İslamilminfazileti
Görüntülenen Konuyu

Allah-u Teâlâ'nın Sevgilileri'nin İfşaatlarına İzah ve Açıklamalar (61) Hakîm et-Tirmizî -kuddise sırruh- (1) Hâtemü'l-Evliyâ'ya

HÂTEM-I VELI

Hakîm et-Tirmizî -kuddise sırruh- (1)


Allah-u Teâlâ'nın Sevgilileri'nin İfşaatlarına
İzah ve Açıklamalar (61)

 

Hakîm et-Tirmizî -kuddise sırruh- (1)

 

Hâtemü'l-Evliyâ'ya
Tevdî Edilen "Vazîfe-i İlâhî":

Evliyâullâh Hazerâtı Hâtemü'l-evliyâ'nın vasıf ve alâmetlerini tüm ayrıntılarıyla gözler önüne serdikleri gibi; dîn-i mübîni bozmak ve değiştirmek isteyen müfsidlere karşı yapacağı tecdîd vazîfesi hakkında da son derece mühim işâretler ve ipuçları vermişlerdir. Öyle ki; onun bu vazîfesi hakkında müşâhade edip de haber vermedikleri bir husus hemen hemen yok gibidir.

Âhir zamanda gönderilecek olan Hâtemü'l-evliyâ'nın vazîfesine asırlar öncesinden nazar eden ve an be an yapacağı tüm icraatları haber veren bu zevât-ı kirâm'dan, ilk ifşaatlarda bulunan Hakîm et-Tirmizî -kuddise sırruh- Hazretleri (ö. 932) "Hatmü'l-evliyâ" adlı eserinde Hâtemü'l-evliyâ'nın vazîfesine işâret eden önemli ipuçları verdiği gibi; diğer eserlerinde de yeri geldikçe bu husustan sözetmiştir.

Nitekim o, "Hatmü'l-evliyâ" kitabında bu zâtın ve etrâfındaki topluluğun âhir zamanda müşâhade edilecek olan fiillerini şöyle özetlemiştir:

"Onlar (Hâtemü'l-evliyâ), kendilerine duyulan ihtiyâcın iyice harâretlendiği bir devirde bulunurlar. Nitekim Allah, kitap ile gönderilen peygamberleri de Hakk'ı gerçekleştirmek ve bâtılı yok etmek için, mânevî yönden boşluk ve körlük içindeki kimselere ve bâtıl bir devlete gönderirdi. Şu hâlde âhir zamanda da halka hüccet kılmak için evvelkilere denk bir kimseyi bulundurması hakkında, gönüllerdeki bu kibir neyin nesidir?

Ali bin Ebî Tâlib -radiyallâhu anh- Kümeylü'n-Nehâî Hadîs'inde:

'Allah'ım! Yeryüzünü İlâhî hüccetini ayakta tutacak olan kimseden hâlî bırakma! Onların sayıları çok az, Allah katındaki değerleri ise çok yüksektir. Kalpleri en yüce yere bağlıdır. İşte onlar, kulları ve beldeleri içinde Allah'ın halîfeleridir.

Ah, onların yüzlerini görmeyi ne kadar çok isterdim!' buyurmamış mıdır? (Ebû Nuaym, "Hilyetü'l-Evliyâ", c. 1, s. 79-80)

Sonra da ağlamış ve ona karşı iştiyak duyduğunu söylemiştir." ("Hatmü'l-evliyâ")

Hakîm et-Tirmizî -kuddise sırruh- Hazretleri'nin diğer bir beyanlarındaki ifâdesine göre; Hazret-i Ali -kerremallâhu vechehû- Efendimiz'in kendisini özleyip gözyaşı döktüğü, âhir zamanda İlâhî hücceti, Âyet ve delilleri ayakta tutacağını haber verdiği bu kimse "Hâtemü'l-evliyâ"dan başkası değildir:

"Allah "Hâtemü'l-evliyâ'yı getirmedikçe dünya yıkılmaz. O İlâhî hücceti (Âyet ve delilleri) ayakta tutar." ("Hatmü'l-evliyâ")

Hazret "Şifâu'l-Alîl" kitabında, onun "İlâhî hücceti ayakta tutma" vazîfesinin keyfiyetini şöyle açıklıyor:

"O, O'nun adâletini düzeltip dengeler; O'nun üstünlüğünü, lütfunu ve keremini açığa çıkarır ve bu halka yeryüzünde O'nun tecdîdini neşreder." ("Kitâbu Şifâu'l-Alîl", Veliyüddin, nr.: 770, vr. 2a)

Onun vazîfesi işte budur; âhir zamanda O'nun adâletini düzeltip dengelemek ve dinini tazeleyip halka alenen neşretmektir.

Zira Cenâb-ı Hakk Feyyâz-ı Mutlak Hazretleri bu fakîr-i pür-taksiri kalem ile cihâd etmek üzere göndermiş. Kalem ile, kelâm ile gönderdiği gibi, o doğrudan doğruya Resulullah Aleyhisselâm'ın vekâletini alarak, o vazîfe ile gönderilecek.

Bir taraftan dîn-i İslâm'ı telkin edecek, tebliğ edecek; diğer taraftan da küffâr topluluklarıyla ve münâfıklarla harp yapacak. Bunun içindir ki bu ilim kıyâmete kadar devam edecek. Nasîbi olan anlayacak, nasîbi kadar anlayacak.

Geçmiş bütün Evliyâullâh hep bu ilme nazar etmişler, bu ilmi târif etmeye ve tanıtmaya çalışmışlar.

Hüsâmeddîn el-Bitlisî -kuddise sırruh- Hazretleri, "Şerhu Hutbetü'l-Beyân" isimli mecmuânın "Sûfiyye ıstılahları" ile ilgili risâlesinde şöyle buyuruyorlar:

"Dünya ve âhiret düzgünlüğüne ancak onunla erişilir. O kemâlin nihâyetindedir, O'nun ulûhiyetini izhâr eder; ölüme de ancak bu düzgünlükle tahammül edilebilir. Şer'î mesûliyetler ona yükseltilir, o şaşırmış gibi olan halka nazar eder." ("Mecmû'a-i Şerhu Hutbeti'l-Beyân li'l-Hüsâm el-Bitlisî", Konya Bölge Yazma Eserler Ktp. Akseki, nr.: 164, vr. 268)

Hakîm et-Tirmizî -kuddise sırruh- Hazretleri'ne göre; ümmetin ilk gelenleri arasında Sıddîk-ı Ekber -radiyallâhu anh- ve Hazret-i Ömer -radiyallâhu anh-in fâzilet ve üstünlüğü ne ise, âhir zamanda gönderilecek olan Hâtemü'l-evliyâ'nınki de öyledir:

"Âhir zamandaki bu fitnelerde de bir kimsenin İlâhî adâleti ayağa kaldırıp zulmü yok ettiği vakit, ikisinin üstünlüğüne kavuşabileceğini görmez misin?" ("Hatmü'l-evliyâ")

Bu onun, münâfıkların İslâm dinini bozmaya ve yıkmaya çalıştıkları bir anda, fesâdı ıslâha tebdil ederek tüm İlâhî hükümleri yenilemesinden ileri gelmektedir. Onlar, o zaman henüz yeni inzal buyurulan İslâm'ın en büyük iki yardımcısı idiler; Hâtemü'l-evliyâ ise bâtınındaki has velâyetle dîn-i mübînden tahrifâtı giderip aslını ve esâsını yeniden izhar etmekle, bu noktada onlarla birleşmiş ve bütünleşmiştir.

Hakîm et-Tirmizî -kuddise sırruh- Hazretleri "Şifâu'l-Alîl" kitabında Hâtemü'l-velî'nin vazîfesinden bahsederken şöyle buyururlar:

"O'na sevap ve ikab yolu üzere dâvet eden kimsenin durumu; onları O'nun emrine ve nehyine dâvet etmek, onlara O'nun sevâbından ve ikâbından bahsetmek, böylece de nefislerini bununla tedâvi etmektir." ("Kitâbu Şifâ'u'l-Alîl", Veliyyüddin, nr.: 770, vr. 8b)

Fitne ve fesâdın iyice arttığı âhir zamanda bu vazîfeyi icrâ ederken, Allah ehli oldukları ve sırtlarını yalnız Hazret-i Allah'a dayadıkları için, zamanın kötülüğü ne ona, ne etrâfındaki müminlere hiçbir zarar veremeyecektir:

"Onların sığındıkları ve dayandıkları Allah'tır. Onlar O'nun tedbir ve meşîetini murâkabaya da ehildirler.

Şu hâle göre onlar, herhangi bir zamana ve ehline nasıl aldanabilirler?

Bu fitne ve kötülük zamanı onlara ne gibi bir zarar verebilir? Hiç şüphe yok ki arzı ayakta tutanlar onlardır. Arzın ayakta durması ve O'nun ehline gereken yardım, âhir zamanda iyice harâretlenmiş olacaktır!" ("Hatmü'l-evliyâ")

Dünya kurulduğundan beri böyle bir fesad devri gelmedi, şimdiye kadar böyle bir bunalım geçirilmedi. Allah-u Teâlâ böyle bir zamanda ıslâh vazîfesi görecek kimseyi de ona göre seçmiş, beşeriyetin arasına büyük bir kemâlâtla göndermiştir.

Hakîm et-Tirmizî -kuddise sırruh- Hazretleri Hâtemü'l-velî hakkında kaleme aldığı kitabının bir noktasında şöyle buyuruyorlar:

"O'nun kelâmı ile terbiye ederek, halkı O'nun yoluna çeviren halk içindeki adâlet kırbacıdır. Tevhid ehli'nin kalplerini O'nun sözüne bağlar, Hakk ile bâtılın arasını ayırır." ("Hatmü'l-Evliyâ'", 11. Bölüm)

Muhammed Aleyhisselâm'ın yolundan başka tüm yollar kapalıdır. Hidâyet rehberi odur. Hazret-i Allah'a varan hedefe onun yolundan gidilir. O hakikatin köprüsüdür, kıyamete kadar gelecek insanlann tamamı onun irşad sahası içindedir.

Kur'an-ı kerim her asra hitap ettiğine göre:

"Biliniz ki Resulullah aranızdadır!" (Hucurât: 7)

"Size Allah'ın âyetleri okunurken ve aranızda da O'nun Resul'ü bulunurken nasıl küfre dönersiniz?" (Âl-i imrân: 101)

Âyet-i kerime'lerinden anlaşılacağı üzere, o Nûr kıyamete kadar bâkî kalacaktır.

O'nun vârisleri ise Resulullah Aleyhisselâm'ın "Nûr"unu taşıyan vekilleridir.

Bir Hadis-i şerif'te şöyle buyurulmaktadır:

"Allah-u Teâlâ bu ümmete her yüzyıl başında dinini yenileyecek bir müceddid gönderir." (Ebû Dâvud)

Ey müslümanlar!

Sizi İslâm'a dâvet ediyorum ve sizi Hazret-i Allah'ın azâbıyla korkutuyorum. Sizden evvel isyan eden nice nesilleri helâk ettiğini bir bir hatırlatıyorum.

İsyan ve tuğyanları, azgınlık ve şımarıklıkları karşısında Allah-u Teâlâ'nın önceleri onlara nasıl mühlet verdiğini, son noktaya geldiklerinde ise onları nasıl kahrettiğini, başlarına gelen felâketleri görün ve ince ince tefekkür edin…

Bu öyle bir dâvet ki; Hazret-i Allah'a ve Resulullah Aleyhisselâm'a olan bir dâvettir. Din İslâm'dır, hudûdullah Allah'ın hudûdudur. Bu hudûdu aşmayın, ahkâm-ı İlâhî dışına çıkmayın, Resulullah Aleyhisselâm'ın Sünnet-i seniyye'sinden ayrılmayın!..

 


| Hakikat'te Bu Ay | Diğer Sayılar | Ana Sayfa |