İslamilminfazileti
Görüntülenen Konuyu

Allah-u Teâlâ'nın Sevgilileri'nin İfşaatlarına İzah ve Açıklamalar (77) Hakîm et-Tirmizî -kuddise sırruh-

HÂTEM-I VELI

Hakîm et-Tirmizî -kuddise sırruh- (17)


Allah-u Teâlâ'nın Sevgilileri'nin İfşaatlarına
İzah ve Açıklamalar (77)

 

Hakîm et-Tirmizî -kuddise sırruh- (17)

 

Hakîm et-Tirmizî -kuddise sırruh- Hazretleri'nin
Hâtemü'l-Evliyâ'nın Vazifesi İle İlgili Mühim Bir İfşaatlarının İzâhı (2):

Hakîm et-Tirmizî -kuddise sırruh- Hazretleri'nin "İlmü'l-Evliyâ" kitabında yer alan, Hâtemü'l-evliyâ'nın vazifesi hakkındaki ifşaatlarının izâhını arz etmeye devâm ediyoruz:

Hâtemü'l-evliyâ'nın manevi hakikatine dikkatle nazar eden Sa'deddîn el-Hamevî -kuddise sırruh- Hazretleri; bu makâmın, Beytullâh'ın mânevî aslının içine sığdırıldığı bir sûretten ibaret olduğunu keşfetmiş ve Peygamber'imizin de hakikati olan bu has mertebeyi şöyle tarif etmiştir:

"Bil ki, Peygamber'imizin -sallallahu aleyhi ve sellem- hareketleri, dünya halkına velîlerin sûreti üzerinden ulaşır. Bunların hepsi, velâyet evlerinin hücrelerinden dokuz harekettir; sonra 'Hâtemü'l-evliyâ' sûretinin içine sığdırılan 'Beytullâh'ın (Allah'ın evinin) hakîkatinden meydana gelen Peygamber'imizin ki -sallallahu aleyhi ve sellem- ortaya çıkar." ("Risâle fî Zuhûr-ı Hâtemü'l-Velâye", Süleymâniye Kütüphânesi, Ayasofya, nr.: 2058, vr. 207a-207b)

"Onlar Azîz ve Celîl olan Allah'ın Kitap'ta zikrettiği hidâyet imamlarıdır.

Buyurur ki:

'Yarattıklarımızdan öyle bir topluluk da vardır ki, onlar Hakk'a iletirler ve Hakk ile hüküm verirler.' (A'râf: 181)"

Vazifeleri budur, bu vazifeyle gelmişlerdir. Hazret-i Allah'ın göndermesinin sebebi de budur.

Vazife-i İlâhî olduğu içindir ki;

"Onlar, kendilerine itaat etmeleri halka vâcip kılınan emir sahipleridir."

İşte bu vâcip kılınmanın sebebi; bizzat kendisi göndermiş, bu vazîfeye O tâyin etmiş, ona bu lütfu O vermiş. O gönderdiği, O'nun vazifesi ile vazifeli olduğu için ve bizzat O'nun halîfesi olması hasebiyle; tâbî olmak, teslim olmak, tasdik etmek vâcip kılınmıştır.

Şeyhü'l-Ekber Muhyiddîn İbnü'l-Arâbî -kuddise sırruh- Hazretleri bu hususta Âyet-i kerîme'lerin hakîkatine nazar ederek, Âl-i İmrân sûre-i şerîf'inde: "Onu tasdik etmenin halka vâcip olduğu"ndan mevzu edildiğini haber veriyor.

"Allah-u Teâlâ şöyle buyurmuştur:

'Allah'a itaat edin, Resul'üne itaat edin. Sizden olan emir sahiplerine de!' (Nisâ: 59)"

Allah'a ve Resul'üne itaatten sonra, "Emir sâhipleri"nden mânâ onun Vekîl'idir.

Vekîl'i kimse, "Ulü'l-emr" odur; yânî Hâtemü'l-velî'dir.

Hüseyin bin Abdullah el-Abbâsî -kuddise sırruh- Hazretleri'nin;

"O ise Veliyyü'l-Hamîd olan Allah'ın Vekîl'idir." dediği yer de burasıdır, çok sırlar açılıyor.

"Allah Azze ve Celle'nin kendisine itaati, üstünlüğü nedeniyle Resul'üne itaatin içinde kılması da bundandır.

Allah Tebâreke ve Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

'Peygamber'e itaat eden, muhakkak ki Allah'a itaat etmiş olur.' (Nîsâ: 80)

İşte bu, bu ümmete, onun diğerlerinden mükerrem kılındığını bildirmek içindir. Onun derecesi diğer Resul'lerin derecesinden daha yüksektir. Zira bu, O'nun bütün herkese 'Hatmü'n-nübüvve' ile gönderdiği kuludur. Ona hem nübüvvet vermiş, hem de onu kendisiyle hatmetmiştir. Nefsi, hevâsı ve hevâsının kendisine yol bulabilecek bir gölgesi yoktur.

İşte Allah onu da ona yükseltmiş; kendisine bir keramet vererek, O'nun ümmetinin içindeki halifelerden kılmıştır. Dolayısıyla onları da hevânın gölgesinden ve nefislerinin kendisini hatıra getirmesiyle ilgili alâkalardan tefrik etmiştir."

Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-ine ne verdiyse ona da vermiştir.

Ona verilen nübüvvettir, buna da onun velâyetini vermiştir.

Ona verilen mûcizedir, ona verilen kerâmettir.

Onun nefsini müslüman yaptığı gibi, onun nefsini de müslüman yapmıştır, hiç fark yok.

Hakîm et-Tirmizî -kuddise sırruh- Hazretleri devamla:

"O, onu diğer Resul'lerden üstün yaparak, kendisine itaati Resul'e itaatin içinde kıldı. Diğer veliler üzerindeki üstünlükleri nedeniyle, bu halifelere itaati ümmete vâcip kılması da tıpkı bunun gibidir." buyuruyor.

O da O, O da O... Başka bir izâhı yoktur; kim Resûl'e itaat ederse Allah'a itat etmiş olur:

"Peygamber'e itaat eden, muhakkak ki Allah'a itaat etmiş olur." (Nîsâ: 80)

Hazret-i Allah'a, Resulullah'a, Ulü'l-emr'e itaat edin buyruğunun hikmeti de budur.

Hazret ifşaatının sonunda ise şöyle buyuruyor:

"Onlar has velîler ve Allah'ın yeryüzündeki erleri olan öyle kimselerdir ki, peygamberler ve şehidler kıyamet gününde onların yerlerine ve Allah-u Teâlâ'ya olan yakınlıklarına gıpta edeceklerdir. Allah bilendir." ("Kitâbu 'İlmü'l-Evliyâ'"; Bursa İnebey Yazmalar Ktp. Haraççıoğlu, nr.: 806, vr. 45b-46a)

Allah-u Teâlâ Yahya Aleyhisselâm'a bu büyük zâtı müjdelemiş ve Hadis-i kudsî'de şöyle buyurmuştur:

"İzzet ve Celâl'ime yemin ederim; ben onu öyle bir gönderişle göndereceğim ki, Nebî'ler ve Resul'ler dahi ona gıpta edecekler!" (el-Muhabbe li'l-Muhâsibî", s. 22-23)

Az evvel Hakîm et-Tirmizî -kuddise sırruh- Hazretleri'nin ifşatında yer verdiği Hazret-i Ali -radiyallahu anh- Efendimiz'in beyanındaki derûnî hikmeti, Ebu Tâlib el-Mekkî -kuddise sırruh- Hazretleri "Kûtu'l-Kulûb" isimli eserinin muhtelif yerlerinde yer vermiş ve îzâh etmiştir.

 


| Hakikat'te Bu Ay | Diğer Sayılar | Ana Sayfa |