İslamilminfazileti
Görüntülenen Konuyu

HÂTEM-İ VELİ HAKKINDA RESULULLAH -SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM- EFENDİMİZ’İN HADİS-İ ŞERİF’LERİ VE ONA VÂRİS OLAN VEKİLLERİNİN İFŞAATLARI (17)

HÂTEM-İ VELİ

ABDÜLGÂNİ NABLUSÎ -Kuddise Sırruh-

HÂTEM-İ VELİ HAKKINDA
RESULULLAH -SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM- EFENDİMİZ’İN HADİS-İ ŞERİF’LERİ VE ONA VÂRİS OLAN VEKİLLERİNİN İFŞAATLARI (17)

 

ABDÜLGÂNİ NABLUSÎ -Kuddise Sırruh-

 

Tasavvuf tarihinin en seçkin simâlarından biri olan Abdülgâni Nablusî -kuddise sırruh- Hazretleri, 1640 milâdî yılında Şam’da dünyaya geldi. Asıl ismi Abdülgâni bin İsmâil’dir.

Çok küçük yaşlarda iken babasından Kur’an’ı öğrendi, henüz on iki yaşında iken babası vefat etti ve yetim kaldı. İlim tahsiline büyük bir önem vererek, devrin önde gelen âlimlerinden fıkıh, tefsir, hadis, nahiv, beyan ve sarf ilimlerini öğrendi, bu ilimlerde icâzet almaya hak kazandı. Tasavvuf yoluna intisab ederek, gerek Nakşî gerekse Kâdirî yolunun feyz ve kemâlâtından geniş bir biçimde istifade etti.

Önceleri Emevî camiinde halka vaaz ve nasihat vermekle meşgul olan Hazret, birdenbire bu hâlini terketti ve yedi sene kadar inzivâya çekilerek, halktan uzak bir hayat yaşadı. Bu dönemde Muhyiddîn-i İbn’ül-Arâbî -kuddise sırruh- Hazretleri ile Afîfüddin Timsânî -kuddise sırruh- Hazretlerinin eserlerini tetkik etti, bu iki zâtın beyanlarından çok etkilendi.

Bütün ömrünü kitap yazmakla, hizmet ve irşadla geçiren Hazret, 1731 yılında Şam’da bulunduğu sıralarda, bir ikindi vakti ebedî âleme göç etti. Cenazesine otuz binden fazla kimsenin katıldığı rivâyet edilmektedir.

Tasavvuf ehli arasında en çok kitap yazan zâtlardan olduğu bilinen Hazretin, bazı kaynaklarda belirtildiğine göre ikiyüze yakın eseri vardır. “Tahrîrü’l-Hâvî”, “El-Hadîkatü’n-Nediyye”, “Kenzü’l-Hakku’l-Mübîn”, “Keşfü’n-Nûr an-Ashâbü’l-Kubûr”, “Vesâilü’t-Tahkîk”, “El-Cevâbü’t-Tâm an-Hakîkâtü’l-Kelâm” ve “Cevâhirü’n-Nusûs fî Hall-i Kelimâtü’l-Fusûs” bu eserlerden sadece birkaçıdır.

Abdülgâni Nablusî -kuddise sırruh- Hazretleri “Cevâhirü’n-Nusûs” adlı eserinde, velâyet ilimlerinin alındığı asıl kaynak olan Hâtem-i velâyet kandili ile ilgili olarak şu malûmatı vermiştir:

“Kıyâmet gününe kadar her devirdeki veliler bu ilmi ancak Hâtem-i velî’nin, o zamandaki velâyet kandilinin nûrundan görebilirler.” (Cevâhirü’n-Nusûs, sh: 36)

Hazret eserinde: “Âdem su ile toprak arasında iken ben peygamber idim.” Hadis-i şerif’inin tefsir ve izâhını yaparken, mevzunun bir noktasında, Hâtem-i velâyet mevzusu ile ilgili en gizli sırlardan birisine temas ederek şöyle buyurmuştur:

“Bahsettiğimiz türlerden üçüncüsü olan Hâtemü’l-evliya da velî iken, Âdem henüz su ile toprak arasında idi. Çünkü o, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-in kademi üzerindedir.” (Cevâhirü’n-Nusûs, sh: 38)

Eserin Şit Aleyhisselâm’la ilgili olan ikinci bölümünde ise; bu peygamberin kendi ilmini taşıyanlara yaptığı istimdâttan, velilerin sonuncusu olan bu zâtı istisnâ ederek şöyle buyurmuştur:

“Risâlet velâyeti, nübüvvet velâyeti ve iman velâyeti hususunda evlîyanın Hatm’i olan insanın rûhu bunun dışındadır. Onun ilmi kâmillerinin ruhları arasındaki bir ruhtan değil, ancak vâsıtasız olarak, bir olan Cenâb-ı Allah-u Teâlâ’dan gelir.” (Cevâhirü’n-Nusûs, sh: 42)

 


| Hakikat'te Bu Ay | Diğer Sayılar | Ana Sayfa |