İslamilminfazileti
Görüntülenen Konuyu

EVLİYÂ-İ KİRAM -Kaddesallahu Esrârehüm- HAZERÂTI'NIN "HÂTEMÜ'L-EVLİYÂ" HAKKINDAKİ BEYAN ve İFŞAATLARI (155) Şeyhü'l-Ekber Muhyiddîn İbnü'l-Arâbî

HÂTEM-I VELI

Şeyhü'l-Ekber Muhyiddîn İbnü'l-Arâbî -kuddise sırruh- (3)


EVLİYÂ-İ KİRAM
-Kaddesallahu Esrârehüm- HAZERÂTI'NIN
"HÂTEMÜ'L-EVLİYÂ" HAKKINDAKİ
BEYAN ve İFŞAATLARI (155)

Şeyhü'l-Ekber Muhyiddîn İbnü'l-Arâbî
-kuddise sırruh- (3)

 

"ANKÂ-İ MUĞRİB FÎ MA'RİFETİ HATMÜ'L-EVLİYÂ ve ŞEMSÜ'L-MAĞRİB" KİTABI

[7a, st. 16-5, st. 5]

Sonrasına gelince; öncelike Allah'a hamdolsun!
Hamd'i hatmedip tamamlayana salât olsun!

Haberin özünü tedbir eyle ey kişi!
İsâbetle uyandırır onun sözü her işi

Mânâlardan sana sunduğum şeyi tahkîk et
Muhteşem azâbın ise sen lafzını terket

Ne zaman ki kendime mâledecek nesnem olmadı
Uzağa fırlattım onu ben ve yakınlığım arttı

 

BU KİTABIN MAKSADININ BEYÂNIDIR

Biz rûhâniyyet ve Rabbânî yaratış ile ilgili olarak, "et-Tedbîrâtü'l-İlâhiyye fî Aslahu [7b] 'l-Memleketi'l-İnsâniyye" adıyla bir kitap telif etmiş; onda insanın "Büyük âlem"den koparılmış olan "Küçük âlem" olduğundan sözetmiştik. Zira büyük olan kâinâtta zuhur eden her şey, bu insanda en küçük şekliyle taayyün etmiştir.

Bu yapraklarda ise mutlak anlamda âlemle insanın izahlarından değil, onu ön plânda tutmaksızın; hilâfet ve tedbir cihetinden, onunla ilgili olarak yazılanların delillerinden, yardımcıdan, adâletle yapılan kısaslardan, emînlerden, sıdklarıyla âmil olanlardan, sefîrlerden, akıl ile hevâ arasında yaptıkları savaşın nedeninden ve düşmanlara mukâbele hususundaki tertiplerinden söz edilecektir.

Birleşme, destekleyen bir yardımcının ona yardımı, onun idâre edici bir emîr olması ya da hükümdarlığının ortaya çıkması ne zaman olur? Dolayısıyla ben kimilerinin hayat, kimilerinin de helâk âmilini [6] ve her kurtuluşun kalpte bulunan hastalıklardan emin olmakla gerçekleşeceğini ikâme edip, onun dağılımı hakkında izâh edilmesi gerekeni ortaya koyarak; bu insânî numuneye ve rûhânî kökene göre, Peygamber'in su ve toprak Beyt'ine mensup olan İmam Mehdî'nin makamının nerede bulunduğunu; aynı şekilde, ona göre Hatmü'l-evliyâ'ya ve asfiyâya aksedişinin de nerede olduğunu takdim edeceğim.

Sonradan ortaya çıkmış ikili varlıklara dair nüktelerden her birinin te'kid ettiği insan hakkındaki bu iki makamı tanıtma ihtiyâcı hasıl olunca; düşman olan şeytanın karıştırmasından korkup çekindiğim için, Sultân'ın huzurundaki koruyucu bir zırhı ona geçirmek isteyip dedim ki: "Ben onu muhâfaza etmek durumunda değilim; onu ancak karanlık ve kerih Beyt'teki veçhesinden kurtarıp, bu iki cismi koruyucu ilim ve hikmet dallarıyla saklayacağım!.." Sonra önümdeki sırlara göre, Hakk'ın ortaya konulabileceğini gördüm ve onu ibraz etmeye yöneldim; bu iki makâmı tanıtmak için de bu kitabı meydana getirdim. Onu öğrenmeyi ve düşünmeyi büyük bir biçimde duyacak kimseye, işi beyan edebilmek için âlemleri zikredip; bu temsil üzere söz söylemeyi arzu ettim. [8a] Sonra da onu inkâr eden ve onda cehâlete düşen insanın içine konulup ona tesir edecek olan onun ed/zâhiyyetidir. Kâinatta zuhur edecek şeyleri târif eden bu fen hakkında tasnif edilenlerin (yazılanların) hiçbirinde garaz yoktur. Garaz, bu insânî "ayn"da ve âdemî şahısta mevcut bulunabilecek bir şeydir.

Dikkatle incele de bak, ey akıl sâhibi!

Uyan ey gâfil!..

'Âdil yahut cefâkâr, yahut âlim veya zâlim bir biçimde hükmetmiş olanın, âhiret yurdunda bana herhangi bir faydası var mıdır?

Allah'a yemin ederim ki, bu hüküm sâhibi benden yana ve bana doğru nazar etmedikçe, benim üzerimde aklını ön plânda tutmadıkça, zâhirî ve bâtınî mânâda Şer'î âdâbı ben kendisinden talep edemediğim ve onun başı da, sonu da ıslâh üzere olduğu halde ben kendisine biat edemediğim sürece yoktur, ey kardeşim!..

Benim işte bu nazariyem sende yerine gelmediği zaman helâk olursun! İnsanlarla iştigâlden yüz çevirdiğin zaman ise, bendekiyle kurtuluşu temin etmiş ve ânında elde etmiş olursun!..

Nitekim Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bütün ümmetine hitap ederek:

"Hepiniz çobansınız ve hepiniz kendi sürünüzden mesulsünüz!" buyurmuştur. (Müslim: 1829)

Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- her insanın kendisi hakkındaki imamlığını tespit etmek suretiyle, onu gayp ve his âleminde Hakk'ı talep eder kılmıştır. İş bu hadd üzere meydana gelince de bize ahde bağlılık göstermekten başka bir yol kalmamıştır.

Kurtuluş yolunda bizi ileriye götüren ve elde edilen derecelerle yetindiren nedir? [7] "Ben akıllıyım!" diyen kimsenin bu fiili ve bu akıl sahibinin gidişatı nedir? Kâinatla ilgili hadiselerden herhangi bir hadiseyi, bu kitabımda veya başka bir yerde ne zaman zikredecektim? İşte benim maksadım; işitebilene işittirecek şekilde onu ispat etmek ve insandaki benzerliğine tekâbül ettirerek, bizi kurtuluşa eriştiren yol hakkında bize erişen görüşü tasdik ettirmek; ister cismânî, isterse rûhânî olsun, kendisine adanan herhangi bir makam cihetiyle de, bu insânî neş'et içinde onu külliyetiyle yürütmektir.

Ancak, ey müşfik kardeşim!..

Benim kurtuluşa eriştiğim yol hakkında mülâhaza ettiklerinden başka, kitabımda benden çıkan her sözdeki amacı da bir düşün! [8b] Yoksa benim nefsim kurtuluşla zaten saâdete ermişken, kurtulan veya helâk olan başka bir kimseye neden aldırış ederdim ki?

Sendeki en küçük mülke bir bak; sana her şahıstaki mülkün cüzlerini bulduracaktır. Her an Şeriat'ın adâletiyle ölçüp, yürüdüğün her şeyin ardından onunla yürü! Kendi mülkünde ifsadla uğraşmak isteyenlerden olma, aksine onda hükümdâr ol!..

Bu kitaba yönelip bir düşün!

Zira ben onda "Âlemü'l-ekber"in iki işinden sözedip, onu adeta soyup çıkartır gibi meydana koyacağım ve işitebilene, bilinen ve düşünülebilen bir şey hakkındaki bilinmeyen bir şeyi beyan ederek; kendinden sözettiren sebep noktası gibi, onu insanın karşılayabileceği bir şey kılacağım. Benim ona dâir söyleyeceklerimin dışında, ondan başka onu kavramaya eriştirecek olan ise, bir anlık hayatın "Saat"; yani "Kıyâmet"idir. Şu kadar var ki ben, onun mânâsı etrâfında bir taslak da çıkarmayacağım. Zira, yaklaştığının belirtileri ve netleştirici alâmetleri seni zaten ona sevkedecektir.

Allah-u Teâlâ'nın izniyle ben bu kitapta, karşılaştırma ve bitiştirmelerle bildirilebilen misâllerin en büyüğünden; kurtuluşu isteyene bir ip, gaye sahibine bir armağan, anlayabilene bir ibret ve sevene de bir lütuf olarak, müminlere ve âriflere gerçeği nasb edecek birtakım misâller getirmek istiyorum.

 


| Hakikat'te Bu Ay | Diğer Sayılar | Ana Sayfa |