İslamilminfazileti
Görüntülenen Konuyu

Allah-u Teâlâ'nın Sevgilileri'nin İfşaatlarına İzah ve Açıklamalar (72)

HÂTEM-I VELI

Hakîm et-Tirmizî -kuddise sırruh- (12)


Allah-u Teâlâ'nın Sevgilileri'nin İfşaatlarına
İzah ve Açıklamalar (72)

 

Hakîm et-Tirmizî -kuddise sırruh- (12)

 

Hâtemü'l-Evliyâ'ya
Düşmanlığa Kalkışanların Âkıbeti:

Öteden beri dinimizi ve vatanımızı savunmak için yaptığımız mücâdeleyi içlerine sindiremeyen, münâfıklıkları ve yalancılıkları ortaya çıkmasın diye her türlü hile ve entrikayı çeviren bölücüler; sapkın yollarını gizlemek, fitne ve fesadlarını yürütmek için zaman zaman bize çeşitli iftirâlar atmaktan çekinmemişlerdir.

Biz İlâhî emirleri beyan ediyoruz; dilimizi göstermiyor, delil gösteriyoruz!

Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime'sinde buyuruyor ki:

"Muhakkak biliyoruz ki söyledikleri cidden seni incitiyor. Fakat hakikatte onlar seni yalanlamıyor. Lâkin o zâlimler Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorlar." (En'am: 33)

Hakîm et-Tirmizî -kuddise sırruh- Hazretleri "Nevâdirü'l-Usûl" adlı eserinin yüz yirmi sekizinci aslında, Resulullah Aleyhisselâm'dan sonra ashâbının önde gelenlerinin dini bid'at ve fitnelerden temizleyip aslını koruduklarını misâllerle anlattıktan sonra, Hâtemü'l-evliyâ olan zâtın da dini ve onun ehlini buna benzer fitnelerden koruyacağını haber vererek şöyle buyurmuştur:

"O öyle bir kimsedir ki, bunun benzeri şeyleri (dinden) uzaklaştırıp defeder. Ondan temizleyip, kovup uzaklaştırması sayesinde de artık onu giderir. O'nunla düşündüğü, O'nunla konuştuğu için O'nunla defeder. İşte o Allah'ın halk üzerindeki hücceti, O'nun sürüsünün çobanı ve kullarının mânevî tabîbidir. O'nu engellemeye kalkışan kimse farkına bile varmadan helâk olur." ("Nevâdirü'l-Usûl fî Ma'rifeti Ehâdîsü'r-Resul", c. 2, s. 225)

Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bu gibilerin âkıbetini Ebu Hureyre -radiyallâhu anh- Hazretleri'ne ifşâ ederek şöyle buyurmuştur:

"Ey Ebu Hureyre, sen onların yolu üzerinde bulun! Onların yoluna karşı gelen, kıyâmet gününde vereceği hesâbın şiddetinden tir tir titreyecektir!" (el-Vesâyâ", Süleymâniye Ktp. Hâlet Ef., nr.: 198/2, vr. 486a)

Bu onların âhiretteki durumlarıdır, dünyada başlarına ne gibi bir belâ vereceğini de O bilir.

Nitekim bir Hadis-i kudsî'de şöyle buyuruluyor:

"Velilerimden birisine düşmanlık eden kimseye ben harp ilân ederim!" (Buhârî, Tecrîd-i Sarîh: 2042)

Onlar Allah-u Teâlâ'nın has kulları olduğu için: "Bu benim kulumdur, ona dokunmayın; ona dokunursanız bana dokunmuş olursunuz!" buyuruyor.

Ona buğzetmek kişiyi İlâhî rahmetten mahrum bırakır.

Hakk'ın sevgilisine dokunulmaz. Çünkü o veli Hakk'ta fânî olmuş, esrâr-ı İlâhî'de yok olmuştur. Allah-u Teâlâ'nın bir mahlûkuna en üstün lütuf ve ihsânı, onu Zât-ı Akdes'ine çekmesi ve ondan râzı olmasıdır.

"İyi bilin ki Allah'ın veli kulları için hiçbir korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklar." (Yûnus: 62)

Niçin korku duymazlar? Varlığını ifnâ etmiş, Var ile olmuş… İşte onun için hiçbir korku yoktur. Neden? Var ile olduğu için.

Bu ifnâ da Allah-u Teâlâ'nın lütuf ve tecelliyâtı ile mümkündür. Yoksa kişinin attım demesi ile mümkün değildir. Allah-u Teâlâ tecellî eder, gerçeği ona duyurur, o da zamanla varlığını ifnâ eder.

Üsküdârî Mustafa Hâşim Baba -kuddise sırruh- Hazretleri "Kadem-i Hatm-i Velâyet Risâlesi"nin bir başka noktasında; Hâtemü'r-rusül Aleyhisselâm'ın getirdiği Şerîat'ı delil ve tevil aramaksızın ikrar ve tasdik etmek nasıl ki halka vâcipse, onun Nübüvvet'inin bâtını olan "Velâyet-i kübrâ"yı da kayıtsız-şartsız öylece tasdik etmenin vâcip olduğuna işâret ederek; bu esrârı anlatmak için binlerce cilt kitap yazılsa dahi târife gücün yetmeyeceğini haber vermiştir:

"Ey doğunun Nübüvvet sırrının esrârına vâkıf ve ey batının Velâyet güneşinin nûruna tâlip olan!

Şerîat-ı mutahhara'yı delilsiz ve tevilsiz tasdîk ve ikrâr vâcip olduğu gibi, Nübüvvet'in bâtını olan "Velâyet-i kübrâ'yı; yâni 'En büyük velâyet'i dahi delilsiz ve tevilsiz, hakikata tâlip olanlara tasdîk ve ikrâr vâciptir." ("Kadem-i Hatm-i Velâyet Risâlesi", Süleymâniye Ktp. Reşid Efendi, nr.: 784, vr. 90b)

Hazret; "En büyük velâyet" olan Hâtemü'l-evliyâ'nın velâyetini kabul ve tasdikin vâcip olduğunu beyan buyurarak Şeyhü'l-ekber Muhyiddîn İbnü'l-Arâbî -kuddise sırruh- Hazretleri'nin Âl-i İmrân Sûre-i şerif'indeki Âyet-i kerime'lerde geçtiğini haber verdiği "Onu tasdîkin halka vâcip olduğu" beyânını mühürlemiştir.

Muhyiddîn-i İbnü'l-Arâbî -kuddise sırruh- Hazretleri Hâtemü'l-evliyâ'nın alâmetlerinin ve yapacağı vazifesinin Kur'an-ı kerim'deki bazı âyetlere yerleştirildiğini haber vermiştir. "Ankâ-i Muğrib fî Ma'rifeti Hatmü'l-Evliyâ" kitabında şöyle buyuruyor:

"Âl-i imrân'daki dört Âyet'te ise; asıl vücudundan önce ona gösterilen itinâ, cismî yaratılışının öncesinde onun şerefinin kıvama erdirilişi, güzel eserleri ve müşâhade edilen fiilleri; nâkıslığa, hatalara ve aykırılıklara karışıp, onları iyice şiddetlendikten sonra çözmesi ve (neticeye) bağlaması, korku ve çekingenliğin hiç değişmediği evi, peşinden gidenlerin onu bilemeyişi, onu tasdîkin halka vâcip olduğu ve Şer'î vesikaların ona tevdî edildiği mevzu edilir." ("Ankâ-i Muğrib fî Ma'rifeti Hatmü'l-Evliyâ ve Şemsü'l-Mağrib", s. 72-74)

Onu tasdik vacip olduğuna göre, onu tasdik etmeyen emr-i ilâhi'yi yerine getirmemiş olduğu için helâkına vesile oluyor.

Bunlar duyurmak için yazılıyor. Nasip kiminse o nasibini alır. Görüldüğü üzere gerçekten Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime'lerinde işaret buyuruyor, fakat insanların çözmesi mümkün değildir. Ancak dilediğine duyuruyor, kime duyurmuşsa o çözebiliyor.

Hakîm et-Tirmizî -kuddise sırruh- Hazretleri de ona itaatin vacip olduğunu şu beyanları ile ifade ediyorlar:

"O, onu diğer Resul'lerden üstün yaparak, kendisine itaati Resul'e itaatin içinde kıldı. Diğer veliler üzerindeki üstünlükleri nedeniyle, bu halifelere itaati ümmete vâcip kılması da tıpkı bunun gibidir.

Onlar has veliler ve Allah'ın yeryüzündeki erleri olan öyle kimselerdir ki, peygamberler ve şehidler kıyamet gününde onların yerlerine ve Allah-u Teâlâ'ya olan yakınlıklarına gıpta edeceklerdir. Allah bilendir." ("Kitâbu İlmü'l-Evliyâ"; Haraççıoğlu)

"Sakınıp korunmanız ve böylece merhamete nâil olmanız için, aranızdan sizi uyaracak bir adam vâsıtası ile, Rabb'inizden size bir zikir (bir haber) gelmesine şaşıyor musunuz?" (A'râf: 63)

 


| Hakikat'te Bu Ay | Diğer Sayılar | Ana Sayfa |