İslamilminfazileti
Görüntülenen Konuyu

Allah-u Teâlâ'nın Sevgilileri'nin İfşaatlarına İzah ve Açıklamalar (86)

HÂTEM-I VELI

Hakîm et-Tirmizî -kuddise sırruh- (26)


Allah-u Teâlâ'nın Sevgilileri'nin İfşaatlarına
İzah ve Açıklamalar (86)

 

Hakîm et-Tirmizî -kuddise sırruh- (26)

 

Tekâmüliyetin Son Noktası (2)

Hakîm et-Tirmizî -kudddise sırruh- Hazretleri "Cevâbu Kitâbu mine'r-Re'y" isimli eserinde şöyle buyurmaktadır:

"İlm-i billâh, Allah'ı tanımak ve Allah'tan düşünmek, şu üç şeyi ihtivâ eden kişinindir: Kalbini Allah ile dirilten; O'nun ibtilâsını güzel görüp, ruhunu temizleyip, ubûdetini sağlam kılan ve nefsin esaretinden hürriyetle zafere ulaşan.. İşte onun rütbesi delil, menzili aşikâr, eşkâli de seyyid'liktir; Mevlâ'sı ile keremlileşmiştir. O, öne alması ve geride bırakması sayesinde, onu arzu ettiğinden daha da yücelere ulaştırır." (Cevâbu Kitâbu mine'r-Re'y, s. 191, bas: Beyrut, 1992)

Hamdolsun. Bu O'ndan geldi, O'ndan geldiği için güzel.

Abdülkâdir Geylânî -kuddise sırruh- Hazretleri buyururlar ki:

"O nerede olursa olsun her yerde sadâkat gösterir ve her halde Rabb'ine boyun eğer." (Gunye li-Tâlibi Tarîku'l-Hakk; c. 2, s. 162. bas: Kahire, 1956 (h. 1375)

Bu bir teslimiyettir, Hakk'a boyun eğmedir. Bunu yalnız dil ile değil, bütün kalıbı ve kalbi ile söyler. Bu ise sabrın en ileri noktasıdır, rızâ ise bundan daha üstündür.

O'ndan çıkacak ilâhi hükmü peşinen kabul edenler, her emrine âmâde olup, samimi ve ihlâsla yönelip boyun bükenler hakkında Allah-u Teâlâ iltifatta bulunmaktadır:

"İşte Rabb'lerinden bağışlamalar ve rahmet hep onlaradır, yalnızca onlar doğru yolu bulmuşlardır." (Bakara: 157)

Hatta size bir sır daha vereyim:

Bir gün İstanbul'a Eyüp Sultan Hazretleri'ne ziyarete gitmiştim.

O gece namaza kalktığımda, abdest alırken ayağımı lavaboya kaldıramadım ve düştüm, elimin bileği çatlamış. O gün sırf onu ziyarete gitmiştim. Bu hâdisât oldu, buyurdular ki:

"Bir rütbe de bizden olsun!" Elhamdülillâhi Rabb'il âlemin. Bunlar hep O'ndan geldiği için güzel!..

Rütbe-i bâlâ denilen Hakk'tan gelen bu yüksek rütbeye bir tane daha eklenmiş oldu.

Bir ayda üç ameliyat geçirtti, akılda hayalde yoktu. Niçin? Öyle takdir etmiş. O merdiven de öyle tecelli etmiş.

O merdivende o tecelliyatı koymuş. O tecelliyat bitecek, o merdiven aşılacak ki O'na ulaşılacak.

Bunlar hep tekâmüliyet. Tekâmüliyetin tekâmüliyeti. Tecelliyatın tecellileri... Bunları, sizin anlayacağınız şekilde anlatmaya gayret ediyorum. Oysa anlatılamayan öyle sırlar var ki akıl, havsala almaz.

 

Hakîm et-Tirmizî -kuddise sırruh- Hazretleri'nin İştiyakı:

Velilerin Hâtemi olan Hatem-i veli hakkında müstesna bir eser yazan ve bu eserinden dolayı memleketinden sürülen, kendisine çok gizli sırlar bildirilen, mânevi ilimler verilen, Hakîm et-Tirmizî -kuddise sırruh- Hazretleri bu hususta "Hatmü'l-Evliyâ" ismindeki eseri başta olmak üzere, bir çok kitaplar yazmıştır. Allah ondan râzı olsun...

Bu zât-ı muhterem; Hakîm et-Tirmizî -kuddise sırruh- Hazretleri "Hatmü'l-Evliyâ" kitabını şu temennileri ile bitirmektedir:

"Hatmü'l-Evliyâ" kitabı burada sona erdi. Allah'a hamdolsun; Allah'ın salât ve selâmı ve çokça teslimiyet, kendisinden sonra peygamber gelmeyecek olan, "Makâm-ı mahmûd"un bir tek kendisine has kılındığı Hâtemü'l-enbiyâ olan Muhammed'e, âlinin ve ashâbının üzerine olsun.

Allah-u Teâlâ'dan dilerim ki; tamamlanan kelimelerin rûhu Hatem-i evliyâ olan zâtın düsturlarını tâkip edebilme hususunda, kendisine karşı bizi küçültsün ve tevâzu sahibi kılsın. Bizi onunla biraraya getirip, onun hakkında bir delil ve şâhit olan beyanlarımızın tahkikiyle; onu görüp de, onun izinde yürümeye eriştiren vuslat sebebiyle bizleri de vâsıl eylesin. Şüphe yok ki O lütuf, kerem ve ihsan sahibidir.

Hamd, âlemlerin Rabb'i olan Allah'a âittir."

O zâtın yolunda gidebilmeyi, düsturunu takip edebilmeyi diledikten sonra Hazret bu beyanlarında bir noktayı özellikle vurguluyor:

"Bizi onunla biraraya getirip"

Demek ki görüşülüyormuş.

"Onun hakkında bir delil ve şâhit olan beyanlarımızın tahkikiyle; onu görüp de, onun izinde yürümeye eriştiren vuslat sebebiyle bizleri de vâsıl eylesin."

Bu yazdığım kitaplar Hâtem-i veli'ye bir delil, bir şahittir. Ben ona şahitim, teslimiyetimi, sadakatimi ibraz ediyorum, tazimimi, saygımı, hürmetimi arz ediyorum, diyor.

Bu beyanlarını tahkik ederek, araştırarak, gerçekleri görerek onun izinde yürümeye çalışanlar, ona tâbi olanlar, onu kabul edip yolunda gidenler olacak; "Bu Allah'ın bir lütfudur ki bizi de bu lütfa nail eylesin" diyor.

Bu sözde de büyük keramet var. Hâtem-i veli hakkında yazdığı eserlerine yapılacak şerhleri, kitapları görmüş, Hâtem-i veli'den haber veren yüze yakın veliyi de ta'ziz etmiş oluyor, onları haber veriyor.

Aynı zamanda Hazret; onu gören, ona vâsıl olan, onun izinden, yolundan gidenlerin yazdığı bu eserlerini, beyanlarını tahkik edeceğini, ifade buyurarak benim eserlerimi, beyanlarımı onun ihvanı tahkik edecek, okuyacak, araştıracak, gerçekleri görecek ve onun yolundan gidecekler demek istiyor.

Bu zât-ı muhterem çok büyük bir zât-ı âlidir. Bir "Âlem"dir. Tevâzusunu, iştiyakını hayranlıkla seyrediyorum.

 


| Hakikat'te Bu Ay | Diğer Sayılar | Ana Sayfa |