İslamilminfazileti
Görüntülenen Konuyu

Allah-u Teâlâ'nın Sevgilileri'nin İfşaatlarına İzah ve Açıklamalar (63) Hakîm et-Tirmizî -kuddise sırruh- (3) Hâtemü'l-Evliyâ'ya

HÂTEM-I VELI

Hakîm et-Tirmizî -kuddise sırruh- (3)


Allah-u Teâlâ'nın Sevgilileri'nin İfşaatlarına
İzah ve Açıklamalar (63)

 

Hakîm et-Tirmizî -kuddise sırruh- (3)

 

Hâtemü'l-Evliyâ'ya
İhsan Buyurulan "Rütbe-i İlâhî":

Allah-u Teâlâ peygamber ve velî kullarından her birine bir derece ve rütbe vermiş; ancak "Hatemiyyet" lütfunu yalnız Hâtemü'l-enbiyâ olan Muhammed Aleyhisselâm'a ve Hâtemu'l-evliyâ olan zâta bahşetmiştir.

Allah-u Teâlâ bir Âyet-i kerime'sinde şöyle buyuruyor:

"Biz kimi dilersek onu derece derece yükseltiriz." (En'am: 83)

Kullarından herhangi bir kulu insanlar arasından seçmeye ve dilediği rütbeye yükseltmeye Kâdir olan Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime'sinde bu hususu şöyle haber veriyor:

"Kime dilersen ona izzet verirsin, yükseltirsin!" (Âl-i imrân: 26)

Nitekim Allah-u Teâlâ, Son Peygamber'in ümmetinden olan bu büyük zâtı Yahya Aleyhisselâm'a bizzat müjdeleyerek nebîlerin ve resullerin dahi gıpta edeceği bir kemâlâtta göndereceğini vahyetmiş ve beyanlarının bir noktasında şöyle buyurmuştur:

"İzzet ve Celle yemin ederim; ben onu öyle bir gönderişle göndereceğim ki, Nebî'ler ve Resul'ler dahî ona gıpta edecekIer!" ("el-Muhabbe li'1-Muhâsibî"; s. 22-23)

Cenâb-ı Hakk Hadis-i kudsî'sinde hem yemin ediyor, hem de "Göndereceğim!" buyuruyor. Binaenaleyh çok kıymet vermiş, bizâtihî Allah'a ait. Onu Allah-u Teâlâ gönderdi, azmi veren de O, destekleyen de O, irşâdını yayan O, bunu bütün dünyaya sirâyet ettiren O...

Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz, Hazret-i Ömer -radiyallahu anh-den rivâyet edilen bir Hadis-i şerif'lerinde şöyle buyurmuşlardır:

"Allah'ın öyle kulları vardır ki, ne peygamber ne de şehid olmadıkları halde, peygamberler ve şehidler o kimselerin Allah katındaki derecelerine gıpta edecekler. Andolsun ki, kıyâmet gününde bunların yüzleri nûr saçacak, bütün vücudları da nûr içinde olacak. Herkes korktuğu zaman onlar korku yüzü görmeyecek, herkes kederlendiği vakit onların gönlüne hüzün girmeyecek." (Ebû Dâvud)

Hakîm et-Tirmizî -kuddise sırruh- Hazretleri işaret buyurulan zâtın Hâtemü'l-evliyâ'dan başkası olmadığını ifşâ ederek, "Hatmü'l-Evliyâ" kitabında ona tahsis edilen "Rütbe"den şu şekilde bahsetmiştir:

"Onunla konuşan dedi ki: Velâyet'in imamlığını, reîsliğini ve "Hâtemü'l-velâye"yi elinde bulunduran bu velînin sıfatı nedir?

Buyurdu ki: İşte o, peygamberlere çok yakındır, neredeyse onlara kavuşacak!" ("Hatmü'l-Evliyâ", 8. Bölüm)

Hakîm et-Tirmizî -kuddise sırruh- Hazretleri öyle ince noktalara parmak basmış, öyle gizli sırları ifşâ etmiş ki, "Kitabu İlmü'l-Evliyâ" isimli eserinde bu muhaddesleri şöyle târif etmiştir:

"Allah'ın Hikmetü'l-ulyâ'sına kadar ulaşabilenler, O'nun vahdâniyyet'inin içinde yürüyenler, ya da has meclislerde Vech-i Kerîm'e vâsıl olanlar... İşte bunlar peygamberlerle neredeyse aynı seviyede bulunan Hassü'l-has muhaddeslerdir!"

"Bu muhaddesler öyle kimselerdir ki, peygamberlerin menzillerine kadar yaklaşabildikleri için, neredeyse peygamberlere karışırlar. Onların nûru peygamberlerin yakınlık nûrundan daha da büyüyebilir. Buna nüfûz ettikleri taktirde, ilâhî tedbirin esâsına ve ilmin köklerine kadar vâsıl olurlar.

Muhaddesler derecelerine göre Nübüvvet'ten de pay alırlar. Nitekim onların kimine Nübüvvet'in yarısı verilir.

Onlardan bir kimseye bundan daha da fazlası verilir ki, ona bu güçle peygamberlerin seçkinlik ve temizliği de verilir. İlâhî Nûr, ona işte bu güçle verilir. Bu güçle ona yakınlık da verilir. Bu güçle ona Hakk ile konuşabilme de verilmiştir. Onun mevcûdiyeti de işte bu güce göredir." ("Kitâbu 'İlmü'l-Evliyâ", Bursa İnebey Eski Basma ve Yazma Eserler Ktp. Haraççıoğlu, nr.: 806, vr. 29a-29b)

Ona her şeyi vermiş: Hikmet'ini vermiş, ilmini, kendini, işini, tedbîrini, sanatını bildirmiş, Vahdâniyyet'inin içinde yürütmüş, Vech-i Kerîm'e vâsıl etmiş, Nûr'unu büyütmüştür. Bu aklın alacağı anlayabileceği bir durum değildir!

Hakîm et-Tirmizî -kuddise sırruh- Hazretleri "İlmü'l-Evliyâ" isimli eserinde yer alan başka bir ifşaatında bu velâyet derecesine mazhar olanlara bahşedilen rütbeyi şöyle tavsif etmiştir:

"Onlar has velîler ve Allah'ın yeryüzündeki erleri olan öyle kimselerdir ki, peygamberler ve şehidler kıyâmet gününde onların yerlerine ve Allah-u Teâlâ'ya olan yakınlıklarına gıpta edeceklerdir. Allah bilendir!" ("Kitâbu 'İlmü'l-Evliyâ", Haraççıoğlu, nr.: 806, vr. 45b-46a)

Yine bunun delîli; Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz, Ebu Hureyre -radiyallahu anh- Hazretleri'ne duyurduğu: "Âhir zamanda gelecek o topluluğa katıl!" Hadis-i şerif'inin bir noktasında şöyle buyururlar:

"Ey Ebû Hüreyre! Bu topluluk, zor ve güç bir yola girerek peygamberlerin derecesine kavuşurlar." ("el-Vesâyâ li-İbnü'l-Arâbî", Süleymâniye Ktp. Hâlet Efendi, nr.: 198/2, vr. 486a)

Bu lütuf O'nundur, O'ndandır, mahlûkun hiç hükmü yoktur. O dilemiş, sevmiş, seçmiş, tecellî etmiş, ileriye sürmüş o kadar…

 


| Hakikat'te Bu Ay | Diğer Sayılar | Ana Sayfa |