İslamilminfazileti
Görüntülenen Konuyu

İğneden Kaçmak


İğneden Kaçmak      
İğneden Kaçmak

Siz kardeşlerime nasihat etmeyi düşündüğüm zaman her zaman kendi canlı yaşadığım hadiseyi misal olarak yazmayı adet edindim. Filânca zamanda şu şöyle yapmış bu böyle demiş hikâye olduğundan
Pek beğenmiyorum
Biz ise birey olarak başımızdan geçen hadiseleri ibretlik olayları duymanız için okuyan belki etkilenir umuduyla yazıyorum.

Bu siteye ve birçok sitelere bu umudum ile yazıp kopyalıyorum. Bu arada yazdığım sitelere diğer sitelerden aldığım faydalı konuları da “Alıntıdır.” diyerek kendi yazım olmadığını belirtiyorum.

Bu gece siz kardeşlerime 1961 yılında çok sevdiğim ve bu gün hayatta olmayan asker arkadaşım ile yaşadığım hadiselerden anlatmak istedim.

Koğuşumuzun bildiri tahtasına yazı asıldı. “Yarın iğne günü kimse kaytarmasın eğer kaytaran olursa ağır cezaya uğratılacaktır.” Asker arkadaşım, ne ceza verirlerse versinler ben vurulmam dedi çünkü iğneden çok korkuyordu.

Ertesi günü öğle üzeri bizi sıhhiye odasının önünde sıraya dizdiler. Birazdan iğneden korkan arkadaşım da geldi yanımda sıraya girdi. Ben de, hani iğne vurulmayacaktın neden sıraya girdin deyince, vurulmak için değil görünmek için buradayım dedi. Ben ise bekleyerek heyecan yaşamayı sevmediğim için bir an olsun şu korku bitsin diye sıradaki arkadaşlara “Benim işim var.” deyip iğne vuran sıhhiyeci arkadaşlara doğru ilerlerken arkadaşım da geriye doğru kaçıyordu.

Arkadaşımın korktuğu kadar vardı, iki sıhhiyeci ellerinde uzun iğneler bekliyor. İki kol sıvalı halde evvelâ omuza yakın yere iki kola tentürdiyot sürüyorlar akabinde iki sıhhiye iğnecinin arasına giriyorsun, biri sağ kolunu, biri sol koluna basıyorlar iğneyi. Ben iğneleri vuruldum koğuşa gittim. Baktım ki arkadaşım benden evvel gelmiş. Sırıta sırıta bana bakıyor ve “vuruldun değil mi?” diye alaylı bir şekilde konuşuyordu.

Ben de sen nasıl başardın. Sıradan nasıl kaçtın? Çavuşların onbaşıların elinden nasıl kurtuldun deyince, iki kolunu sıvadı; ”Bak tentürdiyot sürdürdüm. İğne vurulmuş gibi göstererek aradan sıyrıldım. Bu kadar kolay. Sen ise enayice gittin en öne vurdurdun, erkekliğini öldürdün. Bu iğneleri boşuna vurmuyorlar. Senin gibi ahmaklar vurdurur ancak.” Dedi ve keyifli keyifli güldü. Ben de güldüm.

On beş dakika geçti. Bölük çavuşu koğuşa girdi. Bağırmaya başladı; “İnin ulan aşağıya
Hepiniz kontrol olacaksınız. Meğerki bölüğün çoğu kaytarmış ilaçların artmasından anlamışlar. Anında palaska şakırtısı başladı. İğneden kaytaranlar hem dayak yiyorlar hem de iğne. Arkadaşım ise telaş ve korku içinde ranzanın altında bir o taraf bir bu tarafa dönüp duruyordu. Ben ranzadan gayet huzurlu bir şekilde indim kollarımı sıvadım baktılar “tamam.” dediler. Yatağıma döndüm. Arkadaşım ise aşağıda kaytaranların dayak sesini duydukça daha çok paniğe kapılıyor ve benden medet bekliyordu.

Ben de, bak arkadaşım tek bir çare var. Ben sana iğne vururum sen de en az dayaktan kurtulursun.
Sen nasıl iğne vuracan sen sıhhiye misin deyince dikiş dikmek için kullandığım yorgan iğnesini gösterdim. “Bununla. Zaten tentürdiyot sürülü biraz kanını akıtırız onlarda yutarlar.” deyince razı oldu. Kolunu uzattı ama görmek lâzım çok batırma ha diye yalvarıyordu. Ben seri şekilde boyalı yere iğneyi batırdım. O’da sıktı. Kanını çıkardı. Öteki koluna da aynısını uyguladık. Aşağıya indi gösterdi. Sevine sevine geldi ve ne dedi biliyor musunuz? ”Ahmak, senin erkekliğin gitti ama ben erkekliğimi kurtardım.”
Şimdi bu hatırayı hatırladığım zaman şöyle bir düşünce aklıma geliyor.

Hz. ALLAH(c.c) dünyaya Azrail aleyhisselâmı indirse ve haber salsa. “Kim bana evvel gelmek istiyorsa çoluk çocuğunu, malını, bıraksın. Buyursun bana gelsin.” dese kaç kişi sıraya girer de ruhunu kabz ettirir?

Yorumları size bırakıyorum. Kalın sağlıcakla kardeşlerim.

Kalpteniman. 0