İslamilminfazileti
Görüntülenen Konuyu

EVLİYÂ-İ KİRAM -Kaddesallahu Esrârehüm- HAZERÂTI'NIN "HÂTEMÜ'L-EVLİYÂ" HAKKINDAKİ BEYAN ve İFŞAATLARI (168) Şeyhü'l-Ekber Muhyiddîn İbnü'l-Arâbî

HÂTEM-I VELI

Şeyhü'l-Ekber Muhyiddîn İbnü'l-Arâbî -kuddise sırruh- (16)


EVLİYÂ-İ KİRAM
-Kaddesallahu Esrârehüm- HAZERÂTI'NIN
"HÂTEMÜ'L-EVLİYÂ" HAKKINDAKİ
BEYAN ve İFŞAATLARI (168)

Şeyhü'l-Ekber Muhyiddîn İbnü'l-Arâbî
-kuddise sırruh- (16)

 

Temmuz 2014
Hakikat Aylık İslâm Dergisi

 

"ANKÂ-İ MUĞRİB FÎ MA'RİFETİ HATMÜ'L-EVLİYÂ ve ŞEMSÜ'L-MAĞRİB" KİTABI

İlâhî isimlere bir bak!...

"Alîm"in zikri hakkında kendisinde bir pay bulunmayan kimse, O'na karşı lâfzı "Kelîm" olan ismi de icrâ edemez.

Alîm'e der ki:

"O kimse ki, üzerine salât eyledin ve Kelâm'ında sen ona işaret eyledin, bizi huzuruna toplayıp kavuşturdun. Mânâ kapısını onunla kırâat ettirdin, sonra da kimilerimize işâretle tahsîs eyledin; "er-Rahîm" ve "el-Hamîd" ismine kayıtladın."

[27a] Onlara ise der ki:

"Ne kadar acâyip! İşte bu, o kimsedir ki, bana ondan sordunuz, ben de size onun hakikatini açıkladım ve O'nun marifetine varan yolu size izâh ettim. [34] O sizin huzurlarınızda, size benzer halde mevcuttur, size nefh edilen eserler onda zuhûr etmiştir. İşte bu hazîrede, onun hakkında vâr olan ve hâsıl olanın, ona sarf edilenin dışında hiçbir şey yoktur. İsimlerinizde size ortaktır, size haber verilen hakîkatler hakkında bilgi sâhibidir. Sizin hazîrenizden sâdır olan, zikrolunanın mevcûdiyeti bundan ileri gelir."

Bazı İlâhî İsimler buna işaret eder:

Mevcûd ve Nûr, O'ndandır, sekîne de vardır.

Sizin hakikatlerinizin "Zâhir" ismiyle onda zuhuru nasıl ve nerede gerçekleşir?

Onu ve ashâbını sizden öne geçiren "Mennân" ismi ona ulaşır.

"Alîm" isminin de sen, ona olmayan bir işten bizi haberdar ettiğini söyleyebilirsin. Bu isim, onun bizden daha azametli ve büyük, daha faziletli ve üstün olduğuna işaret etmiş olur.

Bu iş ne zaman olur ve bu sır ne zaman ilân edilir?

"Habîr" size sormasıdır, "Sabîr"le ise size hidâyet eder, denilebilir.

Zaman konusu da bize göre, bizimle şu kâinattaki varlıkların arasında mevcut olan anlardır.

Bizim hakkımızda zamandan gâye; kadîm hazîrenin dilemesini mülâhaza etmektir. Bizzat kendi cinsinde münezzeh olan cins hakkındaki bu ihâta edici, kuşatıcı ismi yüce tutmaları gerekir. Müride, zikrettiğimiz Alîm ismi çerçevesinde, bizim kâinat üzerindeki âsârımızın zuhuruna dâir, kendisine: "Hikmetler, atanma ve dönüşme hakkında bizim için vâr olan varlıklar hakkında kayıtlanmış olan âlem ne zaman var olmuştur?" denilerek işaret verilir. Mürîd de: "Vâr olan ve ıyâlde mevcûd olan O'nunla olur!" cevabını verir.

[27b] Yine der ki: "Alîm" ismi, insanın tesmiyye edilmesi, "Rahmân" ismi seçilmesi, "Muhsin" ismi onun sıkıştırılması ve ashâbının İlâhî ihsana boyanmasıdır. "Rahmân" ismi hazırlananın boşaltılmasıdır, "Muhsin" hayâ ve temizliktir., "Güzel dost, güzel arkadaş! "Vehhâb" ismi de böyle midir?" der. O da: "Vehhâb ismi de…" der. Der ki: "Bana hesaplı olan dahi hesapsız olarak verildi." O ise şöyle der: "Ona hazırlanmayan "Habîb" ismi size kayıtlanmış ve ona verilmeyen "Şehîd" ismi sizin için hesaplanmıştır. Ben, Alîm isminin dışında zabt ve kabahatlilik sâhibiyim. Vaktinde onun için hâsıl olmayıp da ona verileni de iyi bilirim. "Mezîd" ismi onların, bahâ vaktinde bilmediği ve geçemediği şeyi ondan alışıdır. Bir şeyi murâd eden ancak, yerine gelmemiş olan zıddı murâd eder. Sizin için olan şey, benim için de zevâl bulmaz, size ulaşan şey, benden de ayrı olmaz. [25] Ben sizin için elzem olan, cârî olan bir nimet ve himmetim. İlâhî isimlerin hepsini, bu Rabbâni hadd üzere, insanî kulların mülklerine koydum. Zâtî İlâhî hazirelerde ben, O'nun hakîkatleriyle tefâhür ettim. Sülûk yollarının ve tarîkatlarının hükmünü ben beyan ettim. Vücudlarınızı, aynında (özünde) onları izhar eden bu varlığa rağbet konusunda acele ettirin! Varlığın tahsisi kendisine vakfedilen "Mürîd" ismine doğru atılın!"

Onlar ise buna karşılık: "Biz sana tek bir ferdleşmiş kimsenin nazar ettiği bu varlıkla ilgili olarak, senin nefsinle alâkalı olan şeyi değil; kendisiyle selâmet bulup biraraya toplandığımız bu hazîreyi ve diyârı sorduk. Ya sen varlığın dışında bunu sormaya güç yetirebilir misin? Sen [28a] O'nun hükmünün dışında bunu sormaya hükmedebilir misin? Ya O'nun rahmeti dışında sen Rahmân'ı sorabilir misin? Ayakta duran ve oturan biri için bunların hepsinin bir oluşu düşünülemeyecek bir şey değildir!"

O'na, Mürîd'in alâkalı olduklarına ve îcâd edilenlere güç yetirişiyle ilgili olarak bir şey denildi, dedi ki: "Hakîm, Rahmân'ın ikâme ettiği hükümler üzere varlıklara güç yetirebilir."

O'na rahimlerin râyihasından söz açıldı: "Bana göre o, kendisine sabr edilmesi mümkün olmayan bir zindandır!" dedi.

Yine ona, bunların hepsini hükmü ve kahrı altında tutmaya kâdir olandan soruldu, dedi ki: "Kâhir bana bunu yapmaz, sen benim hizmetçimsin, ben de senin sâhibin ve toplayıcın oldum." Yine dedi ki: "Alîm'dir, hükmü altında tutmasına gelince; bütün İlâhî isimlerin işi üzerinde durmayı ve yeryüzü ve gökyüzü âlemini ve ikisinin arasında bulunup, istivâya kadar ulaşan şeylerin varlıklarını birarada tutmayı ben kadîmden bilirim. Biz, orada durulacak olan kapıyı sana açarsak, nazar edilecek dehşet verici işi de göreceğinden, kimisi kimisine ilticâ eder. Sen İlâhî bir haber iste, lâkin hakkında susulması gereken şeye göre, bizim zikrettiğimizi ve terkettiğimizi tenbih hususunda olsun. Bunların hepsini düşün ve bul...

Allah doğruyu söyleyen ve yola hidâyet edendir!.."

 


| Hakikat'te Bu Ay | Diğer Sayılar | Ana Sayfa |