İslamilminfazileti
Görüntülenen Konuyu

Allah-u Teâlâ’nın Sevgilileri’nin İfşaatlarına İzah ve Açıklamalar (37) Muhyiddîn İbnü’l-Arâbî -kuddise sırruh- (26)

HÂTEM-I VELI

Şeyhü’l-Ekber Muhyiddîn İbnü’l-Arâbî -kuddise sırruh- (26)


Allah-u Teâlâ’nın Sevgilileri’nin İfşaatlarına
İzah ve Açıklamalar (37)

 

Muhyiddîn İbnü’l-Arâbî -kuddise sırruh- (26)

 

Mustafa Aleyhisselâm'ın Devriyle Birleşen Devir ve
Bu Karanlık Devrin İmamı (4):

Şeyhü'l-ekber Muhyiddîn-i İbnü'l-Arâbî -kuddise sırruh- Hazretleri "Ankâ-i Muğrib fî Ma'rifeti Hatmü'l-Evliyâ" adlı eserindeki ifşaatlarında devamla şöyle buyuruyorlar:

"Onların önünde bir imam olur; fakat onlar, onların bulduğu gibi kendilerine hayır husûsunda yardımcılar bulamazlar. Zîrâ onların imamını, onlarınkini gördükleri gibi bir gözle görmezler. Hâlbuki sâhibine herhangi bir şüphe karışmadan, göze görünmeyene îmân edenden daha sağlam biri yoktur. İşte belâların ve hâinliklerin ortalığı sardığı fitne zamânı budur!.."

Meselâ biz bu saptırıcı imamların küfre düştüğünü söylediğimiz zaman, en yakın ihvan bile: "Hiç bu olur mu? İslâm'ın imamına böyle denilir mi?" diye yüzümüze baktı. En yakınım bile söyledi. Sonra gözleriyle gördüler ki öyleymiş… Geçti be yâhu!.. O iman ilk söylendiği zamandı; seneler sonra iş meydana çıkınca iman etmiş, o imanın kıymeti yok!..

Oysa Allah-u Teâlâ gösteriyordu; O'nun izniyle hem görüyordum, hem biliyordum, hem de çekinmeden söylüyordum. Bütün bu icraatlar O'nun göstermesiyle, bildirmesiyle yapılıyordu. Bu inananlara aitti. Amma karşıdaki inanmamış, bana ne? Bu durum halk için gaybtı, halk bilmiyordu. Amma biz biliyorduk; itimat edin, âhirette duracakları yere varıncaya kadar… On sene sonra gerçek yüzleri ortaya çıktı, amma geçti artık. O zaman inanan yapıştı, o yapışma ile kurtuldu. İşte bunlara "Sâdık ihvan" denir!

İhvan üç kısımdır demiştik:

Kimisi hoştur, kimisi boştur.

Kimisi ayıktır, kimisi sarhoştur.

Kimisi velîdir, kimisi delidir.

Bunların içinde bu var amma, bunların içinde ihlâslısı da var!

Şu durumda hâlâ meyleden varsa, bilin ki bunun sebebi iman zaafı, iman yoksunluğudur. Varsa da sûretâ imanda kalmış, kalbine iman yerleşmemiş; kâmil imandan mahrum kalmış…

Bu husûsu bir temsille şöyle anlatalım:

Meselâ birçok küpler var. Bir küpte süt olur, bal olur, sirke olur; bunlar dıştan belli olmaz, ağızları açılınca hangi küpte ne olduğu belli olur. Binâenaleyh insan da küpe benzer, içinde ne olduğu belli olmaz, ağzını açtığı zaman ne olduğunu anlamış olursun; o zaman not verirsin, kimin ne olduğunu anlamış olursun. "Bu küpün içinde şu varmış!" dersin, hemen notu verirsin, kapatırsın; bir daha da onun üzerinde durmazsın! Öğrendin mi, öğrendin; tamam, küpün ağzını kapa artık!.. O kişi onu bilmez. Bunu da ehli anlar, notunu verir; kimseye söylemez, amma her şeyi bilir. Çok dikkat ediliyor bunlara. Bir taraftan gözle takip edilir, bir taraftan sözle takip edilir. Gözle takip edilmesi, ne yapıyor; sözle takip edilmesi, ne söylüyor! Ne yedi ki bu adam ne söylüyor? Çünkü helâl lokma ibâdetle insanın içini nûr yapar, haram lokma ise içi tahrip eder, kötülüğe tahrîk eder. O zaman da ondan kötü şey çıkar, artık sen konuş dur!..

Hiç şüphe yok ki her şeyi en iyi bilen O'dur. Yaratıcı O'dur, yaşatıcı O'dur, öldürücü yine O'dur. Çünkü O insana şah damarından daha yakındır. Amma insan onu başka yerlerde arıyor. Bu başka yerlerde araması, O'ndan uzak oluşunun alâmetidir!..

"Onların imamını, onlarınkini gördükleri gibi bir gözle görmezler." beyânına gelince;

Allah-u Teâlâ bir taraftan onu örtmüş, bir taraftan halkın nazarında hükümsüzdür. Bir taraftan Allah-u Teâlâ'nın koyduğu mânevî perde altında gizlidir, diğer taraftan halk hazarında küçük görülüyor. Niçin? İlmi olmadığı için… Hakk'ı ve Hakk'ın bahşettiğini kimse görmüyor!..

Hem görülmüyor, hem de Allah-u Teâlâ bize perde koymuş. Bu perdenin arkasında işi yürütüyor, o perdeyi kimse görmüyor. O öyle murâd etmiş; sessiz-sedâsız hareket ederiz, bütün bu işleri yaparız. Bize Allah-u Teâlâ yardım ediyor!

İmâm-ı Rabbânî -kuddise sırruh- Hazretleri "Mektûbât" adlı eserinin "317. Mektûb"unda:

"Bu ilimlerin ve ma'rifetin sâhibi, bu binin müceddididir. Ki bu, ona bakanlara gizli bir mânâ değildir." buyurur.

Onu görmüyorsan, ona Allah-u Teâlâ'nın ihsân ettiğini de mi görmüyorsun, oradan da mı tanımıyorsun?

Size helâl lokma kazanmanızı, fâize bulaşmamanızı, zekât vermenizi tavsiye ediyorum. İhvan Allah'tan korkar, Allah'tan korkmanız için size bu vasiyeti yapıyorum!..

Şu Hadis-i kudsî'yi gözünüzün önünden hiç ayırmayın:

"Benim cinlerle ve insanlarla önemli bir hâdisem var! Ben yaratıyorum, benden başkasına ibâdet ediliyor; ben rızıklandırıyorum, benden başkasına şükrediliyor." (Taberânî)

 


| Hakikat'te Bu Ay | Diğer Sayılar | Ana Sayfa |