İslamilminfazileti
Görüntülenen Konuyu

EVLİYÂ-İ KİRAM -Kaddesallahu Esrârehüm- HAZERÂTI'NIN "HÂTEMÜ'L-EVLİYÂ" HAKKINDAKİ BEYAN ve İFŞAATLARI (163) Şeyhü'l-Ekber Muhyiddîn İbnü'l-Arâbî

HÂTEM-I VELI

Şeyhü'l-Ekber Muhyiddîn İbnü'l-Arâbî -kuddise sırruh- (11)


EVLİYÂ-İ KİRAM
-Kaddesallahu Esrârehüm- HAZERÂTI'NIN
"HÂTEMÜ'L-EVLİYÂ" HAKKINDAKİ
BEYAN ve İFŞAATLARI (163)

Şeyhü'l-Ekber Muhyiddîn İbnü'l-Arâbî
-kuddise sırruh- (11)

 

"ANKÂ-İ MUĞRİB FÎ MA'RİFETİ HATMÜ'L-EVLİYÂ ve ŞEMSÜ'L-MAĞRİB" KİTABI

 

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-e bir bak da düşün, ey kâmil velî!

Onu araştırıp yokla ve onun sünnetinin hudutlarıyla beraber kal!

Kabrinden karanlığı onunla gider ve Haşr'e onunla yürü!

Ölülerin Diriltici'sine onunla kavuş ve haşre tutuş!

Evinde (Beyt'inde) Evin Sâhibi ortaya çıksın; ömür sür, geçmişin mayaları (özleri) ile muhâtap ol!

Benden elde ettiğin sayıca onu tasdîk ederek, kendisini tasdîk edenin elinden onu çekip al ve benden buna göre şehâdeti talep et!

Kilitli altın kitabı, kırmızı ipek hırkanın içine yaz!

Onun -sallallahu aleyhi ve sellem- izninin ve işinin mihri hakkında ilk müşâhede edici sen ol!

İşte bu ulu menzil ve büyük makamla, onun mihrini elimle terkedip işini doğrulttuğum; düğününün menziline dâhil olup onu ve kendisini çözdüğüm vakit, sonsuzluğa erişebilmemin yerine getirilişine eriştirecek mihr elime bırakıldı.

Zâtî olandan gayrısını yüceltmemesi ve ahlâkı ve sıfatı ile ilgili olandan başkasını tasdik etmemesi için, sabah iki gözü bürüdüğü ve ikisi de her biri keskin bir görüşle iki nuru bende topladığı zaman ise, ikilikte birliği ve kavuşma gecesini buldum; aklım nefsimle birleşip eşleşti, nihayet ikilikte birliğin sarhoşluğundan ayıldım ve onun aklını çekip almaya başlayarak kendi işimden hayrete düştüm.

Kimi eşini kendine bağlayan akıntının sahilini elde edebilmiş, kimi de dalgasını üzerinde kıracak bir sahili dahî bulunmayan bir akıntının içine girmişti.

Kimisi lisandan gayrı bir şekilde, korkulu sözlerle hakikatleri dile getiriyor, kimisi açıklanamayacak bir tarzda çağrıda bulunup hidâyet verici olan Allah'a ulaştırıyordu. Kimisi bir defada, herhangi bir kimsenin tarif edemeyeceği, meçhul de kalmayacağı bir biçimde kendisini mekânsızlaştırmış; kimisi bir kubbenin zirvesini ele geçirmiş; kimisi ise zikirle arıtılamayan ve fikirle halâs olunamayan birtakım sırlara istinad ederek, yeryüzünde kendisine bir zirve elde etmiştir ki, bu kimsenin kulağının işitmediği, haberi duyulmamış, gözünü hakikatine erişemediği, beşer kalbinin üzerinde hatırlanan şeyin hazîresidir.

 

Şiir:

Sâhilsiz denize şaştım, O'nun denizinin sâhili yoktur
Uçsuz bucaksızdır, karanlığı, gecesi, aydınlığı yoktur

Câhilin tanıyıp haber aldığı bir konumu bulunmayandır
Kahrın merkezini yürüten, nasbedilmiş Kubbe-i hadrâ'dır

Yüksektir ama kubbesi yoktur, gizli-örtülü yer değildir
Gayrı olmayana sırla seslendim, dendi: "Buna fikrin nedir?"

Dedim ki: "Gücüm yoktur; o kevndeki kuvvet ve sabrdan ötedir!"
Cennetimde fikri kavranmayınca "Yutekadu'l-cemr"

Her sabahın güzelidir, onda iltimas ve çekişme yoktur
Bana dendi: "Ben hûriyim diyen refîk hangi zümreden olur?"

Hafif fısıltı değil, korkuyla kâim güzellerin hitâbı
Hafifçe verir ve nikâhlar onu gecede, hattâ fecr başı

Bu kimseden başkası da bulunmaz nikâhlanacak, işe bak!
[20b] Güneş de ayın aydınlık ve nurlu ışığına girer mutlak

[25] Nitekim zaman, bir kimsenin buyruğuyla zemm içinde dursun
Ki, zamanın Sahibi'nin salâtı O'nun üzerine olsun!

İşte ben, müyesser olmayan bu acâiplikleri sana izhâr etmeyi murâd ettim ve Allâh'ın desteğiyle seni ona yöneltmek istedim.

Eğer sen âriflerin hâllerini görseydin, ey kardeşim; onlar nefislerinden sıyırılıp çıktıkları ve hissettiklerini açığa vurduklarında kalpleri seni arıtıp temizler, gaybları sana izhar eder, perdeleri senden kaldırır, İlâhî nurları nüksettirir ve gücüne göre İlâhî tecelliler senin olurdu.

Kimi kudsiyyeti müşâhede eder, kimi Üns'ü müşâhede eder. Kimi İlâhî Azamet'i ve Cemâl'i müşâhede eder; kimi İlâhî letâfeti ve Celâl'i müşâhede eder. Kimi kendi aynasında heybete düşer, kimi kendi arzusu içinde bir fısıltı duyar.

Onlar gayba muttali' olurlarsa, sen neredeyse onlardan kaçacak gibi olursun.

Onlarla oturup sohbet etsen, öyle olur ki; sen onları sanki müşâhid ya da azap edici bir melek addedersin. Kuvvetten düşersin, benliğin çözülür, münâsaha kapısına koşarsın.

Sana Hakk'ı müşâhede ettirir, yola çıkmaya duyduğun şevk de buna nisbetle iyice artıp şiddetlenir.

 


| Hakikat'te Bu Ay | Diğer Sayılar | Ana Sayfa |