İslamilminfazileti
Görüntülenen Konuyu

EVLİYÂ-İ KİRAM -Kaddesallahu Esrârehüm- HAZERÂTI'NIN "HÂTEMÜ'L-EVLİYÂ" HAKKINDAKİ BEYAN ve İFŞAATLARI (144) Mahmûd bin Ali ed-Dâmûnî -kuddise

HÂTEM-I VELI

Mahmûd bin Ali ed-Dâmûnî -kuddise sırruh- (5)


EVLİYÂ-İ KİRAM
-Kaddesallahu Esrârehüm- HAZERÂTI'NIN
"HÂTEMÜ'L-EVLİYÂ" HAKKINDAKİ
BEYAN ve İFŞAATLARI (144)

Mahmûd bin Ali ed-Dâmûnî -kuddise sırruh- (5)

 

Muhammed Mahmûd bin Alî ed-Dâmûnî -kuddise sırruh- Hazretleri'nin "Kitâbu Cevâhirü'l-Kıdem alâ Fusûsu'l-Hikem" adlı şerhinde yer alan "Hâtemü'l-velâyet"le ilgili ifşaatlarına kaldığımız yerden devam ediyoruz.

 

"Hâtemü'l-Evliyâ"nın
Diğer Peygamber ve Velîlere Nisbeti:

Şeyh Mahmûd bin Ali ed-Dâmûnî -kuddise sırruh- Hazretleri "Cevâhirü'l-Kıdem alâ Fusûsu'l-Hikem" adlı "Fusûs" şerhinde; Hâtemü'l-evliyâ'nın keşif yoluyla kendisini duvarı tamamlayan iki tuğla sûretinde görmesinin, Hâtemü'r-rusül'ün has yolu üzerinde bulunmasından kaynaklandığını beyan ederek, onun kendi vücudunu bu duvarın en yüksek noktasına yerleşmiş halde temâşâ edeceğini haber vermiş ve bunun sebebini şu sözleriyle ifşâ etmiştir:

"Hâtemü'l-evliyâ umumi anlamda değil, has mânâ itibâriyle Peygamber'imiz Aleyhisselâm'ın yolu üzerinde bulunur; meşhur keşfin yerine gelmesinde Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-e temsil olunan şeyi zikredilen bu Hâtem de görür. Ancak o, Nûr âleminin kalp gözüyle, zikrolunan duvarda, duvarın en yüksek yerinde iki tuğla yeri görür. Peygamber'imiz -sallallahu aleyhi ve sellem-in hilâfına mefhum, ikisinden birinin diğerinden üstün oluşuna göre malûm olan yer hakkında tavsifte bulunursak; o her imamın da imamı olduğu için, tek bir tuğla yerini görür, zîrâ varlık hakkındaki tahakkukun altınından kopup gelmiş, her altından duvarın ancak kendisiyle bina edilebildiği bir tuğladır. O, müşâhedelerin gerçekleştiği vakitlerde, bâtınların ve gümüşten kopup gelen gümüşün sırrına işâret eder; o ise, aslî yoklukta onu tahakkuk etirmek için paylaştırıp ve dağıtıp, tüm kayıtlananların Mutlak Varlık'la zuhurlarının sırrına işâret eder. Dolayısıyla bahsedilen Hâtemü'l-evliyâ, kendisini onların ikisinden en yücesi hakkında haber verilen duvarın noksan iki tuğlasından ikisi olarak görür ve ikisini de tekmil eder, binayı tamamlar ve etrâfını müsâvî kılar, tüm işler hususunda başka hiçbir şeye ihtiyaç bırakmaz. İşte Hâtem'in diğerlerine nisbeti böyledir." ("Kitâbu Cevâhirü'l-Kıdem alâ Fusûsu'l-Hikem", Süleymâniye Ktp. Reşîd Efendi, nr.: 407, vr. 68b)

 

Hâtemü'l-Evliyâ'ya Gösterilen
Altın ve Gümüş Tuğlaların Mânâsı:

Mahmûd bin Ali ed-Dâmûnî -kuddise sırruh- Hazretleri "Cevâhirü'l-Kıdem alâ Fusûsu'l-Hikem"inde devamla, Hâtemü'l-evliyâ'nın kendi vücudunu neden duvara iki tuğla şeklinde yerleşmiş olarak gördüğünü ifşâ ederek; gümüş tuğlanın onun aklını, altın tuğlanın ise ruhunu temsil ettiğini açıkça belirtmiş ve onun burada ayrıca kalp gözüyle kendisini, İlâhî Nûr'un tahsis edildiği kimsenin yerine yerleşmiş olarak göreceğini de haber vermiştir:

"Hâtemü'l-evliyâ'nın kalp gözüyle kendisini, İlâhî Nûr'un tahsis edildiği kimsenin yerine yerleşmiş hâlde görmesi de uzak olmaz. Yani o, bütün işlerin kemâle erdiricisi olması yönüyle kendisini; aklını gümüş tuğla yerinde ve rûhunu da altın tuğla yerinde olmak üzere, iki tuğla yerine yerleşmiş olarak görür. İşte Hâtemü'l-evliyâ kendi nefsini, bu duvarı tekmil edip tamama erdiren, zikrettiğimiz bu iki tuğla yerine aynıyla yerleşmiş görür, etrâfını istivâ eder ve böylece İlâhî işlerin hiçbiri hususunda başkasına ihtiyaç bırakmamış olur." ("Kitâbu Cevâhirü'l-Kıdem alâ Fusûsu'l-Hikem", Süleymâniye Ktp. Reşîd Efendi, nr.: 407, vr. 68b)

 


| Hakikat'te Bu Ay | Diğer Sayılar | Ana Sayfa |