İslamilminfazileti
Görüntülenen Konuyu

58. Mücadele Hadislerle Sürelerin Fazileti

 
Kimlik alan
 
 
815
Hz. Aişe (radıyallahu anha) buyurdu ki: "Hamd o Allah'adır ki, bütün sesleri işitir. Israrcı (mücadeleci) kadın Havle, Hz.Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'i evinin yanında buldu. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a birşeyler söylüyordu. Azna ne söylediğini işitmiyordum. Cenab-ı Hakk şu ayeti indirdi:  "(Habibim) Zevci hakkında seninle direşip duran (nihayet halinden) Allah'a şikayet etmekte olan (kadın)ın sözünü umulduğu veçhile Allah dinlemiştir. Allah sizin konuşmanızı zaten işitiyordu. Çünkü Allah hakkıyla işitici, kemaliyle görücüdür" (mücadele 1).
 
 
816
Havle bintu Malik İbni Sa'lebe (radıyallahu anha) anlatıyor: "Kocam Evs İbnu's-Samit bana zıharda bulunmuştu. Derhal Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e şikayete geldim.  Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)'a durumu arzedince bana: "Allah'tan kork, o senin amcaoğlundur" diye onun hakkında beni iknaya çalışıyordu. Ben ısrarıma devam ettim. Derken ayet nazil oldu. "(Habibim) zevci hakkında seninle direşip duran (nihayet halinden) Allah'aşikayet etmekte olan kadının sözünü umduğu veçhile Allah dinlemiştir..." (mücadele,1).  Vahiy üzerine Resûlullah (aleyhissalatu vesselam):  " Kocan bir köle azad eder" buyurdu. Ben:  "- Onun kölesi yok!" dedim. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam):  " Öyleyse ard arda iki ay oruç tutar" dedi. Ben tekrar:  "- Ey Allah'ın Resülü, kocam çok yaşlıdır, oruca tahammül edemez!" dedim.  " Öyleyse,dedi, altmış fakir doyursun!"  "- Onun elinde, dedim, sadaka olarak verecek hiçbir şeyi yok, (nasıl altmış fakir doyuracak?)"  " Öyleyse, dedi, ona ben yardım edeyim. Şu bir arak hurmayı al götür!"  "- Ey Allah'ın Resülü, dedim, diğer bir arak'ı da ben verip ona yardım edeyim."  " Güzel söyledin, dedi, git bunlarla ona bedel altmış fakiri doyur. Sonra da (eski nikahınla) amcaoğluna dön!"  Ravi bir arakın altmış sa' miktarında bir ölçek olduğunu belirtti.
 
 
817
Ali İbnu Ebi Talib (radıyallahu anh) anlatıyor: "Ey iman edenler, siz Peygambere mahrem bir şey arzetmek istediğiniz vakit bu mahrem konuşmanızdan evvel sadaka verin. Bu sizin için daha hayırlı, daha temizdir. Fakat bulamazsanız Şüphe yok ki Allah çok mağfiret edici, çok esirgeyicidir" (mücadele, 12) mealindeki ayet nazil olduğu zaman Hz. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) bana:  " (Bu sadakanın) bir dinar olmasına ne dersin?" diye sordu. Ben:  "- Bu miktar çoktur, takat getiremezler" dedim.  " Yarım dinara ne dersin?" dedi.  "- Ona da takat getiremezler" dedim.  " Öyleyse ne kadar o1sun?" dedi.  "- Bir kıl (ağırlığında altın) miktarı" dedim.  " Sen de pek parasızsınl" dedi.  Bunun üzerine şu ayet indi:  "Mahrem konuşmanızdan evvel sadakalar vereceğinizden korktunuz mu? Çünkü işte yapmadınız. (Bununla beraber) Allah sizin tevbelerinizi kabul etti. O halde namazı kılın. Zekatı verin. Allah ve Peygamberine (diğer emirlerinde de) itaat edin. Allah ne  yaparsanız hakkıyla haberdardır" (mücadele,13).  Hz. Ali (radıyallahu anh) der ki: "Allah, benim sebebimle bu ümmetin mükellefıyetini hafıfletti."
 
 
5711
Yahya İbnu Sa'id radıyallahu anh anlatıyor: "Kasım İbnu Muhammed'in şöyle söylediğini işittim: "İbnu Abbas radıyallahu anhüma'ya bir kadın gelip:   "Ben oğlumu kurban etmeye nezrettim! (Ne dersin?)" dedi. İbnu Abbas ona:   "Oğlunu kesme, yeminine karşı keffarette bulun!" diye cevap verdi. Bu cevap karşısında orada bulunan yaşlı bir zat:   "Bu nezirde nasıl keffaret olur?" dedi. İbnu Abbas açıkladı:   "Allah Teala hazretleri Kur'an-ı Kerim'de: "Hanımlarına zıhar yapanlarınız bilsin ki, bu sözleriyle hanımları onların anneleri olmuş olmaz. Gerçekten onlar çirkin ve asılsız bir söz söylüyorlar..." (mücadele 2) buyurmuş, sonra da gördüğün gibi, bu zıharda bulunanlara keffaret takdir etmiştir."