İslamilminfazileti
Görüntülenen Konuyu

EVLİYÂ-İ KİRAM -Kaddesallahu Esrârehüm- HAZERÂTI'NIN "HÂTEMÜ'L-EVLİYÂ" HAKKINDAKİ BEYAN ve İFŞAATLARI (113) Kâdı Muhammed bin Mehmed -kuddise

HÂTEM-I VELI

Kâdı Muhammed bin Mehmed -kuddise sırruh-


EVLİYÂ-İ KİRAM
-Kaddesallahu Esrârehüm- HAZERÂTI'NIN
"HÂTEMÜ'L-EVLİYÂ" HAKKINDAKİ
BEYAN ve İFŞAATLARI (113)

Kâdı Muhammed bin Mehmed -kuddise sırruh-

 

HAYATI ve ESERLERİ

Hayatı hakkında yeterli bir bilgi bulunmayan ârif-i billâh Şeyh Muhammed bin Mehmed -kuddise sırruh- Hazretleri, Osmanlı Devleti zamânında yaşamış olan Halvetî şeyhlerinin en fazîletlilerinden biri olup Çorum'da dünyaya gelmiştir. On sekizinci yüzyılda yaşamış olan Hazret'in doğum ve vefât târihleri ile ilgili olarak kaynaklarda herhangi bir bilgiye yer verilmemiştir.

Yaşadığı dönemde bir müddet Hakîm vezir Koca Râgıb Paşa'nın kitapçılık hizmetini yürütmüş olan Hazret'in, Osmanlı âlim ve müellifleri arasında müstesnâ bir yere sâhip olduğu rivâyet edilir. İsminin başındaki "Kâdî" vasfı bir dönem kadılık da yaptığı izlenimini vermektedir.

Tasavvufî mâhiyette yazmış olduğu ve günümüze kadar ancak dört adedi ulaşabilmiş olan eserlerinin ana konusunu daha çok nübüvvet ve velâyetle ilgili meseleler teşkil etmekte olup, hepsi de kendi alanlarında önemli birer kaynak mesâbesindedir.

Müellif Hâtemü'l-evliyâ olan zâtla ilgili iki mühim risâle te'lif etmiştir ki, bilhâssa bu iki eser, onun ilmî kemâlinin yüceliğini ortaya koyan mühim birer delildir. O, Hakîm et-Tirmizî -kuddise sırruh- Hazretleri'nin te'lif ettiği "Hatmü'l-Evliyâ" kitabı, Muhyiddîn İbnü'l-Arâbî -kuddise sırruh- Hazretleri'nin "'Ankâ'-i Muğrib fî Ma'rifeti Hatmü'l-Evliyâ"sı ve Sa'deddîn Hamevî -kuddise sırruh- Hazretleri'nin yazdığı "Risâle fî Zuhûr-ı Hâtemü'l-Velâye" adlı eserden sonra bu hususta müstakil eser yazabilmiş dördüncü velî olması hasebiyle, emsâlleri arasında öne çıkmış seçkin bir âlim ve eşine ender rastlanan bir âriftir.

Hazret'in bu iki risâlesinden biri "Hâtemü'l-velâye" ile ilgili bâzı sırların izâhına tahsis edilmiş olup, meselenin muhtevâsını ve âdetâ Muhyiddîn İbnü'l-Arâbî -kuddise sırruh- Hazretleri'nin konu ile ilgili bâzı ifşaatlarının şerhini ihtivâ etmektedir. "Risâle en-Nâberât fî Beyâni Hatmü'l-Velâyeti'l-Muhammediyye" adındaki bu küçük risâle otuz yapraktan meydana gelmiştir ve yegâne nüshası Süleymâniye Kütüphânesi Düğümlü Baba Kitaplığı, nr.: 28'dedir.

"İsbâtu Hatmü'l-Evliyâ" adını taşıyan diğer risâlede ise müellif, daha çok "Hâtemü'l-velâye" mertebesinin varlığını tespit ve bunu yaparken de meseleyi ispat gâyesi gütmüştür.

"Fusûsu'l-Hikem" kitabını şerheden ve "Esrârü'l-Muhammedî ve İrşâdü'l-Ahmedî" isminde bir kitabı daha bulunan müellifin eserleri; ne hayâtında iken, ne de vefâtından sonra hiç basılmamıştır.

 

"HÂTEMÜ'L-EVLİYÂ" HAKKINDAKİ
BEYAN ve İFŞAATLARI

Kâdı Muhammed bin Mehmed -kuddise sırruh- Hazretleri'nin göze çarpan en büyük husûsiyetlerinden birisi; "en-Nâberât fî Beyâni Hatmü'l-Velâyeti'l-Muhammediyye" adlı eserinde "Hâtemü'l-velâye" ile ilgili sırları kaynağından nasıl aldığını açıkça ifşâ etmesidir.

Hâtemü'l-evliyâ'nın âhir zamanda gönderileceğini ve Şer'î hükümleri yeniden yerine oturtacağını haber veren Hazret, bu ifşaatlarının yanısıra eserinde daha pek çok gizli sırra dikkati çekmiştir.

 

"Hâtemü'l-Evliyâ"yı İkrâr ve Tasdik:

Kâdı Muhammed bin Mehmed -kuddise sırruh- Hazretleri "en-Nâberât fî Beyâni Hatmü'l-Velâyeti'l-Muhammediyye" adlı eserinde; Hâtemü'r-rusül Aleyhisselâm'ın Hâtemü'l-evliyâ olan zâtın, Hâtemü'l-evliyâ'nın ise kendisinin "Seyyid"i olduğuna işâret ederek, bu Hâtem'in de diğeri gibi bir "Hâtem" olduğunu ikrâr ve tasdik etmiştir:

"O'nun (Hâtemü'l-evliyâ'nın) Seyyid'i -sallallâhu 'aleyhi ve sellem- nasıl ki Resûl'lerin -'aleyhimü's-selâm- Hâtem'i ise; benim delîlim ve seyyidim olan Hâtemü'l-evliyâ'nın da bir 'Hâtem' olduğunda şüphe yoktur." ("Risâle en-Nâberât fî Beyâni Hatmü'l-Velâyeti'l-Muhammediyye", Süleymâniye Ktp. Düğümlü Baba, nr.: 28, vr. 2b)

 

Hazret'in, "Hâtemü'l-Velâyet"le İlgili Sırları
Kaynağından Alışı:

Kâdı Muhammed bin Mehmed -kuddise sırruh- Hazretleri "en-Nâberât fî Beyâni Hatmü'l-Velâyeti'l-Muhammediyye"nin bir başka noktasında "Hâtemü'l-velâye" ile ilgili sırları bizzat kaynağından aldığına işâret ederek, "Fusûsu'l-Hikem"deki sırları şerhetmeye çalışırken bizzat Hâtemü'l-evliyâ'nın rûhâ-niyetinden istimdâd ettiğini, ancak onunla ilgili kimi sırlara vâkıf olduğunu, kimilerinde ise kendi içtihâdını ortaya koyduğunu açıkça haber vermiştir:

"Her şeyin Rabb'i ve yüce tasvircisi olan Allah'a hamdolsun! Rabb'im beni ikrâmına mazhar kıldığı ve Hâtemü'l-evliyâ'nın esrârıyla feyizlendirdiği vakit, benimle mülâkî olduğu hâlde onun rûhuna yöneldim ve ben has imam (Şeyhü'l-ekber'in) Fusûs'unu şerhetmekle meşgul oldum. Kimi zaman daralıp açılıyordum ve onun kimi meseleleri hakkında, bilip belirleyemediklerimi seçmekte serbest kalıyordum. Hakk inâyetiyle, uykumda onun rûhunu bana yollayarak, bâzen (beni) âdetâ boğmak istiyor; bâzen de göğsümü daraltanı kendisine sordurarak onu yerine getiriyordu." ("Risâle en-Nâberât fî Beyâni Hatmü'l-Velâyeti'l-Muhammediyye", Süleymâniye Ktp. Düğümlü Baba, nr.: 28, vr. 7a-7b)

Nitekim Şeyhü'l-ekber -kuddise sırruh- Hazretleri, bir başka eseri olan "'Ankâ'-i Muğrib" kitabında, "Hâtemü'l-evliyâ'nın makamla ilgili yönünün açık, cismânî yönünün kapalı tutulduğunu" açıkça haber vermiştir. Kâdı Muhammed bin Mehmed -kuddise sırruh- Hazretleri'nin bu beyânı, Evliyâ-i kirâm Hazerâtı'nın "Hâtemü'l-evliyâ'nın kim olduğu" sorusunu neden çözemediklerine; makâmını ve alâmetlerini birebir aynı sözlerle ifşâ ettikleri hâlde cismen hangi zât olduğu konusunda neden ihtilâfa düştüklerine açıklık getirmektedir.

Hâtemü'l-evliyâ hakkındaki en net ve kesin beyanlar, hakkında ilk defâ husûsî bir eser kaleme alan Hakîm et-Tirmizî -kuddise sırruh- Hazretleri'ne âittir. O, Hâtemü'l-evliyâ'nın vasıf ve alâmetlerini ihtilâfa imkân bırakmayacak bir biçimde ifşâ etmiştir. Ancak ondan aldıkları ilhamla yürüyen diğer zevât-ı kirâm, başta Muhyiddîn İbnü'l-Arâbî -kuddise sırruh- Hazretleri olmak üzre, kim olduğunu tespit etmeye çalışırken dâimâ kendi içtihadlarını yürütmüşler; kimi daha önce kendisini "Hâtemü'l-evliyâ" zannetmesine bakarak onun Şeyhü'l-ekber -kuddise sırruh- Hazretleri, kimisi Mehdî, kimisi de İsâ Aleyhisselâm olabileceğini öne sürmüşlerdir. Halbuki onun cismî yönünün gizli tutulduğunu "'Ankâ-i Muğrib" kitabında bizzat Şeyhü'l-ekber -kuddise sırruh- Hazretleri haber verdiği gibi; aynı eserde bu zâtın Hazret-i Mehdî ve İsâ Aleyhisselâm'dan başka bir kimse olduğunu da yine kendisi ifşâ etmiştir.

 

Hâtemü'l-Evliyâ'nın
Velîler Üzerindeki Ezelî Tasarrufu:

Kâdı Muhammed Efendi -kuddise sırruh- Hazretleri "en-Nâberât"ta yukarıdaki esrârın yanısıra, Hâtemü'l-evliyâ'nın ezelî hakîkatinin yaratılışı ile ilgili sırlara da nüfûz etmiş ve velîlerin elde ettikleri bütün İlâhî lütuflara onun ma'rifetinin kemâli ve Allah'ı bilmede kendilerine tasarruf etmesi sâyesinde kavuştuklarını haber vermiştir:

"Hâtemü'l-evliyâ, Âdem henüz su ile toprak arasında iken velî olmuştu. Söylenilen şey doğrudur. Zîrâ onlar varlık sûretinde açığa çıkarıldıkları vakit; onlara fayda ve ilimlerin yayılması, en küçük âlemin onlarla korunması ve onların en büyük âlemin mutasarrıfları kılınmaları, ondaki ma'rifetin kemâlinden ve Allah'ı bilme husûsunda (kendilerine) tasarruf etmesinden ileri gelmişti." ("Risâle en-Nâberât fî Beyâni Hatmü'l-Velâyeti'l-Muhammediyye", Süleymâniye Ktp. Düğümlü Baba, nr.: 28, vr. 12b)

 

Âhir Zamandaki Tecdîd Vazîfesi
ve Güneşin Batıdan Doğma Saati:

Hazret "en-Nâberât fî Beyâni Hatmü'l-Velâyeti'l-Muhammediyye" adlı risâlesinde Hâtemü'l-evliyâ'nın âhir zamanda Şer'î hudutları yeniden yerine oturtacağını; bundan sonra güneşin batıdan doğma saatinin artık iyice yaklaşacağını haber vermektedir:

"Tıpkı kitap ile gönderilen peygamberlerden Mûsâ'ya arkadaşlık eden Hızır Aleyhisselâm gibi; bir velînin de, kendi zamânındaki peygamberin Şerî'at hudûdunu aşması sözkonusu olamaz. O'nun şerî'atına gerek duyulurken; nihâyet 'Îsâ'nın refâkatine erişilmiş ve bu kez onun şerî'atı devâm etmiştir. Daha sonra ise onun şerî'atının imtisâli olan emânetler, Hâtemü'r-rusül Aleyhisselâm'a vâsıl olmuştur.

Allah-u Teâlâ âhir zamâna kadar, tâ ki Hâtemü'l-evliyâ ile toparlanıncaya kadar onu devâm ettirecek ve onunla birlikte tekrar yerine oturtacaktır. Tâ ki Allah, Hâtemü'r-rusül Aleyhisselâm'ın nübüvvetiyle duvarı tamamladığı gibi; sonra da Hâtemü'l-evliyâ ile kendi duvarının iki tuğlasını tamamlamış olsun. Buna göre de, umarım ki güneşin batıdan doğma saati artık iyice yaklaşacaktır." ("Risâle en-Nâberât fî Beyâni Hatmü'l-Velâyeti'l-Muhammediyye", Süleymâniye Ktp. Düğümlü Baba, nr.: 28, vr. 26b)

 


| Hakikat'te Bu Ay | Diğer Sayılar | Ana Sayfa |