İslamilminfazileti
Görüntülenen Konuyu

Namazda Okunan Ayet ve Dualar

Namazda Okunan Ayet ve Dualar

Allahü ekber: Allah büyüktür.

Sübhane rabbiyel azim: Azim olan Rabbimi bütün noksanlıklardan tenzih ederim.

Sübhane rabbiyel a’la: Her şeyden yüksek, yüce olan Rabbimi bütün noksan sıfatlardan münezzeh ve mukaddes bilirim.

Semiallahü limen hamideh: Allahü teâlâ kendisine hamd edeni işitir, bilir.

Rabbena lekel hamd:Rabbim sana hamd olsun.

Esselamü aleyküm ve rahmetullahi ve berekatühü:Huzur ve selamet, Allahü teâlânın rahmeti ve bereketi sizin üzerinize olsun.

Allahümme entesselam ve minkesselam tebarekte ya zelcelali vel ikram:Ya Rabbi sen selamsın, selam da sendendir

Estağfirullah: Allah’ım beni affet.

Sübhane rabbiyel aliyyil a’lel vehhab:İhsanı bol olan yüce Rabbimi tenzih ederim.

Allahümmahşurna fi zümretissalihin:Allah’ım bizi salihlerle haşret.

Tesbih: Sübhanallah: Allah’ım seni noksan sıfatlardan tenzih ederim.

Tekbir: Allahü ekber: Allah büyüktür

Tahmid: Elhamdülillah: Allah’a hamd, şükrederim

Temcid: Lâ havle velâ kuvvete illâ billah: Her türlü kuvvet ve kudret ancak Allah’tandır.

Âmin: Kabul et ya Rabbi.


İstiğfar duası:

Estağfirullah el-azim ellezi la ilahe illa hüv elhayyel kayyume ve etübü ileyh:Büyük Allah’ım, günahlarımı affet. Her şeyi yoktan var eden ve her an varlıkta durduran, yalnız Sensin! Sen hep varsın!

Estağfirullah min külli ma kerihallah:Ya Rabbi, razı olmadığın, beğenmediğin şeylerden, yaptıklarımı af et, yapmadıklarımı da yapmaktan koru!


Tehlil:

La ilahe illallah veya (La ilahe illallahü vahdehü la şerike leh, lehül-mülkü ve lehül-hamdü ve hüve alâ külli şeyin kadir

Allah’tan başka ilah yok demektir. Yani İbadet olunmaya hakkı olan, yalnız Allahü teâlâdır, hak üzere başka mabud yoktur. Her şeyi yaratan bir Allah vardır, ortağı ve benzeri yoktur.


Salavat:

Allahümme salli alâ Muhammed ve alâ âli Muhammed:

Allah’ım Muhammed aleyhisselama ve Onun âline salat-ü selam olsun.


Telbiye:

Lebbeyk. Allahümme Lebbeyk. Lebbeyk la şerike leke lebbeyk. İnnel hamde ve’n-ni’mete vel mülke leke la şerike lek:

Buyur emret, ey varlığı mutlak lazım olan Allah’ım, emrine hazırım ve ilahi iradene itaat ederim. Senin benzerin ve ortağın yoktur.

Teşrik tekbiri:

Allahü ekber, Allahü ekber. La ilahe illallah. Vallahü ekber, Allahü ekber ve lillahil-hamd:

Allah büyüktür, Ondan başka ilah yoktur, hamd ancak Allah içindir.


Muhammedün Resulullah:

Muhammed aleyhisselam Allahü teâlânın resulüdür.


Kelime-i tevhid:

La ilahe illallah Muhammedün Resulullah:

Allah’tan başka ilah yoktur. Muhammed aleyhisselam Onun resulüdür.


Kelime-i şehadet:

Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü:

Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed aleyhisselamın Allah’ın kulu ve Resulü olduğuna şehadet ederim


Zammı Sure

Zamm, bilinen zam kelimesiyle aynı kökten gelir ilave, ek, fazlalık demeye gelir fatiha okunduktan sonra üzerine bir miktar daha kıraat edildiği için böyle denir


namazda fatihadan sonraki kıraat sürecinde, kur'andan okunan pasajların en az bir satır uzunluğunda olması gerekir (Küçük bir süre yada anlam ifade eden bir ayet) mesela kevser ve ihlas sureleri, sırayla 3 ve 4 ayetten oluşurken, uzunlukları bir satırdır dolayısıyla bir satırlık bir ayet veya bir ayet parçası da zammî sure kapsamındaki okumalara girer



Sonuç: Kur'andan okunan küçük süre yada herhangi üç kısa veya uzun bir ayet zammı süredir/yerine geçer


TAHMÎD (Hamd)


Övmek, razı olmak, hakkını ödemek ve teşekkür etmek anlamındaki "h-m-d" kökünden gelen tahmîd kavramı sözlükte; tekrar tekrar övmek, "el-hamdü lillah" demek, Allah'ı çok övmek demektir.


"el-Hamdü lillah", her türlü övgü Allah'a özgüdür, anlamına gelir. Arap dilinde hamd, medh ve şükür kelimeleri eş anlamlı kelimeler olmakla birlikte aralarında az da olsa fark vardır. Hamd, medhden daha özel, şükürden daha geneldir. Her şükür hamddir, ancak her hamd şükür değildir. Her hamd medhtir, ancak her medh hamd değildir.


Hamd, bir nimet verilsin verilmesin, övüleni sahip olduğu nitelikleriyle övmek; şükür, verilen nimet sebebiyle şükredileni övmek; medh ise kişiyi cömertliği veya güzelliği veya becerisi, yeteneği vb. sebeplerle övmektir.


Kur'ân, besmeleden sonra el-hamdü li'llah cümlesi ile başlamakta ve değişik sûrelerde 21 defa tekrarlanmaktadır. Yüce Allah, bu cümle ile hem her türlü övgünün kendisine ait olduğunu haber vermekte, hem de kullarından bu cümle ile kendisini övmelerini istemektedir.


"el-Hamdü" kelimesindeki tarif lamı olan "el" istiğrak için olup, "her türlü övgü, bütün övgü" anlamını "li'llâh" kelimesindeki "lam" ise istihkâk yani her türlü övgünün Allah'a mahsus olduğunu ifade eder.


Kur'ân'da, yerde ve gökte (Rûm, 30/18), dünya ve âhirette (Kasas, 28/70) her türlü övgünün Allah'a ait olduğu bildirilmiştir. el-Hamdü lillah cümlesinin ifade ettiği anlam lehû'l-hamd, (her türlü övgü O'na aittir) (Sebe', 34/1) fe-lillâhi'l-hamd (her türlü övgü O'na aittir) (Casiye, 45/36) cümleleriyle de ifade edilmiştir.


el-Hamdü lillah; medh, zikir, şükür, nimeti ikrar, minnet ve dua cümlesidir. el-Hamdü lillah diyen insan, yaratan, yaşatan, bütün nimetleri var eden ve kemal sıfatlarıyla muttasıf olan Allah'ı anmış, övmüş, nimetlerini ikrar etmiş, minnet duymuş, O'na dua ve şükretmiş olur.


Peygamberimiz (a.s.); "el-Hamdü lillah dediğin zaman Allah'a şükretmiş olursun." (Taberî, I/60), "Duanın en efdali el-Hamdü lillah diye dua etmektir" demiştir (Tirmizî, Dua, 9).


Îmân edip sâlih amel işleyen cennet ashabının âhiretteki duaları da, "el-Hamdü lillahi Rabb'il-âlemîn" (her türlü övgü âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur) şeklindedir (Yûnus, 10/10).


Hamd, nimet mukabilinde yapılır. Allah'ın insanlara olan nimetleri sayılmayacak kadar çoktur (İbrâhim 14/34). Bütün kâinât güzelliklerle ve nimetlerle dolu olup bütün bunlar övgüye değer mahiyettedir. Bütün bu güzellikler, nimetler ve övgüler, gerçekte Allah'a yöneliktir. Çünkü bunları var eden O'dur. İnsan, neyi ve kimi överse övsün neticede Allah'ı övmüş olur.


el-Hamdü lillah cümlesi Allah'ın hayat, ilim, irade ve kudret sıfatlarıyla muttasıf olduğuna delalet eder. "el-Hamdü lillah" cümlesinde "lâ ilâhe illallâh" anlamı da vardır. Bu sebeple bazı İslâm bilginleri el-Hamdü lillah cümlesi, lâ ilâhe illa'llah cümlesinden daha fazîletlidir. Çünkü "el-hamdü lillah" cümlesi tevhîd ve hamd, "lâ ilâhe illallah" cümlesi ise sadece tevhîd cümlesidir demişlerdir.


"el-Hamdü lillah" cümlesi ile Allah övüldüğü ve anıldığı gibi varlığı, birliği, ilmi, iradesi, gücü ve nimetleri ikrar edilmiş olmaktadır. Dolayısıyla hamd ile Allah'ın kemal sıfatları dile getirilmektedir.


Meleklerin (Bakara, 2/30), müminlerin (Secde, 32/15) ve kâinatta bulunan her şeyin (İsrâ, 17/44) hamd ile Allah'ı tesbih ettikleri bildirilmiştir. Yüce Allah, "Rabbini hamd ile tesbih et." (Hicr, 15/98) âyetinde insanlara hamd etmeyi emretmektedir. Müminler, hem namazlarında hem de hayatlarının her fırsatında Allah'a hamd ederler. Hamd görevini yapan müminler, Kur'ân'da "el-hâmidûn" olarak nitelenmiştir (Tevbe, 9/112). Bazı insanlar, dünyada hamd görevini ifa etmeseler de kıyamet koptuktan sonra mahşer yerinde toplanmak üzere çağrıldıklarında Allah'ı överek bu çağrıya uyacaklardır (İsrâ, 17/52).


İnsanların; kendilerini yarattığı (Bakara, 2/21), yeri, göğü, geceyi, gündüzü, ayı, güneşi kısaca her şeyi hizmetlerine sunduğu (Bakara, 2/29) ve sayısız nimetler verdiği için (İbrâhim, 14/32-34) Allah'a hamd ettikleri gibi bela, hastalık, üzüntü, zülüm vb bir musibetten kurtuldukları (Mü'minûn, 23/28) ve bir nimet elde ettikleri zaman da Allah'a hamd etmeleri gerekir.


Peygamberimiz (a.s.), bir şey yiyip içtiği zaman; "Bizi yediren, içiren ve bizi Müslümanlardan yapan Allah'a hamd olsun." diye dua etmiş (Tirmizi, Deavat, 56) ve "Bir şey yiyip içip de o nimet sebebiyle Allah'a hamd eden kuldan Allah razı olur." buyurmuştur (Müslim, Zikir, 89.)


Allah'a hamd edebilmek için, O'nun varlığına, birliğine peygamber ve kitaplarına, Kur'ân'da bildirdiklerine îmân etmek, sâlih ameller işlemek, emir ve yasaklarına uymak, Allah'ın, insanların ve diğer varlıkların haklarına riâyet etmek gerekir. (İ.K.)