatsıyı, gecenin üçte biri gidince kıldı. Sonra sabahı, yeryüzü ağarınca kıldı.

Sonra Cibril (aleyhisselam) bana yönelip:

"Ey Muhammedl Bunlar senden önceki peygamberlerin (aleyhimüssalatu vesselam) vaktidir. Namaz vakti de bu iki vakit arasında kalan zamandır!" dedi. " Tirmizi, Salat 1, (149); Ebu Davud, Salat 2, (393).

2340 namaz NAMAZ VAKİTLERİ "Nesai'nin Hz. Cabir (radıyallahu anh)'den yaptığı bir rivayette şöyle denmiştir: "Sonra O'na (Cibril), Fecr uzayıp sabah olunca daha yıldızlar parlak ve cıvıl cıvıl iken geldi. Dünkü yaptığını aynen yaptı, sabah namazını kıldı. Sonra da: "Namaz vakti, işte gördüğünüz bu iki namaz arasıdır" dedi." Nesai, Mevakit 10, (1, 256).

2341 namaz NAMAZ VAKİTLERİ "Bir diğer rivayette şöyle denmiştir: "...Öğleyi, güneş (tepeden batıya) meyledince kıldı. (Bu sırada) gölge ayakkabı bağı kadardı. Sonra ikindiyi, gölge ayakkabı bağının misli ve adam boyu olunca kıldı. Sonra akşamı, güneş batınca kıldı. Sonra yatsıyı, ufuktaki aydınlık kaybolunca kıldı. Sonra, sabahı, şafak sökünce kıldı. Sonra ertesi günün öğlesini, gölge, adam boyu olunca kıldı. Sonra ikindiyi, kişinin gölgesi iki

misli olunca kıldı. Sonra akşamı, güneş batınca kıldı. Sonra yatsıyı, gecenin üçte birine veya yarısına doğru kıldı. Sonra sabahı kıldı ve ortalık ağardı." Nesai, Mevakit I5, 7,10,17, (1, 251, 255, 261, 263).

2342 namaz NAMAZ VAKİTLERİ "Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Bilesiniz, namazın bir ilk vakti bir de son vakti vardır. Öğle vaktinin evveli güneşin tepe noktasından batıya meyil (zeval anıdır. Son vakti de ikindinin girdiği andır. İkindi vaktinin evveli, vaktinin girdiği andır. Vaktin sonu da güneşin sarardığı andır. Akşam vaktinin evveli, güneşin battığı andır. Vaktin sonu da ufuktaki aydınlığın (şafak) kaybolduğu andır. Yatsı vaktinin evveli, ufuğun kaybolduğu andır. Vaktin sonu da gecenin yarısıdır. Sabah vaktinin evveli fecrin (aydınlığı) doğmasıdır. Vaktin sonu da güneşin doğmasıdır." Tirmizi, Salat 114, (151); Müslim, Mevakit 6, (1, 249, 250).

2343 namaz NAMAZ VAKİTLERİ "Muvatta'da Abdullah İbnu Rafi' Mevla Ümmü Seleme'den kaydedilen bir rivayette şöyle denmiştir: "Abdullah İbnu Rafi', Ebu Hüreyre'ye namazların vaktini sormuştu. Ebu Hüreyre kendisine şu açıklamayı yaptı: "Ben sana haber vereyim: Gölgen kendi mislin kadarken öğleyi kıl. İkindiyi gölgen iki mislin olunca kıl. Akşamı güneş batınca kıl. Yatsıyı seninle arana gecenin üçte biri girince kıl. Sabahı da alaca karanılıkta kıl." Muvatta, Vukütu's-Salat 9, (1, . 6

2344 namaz NAMAZ VAKİTLERİ "İmam Malik'in anlattığına göre, Hz. Ömer valilerine şöyle yazdı: "Nazarımda işlerinizin en ehemmiyetlisi namazdır. Kim onu (farz, vacib, sünnet ve vaktine riayetle) korur ve (tam zamanında kılmaya) devam ederse dinini korumuş olur. Kim de onu(n zamanını tehir suretiyle) zayi ederse, onun dışındakileri daha çok zayi eder."

Hz. Ömer yazısına şöyle devam etti: "Öğleyi gölge bir ziralıktan birinizin gölgesi misli oluncaya kadar kılınız. İkindiyi, güneş yüksekte, beyaz, parlak iken, hayvan binicisinin, güneş batmazdan önce iki veya üç fersahlık yol alacağı müddet içerisinde; akşamı güneş batınca; yatsıyı ufuktaki aydınlık battımı gecenin üçte birine kadar kılınız. -Kim (yatsıyı kılmadan) uyursa gözüne uyku düşmesin, kim (yatsıyı kılmadan) uyursa gözüne uyku düşmesin, kim (yatsıyı kılmadan) uyursa gözüne uyku düşmesin- Sabahı da yıldızlar parlak ve cıvıldarken kılınız." Muvatta, Mevakit 6, (1, 6-7).

2345 namaz NAMAZ VAKİTLERİ "Muvatta'nın diğer bir rivayetinde şöyle gelmiştir: "Hz. Ömer (radıyallahu anh), Ebu Müsa el-Eş'ari hazretlerine yazdığı bir mektupta aynı şeyi hatırlattı ve (ilaveten) şunu yazdı: "Onda -yani sabah namazında- mufassal sürelerden iki uzun süre oku." Muvatta, Mevakit 7, (1, 7).

2346 namaz NAMAZ VAKİTLERİ "Yine benzer bir diğer rivayette şu ifade mevcuttur: Hz. Ömer, Ebu Müsa (radıyallahu anhüma)'ya şöyle yazdı: ". . .Yatsıyı seninle (akşam namazıyla) arana gecenin üçte biri girince kıl. Geciktirirsen gecenin yarısına kadar olsun. Sakın gafillerden olma." Muvatta, 8, (1, 7).

2347 namaz NAMAZ VAKİTLERİ "Abdullah İbnu Amr İbni'l-As (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Öğlenin (başlama) vakti, güneşin (tepe noktasından batıya) meylettiği zamandır. Kişinin gölgesi kendi uzunluğunda olduğu müddetçe öğle vakti devam eder, yani ikindi vakti girmedikçe. İkindi vakti ise güneş sararmadıkça devam eder. Akşam vakti ufuktaki aydınlık (şafak) kaybolmadığı müddetçe devam eder. Yatsı namazının vakti orta uzunluktaki gecenin yarısına kadardır. Sabah namazının vakti ise fecrin doğmasından (yani şafağın sökmesinden) başlar, güneş doğuncaya kadar devam eder. Güneş doğdu mu namazdan vazgeç. Çünkü o, şeytanın iki boynuzu arasından doğar." Müslim, Mesacid,173, (612); Ebu Davud, Salat 2, (396); Nesai, Mevakit 15, (1, 260).

2348 namaz NAMAZ VAKİTLERİ "Ebü'l-Minhal Seyyar İbnu Selame (rahimehullah) anlatıyor: "Ben ve babam birlikte Ebu Berze el-Eslemi (radıyallahu anh)'nin yanına girdik. Babam ona: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) farz namazları nasıl kılardı?" diye sordu. Şu cevabı verdi:

"Efendimiz sizin "el-Evvel" dediğiniz öğle namazını güneş (tepe noktasından) batıya kayınca kılardı. Birimiz ikindiyi kılınca, Medine'nin en uzak yerindeki evine dönerdi de güneş hala canlılığını korurdu.

Akşam namazı hakkında ne söylediğini unuttum. Sizin atame dediğiniz yatsıyı geciktirmeyi iyi bulurdu (müstehap addederdi). Yatsıdan önce uyumayı, sonra da konuşmayı mekruh addederdi.

Kişi (yanında beraber oturduğu) arkadaşını tanıyınca sabah namazından ayrılırdı. Namazda altmış-yüz ayet miktarınca Kur'an okurdu." Buhari, Mevakit 11, 13, 39, Ezan 104; Müslim, Mesacid 237, (647); Ebu Davud, Salat 3, (398); Nesai, Mevakit 2, (1, 246), 20, (1, 265).

2349 namaz NAMAZ VAKİTLERİ "Muhammed ibnu Amr İbni'l-Hasen İbni Ali İbnu Ebi Talib (radıyallahu anh) anlatıyor: "Haccac, Medine'ye geldiğinde namazı mütad vaktinden tehir ediyordu. Bunun üzerine Cabir İbnu Abdillah (radıyallahu anh)'a (namazların vakti hakkında) sorduk. Bize şu açıklamayı yaptı:

"Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) öğleyi hararetin şiddetli olduğu zamanda (hacire vaktinde) kılardı. İkindiyi de güneş parlakken kılardı. Akşamı, güneş batınca; yatsıyı bazan geciktirir, bazen de öne alırdı.

Halkın toplandığını görünce tacil eder, onları ağır görünce de tehir ederdi. Sabahı da alaca karanlıkta kılardı." Buhari, Mevakit 18, 21; Müsıim, Mesacid 234, (646); Ebu Davud, Salat 3, (397); Nesai, Mevakit 18, (1, 264).

2350 namaz NAMAZ VAKİTLERİ "Nesai'nin Enes (radıyallahu anh)'ten yaptığı rivayette şöyle denmiştir: "Sabahı, göz(ün görme ufku) genişleyinceye kadar kılardı." Nesai 29, (1, 278).

2351 namaz NAMAZ VAKİTLERİ "İbnu Mes'ud (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) öğle namazı kıldığı zaman (gölgenin) miktarı, yazda üç ayaktan beş ayağa kadar idi. Kışta da beş ayaktan yedi ayağa kadardı." Ebu Davud, Salat 4, (400); Nesai, Mevakit 6, (1, 251).

2352 namaz NAMAZ VAKİTLERİ "Hz. Aişe (radıyallahu anha) anlatıyor: "Mü'min kadınlar Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'la birlikte sabah namazlarını, bürgülerine sarılmış olarak kılarlardı. Sonra, namazlarını kılınca evlerine dönerlerdi de bu esnada karanlıktan dolayı kimse de onları tanıyamazdı." Buhari, Mevakit 13, 27, Ezan 162,165; Müslim, Mesacid 231, (645); Muvatta, Vuküt 4, (1, 5); Ebu Davud, Salat 8, (423); Tirmizi, Salat 116, (153); Nesai, Mevakit 25, (1, 271).

2353 namaz NAMAZ VAKİTLERİ "Yine Hz. Aişe anlatıyor: "Ben öğle namazını, ne Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) kadar, ne de Ebu Bekr ve Ömer kadar tacil edip geciktirmeyen bir başka insan tanımıyorum." Tirmizi, Salat, 118.

2354 namaz NAMAZ VAKİTLERİ "Yine Tirmizi'de Ümmü Seleme (radıyallahu anha)'den kaydedilen bir hadiste denmiştir ki: "Öğleyi tacilde Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) sizden daha titizdi. Siz de ikindiyi tacilde ondan daha titizsiniz." Tirmizi

2355 namaz NAMAZ VAKİTLERİ "Habbab (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a (secde edilen) yerin sıcaklığından şikayet ettik, ancak şikayetimizi dinlemedi.

Züheyr, Ebu İshak'a: "Şikayetiniz öğle vaktinden miydi?" diye sordu. Öbürü:

"Evet!" dedi. Ben:

"Vakit girer girmez, (yani ortalık çok sıcakken) kılınmasından mı?" diye sordum. O yine:

"Evet!" dedi." Müslim, Mesacid 189, (619); Nesai, Mevakit 2, (1, 247).

2356 namaz NAMAZ VAKİTLERİ "Hz. Enes (radıyallahu anh): "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) (yolculuk sırasında) bir yere inecek olsa, öğleyi kılmadan orayı terketmezdi" demişti. Bir adam sordu:

"Yani gün ortasında olsa da mı?"

"Evet, dedi, Enes, gün ortasında olsa da!" Ebu Davud, Salat 273, (1205); Nesai, Mevakit 3, (1, 248).

2357 namaz NAMAZ VAKİTLERİ "Hz. Aişe (radıyallahu anha) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) güneş odama vurduğu sırada ikindiyi kılardı."

Ebu Davud'un rivayetinde şu ziyade var: "... (güneş) odamdan yükselmezden önce..." Buhari, Mevakit 13, Humus 4; Müslim, Mesacid 169, (611); Ebu Davud, Salat 5, (407); Tirmizi, Salat 120, (159); Nesai, Mevakit 8, (1, 252).

2358 namaz NAMAZ VAKİTLERİ "Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) güneş yüksekte ve canlı iken ikindiyi kılardı. Bu esnada kişi avali'ye (dış semtlere) gider, oraya varırdı ve hala güneş yüksekliğini muhafaza ederdi. Gidilen bu avali'den bazıları Medine'ye dört mil uzaklıkta idi." Buhari, Mevakit 13, İ'tisam 16; Müslim, Mesacid 192-197, (621-624); Muvatta, Vuküt 11, (1, 8-9); Ebu Davud, Salat 5, (404-405); Nesai, Mevakit 8, (1, 252-254).

2359 namaz NAMAZ VAKİTLERİ "Bir diğer rivayette şöyle gelmiştir: "Es'ad İbnu Sehl İbnu Huneyf der ki: "Biz Ömer İbnu Abdilaziz (rahimehullah) ile öğleyi kıldık. Sonra çıkıp Hz. Enes İbnu Malik (radıyallahu anh)'in yanına gittik. Varınca onu ikindiyi kılıyor bulduk. Ben kendisine:-

"Ey amcacığım! Kıldığın bu namaz da ne?" diye sordum. Bana:

"Bu, ikindi namazıdır. Ve bu Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'Ia beraber kıldığımız namazdır" dedi." Buhari, Mevakit 13, İ'tisam 16; Müslim, Mesacid 192-197, (621-624); Muvatta, Vuküt 11, (1, 8-9); Ebu Davud, Salat 5, (404-405); Nesai, Mevakit 8, (1, 252-254).

2360 namaz NAMAZ VAKİTLERİ "Bir diğer rivayette de şöyle gelmiştir: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) bize ikindiyi kıldırdı. Namazdan çıkınca Efendimizin yanına Beni Seleme'den birisi geldi ve:

"Ey Allah'ın Resülü! dedi. Biz, bir deve kesmek istiyor ve sizin de kesimde hazır bulunmanızı arzu ediyoruz."

Efendimiz "Pekala!" deyip gitti. Biz de onunla gittik. Varınca, devenin henüz kesilmediğini gördük. Kestiler, parçaladırlar. Bir miktarını pişirdiler. Güneş batmadan o eti yedik." Buhari, Mevakit 13, İ'tisam 16; Müslim, Mesacid 192-197, (621-624); Muvatta, Vuküt 11, (1, 8-9); Ebu Davud, Salat 5, (404-405); Nesai, Mevakit 8, (1, 252-254).

2361 namaz NAMAZ VAKİTLERİ "Seleme İbnu'l-Ekva (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) akşamı, güneş batıp perdeye bürününce kılıyordu."

Ebu Davud'un bir rivayetinde şöyle denir: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) akşamı, güneşin battığı vakitte, güneş (kursunun son) izi de ufukta kaybolunca kılıyordu." Buhari, Mevakit 18; Müslim, Mesacid 216, (636); Ebu Davud, Salat 6, (417); Tirmizi, Salat 122, (164).

2362 namaz NAMAZ VAKİTLERİ "Rafi İbnu Hadic (radıyallahu anh) anlatıyor: "Biz akşamı, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) ile birlikte kılınca, cemaatten ayrılıp (ok atışı yapanımız olurdu da) attığı okun düştüğü yerleri rahat görebilirdi." Buhari, Mevakit 18; Müslim, Mesacid 217, (637).

2363 namaz NAMAZ VAKİTLERİ "Nesai nin bu hususta Eslem kabilesine mensup ashabtan bir kimseden kaydettiği beyan şöyledir: "Onlar Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) ile birlikte akşamı kılarlar, sonra da Medine'nin (Mescid'e) en uzak yerinde olan ailelerine dönüp ok atışı yaparlar ve de oklarının düştüğü yerleri görürlerdi." Nesai, Mevakit 13, (1, 259).

2364 namaz NAMAZ VAKİTLERİ "Mersed İbnu Abdillah el-Müzeni (radıyallahu anh) anlatıyor: "Ebu Eyyüb, gazi (mücahid) olarak yanımıza geldi. Bu sırada Ukbe İbnu Amir de Mısır'da vali idi. Ukbe, akşam namazını tehir etti. Ebu Eyyüb ona yönelerek:

"Ey Ukbe! dedi. Bu kıldırdığın namaz ne namazıdır?"

Ukbe, hatasını anlayarak:

"Meşguliyetimiz vardı" diye özür beyan etti. Ebu Eyyüb:

"Sen Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın şu sözünü işitmedin mi? Buyurmuştu ki:

"Ümmetim, akşam namazını, yıldızlar cıvıldayana kadar geciktirmedikçe hayır üzere -veya fıtrat üzere demişti- olmaktan geri kalmaz. "

2365 namaz NAMAZ VAKİTLERİ "Hz. Ali İbnu Ebi Talib (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) bana şu tembihte bulundu:

"Ey Ali, üç şey vardır, sakın onları geciktirme:

Vakti girince namaz, (hemen kıl!)

Hazır olunca cenaze, (hemen defnet!)

Kendisine denk birini bulduğun bekar kadın, (hemen evlendir!)" Tirmizi, Salat 127, (171).

2366 namaz NAMAZ VAKİTLERİ "Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Kim sabah namazından bir rek'ati güneş doğmazdan önce kılabilirse, sabah namazına yetişmiş demektir. Kim ikindi namazından bir rek'ati güneş batmadan önce kılabiIirse ikindi namazına yetişmiş demektir."

2367 namaz NAMAZ VAKİTLERİ "Buhari ve Nesai'de gelen bir diğer rivayette şöyle denmiştir: "Sizden kim, ikindi namazının bir secdesini güneş batmazdan önce kılabilirse, namazını tamamlasın, sabah namazının da bir secdesini güneş doğmazdan önce kılabilen, namazını tamamlasın."

Ancak Nesai (bir rivayetinde de) şöyle der: ". . iIk rekatinde kılarsa. . . " Buhari, Mevakit 28,17; Müslim, Mesacid 163, (608); Muvatta, Vuküt 5, (1, 6); Tirmizi,Salat 137, (186); Ebu Davud, Salat 5, (412); Nesai, Mevakit 11, (1, 257, 258), 28, (1, 273).

2368 namaz NAMAZ VAKİTLERİ "Yine Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Hararet şiddetlenince namazı (vakit) biraz serinleyince kılın. Çünkü, şiddetli hararet cehennemden bir kabarmadır." Buhari, Mevakit 9, Bed'ü'l-Halk 10; Müslim, Mesacid 180, (615); Muvatta, Vüküt 28, (1,16); Ebu Davud, Salat 4, (402); Tirmizi, Salat 7, (157); İbnu Mace Salat 4, (677); Nesai, Mevakit 5 (1, 248-249).

2369 namaz NAMAZ VAKİTLERİ "İmam Malik in bir rivayetinde (Resûlullah'ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir): "Cehennem, Rabbine (ey Rabbim! bir kısmım, diğer bir kısmımı yiyor diye) şikayet etti. Bunun üzerine Rab Teala ona yılda iki kere teneffüs etmesine izin verdi: Kışta bir nefes, yazda bir nefes.

(İşte, hararetten en şiddetli hissedilen ve soğuktan en şiddetli hissedilen şey bu soluklardır)." Buhari, Mevakit 8; Muvatta, Vuküt 27, (1,15).

2370 namaz NAMAZ VAKİTLERİ "Ebu Zerr (radıyallahu anh) anlatıyor: "Biz bir sefer sırasında Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) ile beraberdik. Müezzinimiz öğle namazı için ezan okumak istedi. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) ona:

"Serinlemeyi bekle!" dedi. Bir müddet geçince müezzin ezan okumak istemişti, yine ikinci ve hatta üçüncü defa:

"Serinlemeyi bekle!" dedi. (Bekledik), hatta tümseklerin (doğu cihetindeki) gölgelerini gördük. O zaman aleyhissalatu vesselam:

"Şiddetli hararet cehennemin bir kabarmasıdır. Öyleyse, hararet şiddetlenince öğle namazını (vakit) serinleyince kılın" dedi." Buhari, Mevakit 9,10, Ezan 18; Bed'ü'l-Halk 10; Müslim, Mesacid 184, (616); Ebu Davud, Salat 4, (401); Tirmizi, Salat 119, (1, 58).

2371 namaz NAMAZ VAKİTLERİ "Kasım İbnu Muhammed anlatıyor: "Ben, Ashab'ı öğle namazını aşiyy'de kılar gördüm." Muvatta, Vuküt 13, (1, 9).

2372 namaz NAMAZ VAKİTLERİ "Enes İbnu Malik (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) hava sıcaksa öğleyi serinleyince kılıyordu, hava serinse ta'cil (edip ilk vaktinde) kılıyordu." Nesai, Mevakit 4, (1, 248).

2373 namaz NAMAZ VAKİTLERİ "Ali İbnu Şeyban (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın yanına geldik. İkindi namazını, güneş gökte beyaz ve (sarılıktan arı ve) parlak olduğu müddetçe tehir ediyordu." Ebu Davud, Salat 5, (408).

2374 namaz NAMAZ VAKİTLERİ "Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Akşam yemeği hazırlanmış ise, yemeğe namazdan önce başlayın. Yemeğinizi aceleye de getirmeyin." Buhari, Et'ime 58, Ezan 42; Müslim, Mesacid 64, (557); Tirmizi, Salat 262, (353); Nesai, İmamet 57, (2,111).

2375 namaz NAMAZ VAKİTLERİ "Hz. Aişe (radıyallahu anha) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) şöyle buyurdular: "Namaz başlar ve akşam yemeği de hazır olursa akşam yemeğiyle başlayın." Buhari, Et'ime 58, Ezan 42; Müslim, Mesacid 65. (558).

2376 namaz NAMAZ VAKİTLERİ "İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Birinizin akşam yemeği konur, (bu sırada) namaz da başlarsa, siz akşam yemeği ile başlayın. Ondan boşalıncaya kadar acele de etmeyin."

"İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) için yemek konunca namazın başladığı olurdu. O, yemekten boşalmadıkça namaza gelmezdi. Ancak o, imamın kıraatını dinlerdi."

2377 namaz NAMAZ VAKİTLERİ "Ebu Dauud'un bir diğer rivayetinde AbduIlah İbnu Ubeyd İbni Umeyr şunu anlatır: "İbnu'z-Zübeyr zamanında, ben Abdullah İbnu Ömer (radıyallahu anhüma)'in yanında babamla birlikte bulunuyordum. Abbad İbnu Abdillah İbni'z-Zübeyr sordu:

"Biz işittik ki, akşam yemeğine namazdan önce başlanırmış, (doğru mu?)"

AbduIIah İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) şu cevabı verdi:

"Bak hele! Onların akşam yemekleri nasıldı? Zanneder misin ki, bu, babanın akşam yemeği gibiydi?" Buhari, Ezan 42; Müslim, Mesacid 66, (559); Muvatta İsti'zan 19, (2, 971); Ebu Davud, Et'ime 10, (3757, 3759); Tirmizi, Salat 262, (353, 354).

2378 namaz NAMAZ VAKİTLERİ "Hz. Cabir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Yemek veya bir başka şey için namazınızı tehir etmeyin." Ebu Davud, Et'ime 10, (3758).

2379 namaz NAMAZ VAKİTLERİ "İbnu Abbas (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) (bir gün) yatsıyı tehir etmişti. Ömer (radıyallahu anh) çıkıp:

"Ey Allah'ın Resülü, namazı kılalım. Kadınlar ve çocuklar yattılar" dedi. Aleyhissalatu vesselam başı su damlıyor olduğu halde çıkıp:

"Ümmetime meşakkat vermemiş olsam yatsıyı bu vakitte kılmalarını emrederdim!" buyurdu." Buhari, Mevakit 24; Müslim, Mesacid 225, (642); Nesai, Mevakit 20, (1, 265).

2380 namaz NAMAZ VAKİTLERİ "Hz. Enes (radıyallahu anh)'den rivayet edilir ki, kendisine: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) yüzük kullandı mı?" diye sorulmuştur da şu cevabı vermiştir:

"Bir gece, yatsıyı gece yarısına kadar (şatru'l-leyl) tehir etti. Sonra yüzü bize dönmüş olarak yanımıza geldi -sanki şu anda yüzüğünün parıltısını görüyor gibiyim- ve şöyle dedi: "İnsanlar namazlarını kıldılar ve yattılar. Siz ise, namazı beklediğiniz müddetçe namaz kılma (sevabını almaktasınız." Buhari, Mevakit 25, 40, Ezan 36, 156, Libas 48; Müslim, Mesacid 223, (640); Nesai, Mevakit 21, (1, 268).

2381 namaz NAMAZ VAKİTLERİ "Yine Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Yatsı namazı için ikamet okunmuştu ki bir adam: "Benim bir işim var!" diyerek araya girdi. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) (farzı kıldırmazdan önce) kalktı, adamla hususi şekilde konuşmaya başladı. İnsanlar -veya bir kısmı- uyuyuncaya kadar konuşma uzadı. Namazı sonra kıldılar." Buhari, Ezan 27, 28, İstizan 48; Müslim, Hayz 126, (376); Ebu Davud, Salat 46, (542); Tirmizi, Salat 373, (517, 518); Nesai, İmamet 13, (2, 81).

2382 namaz NAMAZ VAKİTLERİ "Hz. Muaz İbnu Cebel (radıyallahu anh) anlatıyor: "(Bir gece) Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ı yatsı namazı için uzun müddet bekledik, ama gecikti. O kadar ki, bazıları (hane-i saadetinden) çıkmayacağı zannına düştü. İçimizden: "Namazını (evinde) kılmıştır" diyen bile oldu.

İşte biz bu hal üzere iken Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) çıktı ve kendisine önceden tahminen söylediklerini tekrar ettiler. Bunun üzerine:

"Geceye bu namazla girin. (Bilin ki) siz bu namaz sayesinde diğer ümmetlere üstün kılındınız. Bunu sizden önceki ümmetlerden hiçbiri kılmadı" buyurdu." Ebu Davud, Salat 7, (421).

2383 namaz NAMAZ VAKİTLERİ "Ebu Müsa (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) bir gün yatsı namazını geciktirdi. Hatta gecenin çoğu gitti. Sonra çıktı ve cemaate namazlarını kıldırdı. Namazı bitirince Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) orada hazır bulunan cemaate:

"(Buradan ayrılmakta) acele etmeyin, size bir husus haber vereyim de sevinin: Bilesiniz, üzerinizdeki AIIah'ın nimetlerinden biri de şudur: Şu saatte namaz kılan sizden başka hiç kimse yok -veya sizden başka kimse şu saatte namaz kılmamıştır.-" Bu iki sözden hangisini söylemişti bilemiyoruz."

Ebu Müsa ilaveten dedi ki: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'tan işittiklerimize sevinerek evlerimize döndük." Buhari, Mevakit 22; Müslim, Mesacid 224, (641).

2384 namaz NAMAZ VAKİTLERİ "Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Namazdan bir rekate yetişen namazın tamamına yetişmiş sayılır." Buhari, Mevakit 28,17; Müslim, Mesacid 161, (607); Muvatta, Vuküt 16, (1,10); Ebu Davud, Salat 241, (1121); Tirmizi, Salat 377, (524); Nesai, Mevakit 30, (1, 274); İbnu Mace, İkamet 91, (1122).

2385 namaz NAMAZ VAKİTLERİ "İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Namazlardan herhangi bir namazın bir rekatine yetişen, o namaza yetişmiş demektir. Ancak, kaçırdığını kaza eder." Nesai, Mevakit 30, (1, 275).

2386 namaz NAMAZ VAKİTLERİ "Hz. Aişe (radıyallahu anha) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) ölünceye kadar, hiçbir namazı son vaktinde iki kere kılmış değildir." Tirmizi, salat 127, (174).

2387 namaz NAMAZ VAKİTLERİ "İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Namazın ilk vaktinde Allah'ın rızası vardır. Son vaktinde de affı vardır." Tirmizi Salat 127, (172).

2388 namaz NAMAZ VAKİTLERİ "Rafi' İbnu Hadic (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Sabah namazını aydınlıkta kılın." Tirmizi, Salat 117, (154); Ebu Davud, Salat 8, (424); Nesai, Mevakit 27, (1, 272).

2389 namaz NAMAZ VAKİTLERİ "Yahya İbnu Said (radıyallahu anh) demiştir ki: "Musalli, (farz) namazı vakti çıkmış olan namazları da kılar. Onun vaktinde kılamayıp kaçırdığı, ehlinden de malından da daha mühim (bir kayıp)dır." Muvatta, Vuküt 23, (1,12).

2390 namaz NAMAZ VAKİTLERİ "Ümmü Ferve (radıyallahu anha) -ki Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a biat edenlerden biri idi- anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a, "Hangi amel efdaldir?" diye sorulmuştu, şu cevabı verdi:

"İlk vaktinde kılınan namaz!" Ebu Davud, Salat 9, (426); Tirmizi, Salat 127, (170); Müslim, İman 137, (85) Buhari, Mevakit 5.

2391 namaz MEKRUH VAKİTLER "Ukbe İbnu Amir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Üç vakit vardır ki, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) bizi o vakitlerde namaz kılmaktan veya ölülerimizi mezara gömmekten nehyetti:

- Güneş doğmaya başladığı andan yükselinceye kadar.

- Öğleyin güneş tepe noktasına gelince, meyledinceye kadar.

- Güneş batmaya meyledip batıncaya kadar." Müslim, Müsafirin 293, (831); Ebu Davud, Cenaiz 55, (3192); Tirmizi, Cenaiz 41, (1030); Nesai, Mevakit, 31, (1, 275, 26).

2392 namaz MEKRUH VAKİTLER "İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Hiç biriniz, güneşin doğması ve batması esnasında namaz kılmaya kalkmasın." Buhari, Mevakit 31, 30, Hacc 73; Müslim, Müsafırin 289, (838); Muvatta, Kur'an 47, (1, 220); Nesai, Mevakit 33, (1, 277).

2393 namaz MEKRUH VAKİTLER "Abdullah es-Sunabihi (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Güneş, beraberinde şeytanın boynuzu olduğu halde doğar, yükselince ondan ayrılır. Bilahare istiva edince (tepe noktasına gelince) ona tekrar mukarenet (yakınlık) peydah eder. Zevalden sonra (tepe noktasından ayrılıp batıya meyletimi) ondan yine ayrılır. Batmaya yakın tekrar ona yakınlık peydah eder, batınca ondan ayrılır."

Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) işte bu vakitlerde namaz kılmaktan men etti." Muvatta, Kur'an 44, (1, 219); Nesai, Mevakit 31, (1, 275).

2394 namaz MEKRUH VAKİTLER "Amr İbnu Abese es-Sülemi (radıyallahu anh) anlatıyor: "Bir gün Resûlullah aleyhissalatu vesselam'a:

"Ey Allah'ın Resülü! dedim, Allah'a biri diğerinden daha yakın olan bir saat var mıdır -veya- Allah'ın zikri taleb edilen daha yakın bir saat var mıdır?"

"Evet, dedi, vardır. Allah'ın kula en yakın olduğu zaman gecenin son kısmıdır. Eğer bu saatte Aziz ve Celil olan Allah zikredenlerden olabilirsen ol. Zira o saatte kılınan namaz, güneş doğuncaya kadar (meleklerin) beraberlik ve şehadetine mazhardır. Çünkü güneş şeytanın iki boynuzu arasından doğar ve bu doğma anı kafirlerin ibadet vakitleridir. O esnada, güneş bir mızrak boyunu buluncaya ve (sarı, zayıf) ışıkları kayboluncaya kadar namazı bırak.

Bundan sonra namaz -güneş gün ortasında mızrağın tepesine gelinceye kadar- yine (meleklerin) beraberlik ve şehadetine mazhardır. Güneşin tepe noktasına gelme saati, cehennem kapılarının açıldığı ve cehennemin coşturulduğu bir saattir; namazı (eşyaların gölgesi) doğu tarafa sarkıncaya kadar terkedin.

Bundan sonra namaz -güneş batıncaya kadar- meleklerin beraberlik ve şehadetine mazhardır. Güneş, batarken de bu beraberlik ve şehadet kalmaz, çünkü o, şeytanın iki boynuzu arasında kaybolur. O sırada yapılacak ibadet kafirlerin ibadetidir." Ebu Davud, Salat 299, (1277); Nesai, Mevakit 35, (1, 279, 280); Müslim, Müsafırin 294, (832).

2395 namaz MEKRUH VAKİTLER "Ebu Said (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Sabah namazını kıldıktan sonra güneş yükselinceye kadar artık namaz yoktur. İkindiyi kıldıktan sonra da güneş batıncaya kadar namaz yoktur." Buhari, Mevakit 31; Müslim, Müsafirin 288, (827); Nesai, Mevakit 35, (1, 277, 278).

2396 namaz MEKRUH VAKİTLER "Kütüb-i Sittenin beş kitabı tarafından İbnu Abbas (radıyallahu anhüma)'dan kaydedilen bir rivayette şöyle buyurulmuştur: "Nazarımda pek değerli birçok kimse -ki bence onların en değerlisi Hz. Ömer'di- şu hususta şahidlik ettiler: "ResüIuIIah (aleyhissalatu vesselam), sabah namazından sonra güneş doğuncaya kadar, ikindi namazından sonra da batıncaya kadar namaz kılmayı yasakladı." Buhari, Mevakit 330; Müslim, Müsafirin 286, (826); Ebu Davud, Salat 299, (1276); Tirmizi, Salat 134, (183); Nesai, Mevakit 32, (1, 276, 277).

2397 namaz MEKRUH VAKİTLER "Nadr İbnu Abdirrahman, ceddi Muaz (radıyallahu anh)'dan anlattığına göre, der ki: "Muaz İbnu Afra ile birlikte tavafta bulundum (tavaftan sonra kılınan iki rekatlik tavaf namazını) kılmadı. Kendisine:

"Namaz kılmıyor musun?" diye sordum. Şu cevabı verdi:

"Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "İkindi (namazı)ndan sonra güneş batıncaya kadar namaz yoktur. Sabah (namazın)dan sonra da güneş doğuncaya kadar namaz yoktur." Nesai, Mevakit 11, (1, 258).

2398 namaz MEKRUH VAKİTLER "Hz. Aişe (radıyallahu anha) dedi ki: "Ömer vehme düştü (yanıldı). Resûlullah (aleyhissalatu vesselam): "Namaz kılmak için güneşin batma ve doğma zamanını taharri etmeyin (araştırıp seçmeyin). Çünkü o, şeytanın iki boynuzu arasında doğar" diye yasakladı."

Müslim, şu ziyadede bulundu: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) ikindiden sonraki iki rekati hiç bırakmadı." Müslim, Müsafirin 295, (833); Nesai, Mevakit 35, (1, 279).

2399 namaz MEKRUH VAKİTLER "Cündüb İbnu's-Seken el-Gıfari'nin -ki bu zat Ebu Zerr (radıyallahu anh)'dır- anlattığına göre, Kabe'nin basamağına çıkıp şöyle demiştir.

"Beni bilen bilir, bilmeyen de bilsin ki, ben Cündüb'üm. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ı, şöyle söyler işittim: "Sabah (namazın)dan sonra güneş doğuncaya kadar namaz yoktur. İkindi namazından sonra da güneş batıncaya kadar; Mekke'de hariç, Mekke'de hariç, Mekke'de hariç." Rezin ilavesidir. Bu hadis, Ahmed İbnu Hanbel'in Müsned'inden tahric edilmiştir (5,165).

2400 namaz MEKRUH VAKİTLER "Hz. Ali İbnu Ebi Talib (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) ikindi (namazı)ndan sonra, güneşin yüksekte olma halini istisna ederek, namaz kılmayı yasakladı."

Nesai nin rivayetinde (ibare, ifade bakımından biraz farkla) şöyle gelmiştir: "...güneşin beyaz ve parlak halde olmasını istisna ederek..." Ebu Davud, Salat 299, (1274); Nesai, Mevakit 36, (1, 280).

2401 namaz MEKRUH VAKİTLER "Ebu Basra el-Gıfari (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) el-Muhammas'ta ikindi namazı kıldırdı. Ve dedi ki:

"Bu namaz, sizden öncekilere de arz olundu, ama onlar bunu zayi ettiler. Kim buna devam ederse ecri iki kere verilecek. Şahid doğuncaya kadar; ondan sonra namaz mevcut değildir." Müslim, Müsafırin 292, (830); Nesai, Mevakit 14, (1, 259, 260).

2402 namaz MEKRUH VAKİTLER "es-Saib İbnu Yezid (radıyallahu anh)'in anlattığına göre, "ikindiden sonra namaz kıldığı için el-Münkedir'i Hz. Ömer (radıyallahu anh)'in dövdüğünü görmüştür." Muvatta, Kur'an 50, (1, 221).

2403 namaz MEKRUH VAKİTLER "Ebu Katade (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) cuma günü hariç, gün ortasında (nısfu'n-nehar) namaz kılmayı mekruh addederdi ve derdi ki: "Cehennem, cuma dışında (her gün o vakitte) coşturulur." Ebu Davud, Salat 223, (1083).

2404 namaz MEKRUH VAKİTLER "Ala İbnu Abdirrahman'ın anlattığına göre, öğle namazından çıkınca, Basra'daki evinde Enes İbnu Malik'e uğramıştı. Zaten evi de mescidin bitişiğindeydi. Der ki: "Huzuruna çıktığım zaman bana: "İkindiyi kıIdınız mı?" diye sordu. Ben: "Hayır, şu anda öğle namazından çıktık" dedim:

"İkindiyi kılın!" dedi. Kalkıp kıldık. Namazdan çıkınca:

"Ben, dedi, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın şöyle söylediğini işittim: "Bu, münafıkların namazıdır, oturur, oturur şeytanın iki boynuzu arasına girinceye kadar güneşi bekler, sonra kalkıp dört rek'at gagalar. Namazda Allah'ı pek az zikreder." Müslim, Mesacid 195, (622); Muvatta, Kur'an 46, (1, 220); Ebu Davud, Salat 5, (413); Tirmizi, Salat 120, (160); Nesai, Mevakit 9, (1, 254).

2405 namaz MEKRUH VAKİTLER "İbnu Mes'üd (radıyallahu anh) anlatıyor: "Ben Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ı vakti dışında sadece iki namazı kılarken gördüm: (Veda Haccı sırasında) Müzdelife'de akşamla yatsıyı birleştirerek kıldı. O gün, sabah namazını da (mütad) vaktinden önce kıldı." Buhari, Hacc 97, 99; Müslim, Hacc 292, (1289).

2406 namaz MEKRUH VAKİTLER "Buhari'nin Abdurrahman İbnu Yezid'den kaydettiği bir diğer rivayet şöyledir: "İbnu Mes'ud (radıyallahu anh) haccetmişti. Yatsı ezanı sırasında veya buna yakın bir zamanda Müzdelife'ye geldik. Yanındaki bir adama söyledi, ezan ve arkasından ikamet okudu. Sonra akşam namazını kıldı. Arkasından iki rekat (sünnetini) kıldı. Sonra akşam yemeğini istedi ve yedi. Arkadan bir adama emretti, ezan ve ikamet okudu, iki rekat olarak yatsıyı kıldı.

Şafak söktüğü zaman: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) şu saatte bugün ve bu yer dışında şu namazı hiç kimse kılmamıştır" dedi.

Abdullah (radıyallahu anh) dedi ki: "İşte şu ikisi, vakti değiştirilmiş olan yegane iki namazdır. Biri akşam namazı- bu, halk Müzdelife'ye geldikten sonra kılınır; diğeri sabah namazı, bu da şafak söker sökmez kılınır."

İbnu Mes'ud sözlerine devamla: "Ben Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın bunu yaptığını, sonra ortalık ağarıncaya kadar kaldığını gördüm" dedi. Sonra sözlerini şöyle tamamladı:

"Eğer, Emirü'l Mü'minin -yani Hz. Osman (radıyallahu anh)- şu anda ifaza'da bulunsa (Mina'ya müteveccihen hareket etse) sünnete uygun hareket etmiş olur."

(Hadisin ravisi Abdurrahman İbnu Yezid der ki): "Bilemiyorum, İbnu Mes'ud'un bu sözü mü önce telaffuz edildi, Hz. Osman'ın (Mina'ya) hareket emri mi. . . Derhal telbiye çekmeye başladı ve bu hal, yevm-i nahirde Büyük Şeytan'a taş atılıncaya kadar devam etti." Buhari, Hacc 99).

2407 namaz EZANIN FAZİLETİ "Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "İnsanlar, eğer ezan okumak ile namazın ilk safında yer almada ne (gibi bir hayır ve bereket) olduğunu bilseler, sonra da bunu elde etmek için kur'a çekmekten başka çare kalmasaydı, mutlaka kur'aya başvururlardı." Buhari, Ezan 9, 32, Şehadat 30; Müslim, Salat 129, (437); Tirmizi, Salat 166, (225); Nesai, Mevakit 22, (1, 269), Ezan 31, (2, 23); Muvatta, Nida 3, (1, 68); Cemaat 6, (1,131).

2408 namaz EZANIN FAZİLETİ "Yine Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Namaz için ezan okunduğu zaman şeytan oradan sesli sesli yellenerek uzaklaşır, ezanı duyamayacağı yere kadar kaçar. Ezan bitince geri gelir. İkamete başlanınca yine uzaklaşır, ikamet bitince geri dönüp kişi ile kalbinin arasına girer ve şunu hatırla, bunun düşün diye aklında daha önce hiç olmayan şeylerle vesvese verir. Öyle ki (buna kapılan) kişi kaç rekat kıldığını bilemeyecek hale gelir." Buhari, Ezan 4, Amel fı's-Salat 18, Sehv 6, Bed'ü'I-Halk 11; Müslim, Salat 19, (389), Mesacid 83, (389); Ebu Davud, Salat 31, (516); Muvatta, Nida 6, (1, 69); Nesai, Ezan 30, (2, 21).

2409 namaz EZANIN FAZİLETİ "Müslim'in diğer bir rivayetinde şöyle denmiştir: "Şeytan namaz için okunan ezanı işitti mi kaçar. Müezzinin sesini işitmemek için sesli sesli yellenir. (Ezan bitip müezzin) susunca geri döner ve vesvese verir. İkameti işittiği zaman, müezzini duymamak için gider, susunca geri döner ve vesvese verir." Müslim, Salat 16, (389); Buhari, Ezan 4.

2410 namaz EZANIN FAZİLETİ "Hz. Cabir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın şöyle söylediğini işittim: "Şeytan namaz için okunan ezanı işitince Ravha nam yere kadar gider." Müslim, Salat 15, (388).

2411 namaz EZANIN FAZİLETİ "Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) ile beraberdik. Bilal (radıyallahu anh) kalkıp ezan okudu. (Ezanı bitirip) susunca, Aleyhissalatu Vesselam: "Kim bunun mislini kesin bir inançla söylerse cennete girer" buyurdu." Nesai, Ezan 34, (2, 24).

2412 namaz EZANIN FAZİLETİ "Abdullah İbnu Amr İbni'l-Amr As (radıyallahu anh)'ın anlattığına göre, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın şöyle söylediğini işitmiştir:

"Ezanı işittiğiniz zaman müezzinin söylediğini aynen (kelime kelime) tekrar edin. Sonra bana salat-u selam okuyun. Zira kim bana salat-u selam okursa Allah da ona on misliyle rahmet eder. Sonra benim için el-vesile'yi taleb edin. Zira o, cennete bir makamdır ki, mutlaka AlIah'ın kullarından birinin olacaktır. Ona sahip olacak kimsenin ben olmamı ümid ediyorum. Kim benim için Allah'tan el-Vesile'yi taleb ederse, şefaat kendisine vacib olur." Müslim, Salat 11, (384); Ebu Davud, Salat 36, (522); Nesai, Ezan 33, (2, 23); Tirmizi, Salat 154, (208); İbnu Mace, Ezan 4, (720). Hadisin ilk cümlesi Buhari'de de rivayet edilmiştir (Ezan 7).

2413 namaz EZANIN FAZİLETİ "Hz. Cabir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Ezanı işittiği zaman kim: "Allahümme Rabbe hazihi'd-da'veti't-tamme ve's-salati'I-kaime ati Muhammedeni'I-Vesilete ve'I-fadilete veb'ashu makamen mahmüdeni'Ilezi va'adtehu. (Ey bu eksiksiz davetin ve kılınan namazın sahibi! Muhammed'e‚ Vesile'yi ve fazileti ver. O'nu, va'adettiğin -bir rivayette va'adettiğin üzere- makam-ı Mahmüd üzere ba's et (dirilt)" derse, ona Kıyamet günü mutlaka şefaatim helal olur." Buhari, Ezan 8; Ebu Davud, Salat 28, (529); Tirmizi, Salat 157, (211); Nesai, Ezan 38, (2, 26); İbnu Mace, Ezarı 4, (722).

2414 namaz EZANIN FAZİLETİ "Hz. Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Müezzin, "Allahu ekber Allahu ekber" deyince sizden kim samimiyetle, "Allahu ekber Allahu ekber" derse, sonra müezzin: "Eşhedu en la ilahe illallah" deyince, "Eşhedu en la ilahe illallah" derse; sonra müezzin: "Eşhedü enne Muhammeden ResüIuIIah" deyince, "Eşhedü enne Muhammeden ResüIuIIah" derse; sonra müezzin: "Hayye aIa's-salat" deyince "La havle vela kuvvete illa billah" derse; sonra müezzin: "hayye aIa'I-felah" deyince, "La havle vela kuvvete illa billah" derse; sonra müezzin: "AIIahu ekber Allahu ekber" deyince, "AIIahu ekber AIIahu ekber" derse; sonra müezzin: "Lailahe iIlaIIah" deyince "Lailahe iIlallah" derse cennete girer." Müslim, Salat 12, (385); Ebu Davud, Salat 36, (527).

2415 namaz EZANIN FAZİLETİ "Sà'd İbnu Ebi Vakkas (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Müezzini işittiği zaman, kim: "Ben şehadet ederim ki, bir olan AIIah'tan başka ilah yoktur, 0'naşerik de yoktur, Muhammed O'nun kulu ve Resülüdür. Rabb olarak Allah'tan Resül olarak Muhammed'den -bir rivayette "...nebi = peygamber olarak Muhammed'den din olan İslàm'dan- razıyım" derse günahı affedilir." Müslim, Salat 13, (386); Ebu Davud, Salat 36, (525); Tirmizi, Salat 156, (210); İbnu Mace, Ezan 4, (721); Nesai, Ezan 38, (2, 26).

2416 namaz EZANIN FAZİLETİ "Ebu Ümame Es'ad İbnu Sehl (radıyallahu anh) anlatıyor: "Mu'aviye İbnu Ebi Süfyan (radıyallahu anh)'ı minberde oturmuş (hutbe vermek üzere bekliyorken) dinliyordum. (Ezan başladı.) Müezzin: "Allahu ekber Allahu ekber" deyince, Mu'aviye de: "Allahu ekber Allahu ekber" dedi; Müezzin: "Eşhedu en Ia ilahe illallah!" dedi. Mu'aviye: "Ben de!" dedi; Müezzin: "Eşhedu en la ilahe illallah!" dedi. Mu'aviye: "Ben de!" dedi. Müezzin: "Eşhedü enne Muhammeden Resûlullah!" dedi. Mu'aviye: "Ben de!" dedi. Müezzin: "Eşhedü enne Muhammeden Resûlullah!" dedi. Mu'aviye: "Ben de!" dedi. Ezan okuma işi bitince dedi ki: "Ey insanlar! Ben Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ı minberde iken işittim, O da, müezzin ezan okurken tıpkı sizin benden işittiğinizi söylüyordu (bizzat işittim)." Buhari, Cuma 23.

2417 namaz EZANIN FAZİLETİ "Hz. Aişe (radıyallahu anha) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam), müezzinin ezan okurken şehadet getirdiğini işitince:

"Ben de! Ben de!" derdi." Ebu Davud, Salat 36, (527).

2418 namaz EZANIN FAZİLETİ "Ebu Saidi'l-Hudri (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Ezanı işittiğiniz zaman, müezzinin söylediğinin mislini tekrar edin!" Buhari, Ezan 7; Müslim, Salat 10, (383); Ebu Davud, Salat 36, (522); Nesai, Ezan 33, (2, 23); Tirmizi, Salat 154, (208); İbnu Mace, Ezan 4, (720).

2419 namaz EZANIN FAZİLETİ "İbnu Abbas (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Kim, yedi yıl sevabına inanarak ezan okursa, Allah bunu, onun ateşten kurtulmasına bir senet yapar." Tirmizi, Salat 152, (206).

2420 namaz EZANIN FAZİLETİ "Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Müezzin, sesinin gittiği yer boyunca mağfiret olunur. Yaş ve kuru herşey onun lehinde şehadet eder, namaza katılan kimseye yirmibeş kat namaz yazılır ve iki namaz arasındaki (günahları) affedilir." Ebu Davud, Salat 31, (515); Nesai, Ezan 14, (2, 13); İbnu Mace, Ezan 5, (724).

2421 namaz EZANIN FAZİLETİ "Bera (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Allah ve melekleri namazda birinci safa rahmet ederler. Müezzin sesinin ulaştığı yere kadar mağfiret görür. Yaş ve kuru her ne, sesini işitirse, onu tasdik eder. Ona, beraberinde namaz kılanların ecrinin bir misli verilir." Nesai, Ezan 14, (42,13).

2422 namaz EZANIN FAZİLETİ "İbnu Amr İbni'l-As (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Bir adam: "Ey Allah'ın Resülü! Müezzinler (sevapca) bizden üstün oluyorlar. (Onlara yetişmemiz için ne tavsiye edersiniz?) diye sordu. Aleyhissalatu vesselam:

"Onların söylediklerini sen de tekrar et. Bitirip sona erince dilediğini iste, sana da (aynı sevap) verilecektir" cevabını verdi. " Ebu Davud, 36, (524).

2423 namaz EZANIN FAZİLETİ "Abdullah İbnu Abdirrahman İbni Ebi Sa'sa'a anlatıyor: "Ebu Said (radıyallahu anh) bana dedi ki:

"Seni, koyunları ve kır hayatını seviyor görüyorum. Koyunlarınla birlikte veya kırda olunca namaz ezanı okursan, ezan sırasında sesini yükselt. Zira, müezzinin sesini insan, cin ve sair her ne işitirse en uzağı" bile Kıyamet günü onun lehinde şehadet eder."

Ebu Said sözlerini şöyle tamamladı: "Ben bunu Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'dan işittim" Buhari, Ezan 5, Bed'ü'l-Halk 112, (Menakib 25; Nesai, Ezan 14, (2,13); Muvatta, Nida 5, (1, 69).

2424 namaz EZANIN FAZİLETİ "Hz. Muaviye (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ı: "Müezzinler Kıyamet günü, boyun itibariyle insanların en uzunu olacaklardır" derken işittim." Müslim, Salat 14, (387).

2425 namaz EZANIN FAZİLETİ "Asım İbnu Behdele der ki: "Zirri'bnu Hubeyş ezan okurken yanına bir adam uğradı ve:

"Ey Ebu Meryem, ezan mı okuyorsun? Ben ezan yüzünden senden nefret ediyorum" dedi. Zirr ona şöyle cevap verdi:

"Fazilet sebebiyle benden nefret mi ediyorsun? Vallahi seninle konuşmuyorum."

Rezin ilavesidir. (Kaynağı bulunamamıştır).

EZANIN BAŞLANGICI"

2426 namaz EZANIN FAZİLETİ "İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Müslümanlar Medine'ye geldikleri vakit toplanıyorlar ve namaz vakitlerini birbirlerine soruyorlardı. Namaz için kimse nida etmiyordu. Bir gün bu hususta konuştular. Bazıları:

"Hristiyanların çanı gibi bir çan edinin" dedi. Bazıları da:

"Yahudilerin boynuzu gibi bir boynuz edinerek (onu öttürün!)" dedi. Hz. Ömer (radıyallahu anh):

''Bir adam çıkarsanız da namazı ilan etse!" dedi. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam): "Ey BiIaI! Kalk! namazı ilan et!" dedi." Buhari, Ezan 1; Müslim, Salat 1, (377); Tirmizi, Salat 139, (190); Nesai, Ezan 1, (2, 2-3).

2427 namaz EZANIN FAZİLETİ "Ebu Umeyr İbnu Enes, Ensar'dan olan bir amcasından naklen anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) halkı namaza nasıl toplayacağı meselesine eğildi. Kendisine:

"Namaz vakti olunca bir bayrak dik, onu görünce halk birbirine haber verir" dendi. Bu, Aleyhissalatu vesselam'ın hoşuna gitmedi. Bunun üzerine O'na, boynuz hatırlatıldı. Bu, yahudilerin borazanı idi. Onu bu da memnun etmedi ve hatta:

"Bu yahudi işidir!" dedi. Bunun üzerine büyük çan hatırlatıldı. Efendimiz:

"Bu hristiyanların işidir" dedi. Bu (konuşmalar)dan snnra Abdullah İbnu Zeyd el-Ensari, Resûlullah'ın üzüntüsüne üzülerek ayrıldı. Bunun üzerine rüyasında ezan öğretildi." Ebu Davud, Salat 27, (498).

2428 namaz EZANIN FAZİLETİ "Bir diğer rivayette şöyle denmiştir: "Ensardan bir adam gelerek: "Ey Allah'ın Resülü! Ben sizin üzüntünüzü görüp ayrıldığım vakit (rüyamdan) bir adam gördüm. Üzerinde yeşil renkli iki giysi vardı. Kalkıp mescidin üzerinde ezan okudu. Sonra bir miktar oturdu. Tekrar kalkıp aynı söylediklerini bir kere daha tekrarladı. Ancak bu sefer bir de kad kameti's-salat (namaz başlamıştır) cümlesini ilave etti. Eğer halkın (bana yalancı diyeceğinden korkum) olmasaydı ben "uykuda değildim, uyanıktım" diyecektim" dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam):

"Allah sana hayır göstermiş. Bilal'e söyle (bu kelimeleri söyleyerek) ezan okusun!" dedi. Hz. Ömer (radıyallahu anh) de atılarak:

"Onun gördüğünü aynen ben de gördüm, ancak o, anlatma işinde benden önce davranınca, ben utandım (anlatamadım)" dedi.

"Adam anlattıkları arasında şunları da söyledi: "(Mescidin üzerine çıkan adam) kıbleye yöneldi ve dedi ki: "Allahu ekber Allahu akber Allahu ekber Allahu ekber, eşhedu en la ilahe illallah, eşhedu en la ilahe illallah. Eşhedü enne Muhammeden Resûlullah eşhedü enne Muhammeden Resûlullah, hayye ala's-salat -iki defa-, hayye ala'l-felah -iki defa- Allahu ekber Allahu ekber, lailahe illallah."

Sonra bir miktar durduruldu. Sonra adam tekrar kalktı, aynı şeyleri yeniden söyledi. Ancak bu sefer Hayye ala'l-felah'tan sonra kad kameti's-salat kad kameti's-salat dedi. Ravi ilave etti: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam):

"Bunu Bilal'e öğret!" buyurdu. (Adam emri yerine getirdi) Bilal de onları söyleyerek ezan okudu." Ebu Davud, Salat 28, (505-507).

2429 namaz EZANIN FAZİLETİ "Abdullah İbnu Zeyd (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam), halkı namaz için toplamak maksadıyla çalınmak üzere bir çan yapılmasını emrettiği zaman, ben uyurken yanıma bir adam geldi. Elinde bir çan vardı. Ben:

"Ey Allah'ın kulu, bu çanı bana satar mısın?" dedim. Adam:

"Pekala, ama bunu ne yapacaksın?" dedi. Ben:

"Bununla insanları namaza çağıracağım" dedim. Bana:

"Sana bu iş için daha hayırlı bir söz göstereyim mi?" dedi. Ben de

ona: "Elbette!" dedim.

"Öyleyse şunu söyle!" diyerek bana öğretti:

"Allahu ekber Allahu ekber Allahu ekber Allahu ekber.

Eşhedü enne Muhammeden Resûlullah, eşhedü enne Muhammeden Resûlullah.

Hayye ala's-salat, Hayye ala's-salat.

Hayye ala'l-felah, Hayye ala'l-felah.

Allahu ekber Allahu ekber Lailahe illallah."

Abdullah İbnu Zeyd (radıyallahu anh) devamlı dedi ki: "(Rüyamdaki bu zat) benden biraz uzaklaştı sonra tekrar söze başlayıp:

"Sonra namazı kılacağın zaman şunu söylersin" dedi ve öğretti:

"Allahu ekber Allahu ekber-Eşhedu en la ilahe illallah, Eşhedü enne Muhammeden Resûlullah, Hayye ala's-salat, Hayye ala'l-felah, Kad kameti's-salat, kad kameti's-salat, Allahu ekber Allahu ekber Lailahe illallah."

Sabah olunca Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a gelerek (rüyamda) gördüklerimi haber verdim. Bana:

"İnşallah bu hak bir rüyadır. Kalk rüyada öğrenmiş olduğunu Bilal'e öğret. O bunları söyleyerek ezan okusun. Zira o, sesce senden daha gür!" buyurdu. Ben de Bilal'le birlikte kalktım. Ona teker teker arzediyordum. O da bunları yüksek sesle söyleyerek ezan okumaya başladı.

Bunu evinde olan Ömer İbnu'l-Hattab (radıyallahu anh) işitmişti. Hemen evden çıkıp ridasını çekerek geldi ve:

"Ey Allah'ın Resülü! diyordu, seni hak ile gönderen Zat-ı Zülcelal'e yemin olsun, onun gördüğünün aynısını ben de gördüm!"

Bunu işiten Resûlullah (aleyhissalatu vesselam):

"Elhamdülillah! Şimdi bu daha sağlam oldu!" dedi."

Bir diğer rivayette şöyle gelmiştir: "(Bilal ezanı okuyup sıra ikamete gelince) Abdullah: "Onu ben gördüm, ben okumak isterim!" dedi. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) da:

"Öyleyse sen de ikamet getir!" buyurdu."

Tirmizi'nin bir rivayetinde şöyle gelmiştir: "(Abdullah İbnu Zeyd ezanla ilgili kıssayı anlatırken elfazı ikişer ikişer zikretti, ikameti ise birer kere zikretti."

Yine Tirmizi'nin bir rivayetinde denmiştir ki: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın ezanı(nda elfaz) çift çift idi, ezanda da ikamette de." Ebu Davud, Salat 28, (499); Tirmizi, Salat 139, (189). Ebu Davud, Salat 30, (512). Tirmizi, Salat 139, (189). Tirmizi, Salat 142, (194).

2430 namaz EZANIN FAZİLETİ "Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "İnsanlar çoğalınca, herkesçe bilinecek olan bir şeyle namaz vaktinin duyurulmasının gerektiğini aralarında konuştular. (Bu meyanda bir ateş yakılması veya bir çan çalınması teklif edildi).

Bunun üzerine Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) Bilal'e emrederek ikişer kere söyleyerek de ikamet okumasını emretti." Buhari, Ezan 2, 3, Enbiya 50; Müslim, Salat 3, (378); Ebu Davud, Salat 29, (508); Tirmizi, Salat 141, (193); Nesai, Ezan 2, (2, 3).

2431 namaz EZANIN FAZİLETİ "Ebu Mahzüra (radıyallahu anh) anlatıyor: "Ey Allah'ın Resülü, bana ezanın usülünü öğret" dedim. Bunun üzerine başımın ön kısmını meshederek:

"Allahu ekber, Allahu -ekber, Allahu ekber, Allahu ekber dersin ve bunları derken sesini yükseltirsin. Sonra: "Eşhedü en la ilahe illallah, eşhedü en la ilahe illallah, eşhedü enne Muhammeden Resûlullah, eşhedu enne Muhammeden Resûlullah dersin ve bunları söylerken sesini alçaltırsın, sonra sesini şehadette tekrar yükseltirsin: Eşhedü en la ilahe illallah eşhedü en la ilahe illallah.

Eşhedü enne Muhammeden Resûlullah, eşhedü enne Muhammeden Resûlullah. Hayye ala's-salati hayye ala's-salat. Hayye ala'l-felahi hayye ala'l-felah.

Eğer okuduğun ezan sabah ezanı ise şunu da söylersen:

"es-Salatu hayrun mine'n-nevm, es-salatu hayrun mine'n nevm (Namaz uykudan hayırlıdır). Allahu ekber Allahu ekber, Lailahe illallah." Müslim, Salat 6, (379); Ebu Davud, Salat 28, (500-505); Tirmizi, Salat 140, (191); Nesai, Ezan 3, 4, 5, 6, (2, 4-8).

2432 namaz EZANIN FAZİLETİ "Bir diğer rivayette şöyle gelmiştir: "(Ebu Mahzüra dedi ki): "Bana Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) ikameti ikişer ikişer öğretti:

"Allahu ekber, Allahu ekber,

Eşhedu en la ilahe illallah, Eşhedu en la ilahe illallah.

Eşhedu enne Muhammeden Resûlullah, Eşhedu enne Muhammeden Resûlullah.

Hayye ala's-salat, Hayye ala's-salat.

Hayye ala'l-felah, Hayye ala'l-felah.

Allahu ekber, Allahu ekber.

Lailahe illallah.

Ebu Davud der ki: "Abdurrezzak rivayetinde de iki: "(Resûlullah devamla): "İkamet getirince iki sefer de şunu söyle: Kad kameti's-salat, kad kameti's-salat!" (Aleyhissalatu vesselam ayrıca sordu):

"Duydun mu?" (Ebu Mahzüra):

"Evet!" dedi. (Hadisi rivayet eden ravi Saib) der ki: "Ebu Mahzüra alnındaki saçı ne kestirir ne de ayırırdı. çünkü oraya Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın elleri değmiş idi." Ebu Davud, Salat 28, (501).

2433 namaz EZANIN FAZİLETİ "İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Ezan Resûlullah devrinde ikişer ikişer idi. İkamet de birer birer. Ancak (müezzin), ayrıca ikişer sefer olmak üzere kad kameti'-salat, kad kameti's-salat da derdi."

İbnu Ömer devam eder: "Biz, ikameti işittik mi abdest alır, namaza giderdik." Ebu Davud, Salat 29, (510); Nesai, Ezan 2, (2, 3).

2434 namaz EZANIN FAZİLETİ "İmam Malik'e ulaştığına göre: "Müezzin, sabah namazını haber vermek için Hz. Ömer (radıyallahu anh)'in yanına gider. Onu uyuyor bulunca:

"Essalatu hayrun mine'n-nevm (namaz uykudan hayırlıdır)" der. Bunun üzerine Hz. Ömer, o ibareyi sabah ezanına ilave etmesini emreder." Muvatta, Salat 8, (1, 72).

2435 namaz EZANIN FAZİLETİ "Mücahid (rahimehullah) anlatıyor: "Abdullah İbnu Ömer (radıyallahu anhüma)'le bir mescide girdim. Ezan çoktan okunmuştu. Biz namaz kılmak istiyorduk. Müezzin tesvibte bulundu (ikamet okudu). Abdullah mescidi terketti ve:

"Haydi bizi bu bid'atçinin yanından çıkar!" dedi ve orada namaz kılmadı."

Tirmizi der ki: "İbnu Ömer'den rivayet edildiğine göre, sabah ezanında es-salatu hayrun mine'n nevm derdi." Ebu Davud, Salat 45, (538); Tirmizi, Salat 145, (198).

2436 namaz EZANIN FAZİLETİ "Ebu Davud'un bir rivayetinde şöyle gelmiştir: "Ben İbnu Ömer (radıyallahu anhüma)'le beraber idim, bir adam öğle veya ikindi namazında tesvibte bulundu. Bunun üzerine (İbnu Ömer): "Bizi (buradan) çıkar, zira şu (yapılan tesvib) bid'attir" dedi." Ebu Davud, Salat 45, (538).

2437 namaz EZANIN FAZİLETİ "Hz. Bilal (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) bana: "Sabah hariç, sakın hiçbir namazda tesvibte bulunma!" tembihini yaptı." Tirmizi, Salat 145, (198).

2438 namaz EZANIN FAZİLETİ "Yine Hz. Bilal (radıyallahu anh) der ki: "Ezanın sonu şöyledir: "Allahu ekber, Allahu ekber, Lailahe illallah." Nesai, Ezan 16, (2,14).

2439 namaz EZAN VE İKÂMETLE İLGİLİ HÜKÜMLER "İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Hz. Ömer (radıyallahu anh)'in bir müezzini geceleyin ezan okumuştu. Ezanı iade etmisini emretti." Ebu Davud, Salat 41, (532, 533); Tirmizi, Salat 149, (203).

2440 namaz EZAN VE İKÂMETLE İLGİLİ HÜKÜMLER "Tirmizi'nin yine İbnu Ömer (radıyallahu anhüma)'dan kaydettiği bir diğer rivayet şöyledir: "Hz. Bilal güneş doğmazdan önce ezan okumuştu. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) ona: "Haberiniz olsun kul uyudu" diye nida etmesini emretti." Tirmizi, Salat 149, (203).

2441 namaz EZAN VE İKÂMETLE İLGİLİ HÜKÜMLER "Hz. Bilal (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam):

"Sabah vakti iyice belirinceye kadar ezan okuma!" dedi ve ellerini yanlara doğru açarak: "Şöyle!" diye gösterdi." Ebu Davud, Salat 41 (534).

2442 namaz EZAN VE İKÂMETLE İLGİLİ HÜKÜMLER "Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Bir kimse, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a sabah namazının vaktini sormuştu. O da Hz. Bilal'e emretti. Şafak sökerken ezan okudu. Ertesi gün ortalık ağarıncaya kadar sabah ezanını tehir etti. Sonra ikamet okumasını emretti ve namazı kıldı. Sonra da adama:

"İşte bu, (sabah) namazının vaktidir" dedi." Nesai, Ezan 12, (2, 11, 12).

2443 namaz EZAN VE İKÂMETLE İLGİLİ HÜKÜMLER "Ziyad İbnu'l-Haris es-Sudai (radıyallahu anh) anlatıyor: "Sabah ezanının ilk vakti girince, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) bana emretti, ben de ezan okudum ve:

"İkamet de getireyim mi ey Allah'ın Resülü?" diye sordum. (Soruma hemen cevap vermeyip) doğu tarafına, fecre bakmaya başladı ve:

"Hayır!" dedi. Ne zaman ki şafak söktü Hz. Peygamber (bineğinden) indi, abdest bozdu. Sonra bana doğru geldi. (Bu ara Ashabı da toplandı. Abdestini aldı. Bilal ikamet okumak istedi. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam):

"Suda'nın kardeşi ezan okudu, ezanı okuyan ikameti getirsin!" dedi. Ben de ikamet getirdim." Ebu Davud, Salat 30, (514); Tirmizi, Salat 146, (199).

2444 namaz EZAN VE İKÂMETLE İLGİLİ HÜKÜMLER "Simak İbnu Harb anlatıyor: "Bilal, güneş (öğlede, batı cihetine) kayınca ezan okurdu. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) odasından çıkıncaya kadar ikamet getirmezdi. Odasından çıkınca, O'nu görür görmez ikamet getirirdi." Müslim, Mesacid 160- (606); Tirmizi, Salat 148, (202); Ebu Davud,Salat 44, (537).

2445 namaz EZAN VE İKÂMETLE İLGİLİ HÜKÜMLER "İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın iki müezzini vardı: Biri Bilal diğeri İbnu Ummi Mektüm el-A'ma." Müslim, Salat 7, (380); Ebu Davud, Salat 42, (535).

2446 namaz EZAN VE İKÂMETLE İLGİLİ HÜKÜMLER "Hz. Cabir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) Bilal (radıyallahu anh)'e:

"Ezan okuduğun zaman ağır ağır oku. İkamet getirdiğin zaman da peş peşe seri oku. Ezanla ikametin arasına, yemek yiyenin yemeğinden, içenini içmesinden, üzerine sıkışarak helaya girmiş olanın heladan fariğ olacağı bir zaman fasılası koy" diye talimat verdi. Şunu da ilave etti: "Beni görünceye kadar da (ikamet için) kalkmayın." Tirmizi; Salat 143, (195).

2447 namaz EZAN VE İKÂMETLE İLGİLİ HÜKÜMLER "Beni Neccar'dan bir kadın demiştir ki: "Benim evim, Mescid-i Nebevi'nin etrafındaki en uzun ev idi. Bilal (radıyallahu anh), sabah ezanını evimin damında okurdu. Seher'den gelip, dama oturur vaktin girmesini gözetlerdi. Vaktin girdiğini görünce gerinir, sonra da:

"Allah'ım sana hamdediyor, dinini (müslümanların) ikame etmeleri için, Kureyş'e karşı yardımını diliyorum" der, arkadan ezan okurdu."

Kadın devamla der ki: "Vallahi, onun bu duayı terkettiği tek gece bilmiyorum!" Ebu Davud, Salat 33, (519).

2448 namaz EZAN VE İKÂMETLE İLGİLİ HÜKÜMLER "Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Namaz için ezanı ancak abdestli olan okusun." Tirmizi, Salat 147, (201).

2449 namaz EZAN VE İKÂMETLE İLGİLİ HÜKÜMLER "Bir diğer rivayette şöyle buyrulmuştur: "Ezanı ancak abdestli olan okusun." Tirmizi der ki: "Önceki rivayet daha sahihtir." Tirmizi, Salat 147, (200).

2450 namaz EZAN VE İKÂMETLE İLGİLİ HÜKÜMLER "Osman İbnu Ebi'l-As (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın bana en son vasiyetlerinden biri de, ezanına mukabil ücret almayan bir müezzin tutmamdı." Ebu Davud, Salat 40, (531); Tirmizi, Salat 155, (209); Nesai; Ezan 32, (2, 23).

2451 namaz EZAN VE İKÂMETLE İLGİLİ HÜKÜMLER "Ebu Bekr (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) ile birlikte sabah namazı için beraber çıktık. Uğradığı her adama namaz için sesleniyor veya ayağı ile dürtüyordu." Ebu Davud, Salat 293, (1264).

2452 namaz EZAN VE İKÂMETLE İLGİLİ HÜKÜMLER "Ebu Ümame (radıyallahu anh) veya Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın Ashabından bir diğeri tarafından rivayet edildiğine göre, (bir seferinde) Bilal (radıyallahu anh) ikamete başlamıştır. Kad kameti's-salat deyince Resûlullah (aleyhissalatu vesselam):

"Allah onu (namazı) ikame etsin ve daim kılsın!" buyurdu. İkametin geri kısmında, ezanın faziletleri bahsinden mezkür olan Hz. Ömer hadisinde olduğu gibi (müezzinin söylediklerini tekrar şeklinde) hareket ediyordu." Ebu Davud, Salat 39, (528).

2453 namaz EZAN VE İKÂMETLE İLGİLİ HÜKÜMLER "Nafi (rahimehullah) anlatıyor: "İbnu Ömer (radıyallahu anh) sefer sırasında ikamete sadece sabah namazından hem ezan, hem de ikamet her ikisini okurdu. Derdi ki: "(Seferde ezana hacet yok, çünkü) ezan, kendisine cemaat gelecek olan imama mahsustur." Muvatta, Salat 11, (1, 73).

2454 namaz EZAN VE İKÂMETLE İLGİLİ HÜKÜMLER "Ebu Cuhayfe (radıyallahu anh)'nin anlattığına göre, Hz. Bilal (radıyallahu anh)'i ezan okurken görmüştür. Der ki: "Ben, ezan okurken, onun ağzını şu tarafa, bu tarafa (sağa sola) dönerken takibe koyuldum."

Tirmizi'nin rivayetinde şu ziyade mevcuttur: "İki parmağı kulaklarını üzerinde olduğu halde..." Buhari, Ezan 18,19, Vudü 40, Salat 17, Sütre 90, 93, 94, Menakıb 23, Libas 3, 42; Müslim,Salat 249, (503); Ebu Davud, Salat 34, (520); Tirmizi, Salat 144, (197); Nesai, Ezan 13, (2,12).

2455 namaz EZAN VE İKÂMETLE İLGİLİ HÜKÜMLER "Ebu Davud'da şu ifadeye yer verilmiştir: "(Bilal), hayye ala's-salat, hayye ala'l-felah cümlesine gelince boynunu sağa ve sola çevirdi, bizzat kendi dönmedi." Ebu Davud, Salat 34, (520).

2456 namaz İSTİKBÂLU'L-KIBLE "Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Doğu iIe batı arasında tek bir kıble vardır." Tirmizi, Salat 256, (342, 343, 344).

2457 namaz İSTİKBÂLU'L-KIBLE "Nafi (rahimehullah) anlatıyor: "Ömer İbnu'l-Hattab (radıyallahu anh) dedi ki: "Kişi Beytullah istikametine yöneldi mi doğu ile batı arasında tek bir kıble vardır." Muvatta, Kıble 8, (1,196).

2458 namaz NAMAZIN MAHİYETİ VE RÜKÜNLERİ "İbnu Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) namaza kalktığı zaman, ellerini iki omuzunun hizasına kadar kaldırır sonra tekbir getirirdi. Rükü yapmak isteyince de (ellerini iki omuzu hizasına kaldırmak suretiyle) aynı şeyi yapardı. Rüküdan başını kaldırınca da aynı şeyi yapardı. Ancak bunu, secdeden

başını kaldırırken yapmazdı."

Bir başka rivayette: "Bunu, secde ederken yapmazdı" denmiştir."

2459 namaz NAMAZIN MAHİYETİ VE RÜKÜNLERİ "Bir diğer rivayette: "Başını rüküdan kaldırınca, ellerini aynı şekilde kaldırır ve: "Semi allahu li-men hamideh, Rabbena ve leke'l-hamd. (Allah kendine hamdedeni işitir. Rabbimiz, hamd sanadır)" derdi" şeklinde gelmiştir. Bu ibarenin elfazı Sahiheyn'e aittir."

2460 namaz NAMAZIN MAHİYETİ VE RÜKÜNLERİ "Buhari'nin diğer bir rivayetinde şöyle gelmiştir: "İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) namaza girince tekbir getirir ve ellerini kaldırırdı." Buhari

2461 namaz NAMAZIN MAHİYETİ VE RÜKÜNLERİ "Muvatta ve Ebu Davud'da gelen bir rivayette de şöyle denmiştir: "İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) namaz için iftitah tekbiri getirince (namaza başlayınca), ellerini iki omuzu hizasına kadar kaldırırdı, rüküdan kalkınca daha aşağı kaldırırdı." Muvatta, Ebu Davud

2462 namaz NAMAZIN MAHİYETİ VE RÜKÜNLERİ "Muvatta'nın bir diğer rivayetinde şöyle gelmiştir: "(İbnu Ömer) eğilip doğruldukça her seferinde tekbir getirirdi."

İbnu Cüreyc der ki: "Nafi'e (Yani İbnu Ömer ellerini) ilk kaldırmada öbürlerinden daha mı yukarı kaldırıyordu?" diye sordum. Bana:

"Hayır! eşitti" dedi. Ben tekrar:

"Öyleyse bana işaret et (göster)" talebinde bulundum. Göğsüne hatta daha aşağıya işaret etti." Muvatta

2463 namaz NAMAZIN MAHİYETİ VE RÜKÜNLERİ "Ebu Davud'un bir rivayetinde şöyle gelmiştir: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) namaza kalktığı zaman ellerini iki omuzunun hizasına kadar kaldırırdı. Sonra eller o halde iken tekbir getirirdi, rüküa giderdi. Sonra belini doğrultmak isteyince ellerini tekrar iki omuz hizasına kadar kaldırır ve, "Semi'allahu li-men hamideh" derdi.

Secdede ellerini kaldırmazdı. Rüküdan önce getirdiği her bir tekbirde ellerini kaldırırdı ve bu hal namazın bitimine kadar devam ederdi."

Yine Ebu Davud'un bir diğer rivayetinde: "Rüküdan doğrulunca, secdeye eğilince (kaldırır), iki secde arasında kaldırmazdı" denmiştir." Ebu Davud

2464 namaz NAMAZIN MAHİYETİ VE RÜKÜNLERİ "Nesai'nin rivayetinde şöyle gelmiştir: "Resülulah (aleyhissalatu vesselam) namaza girdiği zaman ellerini kaldırırdı. Rüküya gitmek istediği zaman, başını rüküdan kaldırdığı ve iki rek'at arasında kalktığı zaman aynı şekilde ellerini iki omuzunun hizasına kaldırırdı." Buhari, Ezan 83, 84, 85, 86; Müslim, Salat 22, (390); Muvatta, Salat 16, (1, 75, 76, 77); Ebu Davud, Salat 117, (721, 722, 741, 743); Tirmizi, Salat 190, (255); Nesai, İftitah 1, 2,3, (2,121,122); İbnu Mace, İkamet 15, (858 - 868).

2465 namaz NAMAZIN MAHİYETİ VE RÜKÜNLERİ "Alkame (rahimehullah) anlatıyor: "Size Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın namazıyla namaz kıldırayım mı?" dedi ve namaz kıldı. Bu namazda ellerini bir kere iftitah tekbiri sırasında kaldırdı, başka kaldırmadı."

2466 namaz NAMAZIN MAHİYETİ VE RÜKÜNLERİ "Bir diğer rivayette şöyle demiştir: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) her eğilip doğrulmalarda, kıyam ve oturmalarda tekbir getirirdi. Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer (radıyallahu anhüma) de aynı şekilde tekbir getirirlerdi." Ebu Davud, Salat 119, (748); Tirmizi, Salat 191, (257), 188, (253); Nesai, İftitah 110, (2,195),124, (1, 204), Sehv 70, (3, 62).

2467 namaz NAMAZIN MAHİYETİ VE RÜKÜNLERİ "Bera (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ı iftitah tekbiri alırken gördüm. Ellerini kulaklarına yakın kaldırmıştı. Sonra (namazdan çıkıncaya kadar) başka kaldırmadı." Ebu Davud, Salat 119, (752).

2468 namaz NAMAZIN MAHİYETİ VE RÜKÜNLERİ "Ebu Hüreyre (radıyallahu anh)'den yapılan rivayete göre, halka namaz kıldırdığı zaman, her eğilip doğrulmada tekbir getirirdi. Kendisine:

"Bu tekbirler de ne?" dendiği vakit:

"Bu, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın namazıdır!" diye cevap verirdi."

Bu hadis, Sahiheyn'in rivayetine lafzen uygundur. Ebu Davud ve Tirmizi'nin bir rivayetinde: "(Ebu Hüreyre) tekbir getirince parmaklarını açardı" denmiştir.

Tirmizi'nin bir diğer rivayetinde "O eğilirken tekbir getirirdi" denmiştir."

2469 namaz NAMAZIN MAHİYETİ VE RÜKÜNLERİ "Ebu Davud'un bir diğer rivayetinde: "Şayet Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in ön cihetinde olsaydım koltuk altlarını görürdüm (kollarını öylesine yüksek kaldırırdı)." Ebu Davud

2470 namaz NAMAZIN MAHİYETİ VE RÜKÜNLERİ "Nesai'de gelen bir diğer rivayette şöyle denmiştir: "Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) Beni Züreyk Mescidi'ne geldi ve dedi ki: "Üç şey var ki, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) onları yapıyordu, halk ise terketmiş durumda... Namazda ellerini uzatarak kaldırırdı, (Fatihayı okuyunca kıraate geçmezden önce) bir miktar süküt buyurdu, secdeye varınca (ve secdeden kalkınca) tekbir getirirdi." Buhari, Ezan 115; Müslim, Salat 27-32, (392); Muvatta, Salat 19, (1, 76); Ebu Davud, Salat 118,119, (746, 753); Tirmizi, Salat 177,198, (239, 254); Nesai, İftitah 6, (2,124), 84, (2,181-182),184, (2, 235).

2471 namaz NAMAZIN MAHİYETİ VE RÜKÜNLERİ "Vail İbnu Hucr (radıyallahu anh)'un anlattığına göre, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ı, namaza girdiği sırada ellerini kaldırıp tekbir getirirken görmüştür.

Ravilerden Hemmam Resûlullah'ın ellerini kulaklarının hizasına kadar kaldırdığını gösterdi.Sonra elbisesine gömüldü, sonra sağ elini sol elinin üstüne koydu. Rüküya gitmek isteyince, ellerini elbiseden çıkardı. Sonra onları kaldırdı, sonra tekbir getirdi ve rüküya gitti, semi'allahu li-men hamideh dediği zaman ellerini kaldırdı, secdeye gittiğinde ellerinin arasına secde etti." Müslim, Salat 54, (401); Ebu Davud, Salat 117, (723-729, 736, 737); Nesai, İftitah 107, (2, 194), 139, (2, 211),187, (2, 236), Sehv 29, (3, 34-35).

2472 namaz NAMAZIN MAHİYETİ VE RÜKÜNLERİ "Ebu Davud'da gelen bir diğer rivayette şöyle denir: "...Sonra Medine'ye geldim, gördüm ki (halk, namazı) üzerlerinde bürnuz ve kisalar olduğu halde kılıyor ve namaza başlarken ellerini göğüslerine kadar kaldırıyor." Müslim, Salat 54, (401); Ebu Davud, Salat 117, (723-729, 736, 737); Nesai, İftitah 107, (2, 194), 139, (2, 211),187, (2, 236), Sehv 29, (3, 34-35).

2473 namaz NAMAZIN MAHİYETİ VE RÜKÜNLERİ "Bir diğer rivayette der ki: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'Ia birlikte namaz kıldım. Tekbir getirdiği zaman ellerini kaldırıyor, sonra (elbisesine) gömülüyordu. Sonra sol elini sağ eliyle tutuyor, ellerini elbisesine sokuyordu, rükü yapmak istediği zaman ellerini çıkarıp sonra kaldırıyordu. Rüküdan başını kaldırmak isteyince de ellerini kaldırıyor, sonra secde ediyordu. (Secdede) yüzünü elleri arasına koyuyor idi. Keza başını secdeden kaldırınca da ellerini kaldırıyordu. Namaz bitinceye kadar (her rek'atte böyle yapıyordu)." Müslim, Salat 54, (401); Ebu Davud, Salat 117, (723-729, 736, 737); Nesai, İftitah 107, (2, 194), 139, (2, 211),187, (2, 236), Sehv 29, (3, 34-35).

2474 namaz NAMAZIN MAHİYETİ VE RÜKÜNLERİ "Bir diğer rivayette şöyle der: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) ellerini, omuzları hizasına kadar kaldırdı. Baş parmaklarını da kulaklarıyla, hizaladı, sonra tekbir getirdi." Müslim, Salat 54, (401); Ebu Davud, Salat 117, (723-729, 736, 737); Nesai, İftitah 107, (2, 194), 139, (2, 211),187, (2, 236), Sehv 29, (3, 34-35).

2475 namaz NAMAZIN MAHİYETİ VE RÜKÜNLERİ "Bir diğer rivayette: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ı iftitah tekbiriyle birlikte ellerini kaldırırken görmüştür." Müslim, Salat 54, (401); Ebu Davud, Salat 117, (723-729, 736, 737); Nesai, İftitah 107, (2, 194), 139, (2, 211),187, (2, 236), Sehv 29, (3, 34-35).

2476 namaz NAMAZIN MAHİYETİ VE RÜKÜNLERİ "Said İbnu Haris el-Mualla (rahimehullah) anlatıyor: "Ebu Saidi'l-Hudri (radıyallahu anh) bize namaz kıldırdı. Secdelerden başını kaldırırken, secdeye giderken, iki(nci) rek'atten kalkarken, tekbirlerini cehri (sesli) olarak getirdi ve sonunda:

"Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ı böyle yapar gördüm!" diye açıklamada bulundu." Buhari, Ezan 144.

2477 namaz NAMAZIN MAHİYETİ VE RÜKÜNLERİ "Mutarrif İbnu Abdillah (rahimehullah) anlatıyor: "Ali İbnu Ebi Talib (radıyallahu anh)'in arkasında ben ve İmran İbnu Husayn beraber namaz kıldık. Ali (radıyallahu anh) secde edince tekbir getiriyor, başını kaldırınca tekbir getiriyor, iki(nci) rek'atten kalkınca yine tekbir getiriyordu."

Nesai'nin rivayetinde şöyle denmiştir: "Her eğilme ve her kalkmada tekbir getirir, rüküyu tamamlardı." Buhari Ezan 144, 115,116; Müslim, Salat 33, (393); Ebu Davud, Salat 140, (835); Nesai, Sehv 1, (3, 2).

2478 namaz NAMAZIN MAHİYETİ VE RÜKÜNLERİ "Hz. Ali (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) farz namaza kalkınca tekbir getirir, ellerini omuzlarının hizasına kadar kaldırırdı. Kıraatini tamamlayıp rüküya gitmek isteyince aynı şeyi yapardı. Rüküdan kalkınca da aynı şeyi yapardı. Oturur vaziyette iken ellerini hiçbir surette kaldırmazdı. İki(nci) secdeden de kalkınca ellerini aynı şekilde kaldırır ve tekbir getirirdi." Ebu Davud, Salat 118, (744).

2479 namaz NAMAZIN MAHİYETİ VE RÜKÜNLERİ "Ebu Kılabe anlatıyor: "İbnu Hüveyris (radıyallahu anh), Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın (namaza başlarken) tekbir getirdiği, rüküya gittiği, rüküdan başını kaldırdığı zaman, kulağının üst kısmına ulaşıncaya kadar ellerini kaldırdığını görmüştür."

Nesai, bir diğer rivayette şu ziyadeyi kaydeder: "...secde ettiği ve secdeden başını kaldırdığı (zaman da ellerini kaldırırdı)." Buhari, Ezan 84; Müslim, Salat 24-26 (391); Ebu Davud, Salat 118, (745); Nesai 85, (2, 182); İbnu Mace, İkametu's-Salat; 15, (859).

2480 namaz NAMAZIN MAHİYETİ VE RÜKÜNLERİ "Nadr İbnu Kesir es-Sa'di anlatıyor: "Abdullah İbnu Tavus, Mescidü'l-Hayf'da yanıbaşımda namaz kıldı. İlk secdeyi yapıp secdeden başını kaldırdığı zaman ellerini yüzünün hizasına kadar kaldırmıştı. Ben bunu hoş bulmadım ve Vüheyb İbnu Halid'e söyledim. Vüheyb ona:

"Sen hiç kimsede görmediğin birşey mi yapıyorsun?" dedi. Ancak Tavus cevaben:

"Babamın onu yaptığını gördüm. Üstelik babam şunu da söylemişti:

"İbnu Abbas (radıyallahu anh) böyle yaptığını gördüm. Üstelik onun:

"Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) bunu yapıyordu" demiş olmasından başka bir şey de bilmiyorum." Ebu Davud, Salat 117, (740); Nesai, İftitah 177, (2, 232).

2481 namaz NAMAZIN MAHİYETİ VE RÜKÜNLERİ "Meymün eI-Mekki, AbduIIah İbnu Zübeyr (radıyallahu anh)'i gördüğünü ve kendilerine namaz kıldırdığını anlatmıştır. Devamla der ki: "Abdullah namazda kıyam, rükü, secde ve secdeden kıyama kalkma esnalarında elleriyle işaret yapıyordu (ellerini kaldırıyordu). İbnu Abbas (radıyallahu anhüma)'a gittim. Ve:

"İbnu Zübeyr'i hiç kimsede görmediğim bir tarzda namaz kılıyor gördüm" deyip onun namazda yaptığı işareti anlattım. Bana:

"Eğer Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın namazını görmekten hoşlanırsan, Abdullah İbnu Zübeyr'in namazına uy!" dedi." Ebu Davud, Salat 117, (739).

2482 namaz NAMAZIN MAHİYETİ VE RÜKÜNLERİ "İmran İbnu'l-Husayn (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Bende basur vardı. Namazı nasıl kılacağım diye Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a sordum.

"Ayakta kıl, muktedir olmazsan oturarak kıl, buna da muktedir olmazsan yan üzeri (yatarak) kıl" buyurdu."

2483 namaz NAMAZIN MAHİYETİ VE RÜKÜNLERİ "Diğer bir rivayette geldiğine göre, İmran Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a kişinin oturarak kılacağı namaz hususunda sordu. Aleyhissalatu vesselam:

"Ayakta kılarsa bu efdaldir. Kim de oturarak kılarsa, ona ayakta kılanın ecrinin yarısı verilir. Kim de yatarak kılarsa ona da oturarak kılanın ecrinin yarısı verilir" buyurdu." Buhari, Taksiru's-Salat 18, 17, 19; Ebu Davud, Salat 179, (951, 952); Tirmizi, Salat 274, (372); Nesai, Kıyamu'l-Leyl 21, (3, 223-224).

2484 namaz NAMAZIN MAHİYETİ VE RÜKÜNLERİ "Abdullah İbnu Şakik anlatıyor: "Hz. Aişe (radıyallahu anha)'ye:

"Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) oturarak namaz kılar mıydı?" diye sordum. Bana şu cevabı verdi:

"Evet! Halk -veya yaş demişti- O'nun dermanını kesince (yani insanların meseleleriyle ömrünü tüketince, dermandan kesilince demektir)."

2485 namaz NAMAZIN MAHİYETİ VE RÜKÜNLERİ "Bir diğer rivayette şöyle denmiştir: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) oturarak namaz kılar, oturduğu halde kıraat buyurur, kıraatinden takriben otuz-kırk ayet kalınca kalkar, kıraatına ayakta devam eder, sonra rüküya ve secdeye giderdi. İkinci rek'atte aynen bunun gibi yapardı. Namazı bitince, ben uyanıksam benimle konuşurdu, uyuyor isem yatardı."

2486 namaz NAMAZIN MAHİYETİ VE RÜKÜNLERİ "Nesai'de gelen bir rivayette şöyle denmiştir: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam'ı (oturarak namaz kılarken) bağdaş kurma şeklinde oturmuş gördüm."

Nesai der ki: "Bu hadisin hatalı olduğu kanaatindeyim." Buhari, Taksiru's-Salat 20, Teheccüd 16; Müslim, Salatu'l-Müsafırin 112,115, (731, 732); Muvatta, Cum'a 20, (1, 137, 138); Ebu Davud, Salat 179, (953-956); Tirmizi, Salat 257, (374, 375); Nesai, Kıyamu'I Leyl,18, 22, (3, 219-224).

2487 namaz NAMAZIN MAHİYETİ VE RÜKÜNLERİ "Ümmü Seleme (radıyallahu anha) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın ölümüne yakın, farzlar dışındaki namazlarının çoğu oturarak idi. Ona göre, amellerin en güzeli, az da olsa devamlı olanı idi." Nesai, Kıyamul-Leyl 19, (3, 222).

2488 namaz NAMAZIN MAHİYETİ VE RÜKÜNLERİ "Hz. Hafsa (radıyallahu anha) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın, nafıle namazlarını kılarken, ölümüne bir yıl kalıncaya kadar hiç oturduğunu görmedim. Bundan sonra hep oturarak kıldı. Namazda süreyi hep tertil üzere okurdu. Bundan dolayı o süre, aslında ondan daha uzun olan süreden daha uzun görünürdü." Müslim, müsafırin 118, (733); Muvatta, Cum'a 20, (1,137); Tirmizi, Salat 275, (373); Nesai, Kıyamu'l-Leyl 19, (3. 223).

2489 namaz NAMAZIN MAHİYETİ VE RÜKÜNLERİ "İbnu Amr İbni'l-As (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Bana Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın: "Kişinin oturarak kıldığı (nafile) namaz, normal şekilde kıldığı namazın (sevapca) yarısına denktir" buyurduğu söylenmişti. (Kendisinden sormak üzere) derhal yanına gittim. Varınca, Efendimizi oturarak namaz kılıyor buldum. Elimi başının üzerine koydum. Bana:

"Ey Abdullah İbnu Amr! Meselen nedir?" dedi. Ben:

"Ey Allah'ın Resülü, bana "Kişinin oturarak kıldığı namaz, normal namazın yarısına denktir" buyurduğunuz söylendi. Halbuki siz de oturarak kılıyorsunuz?" dedim. Aleyhissalatu vesselam:

"Evet öyledir. Ancak ben sizlerden biri gibi değilim" cevabını verdi." Müslim, Müsafırin 120, (735); Muvatta, Salatu'l-Cema'a 20, (1, 136, 137); Ebu Davud, Salat 179, (950); Nesai, Kıyamu'l-Leyl 20, (3, 223).

2490 namaz NAMAZIN MAHİYETİ VE RÜKÜNLERİ "Muharib İbnu Disar (radıyallahu anh) anlatıyor: "Huzeyfe (radıyallahu anh), namaz kılmakta olan ve bu sırada belini tam doğrultamayan bir adam görmüştü. Namazdan çıkınca:

"Sırtında bir rahatsızlığın mı var?" diye adama sordu.

"Hayır!" cevabını alınca:

"Şayet, bu halin üzere ölecek olsan Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın sünnetine muhalefet üzere ölürsün" dedi."

Rezin ilavesidir. Derim ki: "Bu rivayet Buhari'de şu şekilde gelmiştir: "Huzeyfe, (namazda) rükü ve secdesini tamamlayan bir adam görmüştü. Namazını kılıp bitirince Huzeyfe (radıyallahu anh) ona:

"Sen namaz kılmadın. Eğer ölecek olsan, Allah'ın Muhammed (aleyhissalatu vesselam)'ı, yarattığı fıtrattan başka bir fıtrat üzere ölürsün" dedi. Gerçeği Allah, bilir." Buhari, Ezan 119, 132.

2491 namaz NAMAZIN MAHİYETİ VE RÜKÜNLERİ "Ebu Hazım (rahimehullah) anlatıyor: "Sehl İbnu Sa'd (radıyallahu anhüma) demişti ki: "İnsanlara, namazda sağ elini sol kolu üzerine koysun" diye emredilmişti. " Ebu Hazım devamla der ki: "Ben onun (Sehl'in), bu, hadisi Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a nisbet ettiğini biliyorum." Buhari Ezan 89; Muvatta, Kasru's-Salat 47, (1, 859).

2492 namaz NAMAZIN MAHİYETİ VE RÜKÜNLERİ "İbnu Mes'ud (radıyallahu anh)'un anlattığına göre, namaz kılarken sol elini sağ eline koymuştur. Bunu gören Resulullah (aleyhissalatu vesselam) (bizzat elleriyle tutarak) sağ elini sol elinin üzerine koymuştur." Ebu Davud, Salat 120, (755); Nesai, İftitah 10, (2, 126).

2493 namaz NAMAZIN MAHİYETİ VE RÜKÜNLERİ "Vail İbnu Hucr (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ı namazda kıyamda iken, sağ eliyle sol elinin üstünden tutmuş gördüm." Nesai, İftitah 9, (2, 125, 126).

2494 namaz NAMAZIN MAHİYETİ VE RÜKÜNLERİ "İsmail İbnu Ümeyye anlatıyor: "Nafi merhuma namazda ellerinin parmaklarını kenetleyen kimse hakkında sormuştum. Bana:

"Bu hususta Abdullah İbnu Ömer (radıyallahu anh)'i işittim: "Bu, Allah'ın gadabına uğrayanların namazıdır" demişti diye cevap verdi."

Rezin'in ilave ettiği bir rivayette de şöyle denmiştir: "İbnu Ömer (radıyallahu anh), namazda kuûd halinde (otururken) sol elini kabası üzerine dayanan bir adam görmüştü, hemen müdahale ederek:

"Böyle oturma, zira azaba uğrayanlar bu şekilde otururlar!" dedi." Ebu Davud, Salat 187, (993). Ebu Davud, Salat 187, (994).

2495 namaz NAMAZIN MAHİYETİ VE RÜKÜNLERİ "Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "(Namazın) sünnetlerinden biri namazda (sağ) avucu (sol) avuç üzerine koyup, her ikisini birlikte göbeğin altına yerleştirmektir." Rezin ilavesidir. Ebu Davud, Salat 120, (756).

2496 namaz NAMAZIN MAHİYETİ VE RÜKÜNLERİ "Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) namazda ihtisarı (elleri böğre koymayı) yasakladı." Buhari, Amel fı's-Salat 17; Müslim, Mesacid 46, (545); Ebu Davud, Salat 176, (947); Tirmizi, Salat 281, (383); Nesai, İftitah 12, (2,127).

2497 namaz NAMAZIN MAHİYETİ VE RÜKÜNLERİ "Buhari de Hz. Aişe'den yapılan bir diğer rivayette geldiğine göre: "Hz. Aişe (radıyallahu anha), kişinin ellerini (ihtisar yaparak) böğrüne koymasını mekruh addeder ve "Bunu yahudiler yapar" derdi." Buhari, Enbiya 50.

2498 namaz NAMAZIN MAHİYETİ VE RÜKÜNLERİ "Rezin'in rivayet ettiği diğer bir hadiste: "Resûlullah ihtisarı (eli böğre koymayı) namazda ve namaz dışında yasakladı" demiştir." Rezin

2499 namaz NAMAZIN MAHİYETİ VE RÜKÜNLERİ "Ziyad İbnu Sübeyh eI-Hanefi anlatıyor: "İbnu Ömer (radıyallahu anh)'in yanı başında namaz kıldım. Ellerimi de böğürlerime koydum. Namazı bitirince: "Bu, namazda haç(a benzemek)dir, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) bunu yasaklamıştı" buyurdu." Ebu Davud, Salat 160, (903); Nesai, İftitah 12 (2,127).

2500 namaz NAMAZIN MAHİYETİ VE RÜKÜNLERİ "İbnu Mes'ud (radıyallahu anh)'dan nakledildiğine göre, ayaklarının arasını bitiştirerek namaz kılan bir adam görmüştü. Şöyle söylendi:

"(Bu adam) sünnete muhalefet etti. Ayaklarını sırayla dinlendirse daha iyidir." Nesai, İftitah 13, (2,128).

2501 namaz NAMAZIN MAHİYETİ VE RÜKÜNLERİ "Ümmü Kays Bintu Mihsan (radıyallahu anha) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) yaşlanıp biraz şişmanlayınca, namaz kıldığı yerde bir sütun bulundurdu namazda ona dayandı." Ebu Davud, Salat 177 (948).

2502 namaz KIRÂAT "İbnu Abbas (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) kıraatını bismillahirrahmanirrahim ile başlatıyordu." Tirmizi, Salat 181, (245).

2503 namaz KIRÂAT "Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Ben, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam), Hz. Ebu Bekr, Hz. Ömer, Hz. Osman (radıyallahu anhüm) ile birlikte namaz kıldım. Onlardan hiçbirinin bismillahirrahmanirrahım'i okuduklarını işitmedim." Buhari, Ezan 89; Müslim, Salat 50, (399); Muvatta, Salat 30, (1, 81); Ebu Davud, Salat 124, (782); Tirmizi, Salat 182, (246); Nesai, İftitah 21, 22, (2, 133-135); İbnu Mace, İkamet 4, (813- 815).

2504 namaz KIRÂAT "İbnu Abdillah İbnu Muğaffel (rahimehullah) anlatıyor: "Ben (namazda) bismillahirrahmanirrahim'i okumuştum. Babam işitti. Bana: "Oğulcuğum, (bu yaptığın) bir bid'attir. Bid'atten sakın!" dedi. Ben Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın ashabından her kimle karşılaştı isem, hepsinin de bid'atten nefret ettiği kadar bir başka şeyden nefret etmediğini gördüm. Babam sözlerine şöyle devam etmişti:

"Ben Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'Ia, Hz. Ebu Bekr'le, Hz. Ömer'le, Hz. Osmanla (radıyallahu anhüm) namaz kıldım. Onlardan hiç birinin bunu (besmelenin okunacağını) okuduklarını işitmedim. Onu sen de okuma. Sadece "Elhamdülillahi rabbi'l-alemin" de." Tirmizi, Salat 180, (244); Nesai, İftitah 22, (2,135).

2505 namaz KIRÂAT "Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) ikinci rek'atten kalktığı zaman kıraati Elhamdü lillahi Rabil alemin ile başlatıyor ve süküt etmiyordu." Müslim, Mesacid 148, (599).

2506 namaz KIRÂAT "Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Kim Fatiha-i şerife süresini okumadan namaz kılarsa bilsin ki bu namaz nakıstır -bu sözü üç kere tekrarladı- eksiktir."

Ebu Hüreyre (radıyallahu anh)'ye:

"Biz imamın arkasında bulunuyorsak (ne yapalım)?" diye sorulmuştu. Şu cevabı verdi:

"Yine de içinden oku. Zira ben Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın şöyle söylediğini işittim:

"AIIah Teala hazretleri (bir hadis-i kudside) buyurdu ki: "Ben kıraati kulumla kendi aramda iki kısma böldüm, yarısı bana ait, yarısı da ona. Kuluma istediği verilmiştir: Kul: "EI-hamdülillahi Rabbi'I-alemin. (Hamd alemlerin Rabbine aittir)" deyince, Aziz ve Celil olan AIIah: "Kulum bana hamdetti!" der. "er-Rahmanirrahim" deyince, AIIah: "Kulum bana senada bulundu" der. "Maliki yevmiddin (ahiretin sahibi)" deyince,

AIIah: "Kulum beni tebcil ve ta'ziz etti (büyükledi)" der. "İyyakena'budü ve iyyakenestain (yalnız sana ibadet eder, yalnız senden yardım isteriz)" deyince, AIIah: "Bu benimle kulum arasında bir (taahhüddür). Kuluma istediğini verdim" der. "İhdina s-sırata'I-müstakim sıratallezine en amte aleyhim gayr'il-mağdübi aleyhim ve Ia'ddallin. (Bizi doğru yola sevket, o yol ki kendilerine nimet verdiğin kimselerin yoludur, gadaba uğrayanların ve dalalete düşenlerin değil)" dediği zaman, Allah: "Bu da kulumundur, kuluma istediği verilmiştir" buyurur."

2507 namaz KIRÂAT "Ebu Davud'da gelen bir rivayette şöyle denmiştir: "...Bana Resûlullah (aleyhissalatu vesselam):

"Haydi git ve Medine'de ilan et ki: "Sadece Fatiha süresi de olsa, Kur'an'dan bir parça okumadıka kıldığınız namaz namaz değildir" dedi ve başka bir şey ilave etmedi." Ebu Davud

2508 namaz KIRÂAT "Rezin'in zikrettiği bir rivayette şöyle gelmiştir: "...Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Kıraatsiz namaz sahih değildir." Bilesiniz, Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) bize her ne duyurdu ise biz de size duyurduk. Bize gizli tuttuğunu biz de size gizli tuttuk."

Bu açıklama üzerine bir zat ona:

"Ey Ebu Hüreyre, Fatiha'ya herhangi bir ilavede bulunmazsam (yeterli midir) ne dersin?" diye sordu. Ebu Hüreyre dedi ki:

"Bu sual Aleyhissalatu vesselam'a da sorulmuştu, şu cevabı verdi:

"Bununla iktifa edersen sana yeter, ilavede bulunursan senin için daha hayırlı ve efdal olıır." Müslim, Salat 38, (395); Muvatta; Salat 39, (1, 84-85); Ebu Davud, Salat 136, (819, 820, 821); Tirmizi, Tefsir, Fatiha, (2954, 2955); Nesai, İftitah 23, (2,135, 236).

2509 namaz KIRÂAT "Ebu Said (radıyallahu anh) anlatıyor: "(Namazda) Fatiha süresi ile kolaya gelen bir miktar (Kur'an ayetin)i okumakla emrolunduk." Ebu Davud, Salat 136, (818).

2510 namaz KIRÂAT "Hz. Cabir (radıyallahu anh) demiştir ki: "Kim Fatiha'yı okumadan bir rek'at namaz kılarsa, imamın arkasında bulunmadığı takdirde, namaz kılmış sayılmaz." Muvatta, Salat 38, (1, 84); Tirmizi, Salat 283, (313).

2511 namaz KIRÂAT "Vail İbnu Hucr (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın gayri'l-mağdübi aleyhim ve la'd-dallin'i okuyunca amin dediğini ve bunu söylerken sesini uzattığını işittim."

Bir başka rivayette şöyle gelmiştir. ". . .Bunu söylerken sesini yükselttiğini işittim." Ebu Davud, Salat 172, (932, 933); Tirmizi, Salat 184, (248).

2512 namaz KIRÂAT "Hz. Bilal (radıyallahu anh)'in söylediğine göre, Aleyhissalatu vesselam'a: "Ey Allah'ın Resülü! amin'de beni geride bırakma!" demiştir." Ebu Davud, Salat 172, (937).

2513 namaz AMİN DEMENİN FAZİLETİ "Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "İmam amin deyince siz de amin deyin. Zira kimin amin'i meleklerin amin'ine tevafuk ederse geçmiş günahları affedilir."

İbnu Şihab der ki: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) amin derdi." Buhari Ezan 112; Müslim, Salat 72, (410); Muvatta, Salat 44, (1, 87); Ebu Davud, Salat 172, (936); Tirmizi, Salat 185 (250); Nesai, İftitah 34, 35, (2,144); İbnu Mace İkamet 14, (851).

2514 namaz AMİN DEMENİN FAZİLETİ "Buhari'de diğer bir rivayette şöyle gelmiştir: "Kari (okuyucu) amin deyince siz de amin deyin. Zira melekler "amin" der. Kimin amin'i meleklerin amin'ine tevafuk ederse geçmiş günahları affedilir." Buhari, Da'avat 63.

2515 namaz NAMAZDA OKUNAN SÛRE "Ebu Bürde (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) sabah namazında altmış-yüz arasında ayet okurdu." Nesai, İftitah 112, (2,157); Buhari, Mevakit 11,13, 39, Ezan 104; Müslim, Mesacid 2, (1, 246),16, (1, 262).

2516 namaz NAMAZDA OKUNAN SÛRE "Amr İbnu Hureys (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'ın sabah namazında İza'ş-şemsu küvviret süresini okuduğunu işittim." Müslim, Salat 164, (456); Ebu Davud, Salat 135, (817); Nesai, İftitah 44, (2,157).

2517 namaz NAMAZDA OKUNAN SÛRE "Abdullah İbnu Saib (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) bize Mekke'de sabah namazı kıldırdı. Mü'minün süresini kıraat buyurarak namaza başladı. Hz. Musa ve Harun'un zikrine gelince -v