İslamilminfazileti
Görüntülenen Konuyu

Allah-u Teâlâ’nın Sevgilileri’nin İfşaatlarına İzah ve Açıklamalar (39) Muhyiddîn İbnü’l-Arâbî -kuddise sırruh- (28)

HÂTEM-I VELI

Şeyhü’l-Ekber Muhyiddîn İbnü’l-Arâbî -kuddise sırruh- (28)


Allah-u Teâlâ’nın Sevgilileri’nin İfşaatlarına
İzah ve Açıklamalar (39)

 

Muhyiddîn İbnü’l-Arâbî -kuddise sırruh- (28)

 

Muhyiddîn İbnü'l-Arâbî -kuddise sırruh-
Hazretleri'nin Seyrettiği "Müthiş Meşhed":

Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime'sinde buyurur ki:

"O'nun dilediğinden başka, insanlar O'nun ilminden hiçbir şeyi kavrayamazlar." (Bakara: 255)

Bu ilmi ancak Muhyiddîn İbnü'l-Arâbî -kuddise sırruh- Hazretleri'nin müşâhade ettiği bir tecelliyâtta Hazret-i Ali -kerremallâhu veche- Efendimiz'in açtığını size haber verelim.

Şeyhü'l-Ekber Muhyiddîn İbnü'l-Arâbî -kuddise sırruh- Hazretleri "Fütûhatü'l-Mekkiyye" isimli eserinde, Hâtemü'l-enbiyâ'nın huzurunda bulunurken müşâhade ettiği bâzı hâdiselerden bahsetmekte, bu arada Hâtemü'l-evliyâ olan zât ile karşılaştığı ânı da haber vererek, onun Resulullah Aleyhisselâm'ın yanındaki durumunu sarîh bir biçimde gözler önüne sermektedir.

Hazret "Hakîkat-i Muhammediyye" bahsinde, Hâtemü'l-evliyâ'nın Resulullah Aleyhisselâm'ın emri ve arzusu üzerine, kendisine has ve hususi bir makam tahsis ettiğine dikkati çekerek şöyle buyuruyorlar:

"Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-i bu âlemde maksadı mâsum, müşâhidliği güvenilir; kendisini muzaffer ve mü'eyyed, yâni Allah'ın yardım ettiği ve desteklediği bir Seyyid olarak gördüm. Bütün resuller onun huzûrunda saf bağlamış, en hayırlı ümmet olan ümmeti de ona bağlanmışlardı. Göz kamaştırıcı güzellikteki büyüleyici melekler, onun makâmının arşı etrâfında onu kuşatmışlardı. İşleri yapmaya hazır öteki melekler de onun önünde saf olmuş, onun emrini bekliyordu.

Ebû Bekr Sıddîk, en değerli sağ yanındaydı, Ömerü'l-Fârûk en kutsal sol yanındaydı. 'el-Hatm' onun huzurunda diz çökmüştü ve ona bir kadının sözünü haber veriyordu, Ali -radiyallahu anh- de onun diliyle Hâtem'in söylediklerini tercüme ediyordu. Osmân Zi'n-nûreyn ise hayâ elbisesine bürünmüş bu durumu seyrediyordu.

Sonra o yüce Seyyid, o en tatlı kaynak, o en parlak, en açık görünen Nûr, etrâfına baktı ve hükümde benimle el-Hatm arasındaki ortaklıktan dolayı, Hatm'in arkasında beni gördü. Sonra 'el-Hatm'e dönerek, Efendimiz:

'Bu senin eşin, senin oğlun ve senin yakın dostundur, benim huzûrumda ona kayın ağacından bir minber kur!..' buyurdu.

Daha sonra o müthiş meşhedde, 'el-Hatm' minberi kurdu. Minberin cephesinde parıl parıl parlayan bir nûrla yazılmış şu ifâdeler vardı: 'Bu makam, en temiz Muhammedî bir makamdır. Bu minbere çıkan ona mîrasçı olur ve Hakk Te'âlâ dîni (Şerî'at'ı) korumak için onu elçi yapar ve elçi olarak gönderir.'" ("Fütûhâtü'l-Mekkiyye", s. 21-22)

Hazret-i Ali -kerremallâhu veche- dedem olduğu için, Resulullah Aleyhisselâm'ın huzurunda: "Bu bununla vazîfelidir, bu işleri yapıyor, bu işleri yapacak!" diye yaptığımız ve yapacağımız işleri orada bulunan seçkinlere izâh ediyor, yâni tanıtıyor.

Hazret-i Mehdî'yi herkes tanıyor, Hâtemü'l-velî'yi ise tanıtıyorlar; ki, ondan evvel gelecek bir merdiven var. Bu merdivenler üç idi; birisi budur, ikincisi o, üçüncüsü ise İsâ Aleyhisselâm'dır.

Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz'in: "Benim huzûrumda ona kayın ağacından bir minber kur!" buyurmasının mânâsı; çünkü o onun emir subayıdır. Diğerleri de orada bulunduğu hâlde bütün emirleri ona veriyor, ona yaptırıyor.

Bir orduda birçok subaylar bulunur amma, emirleri ancak emir subayı alır.

 

Şeyhü'l-Ekber -kuddise sırruh-
Hazretleri'nden Gizlenen Makam:

Muhyiddîn İbnü'l-Arâbî -kuddise sırruh- Hazretleri Hâtemü'l-evliyâ'ya verilecek olan makâmın, kendisine ve kendisinden önce gelmiş hiçbir velîye verilmediğini beyân ederek:

"Allah-u Teâlâ bu Hâtem-i velâyet'i ne bize, ne bizden evvelkilere nasip etmeyip, bu makâmı bizden saklamıştır." buyurmuşlardır.

Onu muttalî kılmadığı gibi, diğer velîleri de muttalî kılmadığı açıklanıyor. Saklanmış olan bir ilmi size açıklıyorum, bildiriyorum, duyuruyorum ve gösteriyorum!..

Nitekim Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Ebu Hureyre -radiyallahu anh-den rivâyet edilen bir Hadis-i şerif'lerinde buyururlar ki:

"Öyle ilim vardır ki, gizlenmiş mücevherât gibidir. Onu ancak ârif-i billâh olanlar bilirler. Bu ilimden konuştukları vakit, Allah'tan gâfil olan kimseler anlamazlar!

Binâenaleyh Allah-u Teâlâ'nın kendi fazlından ilim ihsân ettiği âlimleri sakın tahkir edip küçük görmeyin! Çünkü Cenâb-ı Hakk onlara o ilmi verirken tahkir etmemişti." (Erbaîn)

Nitekim Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz'in târif ettiği ilim işte budur. Bu Hadis-i şerif biliniyordu, zuhûrâtı bugün meydana çıktı!

Saklı olan makâmın sırları zuhûr ediyor…

 


| Hakikat'te Bu Ay | Diğer Sayılar | Ana Sayfa |