İslamilminfazileti
Görüntülenen Konuyu

EVLİYÂ-İ KİRAM -Kaddesallahu Esrârehüm- HAZERÂTI'NIN "HÂTEMÜ'L-EVLİYÂ" HAKKINDAKİ BEYAN ve İFŞAATLARI (174) Şeyhü'l-Ekber Muhyiddîn İbnü'l-Arâbî

HÂTEM-I VELI

Şeyhü'l-Ekber Muhyiddîn İbnü'l-Arâbî -kuddise sırruh- (22)


EVLİYÂ-İ KİRAM
-Kaddesallahu Esrârehüm- HAZERÂTI'NIN
"HÂTEMÜ'L-EVLİYÂ" HAKKINDAKİ
BEYAN ve İFŞAATLARI (174)

Şeyhü'l-Ekber Muhyiddîn İbnü'l-Arâbî
-kuddise sırruh- (22)

 

Ocak 2015
Hakikat Aylık İslâm Dergisi

 

"ANKÂ-İ MUĞRİB FÎ MA'RİFETİ HATMÜ'L-EVLİYÂ ve ŞEMSÜ'L-MAĞRİB" KİTABI

Yolların Yedisinin ve Parlak Yıldızların Ondan İnşa Edilmesine Dair İnci:

Bu Kürsî tekmil olup tamamlandığı vakit, işin melekeleri onda karar bulup âlemlerin yedisinin nurları dağıldı; cürümler birbirine dokunarak yolların yedisi dahi ondan sâdır olup, onu yönelişlerin kaldırılıp yükseltildiği en yüksek çatı kıldı.

İş ona tevcîh edildiğinde ise, Allah-u Teâlâ'nın:

"Kün, feyekûn" = "Ol! der, oluverir." (Yâsin: 82)

Buyruğunu meydana gelip, yıldızları göğün boşluğunun içinde yönlendirildikleri istikâmet üzere parlak şuleleri nihayete erişti. Nûrlar indirildi, hararetlendi ve felekler inşa edilip kaplanarak nihayetine erdi; [44] nihayet bulmuş olan parlak şuleler ise kendi yerindeki aslî ışıltısı üzere bırakıldı. [34b] Felekler, Muhammedî Nûrlar'ın ve Ehadiyyet makamlarının şulelerinin nurlarına kavuşup, parlak yıldızların hacmi en küçük olanı ve gözkamaştırıcı parıltısı ile kendisine ad verecek en büyük olanına dönüştü, kuşatıcı feleklerin devredip dönmesine dayanak ve bir kaynak oldu ki, onunla tam vasat yerinde buluştu ve bağlı bulunduğu akd (bağ) üzere şartlanmış olduğu iltimâs ile onu harekete geçirdi, lütuf ve keremlerin kaynağı olan Kürsî ile menzillerin parlak yıldızları tahsis edildi. Bir makam meydana geldiği zaman ise, Hakîm olan, hükmünde hikmet Sâhibi olan Allah'ın her işinde bir ayırım meydana geldi.

Şu halde bu inşanın nasıl meydana geldiği ve gizliliklerle dolu olan kitap hakkında; uyan ey gâfil, düşün ey âkil!.. Ki, ona ancak pâk ve temiz olanlardan başkası bir ad koyamaz.

Sen bu feleklerin birbirinin yörüngesinde devrini işlettiğin ve birbiriyle tahakkuk eden mülklerin âlemlerinin onunla sahasını açtığında karar kıldığın vakit, ulviyyetin inşası hakkında kurduğun bina ikmale erip tamam olur ve yazdıkların kayda geçer, ona karşı manevî uyanıklığın tesirini talep edersin; Ehadiyyet perdesine ulaşarak, fakirlikten dönmeye yol bulamazsın, ona rağbet gösterip adım attığın nispette araştırmaya koyulur ve şiddetli bir istekle ona sahip olmaya çalışır, meleklere mülâkata dalarsın.

Burada artık yeryüzünün, suyun, ateşin ve havanın varlığından yana, isimlerden geriye ne kalabilir?

 

İlk Unsurların Ondan İnşa Edilmesine Dair İnci:

Resulullah -sallahu aleyhi ve sellem- mübarek gözüyle O'nun Zât'ına nazar eder, işte o an nasipler mahallinde insanın varlığı da tahakkuk eder. Sonra onun var edildiği şeye dahi nazar eder, Melei'l-Alâ ve en küçük âlem vücuda gelip vasattaki kudsî âlem ortadan kaybolur, müstakil olan varlığın ve inzal buyurulan Nûr'un asıllarının icadı hakkındaki tedbir ele alınır. [35a] İşte o an her süflî olan için ulviyyet ve her kalp için ağırlık uzak olmaz.

Hakk Sübhânehu işte bu nazarına göre onu kabzedip sıkıştırır, bu ayıplar hakkındaki emtîadan kalan şeyleri de ondan sıyırıp çıkarmak için, Celâl ve Heybet kabzasının bu tehlikeli mahalline onu yürütür. Onun üzerindeki kahrının şiddeti nispetinde onda adâlet zuhur eder. Bu zıtlıkla ondan işin sızıntıları meydana gelir ki; bu sızıntılar da su ve kolaylaştırıcı anlamda nefestir. Bu nefesle teneffüs ise hava sayesinde olur. Sonra da onu, kendisini kabzedip sıkıştırdığı cihetin sırrına muvaffak kılarak, onu Zât'ına dönüşe dönüştürmenin arınmışlığı üzere kâim kılacak Adâlet mîzanında kurtuluşa eriştirir. [45] Üstünlük perdesiyle Adâlet mîzanından onu setreder, rahmete karşı bir soğukluk meydana gelir, onun katresinden sonra, sızıntılardan arta kalan şey kurur. Bu kuruyuş ve soğuma karara arz olunur, daha sonra ayn (öz) haziresinden ona:

"Yâ Muhammed! İşte varlıkların asılları budur. Onu senin için meydana getirdik." diye nidâ eder.

Sonra kimisi kimisine numune kılınır, hava ve arz âlemi de ondan husule gelir ve âlemin ve insanın havasını biraraya getirir. O öyle bir şeydir ki, ârif: "Bu âlemin görünmesi mekânlar içinde değil, zıtlıklar ve benzerliklerle olur." sözüyle ona işaret eder.

Suret ve şekillerin zuhuru ve her yaratılmışın izafesiyle, onun yaratıldığı şeye karşı bir kolaylığa ve inhilâlin meydana gelişini müteakip onun varlığına ulaşılır.

Onlar Allah-u Teâlâ'nın şu buyruğundaki kadîm refîklerini (arkadaşlarını) çok iyi tanırlar:

[35b] "Biz insanı en güzel bir biçimde yarattık. Sonra onu aşağıların aşağısına indirdik." (Tîn: 4-5)

Tıynetlerinin yaratılışına indirdik.

"Ancak iman edip de sâlih ameller işleyenler müstesnâ." (Tîn: 6)

Zira onlar, gölgeye ulaşmanın neredeki kimseler için mümkün olduğunu iyi bilirler.

"Onlar için tükenmeyen bir mükâfât vardır." (Tîn: 6)

Temkîni müşahede vardır.

Taayyünün müşahedesine nispetle:

"O halde sana, dini yalanlatan şey nedir?" (Tîn: 7)

Berzah, şemâil ve yemin ehli arasındaki gözün ayırt edici seçiciliğine göre:

Allah, hükmedenlerin en güzel hükmedeni değil midir?" (Tîn:

İşte bu inciler bu şekilde meydana gelir; onunla gizlenir ve perdelenir.

 


| Hakikat'te Bu Ay | Diğer Sayılar | Ana Sayfa |