İslamilminfazileti
Görüntülenen Konuyu

EVLİYÂ-İ KİRAM -Kaddesallahu Esrârehüm- HAZERÂTI’NIN “HÂTEMÜ’L-EVLİY” HAKKINDAKİ BEYAN ve İFŞAATLARI (95) Nev'î Yahyâ Efendi -kuddise sırruh- (2)

HÂTEM-I VELI

Nev'î Yahyâ Efendi -kuddise sırruh- (2)


EVLİYÂ-İ KİRAM
-Kaddesallahu Esrârehüm- HAZERÂTI’NIN
“HÂTEMÜ’L-EVLİY” HAKKINDAKİ
BEYAN ve İFŞAATLARI (95)

Nev'î Yahyâ Efendi -kuddise sırruh- (2)

 

On altıncı asır Osmanlı şâir ve mutasavvıflarının önde gelenlerinden olan ve Şeyhü'l-Ekber Muhyiddîn İbnü'l-Arâbî -kuddise sırruh- Hazretleri'nin "Fusûsu'l-Hikem"i üzerindeki esrâr perdesini aralamak gâyesiyle "Keşfü'l-Hicâb min Vechi'l-Kitâb" adında bir eser yazan Nev'î Yahyâ Efendi -kuddise sırruh- Hazretleri'nin, bu muhteşem eserinde yer alan "Hâtemü'l-velâye" ile ilgili güzîde ifşaatlarına kaldığımız yerden devam ediyoruz.

 

Hâtemü'l-Evliyâ Aynıyla
Hâtemü'r-Rusül'dür!..

Nev'î Yahyâ Efendi -kuddise sırruh- Hazretleri "Keşfü'l-Hicâb min Vechi'l-Kitâb" adlı eserinde, Hâtemü'l-evliyâ olan zâtın ilmini elde ettiği kaynağın, bâtın olan "İlmullâh"ın ve Cebrâil Aleyhisselâm'ın vahiy getirdiği kaynağın ta kendisi olduğuna işâret etmiş; hakîkati itibâriyle, Hâtemü'l-evliyâ'nın da aynıyla Hâtemü'r-rusül olduğunu haber vermiştir:

"Hâtem-i velâyet Şerî'at ahkâmını öyle bir kaynaktan alır ki, Resul -sallallahu aleyhi ve sellem-e vahyin gelmesine vâsıta olan melek de (onu) aynı kaynaktan alır. Ve o kaynak, bâtındaki İlmullâh'tır.

Şimdi eğer ki sen, velîlerden olmaları bakımından Enbiyâ Aleyhimüsselâm'ın ve mutlak velîlerin her ikisinin de, Hakk'ı ancak Hâtemü'r-rusül'ün mazharı olan Hâtem-i evliyâ'dan gördüklerine dâir benim işâret ettiğim şeyi anlayabildiysen; mânâyı şöyle açıklamak gerekir ki, eğer Hâtemü'l-evliyâ'nın aynıyla Hâtemü'r-rusül olduğunu, önceki nasıl ki Şerî'at ahkâmını beyân etmişse, sonrakinin dahî kabuktaki esrârı beyân etmek için zuhûr ettiğini de kavramış olursun. Böyle olunca da senin için, onun Hâtemü'r-rusül'e tâbîliğin kemâliyle feyiz bulduğunu ve velâyetin hakîkatiyle kemâlin de hakîkatini bulduğunu gösteren faydalı bir ilim hâsıl olmuş demektir." ("Keşfü'l-Hicâb min Vechi'l-Kitâb", Hacı Mahmud Efendi, nr.: 2291, vr. 41b)

 

Hâtemü'r-Rusül ve Hâtemü'l-Evliyâ'nın
Velâyeti, Bütün Velâyetlerden Öncedir:

Nev'î Yahyâ Efendi -kuddise sırruh- Hazretleri "Keşfü'l-Hicâb"ın bir başka noktasında; Hâtemü'r-rusül ve Hâtemü'l-evliyâ'nın velâyetinin bütün nebî, resûl ve velîlerin velâyetinden önce yaratıldığına işaret ederek şöyle buyurmuştur:

"Şimdi, her ne kadar unsûrî mîzaçları ve tabiî tıynetleri geciktirilmiş olsa da, Âdem Aleyhisselâm'dan bugüne gelinceye kadar, belki Âdem Aleyhisselâm'ın bizzat kendisi de dâhil olmak üzere hiçbir peygamber yoktur ki, (ilmini) Hâteme'n-nebiyyîn'in mişkâtından (kandilinden) almış olmasın. Zîrâ Hâteme'n-nebiyyîn hakîkati ve rûhâniyyeti yönüyle onların hepsinden önce mevcuttu.

Nitekim o, her şeyden önce mevcûd olduğuna dâir bir delil zikrederek şöyle buyurmuştur:

'Âdem'in unsûrî bedeni henüz kemâle ermemişken ben peygamberdim.'

Zîrâ:

'Allah'ın ilk yarattığı şey benim Nûr'umdur.'

Hükmünce, Nûr-i Muhammedî'nin çok önceden ruhlar âleminde, peygamberlerin ruhlarına öncülük eden bir imam oluşu zâten bilinen bir kaziyyedir. Yâni Hâtemü'l-enbiyâ'nın: 'Ben peygamberdim.' demesi; nübüvvetini kendisi de bildiği hâlde, bi'l-fiil meydana gelmiş nübüvvetin ifâdesidir. Amma Hâtemü'l-enbiyâ'nın dışındaki peygamberler bunun tam zıddıdır, bunların nübüvvetleri şehâdet âlemine gelmezden önce meydana gelmemiştir. Bilâkis bunlar gönderildikleri zaman bi'l-fiil peygamber olurlar ve peygamberliklerini bilirler, gönderilmeden önce peygamberliklerini bilemezler. Zîrâ nübüvvetleri nübüvvetin aslı değildir, sonradan verilenidir; şehâdet hazîresinden yukarıda olan hazîrelere vâkıf olamazlar.

Hâtem-i evliyâ da Hâtem-i enbiyâ gibi olup, Hakîkat-ı Muhammediyye sûretlerinden bir sûrettir ki, velâyet-i hâssa'-i Muhammediyye bununla hatmolunur. Âdem ve diğer velîler su ile toprak arasında iken, bu Hâtem de bi'l-fiil velî idi ve velâyetini bilmekteydi. Amma bunun dışındaki diğer velîler velâyet şartlarını tahsîl etmedikçe, yâni kendileri olmadan bir velî'nin velâyet'le vasıflanamadığı ilâhî ahlâkla ahlâklanmadıkça bi'l-fiil 'velî' olamamıştır. Onların bu ilâhî ahlâk sâyesinde velâyetin şartlarıyla vasıflanmaları da, Allah-u Teâlâ'nın 'Velî' ve 'Hamîd' isimleriyle müsemmâ olmasından kaynaklanmıştır." ("Keşfü'l-Hicâb min Vechi'l-Kitâb", Hacı Mahmud Efendi, nr.: 2291, vr. 41b-42a)

 

Hâtemü'r-Rusül'ün
"Hâtemü'l-Velâyet"e Nispeti:

Nev'î Efendi -kuddise sırruh- Hazretleri Hâtemü'r-rusül'ün Hâtemü'l-evliyâ'ya olan nispetinin, velâyetleri yönünden ona kayıtlanan diğer nebî ve resullerin nispeti gibi olduğuna dikkati çekerek, "Keşfü'l-Hicâb" adlı eserinde devamla şöyle buyurmaktadır:

"Hâtemü'r-rusül'ün velâyete kayıtlanmış olduğu cihetten Hâtemü'l-velâyet'e olan nisbeti, diğer nebî ve resullerin Hâtemü'l-velâyet'e nisbeti gibidir. Yâni diğer nebîler ve resuller gördüğünü nasıl ki Hâtemü'l-velâyet mişkâtından görürse, Hâtemü'r-rusül dahî Hâtemü'l-velâye mişkâtından görür. Zîrâ Hâtemü'r-rusül bâtını itibâriyle Velî, ahkâm ve şeriatı tebliğ etmesi itibâriyle Resul, bir melek vâsıtasıyla gayblardan ve ilâhî ma'rifetlerden bildirmesi ve haberdâr etmesi itibâriyle de Nebî'dir. Velâyet, risâlet ve nübüvvetle ilgili önceki sıfatlarla vasıflanmış olmasından mâ-adâ o, 'Hâtemiyyet' sıfatı ile de muttasıftır, yâni bâtını itibâriyle dahî 'Hâtemü'r-rusül'dür." ("Keşfü'l-Hicâb min Vechi'l-Kitâb", Hacı Mahmud Efendi, nr.: 2291, vr. 43a)

 

Hâtemü'r-Rüsul'den Hâtemü'l-Evliyâ'ya
İntikâl Eden "Seyyid"lik:

Hazret, ruhlar âleminde peygamberler ve velîler cemaatinin öncüsü, âhirette ise şefâat kapısını açma husûsunda insanların efendisi olan Seyyidü'l-mürselîn'den bu hasletin, onun "Has velâyet"ine mazhar olan Hâtemü'l-evliyâ'ya da intikâl ettiğini haber vererek bu husustaki sözlerini sona erdirmiştir:

"Bu Hâtemü'l-evliyâ, Seyyidü'l-mürselîn'in -sallallahu aleyhi ve sellem- hasenâtından bir hasene ve Has Velâyet'inin mazharlarından bir mazhardır. Öyle bir Seyyîd ki, onun başlangıçtaki ahvâli cemaatin öncüsü ve ruhlar âleminin imamı; sonraki ahvâli ise, şefaat kapısını açma husûsunda âdemoğlunun efendisi olmaktır." ("Keşfü'l-Hicâb min Vechi'l-Kitâb", Hacı Mahmud Efendi, nr.: 2291, vr. 43b)

 


| Hakikat'te Bu Ay | Diğer Sayılar | Ana Sayfa |