İslamilminfazileti
Görüntülenen Konuyu

Işıklı Sandık


Işıklı Sandık      
Işıklı Sandık

Yaşım on dokuz, altı kardeşiz en büyükleri benim ve bir akşamüstü evimizin önünde payton durdu.
Bütün kardeşler kapıya koştuk. Paytonun içinde rahmetli babam baygın yatıyordu. Onu getiren diş doktoru;” Merak etmeyin. Dişini çekmek için vurduğum morfin ağır gelmiş olacak. Birazdan ayılır.” Dedi ve baygın şekilde yatan babamı kucaklayarak beraberinde getirdiği dâhiliye doktorunun da yardımı ile odasına aldık.

Diş doktorunun ifadesi, dişini çektim gayet iyi idi ücretini ödedi. Tam kapıdan çıkarken düştü bayıldı. Fakat hiç merak etmeyin bir kaç saate varmaz ayılır dedi. Beraberinde gelen dâhiliye doktoru da iğne yaptı ve gittiler. Yıl 1959 babam 39 yaşında idi, hiç bir hastalığı yoktu, hepimiz şoke olmuştuk.

En küçük kardeşim 3 yaşında idi ve diğer kardeşlerimle beraber ve annem, babamın baygın halinin kalkması için ALLAH’a dua etmekten başka bir şey yapamıyorduk. Bu halimiz sabaha kadar sürdü ve maalesef babam durumunda da hiç bir değişiklik olmadı. Komşumuz komiser abimiz geldi baktı. Bunu derhal hastaneye yatırın bu felç olmuş dedi. Onun da yardımıyla babamızı devlet hastanesine yatırdık artık babamız emin ellerde ya, biz biraz rahatlamıştık.

Ertesi akşam babamın arkadaşları ile babamı ziyaret etmek için hastaneye gittik. Babamın arkadaşı; “Siz biraz bekleyin. Ben gidip kapıcı ile konuşup izin alayım.” Dedi. Birazdan geldi. “Maalesef ziyaretçi sokmuyorlar.” derken sesi titriyordu.
Ben hemen hissetmiştim. “Babam öldü herhalde.” diye düşünürken, Bak yavrum koskoca delikanlısın metin ol çok acı fakat takdir böyleymiş maalesef baban ölmüş deyince kendimi hazırlamama rağmen bir anda kendimi boşlukta hissettim.

Şöyle ki, bir fidan düşünün onun toprağa sarılan damarları söküldüğü zaman nasıl yatacak yer arar ise bende beni ayakta tutan kuvvetin benden gittiğini hissettim ve sarsıntı geçirdim ve yıkılacak gibi oldum.
Baba dostum sözlerine devam etti.
Şimdi eve gidiyorsun annene ve kardeşlerine babanın iyi olduğunu söylüyorsun eğer öldüğünü söylersen onları gece vakti hastaneye koşturur perişan edersin.

Bu geceyi rahat geçirmeleri şu anda senin elinde yarın sabah buluşuruz o zaman öğrensinler dedi ve ben kabul ettim.
Dünyam kararmıştı. Eve geldim Annem niye geç kaldın dedi. Ben de hastaneden geliyorum dedim. Bana niye haber vermedin ben de gelirdim. Deyince anne sen gündüz gittin ya onun için sana haber vermedim dedim.

Baban nasıl dedi, biraz daha iyi diye savuşturdum. Kardeşlerim yatmışlardı. Ben odama çekildim ve şaşkın ve çaresizlik içinde idim. Tek dayanağım vardı oda Hz. ALLAH(c.c) Hemen abdest aldım yatsı namazımı kıldım ve Rabbime öyle bir sığındım ki, Yarabbi sen yarattın sen aldın fakat ne olur benden bu sıkıntıyı al bu ölüm acısını da bana unuttur.

Çünkü Anneme ve kardeşlerime destek olmam lazım.
Ve duam biter bitmez öyle bir hale girdim ki, sanki babam ölmemiş her şey eskisi gibi devam ediyor duyguları bütün vücudumu sardı.
Ertesi sabah hastaneye gittik babamın cenazesini aldık yıkandı başında yasini şerif okudum kabristana götürdük oğlu insin dediler babamın kabrine indim bir yardımcı da indi mezarına yatırdık.

Fakat insanların bana acıyarak bakmaları garibime gidiyordu çünkü benim için her şey gayet normaldi.
Ve babamın defin işi de normal bir işmiş gibi hallolmuştu.
Komşumuz komiser abimiz bu dişçinin ihmalidir onu şikâyet edin dediyse de, bu takdirmiş dedik babamız geriye gelmez dedik ve kaderimize razı olduk.

O günden sonra ölümün bize çok yakın olduğunu düşünmüş, acaba ben de kırk yaşında ölür müyüm diye bazen düşünmüşümdür.
Rabbimize sonsuz şükür Hz. ALLAH şu ana kadar yaşatmaya devam ediyor. Ve altmış yedi yaşımıza geldik.

Geçen sene rüyamda bir sandık görüyorum sandığın içinde bir lamba yanıyor içerisi pırıl pırıl aydınlık,
Uyanıyorum ve herhalde gideceğim kabrimi gördüm diye rüyayı tabir ettim. Sabah oldu kahvaltı yaptık fakat ben kendimi dinliyordum.
Çünkü Hz. ALLAH’ıma sonsuz şükür olsun sıhhatim çok iyi idi.

Eşim kahve yapayım içer misin dedi bende içerim dedim çıktım balkona oturdum tam kahvemi yudumlarken telefonum çalmaya başladı.

Telefonu açtım kardeşimdi abicim Annem çok hasta onu bu halde hiç görmemiştik gelirsen çok iyi olur dedi bende ilk otobüsle gittim.

Annem seksen beş yaşında idi. fakat çok iyi idi birden fenalaşmış hastaneye kaldırmışlar fakat doktorlar hiç ümit olmadığını söyleyince eve götürmüşler ben eve geldiğimde odasında yatıyordu. Hemen odasına girdim.

O baygın vaziyette yatıyordu. Yanına gittim elimi anlına koydum anne ben geldim deyince gözlerini açıverdi nasılsın annecim iyi misin deyince iyiyim oğlum hoş geldin dedi. Yahu Anne sen hasta falan değilsin kalk ALLAH’ın izniyle deyince kalktı oturdu.

Kardeşlerim hepsi sevince boğuldular abi sen geldin Annem iyileşti deyince ben siz kahve yapın bakalım biz annemle kahve içeceğiz değil mi? anneciğim deyince, tabii içeriz oğlum dedi ben koluna girdim balkona çıktık kahvesinden bir iki yudum içti ve beni içeriye götürün dedi ve içeriye götürdük yatağına yattı yatış o yatış gözleri kapandı.
Ben kardeşlerime ışıklı sandık rüyasını anlattım hazırlanın annemiz yolcu dedim ve sabah namazı ezanı okunurken ruhunu teslim etti ve ışıklı sandığına yatırdık kabrinden nur eksilmesin İnşaALLAH.
Bizde yıllar sonra ölüm acısını tatmış olduk Hz. ALLAH cümlemize zamanı geldiğinde ışıklı sandıklara girmemizi nasip etsin İnşaALLAH
AMİN.
Vel hamdülillahi rabbil Âlemin. ALLAHümme salli ala seyyidina ve nebiyyina Muhammedîn ve Ala Ali Muhammed

Kalpteniman. 0